FERÂİZ BÖLÜMÜ · 10 – MÜSLÜMAN KAFİRE VARİS OLABİLİR
Mİ?


2909 – Üsâme bin Zeyd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müslüman kafire, kafir de müslümana vâris olamaz,” buyurdu. [605]





2910 – Üsame bin Zeyd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Veda haccında ben, “Ya Rasûlallah, yarın Mekke’de nereye ineceksiniz,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “(Amcam oğlu) Âkil bize ev bark mı bıraktı?” buyurdu. Sonra Muhassab’ı kastederek, “Biz, Kureyş’in üzerinde küfür üzerine yeminleştiği Benî Kinâne’nin taşlık vadisine ineceğiz,” buyurdu. Burası Benî Kinâne’nin Kureyşle, Haşim oğulları aleyhine onlarla evlenmemek, onlarla alış veriş yapmamak ve onları barındırmamak üzerine yeminleştikleri yerdir. Zührî Hayf: Vadi demektir, dedi. [606]
İZAH
Hayf: Selin getirdiği moloz taşların bulunduğu taşlık vadidir. Benî Kinâne’nin Hayfı ise, Mekke ile Mina arasında muhassab adı verilen taşlık vadidir. Burada Benî Kinâne Kureyş’e yeminli söz verdi. Benî Haşimi Mekke’den çıkaracaklarına, başta Peygamberimizle olmak üzere onlarla evlenmeyeceklerine, alış veriş yapmayacaklarına ve onları barındırmayacaklarına yeminli boykot senedi yazdılar. Kabe’nin içine koydular. Cenab-ı Allah bir güve gönderip, boykot senedini yedirdi. Sadece Allah ismi kaldı. Cebrail bunu Peygamberimize bildirdi. O da amcası Ebû Talib’e haber verdi. Ebû Talib müşriklere durumu haber verdi. Açtılar baktılar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in haber verdiği gibi buldular. Müslümanlar, üç senelik boykottan kurtuldular. Bu hadis-i şerif müslümanın müslüman olmayana vâris olamayacağına delil olarak getirilmiştir. Ebû Talib öldüğü zaman oğullarından Cafer ve hazreti Ali müslüman idiler, vâris oldular. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret edince Akil ev bark ne varsa sattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Veda haccında bayramın dördüncü günü Mekke’ye inecekti. Üçüncü günü, yarın Mekke’de nereye ineceksin, diye sordular. Amcam oğlu Akil bize ev mi bıraktı? Muhassab’a ineceğiz, diye cevap verdi. (Bezl-ül-Mechud, c. 13, s. 191)


2911 – Amr bin Şuayb’ın babası Şuayb’dan, dedesi Abdullah bin Amr’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: İki ayrı dinin mensupları birbirlerine mirasçı olamazlar.” [607]
İZAH
Biri kafir, öbürü Müslüman iki milletin halkı birbirlerine vâris olamazlar. İrse mani üç şey var:
1- Dinlerin ayrı oluşu.
2- Miras bırakanı öldürmek. (Miras bırakanı öldüren kimse ne kadar yakın da olsa maktüle vâris olamaz.
3- Kölelik. Kölelin malı efendisine ait olduğundan azat edilmedikçe vârislik hakkı yoktur. Akrabasına vâris olamaz.




2912 – Abdullah bin Büreyde radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Biri Yahudi öbürü Müslüman iki kardeş Yahya bin Ya’mura huzûrunda mürafaa oldular, (mahkemeleştiler.) Onlardan Müslüman olanı vâris kıldı ve şöyle dedi: Bana Ebûl Esved haber verdi, ona da bir zat haber vermiş. O zata da Muaz haber vermiş. Muaz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim, “İslam artar eksilmez,” dedi. Müslümanı müslüman olmayana vâris kıldı.
İZAH
İslam inananlarla artar. Dininden dönenlerle eksilmez. Feth edilen ülkelerle artar. Düşmanın saldırmasıyla eksilmez. Hazreti Muaz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözüne dayanarak bir Müslümanın gayri müslime vâris olacağını söylerdi.


2913 – Esved ed-Deylî radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Hazreti Muaz’a bir Yahudinin mirası getirildi. Ona Müslüman (olan akrabasını) vâris kıldı. Geçen hadisin manası Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet olundu.

