Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Şirk ülkesinde ikamet etmek

CİHAD BÖLÜMÜ · 182 – ŞİRK ÜLKESİNDE İKAMET ETMEK 2787 – Semüre bin Cündeb radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet etmiştir: Bundan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim müşrikle beraber …

CİHAD BÖLÜMÜ · 182 – ŞİRK ÜLKESİNDE İKAMET ETMEK

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2787 – Semüre bin Cündeb radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet etmiştir:

Bundan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim

müşrikle beraber olur ve (müşrik diyarında) onunla beraber ikamet ederse o

da müşrik gibidir.”

İZAH

Müşrikle beraber olmanın birkaç manası var:

1. Bir müşrikle arkadaş olup, onunla beraber oturup kalkan demektir.

2. Müşrik bir kadınla evlenip onunla bir arada kalan demektir.

3. Karı-koca müşrik iken erkek müslüman olur, kadın şirkinde ısrar eder,

erkek de ondan ayrılmaz, ona yakın olur. Ve onunla bir arada kalırsa, o da

onun gibi demektir. Müşrik bir kadının mü’min bir erkekle bir arada

yaşaması mümkün değildir. Çünkü ehl-i imanın nikâhında kâfir bulunamaz.

Mü’min bir kadın da müşrik bir erkeğin nikâhında duramaz. Kâfirin

nikâhında mü’minenin bulunması caiz olamaz.

[348] . Buhâri, K. Edeb, B. 95, Kavlü-r-Rasûlü veyleke n, 48/8; Müslim, K.

İmâret, B. Mübâyaati ba’de fethi Mekke, n. 87; Nesêi, K. Bey’ah, B. 112,

Şe’nü-l-hicreti, n. 143 / 7

[349] . Müslim, K. Birr, Bâbu fazl-ı-rıfkı, n. 2594

[350] . Müsned, 99/4

[351] . Buhâri, K. Hac, Bâbu fazl-ıl-haram, K. Cihad, Bâbu vucûbü-l-tenfir,

n. 28-29/6; Müslim, K. İmâret, K. Hac, Bâbu-l-mübâyaati ba’de feth-i

Mekkete, n. 1353; Nesêî, K. Cihad, Bâbu-l-ıhtılâfı fi ınkıtâı-l-Hicreti, n.

146/8; Tirmizi, K. Seyr, Bâbu-l-hicre n. 1590; Dârimi, n. 239/2; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, n. 1991 – 2396 – 2818

[352] . Buhari, K. İmân, Bâbu-l-Müslimi men selime n. 9/1; Müslim, K.

İman, Bâbu tefâduli-l-İslâm, n. 40

[353] . Buhâri, K. Cihad, Bâbu efdali-n-Nâsı, n. 18/4, K. Rıkâk, Bâbu-l-uzle,

n. 129/8; Müslim, K. İmâret, Bâbu-fazlı-l-Cihâd, n. 1888; Tirmizi, K.

Fezâili-l-Cihad, Bâbu eyyi-n-nâsı efdalü, n. 1660; Nesêî, K. Cihâd, Bâbu

fazl-ı men câhede bi nefsihî, n, 10/6

[354] . Buhâri, K. Ta’bir, Bâbur-ru’yâ bi-n-nehâri, n. 43/9; K. Cihad, Bâbu-

d-duâi bi-l-cihâdı, n. 19/4; Nesêî, k. Cihad, K. İsti’zân, Bâbu men zâre

kavmen, n. 63/8; Müslim, K. İmâret, Bâbu fazlı-l-ğazvi i-l-bahri, n. 1912;

Tirmizi, K. Fezâili—Cihâd, Bâbu fi ğazvi-l-bahri, n. 1645; İbn-i Mâce, K.

Cihâd, Bâbu-l-ğazvi fi-l-bahri, n. 2776; Nesêi, K. Cihâd, Bâbu fazlı-l-cihâdı

fi-l-bahri, n. 4016; Dârimi, Bâbu fazl-ı ğazâti-l-bahri, n. 2426; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, K. Cihad, n. 240 – 264

[355] . Müslim, K. İmaret, Bâbu men katele kâfiren, n. 1891

[356] . Müslim, K. İmâret, Bâbu hurmeti nisâi’l-mücâhidîn, n. 1897; Nesêî,

K. Cihad, Bâbu hurmeti, nisâi-l-mücâhidîn, n. 5016

[357] . Müslim, K. İmâret, Bâbu Kadr-i sevâbı men gazâ, n. 1906; Nesêî, K.

