Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Sehm-i sâfî babı

-4. CİLT- · 21 – SEHM-İ SÂFÎ BABI 2991 – Âmir eş-Şa’bî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sehmi vardı. Buna sehm-i sâfî denirdi. İster …

-4. CİLT- · 21 – SEHM-İ SÂFÎ BABI

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2991 – Âmir eş-Şa’bî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sehmi vardı. Buna sehm-i sâfî

denirdi. İster köle olsun, ister cariye olsun, isterse at olsun bunu humustan

önce seçerdi.

İZAH

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zâtına mahsus olan bu sehm-i sâfî,

ganimet taksim edilmeden önce ayrılırdı. Bu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e mahsus olduğu için, kendisinden sonra halifelere bu hak yoktu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2992 – İbn-i Avn radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Muhammed bin Sirin’den, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

sehminden ve Safi’den sordum. İbn-i Sirin şöyle dedi: Savaşta

bulunmamışsa bile Müslümanlarla beraber Hz. Peygamber’e bir pay

ayrılırdı. Sâfî ise her şeyden önce humustan (seçerek alabileceği bir adet

köle ya da cariye veya at ve kılıç) verilirdi.

İZAH

Bu hadis-i şerif, yukarıda geçen hadisle çelişiktir. Çünkü o, hadiste safi

beşte bir alınmadan önce ganimet malının tamamından alındığını bildirirken

bu hadiste, beşte birin içinden safi alındığını bildiriyor. Bizim mezhebimize

göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ganimet malında üç hissesi

vardı. Safi, beşte birin beşte birine bir savaşçıya verilen sehim gibi sehim.

(Bezl-ül-Mechud)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2993 – Katâde radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, gaza yaptığı zaman onun bir sehm-i

sâfîsi vardı. Onu dilediği yerden alırdı. İşte Safiye denilen pay bu paydı.

Kendisi gazaya gitmediği zaman ona bir sehim (pay) ayrılır, beğendiğini

seçmekte muhayyer kılınmazdı.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2994 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Safiye radıyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e verilen

sâfî hissedendi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2995 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Hayber’e geldik. Allah Teâlâ kalenin fethine muvaffak kılınca, Huyey kızı

Safiyye’nin güzelliği, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verildi.

Yeni gelindi. Kocası öldürülmüştü. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

onu kendisi için seçti, onunla gitti. Süddü Sahba’ya vardığımızda, Safiye

hayızdan kurtuldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de ona zifafta

bulundu.

İZAH

Safiyye radıyallahu anh’nın eski kocası Kinâne bin Rabi bin Ebıl Hakık’tı.

Hayber harbinde öldürülmüştü.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2996 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Safiyye radıyallahu anha, Dıhyetü’l-Kelbi’nin hissesine düşmüştü. Sonra

(Dıhye’nin rızası ile) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oldu. [5]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2997 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Dıhye’nin hissesine güzel bir cariye düşmüştü. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem onu yedi baş karşılığında satın aldı. Sonra onu süslemesi ve zifafa

hazırlaması için Ümmü Süleym’e teslim etti. Hammad dedi ki:

Zannedersem bu hadisi bana nakleden Sabit şöyle dedi: Ümmü Süleym’in

evinde Huyey kızı Safiyye iddetini bekliyordu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2998 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

(Hayber’de) esirler toplandı. Dıhye gelerek, “Ya Rasûlallah, esirlerden bana

bir cariye ver” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Git bir cariye

al” buyurdu. O da Hüvey kızı Safiyye’yi aldı. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’e bir kimse geldi ve ya Nebîyyallah, Dıhye’ye (bir cariye) verdin.

Yakup rivâyetinde Nadr ve Kurayza’nın efendisi Huyey’in kızı Safiyye’yi

verdin (dedikten sonra, ittifak ederek) Safiyye ancak sana yakışır, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Dıhye’yi cariye ile beraber çağırın”

buyurdu. Safiyye’ye nazar buyurunca Dıhye’ye şöyle dedi: “Esirlerden

Safiyye’den başka bir cariye al” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

onu azat etti ve kendisine nikahladı. [6]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2999 – Yezid bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Biz Mirbed (mevkiinde) idik. Saçı karma karışık bir adam, elinde (yazı

yazmaya yarayan) kırmızı bir deri parçası ile bize geldi. Biz ona sen çöl

halkından birine benziyorsun dedik, o da evet dedi. Şu elindeki deri

parçasını bize ver, dedik. O da deri parçasını bize verdi. Deriyi okuduk

içinde şu yazılı idi. (Allah’ın Rasûlü Muhammed’ten Ukayş oğlu Züheyr

oğullarına, eğer sizler Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in

Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahâdet eder namazlarınızı kılar,

zekatlarınızı verir, ganimetten humusu ve Rasûlullah’ın sehmini ve safi

denen sehmi öderseniz o zaman siz Allah ve Rasûlü’nün emanıyla

emniyettesiniz.” Biz ona sana bunu kim yazdı?” dedik. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem yazdırdı cevabını verdi.