ZEKÂT BÖLÜMÜ · 45 – SILA-İ RAHİM (AKRABAYA İYİLİK ETMEK)











1689 – Enes radıyallahu anh’dan:
“Sevdiğiniz maldan sadaka vermedikçe iyiliğe eremezsiniz” meâlindeki
(Al-i İmrân ayet: 92) inince Ebû Talha: Ey Allah’ın Rasûlü, ben görüyorum
ki, Rabbımız bize mallarımızdan fakirlere vermemizi istiyor. Ben seni şahit
tutarak Eriha’daki arâzimi Allah rızası için vereceğim, dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem: “O malı yakınlarına ver” buyurdu. Ve Ebû
Talha, o arâziyi Hassan bin Sâbit ve Ubey bin Kâ’b arasında taksim etti.
Ebû Dâvud diyor ki: Bana Muhammed b. Abdullah el-Ensârî’nin şöyle
dediği ulaştı: Ebû Talha ve Hassan üçüncü babaları olan Haram da
birleşirler. Ubey bin Ka’b bin Kays bin Atîk bin Zeyd b. Muaviye bin Amr
bin Mâlik bin en-Neccar. Böylece Amr, Hassan, Ebû Talha ve Ubeyyi
birleştiren atadır. Ensarî dedi ki: Ebû Talha ile Hassan arasında altı ata var.
İZAH
Eriha: Medine’de bir mevkinin adıdır.



1690 – Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in ailesi Meymûne
radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
– Bir cariyem vardı, onu azat ettim; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
yanıma girdi. Cariyemi azat ettiğimi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’e haber verdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Allah sana çok sevap versin. Eğer sen, o cariyeyi azat etmeyip de
dayılarına verseydin senin mükâfatın daha büyük olacaktı” buyurdu.





1691 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan demiştir ki:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sadaka ile emretmişti. Bir kimse,
“Ey Allah’ın Rasûlü yanımda (yalnız) bir dirhemim var,” dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem ona:
– “Onu kendi şahsına harca” buyurdu. O kimse:
– Yanımda ondan başka bir dirhemim daha var, dedi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem:
– “Onu çocuğuna harca” buyurdu. Adam:
– Yanımda başka bir dirhemim daha var, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem:
– “Onu da zevcene (hanımına) veya zevcine (eşine) harca” buyurdu. Adam:
– Yanımda başka bir dirhemim daha var, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem:
– “Onu da hizmetçine sarfet” buyurdu. Adam:
– Yanımda başka bir dirhemim daha var, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem:
– “Sen kendi durumunu daha iyi bilir ve daha iyi görürsün. (Nereye sarf
edileceğini ona göre ayar edersin.)” buyurdu. [503]


1692 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bir kimseye geçimini teminle
mükellef olduğu kimseleri (sefalet içinde) zayi etmesi, vebal bakımından
yeter” buyurdu. [504]
İZAH
Mü’min elinde bulunan servetini hayra ve meşru olmak şartı ile çoluk
çocuğuna sarf edip onları sıkıntı altında bırakmamalı, elinde olanı tutup
çoluk çocuğunu tazyik altında bırakmak en büyük vebaldir.


1693 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kimi rızkının genişletilmesi ve
ömrünün bereketlenmesi sevindirirse akrabalarını sıla etsin” buyurdu. [505]
İZAH
Akrabaları sıla, salihleri ziyaret, cemiyette iyi geçim, rızkın bolluğuna ve
ömrün az da olsa bereketli olmasına sebep olur.



1694 – Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim:
“Allah (c.c) buyurdu: Ben Rahmanım, akraba da rahimdir. Rahme kendi
isminden bir isim ayırdım ve taktım. Kim rahmini (Akrabasını) sıla ederse,
bende o kimseyi (rahmetimle) sıla ederim. Kim de onu sıla etmezse ben de
ondan tamamen rahmetimi keserim.” [506]


1695 – Abdurrahman bin Avf’dan rivâyet edildiğine göre geçen hadisin
manasında bir hadis işitmiştir.


1696 – Muhammed bin Cübeyr bin Mut’ım’dan: o da babasından Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e varan bir senetle rivâyet eder: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem: “Akrabasını sıla etmeyen, cennete giremez”
buyurdu [507]
İZAH
Akrabaları sıla, bizzat ziyaretle, hediye göndermekle, mektup yazmakla ve
selâm yollamakla yapılır. En güzeli bizzat gidip hem ziyaret ve hem de
hediye götürülerek yapılandır. Akrabamız her ne kadar soğuk davransa da
biz onlara karşı sıcak davranarak, akrabalık bağını koparmayacağız.




1697 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh’dan rivâyetle:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Akrabasının sılasına karşılık sıla
eden, sılacı sayılmaz. Asıl akrabasını sıla eden kimse, akrabası kendisini
sıla etmediği vakit sıla edendir” buyurdu.