Cihad, Bâbu Sevabi’s-seriyyeti, n. 18/6; İbn-i Mâce, K. Cihad, Bâbu-n-

Niyyeti fi-l-kıtâl, n. 2785; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 169/2

[358] . Tirmizî, K. Fezâili-l-Cihad, Bâbu fazl-ı men mâte murâbıtan, n. 1621

[359] . Neseî, K. Cihad, Bâbu-l-teşdîdi fî terki-l-cihad, n. 3099; Müslim, K.

İmâret, Bâbu zemm-i men mâte velem yağzu, n. 1910

[360] . İbn-i Mâce, K. Cihad, Babu-t-tağlîzi fi terki-l-cihad, n. 2762

[361] . Neseî, K. Cihad, Babu vucubi-l-cihad, n. 3098; Darimi, K. Cihad,

Babu cihadı-l-müşrikîne bi-l-lisâni, n. 213/2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n.

124/3-153-251; İbn-i Hıbban n. 1618; Hakim, Müstedrek, n. 81/2

[362] . Buhari, K. Cihad-Fezail’il-Kur’an, Tefsir; Müslim, K. İmaret, Babu

sukûti farzı-l-cihadı an’il-mağzûrîne, n. 1898; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3034, K.

Cihad, n. 1670; Neseî, K. Cihad, Babu fazlı-l-mücâhidîne ala-l-kâıdine, n.

3104

[363] . Buhari, K. Meğâzî, Babu Nüzulü’n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve

sellem, K. Cihad, n. 31/4; Müslim, K. İmaret, Babu sevabı men habesehû,

n. 1911; İbn-i Mace, K. Cihad, Babı men habesehü-l-özrü ani-l-cihadı, n.

2765

[364] . Buhari, K. Cihad, Babı fazl-ı men cehheze ğâziyen, n. 32/4; Müslim,

K. Cihad, Babu iâneti-l-ğâzî, n. 1893; Tirmizî, K. Cihad, Babu fazl-ı men

cehheze ğâziyen, n. 1628; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu fadl-i men “cehheze”

ğâziyen, n. 2759

[365] . Müslim, K. Cihad, Babu fazl-ı iâneti-l-ğâzî, n. 1896

[366] . Tirmizî, K. Tefsir, (sureti’l-Bakara), n. 2976

[367] . Tirmizî, K. Cihad, Babu fazlı-r-remyi fi sebili-llahi, n. 1637; Neseî,

K. Hayl, Babu te’dibi-r-racüli feresehu, n. 3608; Müslim, K. İmaret, Babu

fazlı-r-remyi fi sebili-llahi, n. 1919

[368] . Müslim, K. İmaret, Babu fazlı-r-remyi, n. 1919; İbn-i Mace, K.

Cihad, n. 2813

[369] . Neseî, K. Cihad, Babu fazlı-s-sadakati fi sebilillah, n. 3190; İmamı

Malik, K. Cihad, Babu-t-terğib fi-l-cihad, n. 466/2

[370] . Buhari, K. Cihad, Babu men kâtele li tekûne kelimetellah, n. 24;

Müslim, K. İmaret, Babu men kâtele li tekûne kelimetellah, n. 1904;

Tirmizî, K. Fezaili-l-Cihad, Babu fi men yukatilü riyaen, n. 1646; Neseî, K.

Cihad, Babu men katele li tekune, n. 23/6; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-

niyyeti fi-l-kıtal, n. 2783

[371] . Müslim K. İmaret, Babu ervâhı-ş-şühedai fi-l-cenneti, n. 1887

[372] . Neseî, K. Cihad, n. 10/5; İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2782

[373] . Buhari, K. Edeb, Babu la yücahidü illa bi izni valideyni, n. 3/7; K.

Cihad, Babu-l-cihadı bi izni-l-valideyni; Müslim, K. Birr, Babu birri-l-

valideyni, n. 2549; Tirmizî, K. Cihad, Babun fi-llezî yahrucu fi-l-ğazvi, n.

1671; Neseî, K. Cihad, Babu-r-ruhsati fi-t-tehallüfi, n. 3105; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 165/2-172

[374] . Müslim, K. Cihad, Babu ğazveti-n-nisai mea-r-ricâli, n. 1810;

Tirmizî, K. Seyr, Babu hurûci-n-nisâi fi-l-harbi, n. 1575

[375] . Müslim, K. Cihad, n. 1802; Neseî, K. Cihad, n. 3152

[376] . Neseî, K. Cihad, Babu sevabı men kâtele fî sebilillah, n. 3143;

Tirmizî, K. Faza’i-l Cihad, Babu fîmen seele-ş-şehâdeti, n. 1654; İbn-i

Mace, K. Cihad, Babu-l-kıtali fî sebilillah, n. 2792

[377] . Neseî, K. Hayl Babu ma yestehıbbu minel hayli vel-kümeyte, n.

3595

[378] . Müslim, K. İmaret, Babu ma yekrahü min sıfâtı-l hayli, n. 1875;

Tirmizî, K. Cihad, Babu ma yekrahü minel-hayli, N. 1698; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu ırtıbat-ıl-hayli fî sebilillah, n. 2790; Neseî, K. Hayl, Babu-ş-

şikâli fil-hayl, n. 3596

[379] . Müslim, K. Hayz, Babu ma yestetiru bihi, n. 342, K. Fezail, Babu

fezaili Abdullah, bin Ca’fer, n. 2427; İbn-i Mace, K. Taharet, Babu-l-

ırtıyadi li-l-ğâiti ve-l-bevli, n. 340

[380] . Buhari, K. Müsakat, Babu fazl-ı sekyi-l-mâi; Müslim, K. Selam,

Babu fazl-ı sakyi-l-behaimi, n. 2244; Muvatta, K. Sıfatı-n-Nebiyyi

sallallahu aleyhi ve sellem, n. 23; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 375/2-517

[381] . Buhari, K. Cihad, n, 71/4; Müslim, K. Libas, n. 2115

[382] . Neseî, K. Hayl, Babu min siyeti-l-hayli, n. 3595

[383] . Neseî

[384] . Müslim, K. Libas, Babu kerâheti-l-kelbi ve-l-ceresi fi-s-seferi;

Tirmizî, K. Cihad, Babu keraheti-l-ecrâsı alâ-l-hayli, n. 2113

[385] . Müslim, K. Libas, Babu keraheti-l-kelbi ve-l-ceresi fi-s-seferi, n.

2114

[386] . Tirmizî, K. Et’ameh, babu mâ câe fi ekli hamli-l-cehâleti, n. 1825;

Neseî, K. Dahâyâ, Babu-n-nehyi an ekli lahmi-l-celaleti, n. 4453; İbn-i

Mâce, K. Zebaih, MaliK. K. Udahi, n. 28; Ahmed b. Hanbel, n. 219/1-226

[387] . Buhari, K. Cihad, Babu ismi-l-feresi ve-l-hımar; Müslim, K. İman,

Babu-d-delili alâ enne men mâte Alettevhîdi, n. 30; Tirmizî; Neseî, K. Hac,

n. 228

[388] . Müslim, K. Birr, N. 2595

[389] . Tirmizî, K. Cihad, n. 1708

[390] . Buhari, K. Libas, Babu-l-hamisatı-s-sevdai, n. 191/7; K. Zebâih, n.

126/7; Müslim, K. Libas, Babu cevâzı vesmi-l-hayvan, n. 2119

[391] . Tirmizî, K. Cihad, Babu keraheti-t-tahrîşi, n. 1710; Müslim, K.

Libas, Babu-n-nehyi an darbi-l-hayevân, n. 2117

[392] . Ahmed bin Hanbel, n. 766

[393] . Müslim, K. Fezâil Babu fezâili Abdullah bin Cafer, n. 2428; İbn-i

Mace, K. Edeb, Babu rukûbi selasetin, n. 3773; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, n. 1743

[394] . Müslim, K. İmaret, Babu mir’ati maslahati, n. 1926; Tirmizî, K.

Edeb, Babu nesahi li müsâfiri-tetariki, n. 2862

[395] . Neseî, İbn-i Mace

[396] . Tirmizî, K. Edeb, Babu-r-raculi ehakku bisadri dâbbetihi, n. 2774

[397] . Tirmizî, K. Cihad, Babu-r-rehani ve-s-sebkı, n. 1700; Neseî, K. Hayl,

Babu-s-sebkı, n. 3616; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2878;

Ahmed b. Hanbel, n. 256/2-358

[398] . Buhari, K. Salat, Babu hel yukalu mescide, K. Cihad, Babu ızmarı-l-

hayli lis-sebkı, K. I’tısam, Babu ma zekera-n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve

sellem, 127/9; Müslim, k, İmaret, Babu-l-musâbakati beyne-l-hayli, n.

1870; Tirmizî, Babu fi-r-rehani, n. 1699; Neseî, K. Hayl, n. 3614; İbn-i

Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı ve-r-rehani, n. 2877; Dârimi, K. Cihad, n.

2434

[399] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2877

[400] . İbn-i Mace, k, Nikah, Babu husni muaşeretı-n-nisa, n. 1979; Ahmed

bin Hanbel, Müsned, n. 39-129;

[401] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2876

[402] . Tirmizî, K. Nikah, Babu-n Nehyi an-nikahı-s-sığarı, n. 1123; Neseî,

K. Nikah, Babu fi-s-siğarı

[403] . Neseî, K. Zînet, Babu hilyeti-s-Seyf, n. 5376; Tirmizî, K. Şemail ve

K. Cihad, n. 100-1691

[404] . Müslim, K. Birr, Babu men merre bi sılahin, n. 2614

[405] . Buhari, K. Salat, Babu ye’huzu binusûli-n-nebi, Müslim, K. Birr,

Babu Emru men mesra bi silahın, n. 2615; İbn-i Mace, K. Edeb, Babu men

kane meahü n. 3778; Neseî, K. Mesacit, Babu ızharı-s-sılahı fi-l-mescidi, n.

769

[406] . Tirmizî, K. Fiten, Babu-n-nehyi an tuatı-s-seyfi, n. 2164

[407] . Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-r-rayati, n. 1680; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, n. 297/4

[408] . Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-elviyeti, n. 1679; Neseî, K. Hac, Babu

duhûli Mekkete bi-l-livâi, n. 2869; İbn-i Mace, n. 2817

[409] . Tirmizî, n. 1681; İbn-i Mace, n. 2818

[410] . Buhari, K. Cihad, Babu men isteane bi-d-duafâi; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, 198/5 – 173/1; Tirmizî, K. Cihad, Babu-l-istiftahı, n. 1702; Neseî,

K. Cihad, Babu-l-ıstınsarı bi-d-daîfi, n. 3180

[411] . Darimi, K. Seyr, Babu-s-sığar, n. 2455; Ahmed b. Hanbel, n. 46

[412] . Tirmizî, K. Cihad, Babu-fi-s-sığar, n. 1682; Ahmed b. Hanbel, n.

289/4

[413] . Müslim, K. Hac, Babu mâ yekulu izâ rakibe, n. 1343; Neseî, K.

İstiaze, Babu-l-istiazeti, n. 5503

[414] . Müslim, K. Hac, Babu mâ yekulu, n. 1344; Tirmizî, K. Deavat, Babu

mâ yekulu izâ rakibe, n. 3444

[415] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu Teşyîi-l-ğuzâti, n. 2826; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 25-38-136-248; Tirmizî, Deâvât bâbu, n. 3438

[416] . Neseî

[417] . Tirmizî, K. Deavat, Babu mâ yekulu izâ rakibe, n. 3443; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 753-930-1056

[418] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, 132/2 124/3

[419] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, 14393–14956–15319; Müslim, K.

Eşribe, Babu-l-emri bi tu’tiyeti-l-inâi, n. 2013

[420] . Tirmizî, K. Büyû’, b. Mâ câe fit-tebkir bit-ticare, n. 1212; Neseî; İbn-

i Mâce, K. Ticaret, Babu mâ yurcâ mine-l-bereketi, n. 2236

[421] . Muvatta, K. İsti’zan, Babu fi-l-vahdeti fi-s-seferi; Ahmed b. Hanbel,

186/3-214; Tirmizî, K. Cihad, Babu kerâhiyeti-l-müsafiri, n. 1674

[422] . Buhari, K. Cihad, n. 129; Ahmed b. Hanbel, 6/2-7-10; Muvatta, K.

Cihad, n. 7; Müslim, K. İmaret, b. nehyi en yüsâfira, n. 1869; İbn-i Mace,

K. Cihad, n. 2879

[423] . İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2728; Dârimi, K. Seyr, n. 215/2; Tirmizî, K.

Seyr, Babu mâ câe fi-s-serâyâ, n. 1555

[424] . Müslim, K. Cihad, b. te’miri-l-imam, n. 1731; Tirmizî, K. Seyr, b.

Mâ câe fî vasiyyetihi, n. 1617; İbn-i Mace, K. Cihad, b. vasiyeti-l-imam, n.

2858

[425] . Buhari, K. Hars ve-l-müzaraah, Babu kat’ı-ş-şekeri ve-n-nahli, n. 6;

K. Cihad, Babu haraka-d-devru ve-n-nahilu, n. 154; K. Meğâzî, Babu hadis-

i Nebiyyi, n. 14; Müslim, K. Cihad, Babu cevazı kat’ı eşcarı-l-küffar, n.

1746; Tirmizî, K. Seyr, Babu-t-tahrik ve-t-tahrib, n. 1552; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu-t-tarib bi ardi-l-aduvvi, n. 2844; Ahmed b. Hanbel, n. 8/2

[426] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-t-tahrik bi ardı-l-aduvvi, n. 2843

[427] . Müslim, K. İmaret, Babu sübûti-l-Cenneti, n. 1901; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, n. 136/3

[428] . Tirmizî, K. Büyû’, Babu mâ câe fî ihtılabı, n. 1296

[429] . Neseî, K. kaza, Babu-l-isti’dai, n. 5410; İbn-i Mace, K. Ticaret, n.

2298

[430] . Tirmizî, K. Büyû’, Babu-r-ruhsatı fi ekli, n. 1288; İbn-i Mace, K.

Ticaret, Babu men mera ala, n. 2299

[431] . Buhari, K. Lukata, Babu la tahlîb mâşiyete ahadin, n. 48; Müslim, K.

Lukata, Babu tahrîmi halebi-l-maşiyeti, n. 1726; İbn-i Mâce, K. Ticaret,

Babu-n-nehyi en yusîbe minha, n. 2302; İmam-ı Malik, K. İsti’zan, Babu

mâ câe fî emri-l-ğanemi, n. 17

[432] . Buhari, k, Tefsir, (S. Nisa) Babu (Etîullahe ve etîu’r-Rasûl); Müslim,

K. İmâret, Babu vücûbi taati-l-ümerâi, n. 1834; Tirmizî, K. Cihad, Babu-r-

raculi yübasü vahdehu, n. 1672; Neseî, K. Bey’a Babu kavlihi Teâlâ (ve üli-

l-emri minküm), n, 4199; İbn-i Cerri, n. 9858; Ahmed b. Hanbel, Müsned,

n. 3124

[433] . Buhari, K. Ahkam, Babu-s-sem’i ve-t-taati li-l-imamı, n. 78; K.

Haberil-Vahid, Babu icazeti haberi-l-vahid, n. 109/9; K. Meğâzî, Babu

seriyyeti Abdullah İbn-i Huzâfete, n. 203/5; Müslim, K. İmaret, Babu

vücûbi taati-l-ümerâi fî ğayri, n. 1840; Neseî, K. Bey’a, Babu cezâi men

emera bi ma’sıyetin, n. 4210; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/82-94-124

[434] . Buhari, K. Ahkam, Babu-s-sem’i ve-t-taati, n. 78/9; K. Cihad, Babu-

s-sem’i ve-t-taati li-l-imamı, n. 60/4; Müslim, K. İmaret, Babu vücûbi taati-

l-ümerâi, n. 1839; Tirmizî, K. Cihad, Babu aitaati-mahlûka fî ma’siyeti’l-

Halık, n. 1707; İbn-i Mâce, K. Cihad, Babu la taate fi ma’sıyeh, n. 2864;

Neseî, K. Bey’a, Babu cezâi men emera bi ma’sıyetin, n. 4211

[435] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4/193

[436] . Buhari, K. Cihad, Babu-d-duâi ala-l-müşrikîne, n. 53/4; Babu-l-

Cenneti tahte barikati-s-suyûfi, Babu la temünnû likae-l-adüvvi, n. 77/4;

Müslim, K. Cihad, Babu kerahiyeti temenna likae-l-adüvvi, n. 1742;

Müslim, K. İmaret, Babu sübuti-l-cenneti li-ş-şehîdi, n. 1902; Tirmizî, K.

Fezaili-l-Cihad, Babu ebvabi-l-cenneti, n. 1659

[437] . Tirmizî, K. Deavât, Babu-d-Duai izâ ğazâ

[438] . Buhari, K. Itk, Babu men melike mine-l-Arabi; Müslim, K. Cihad,

Babu cevazı-l-iğarati ala-l-küffarı, n. 1730; Ahmed b. Hanbel, Müsned,

4857-4875-5124

[439] . Müslim, K. Salat, Babu-l-imsaki ani-l-iğarati, n. 282; Tirmizî, K.

Seyr, Babu mâ câe fi vasıyyetihi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 1618;

Dârimî, K. Seyr Babu-l-iğarati ala-l-adüvvi, n. 217/2

[440] . Tirmizî, K. Seyr, b. 2, n. 1549

[441] . Buhari, K. Cihad, Babu-l-harbi hud’atün, n. 77/4

[442] . İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2840

[443] . Buhari, K. Zekat-İstitabe, Babu katli men eba kabulil Faraizi, n. 19/9;

Müslim, K. İman, Babu-l-emri bi kitalı-n-nasrı, n. 21; Tirmizî, K. İman,

Babu mâ câe fî Vasfi cibriyle, n. 2610; Neseî, K. Zekat, Babu manıı-z-

zekati, K. Cihad, b. Vucûbi-l-cihad, n. 3092; İbn-i Mâce, K. Fiten, Babu-l-

keffi ammen kale la ilahe illallah, n. 3927

[444] . Buhari, K. Salat, Babu fazl-i istikbali-l-kıble, n. 109/1; Neseî, K.

İman, Babu alâ mâ yukatilü-n-Nâse, n. 5006

[445] . Buhari, K. Gazevât, Babu beasi-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem

Üsame, n. 183/5; K. Diyat, Babu kavli-l-ilahi teala (vemen ehyâhâ) n. 4/9;

Müslim, K. İman, Babu tahrimi katli-l-kafiri ba’de en kale, n. 96

[446] . Buhari, K. Gazevât-Diyat, Babu (vemen yaktül mü’minen) n. 3/9;

Müslim, K. İman, Babu tahrimi katli-l-kâfiri ba’de enkâle. n. 95

[447] . Tirmizî, K. Seyr, Babu kerâhiyeti-l-mükam. n. 1604

[448] . Buhari, K. Tefsir, (s. Enfal) Babu Ya eyyüha-n-Nebiyyü. n. 79/6; İbn-

i Cerîr, n. 2646

[449] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, 7-86-111/2; Tirmizî, K. Cihad, Babu-l-

firârı mine-z-zahfi, n. 1716

[450] . Buhari, K. İkrah, babu men ıhtâra-d-darbe, n. 25/9

[451] . K. Edeb, Babu men lem yera ıkfara men kale, n. 74; K. Tefsir, (s.

Mümtehine), n. 185/6; Buhari, K. Meğâzî, Babu fazlı men şehide bedran, n.

9; Müslim, K. Fezâili-s Sahabe, Babu fezâili ehli Bedir, n. 2494; Tirmizî, K.

Tefsir (s. Mümtehine), n. 3302; Dârimî, K. Rıkak, n. 48; Ahmed b. Hanbel,

Müsned, 1/802-296

[452] . Buhari, K. Cihad, Babu-l-harbiyye izâ dehale dâra-l-islâmi, n. 84/4;

İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-Mübarezeti, n. 2836

[453] . Müslim, K. Cihad, babu ıstıhkakı-l-katili, n. 1754

[454] . Buhari, K. Cizye, Babu-l-cizyeti ve-l-müvadah; Tirmizî, K. Seyr,

Babu-s-Saati-l-leti yestehıbbu, n. 1612

[455] . Buhari, K. Cihad, Babu men kale huzhâ, n. 81/4

[456] . Neseî, K. Zekat, Babu-l-ıhtıyali fi-s-sadaka, n. 2559

[457] . Buhari, K. Cihad, Babu hel yeste’siru-r-racül, n. 4/82

[458] . Buhari, K. Meğâzî, Babu ğazveti Uhudin, K. Cihad – Tefsir, n. 12/5

[459] . Nolu dipnot kitapta yazılmamış…

[460] . İbn-i Mes’ûd – İbn-i Mace, K. Diyât, Babu eaffü-n-nası, n. 2681;

Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 393/1

[461] . Buhari, K. Cihad, Babu katli’s-sıbyani fi-l-harbi, n. 74/4; Müslim, K.

Cihad, babu tahrimi katli-n-nisâi ve-l-vildâni, n. 1744; Tirmizî, K. Cihad,

Babu fi-n-nehyi an katli-n-nisâi ve-s-sıbyân, n. 1569; Darimi, K. Seyr, Babu

fi-n-nehyi an katli-n nisâi ve-s-sıbyân, n. 223/2; İbn-i Mace, K. Cihad,

Babu-l-ğarati, n. 284; Ahmed b. Hanbel, n. 2/122-123

[462] . Tirmizî, K. Seyr, Babu fi-n-nüzûli ala-l-hukmi, n. 1583

[463] . Buhari, K. Cihad, Babu ehli-d-Dari, n. 74/4; Tirmizî, K. Seyr, Babu-

n-nehyi an katli-n-nisa, n. 1570; İbn-i Mace, K. Cihad, Babul garati vel

beyati, n. 2839; Müslim, K. Cihad, b. Tahrîmi katli nisâ, n. 1745; Neseî

[464] . Buhari – Tirmizî

[465] . Buhari, K. Cihad, Babu-l-usârâ fi-s-selâsil, n. 73/4

[466] . Camiu-Usul, n. 1089

[467] . Buhari, K. Husûmât, n. 161/6; K. Salat, Babu-l-ığtısalı izâ esleme, n.

1/125; Neseî; Müslim, K. Cihad, Babu rabtı-l-esiri, n. 1764

[468] . Müslim, K. Cihad, Babu ğazveti Bedr, n. 1779

[469] . Neseî, K. Tahrimi-d-Dem, Babu-l-hukmi fi-l-mürted, n. 4073

[470] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sılahı, n. 1805; Dârimî, K. Seyr, Babu

keyfe dehale, n. 2460; Buhari, K. Cihad, Babu katli-l-esir, n. 82/4, K.

Meğâzî – K. Libas; k, Cezai Sayd, Babu dühuli-l-harami ve Mekkete, n.

21/3; Müslim, K. Hac, Babu dühûli Mekkete bi gayri, n. 1357; Tirmizî, K.

Cihad, b. miğferi, n. 1693; Neseî, K. Menasik, Babu duhûli Mekkete, n.

2870

[471] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, 124-290/3; Müslim, K. Cihad, Babu

kavli-l-lahi teala (ve hüvelezi keffe) n. 1808; Tirmizî, K. Tefsir (sure-i

Fetih), n. 3260

[472] . K. Hums, Babu ma menne-n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem, n.

5/110; Buhari, K. Meğâzî, babu haddeseni Halife, n. 12

[473] . Müslim, K. Cihad, Babu-l-imdâdı bi-l-melâiketi, n. 1763

[474] . Buhari, K. Vekale, n. 7, Hams, -Hibe, n. 10, Meğâzî, n. 54, Itk, n. 13,

Ahkam

[475] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 184/2

[476] . Buhari, K. Meğâzî, Babu katli Ebî Cehil, n. 97/5; K. Cihad, Babu

men, galebe-l-adüvve, n. 89/4; Tirmizî, K. Seyr, Babu-l-beyati ve-l-ğarat, n.

1551; Dârimî, K. Seyr, Babu fi kabiati Rasûlillah sallallahu aleyhi ve

sellem, n. 2461; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/145 – 4/29

[477] . Müslim, K. Cihad, Babu-t-tenfîli ve fidâi-l-Müslimîn, n. 1755

[478] . Buhari, K. Cihad, Babu izâ ğaneme-l-müşrikûne, n. 89/4; İbn-i Mace,

K. Cihad, Babu ma ehraze-l-adüvv, n. 2847

[479] . Tirmizî, K. Menakıp, Babu menakıbı Ali, n. 3716

[480] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu mâ yusîbu mine-t-taâmi, n. 116/4; K.

Arz-ı-l-harb – Meğâzî, n. 172/5 – Zebaih, Babu zebaıhı ehl-il Kitap, n.

120/7; Müslim, K. Cihad, Babu cevazi-l-ekli min taami-l-ğanime, n. 1772;

Neseî, K. Dahâyâ, Babu zebaıhı-l-yehüd, n. 4440; Darimî, K. Seyr, Babu

ekli-t-taami kalbe en tukseme-l-ganimeh, n. 2503; Ahmed b. Hanbel, 4/86 –

5/56

[481] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-ğulûli, n. 2848

[482] . Buhari, K. Eymanı ve-n-nüzûr, Babu hel-yedhülu fi-l-eymani, n.

179/8; K. Meğâzî, babu gazveti Hayber, n. 176/5; Müslim, K. Eyman, Babu

gılz-ı tahrimi-l-gulûli, n. 115; Neseî, K. Eyman, Babu hel tedhulu-l-

erdavne, n. 3858; Muvatta, K. Cihad, n. 25

[483] . Tirmizî, K. Hudut, Babu fi-l-ğali ma yasnau bihi, n. 1461

[484] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu men lem yahmis, K. Buyû; K.

Meğâzî, b. (ve yevme Huneyn…) K. Ahkam, Babu-ş-Şahadeti tekun;

Muvatta, K. Cihad, Babu macae fi-s-selbi, n. 454/2; Müslim, K. Cihad,

Babu ıstıhkakı-l-katil, n. 1571; Tirmizî, K. Seyr, Babu mâ câe fi men kutile,

n. 1562

[485] . Müslim, K. Kıssatı Ümmi Süleym; K. Cihad, babu gazveti-n-nisai

mea-r-rıcâli, n. 1809

[486] . Müslim, K. Cihad Babu ıstıhkakı-l-katili, n. 1753

[487] . Câmiu-l-Usul, n. 1187

[488] . Buhari, K. Meğâzî, Babu gazveti Hayber, n. 177/5

[489] . Buhari, K. Meğâzî, Babu gavzeti Hayber, n. 177/5

[490] . Buhari, K. Meğâzî, Babu gazveti Hayber, n. 175/5; Tirmizî, K.

Cihad, Babu ehli-z-Zimmeti yağzûne mea-l-müslimîn, n. 1595

[491] . Müslim, K. Cihad, Babu-n-Nisai-l-gaziyat, n. 1812; Tirmizî, K. Seyr,

Babu men yu’til-l-fey’e, n. 1556; Neseî, n. 128/7

[492] . Tirmizî, K. Seyr, Babu hel yüshemü li-l-abdi, n. 1557; Ahmed b.

Hanbel, 223/5, Hakim, 131/; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-abiydi ve-n-nisai

yeşhedüne, n. 2855

[493] . Müslim, K. Cihad, Babu kerâheti-l-İstianeti fi-l-gazvi bi, n. 1817;

Tirmizî, K. Seyr, Babu fi ehti-z-zimmeti yağzune mea, n. 1858; İbn-i Mace,

K. Cihad, Babu-l-istianeti bi-l-müşrikîne, n. 2832

[494] . Buhari, K. Cihad, Babu sıhami-l-feresi, K. Meğâzî, Babu gavzeti

Hayber; Müslim, K. Cihad, Babu keyfiyeti kısmeti-l-ganimeti, n. 1762;

Tirmizî, K. Seyr, Babu mâ câe fi sehmi-l-hayl, n. 1554; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu kısmeti-l-ganaim, n. 2854; Darimi, K. Seyr, babu fi sehmi-l-

hayl, n. 144/2; Ahmed b. Hanbel, 2/2-62

[495] . Müslim, K. Cihad, Babu-l-enfal, n. 1748; Tirmizî, K. Tefsir, (Enfal

suresi) n. 3080

[496] . K. Cihad, Babu ve mine-d-delili ala enne-l-humse, K. Meğâzî, Babu-

s-seriyyeti-l-leti kıble necdin; Müslim, K. Cihad, Babu-lenfal, n. 1749;

Muvatta, K. Cihad, Babu camiı-n-nefli fi-l-gavzi.

[497] . Müslim, K. Cihad, Babu-l-enfal, n. 1749

[498] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-nefli, n. 2851

[499] . İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-nefli, n. 2852

[500] . İbn-i Mace, k, Diyat, Babu-l-müslimûne tetekâfeu, n. 2685

[501] . Müslim, K. Cihad, n. 1806; Buhari, K. Cihad – Meğâzî

[502] . Neseî, K. Kısmı-l-fey-i, n. 4143; İbn-i Mace, K. Cihad

[503] . Buhari, K. Cizye, Babu ismi-l-gadir, n. 127/4 – K. Hayl, n. 9; K.

Edep, Babu ma yüd’a-n-nâsu bi âbâihim, n. 99; Müslim, K. Cihad, n. 8;

İbn-i Mace, k, Cihad, Babul vefa bil beya, n. 2872; Tirmizî, K. Seyr, n.

1581

[504] . Buhari, K. Cihad, n. 109; Müslim, K. İmaret, n. 1841; Neseî, K.

Bey’ati, n. 2401

[505] . Ahmed b. Hanbel, n. 8/6

[506] . Tirmizî, K. Seyr, Babu fil-ğadri, n. 1580

[507] . Neseî, K. Kasame, Babu ta’zîmi katli-l-muahidi, n. 24-25/8

[508] . Ahmed b. Hanbel, n. 487/3

[509] . Ahmed b. Hanbel, 343-423-425/6; Dârimî, K. Salat, Babu salatı-d-

duhâ, n. 339/1; Neseî, K. Taharet, Babu zikri-l-ıstitar, n. 126/1; Buhari, K.

Gasl, Babu-t-tesettüri ani-n-nâsi; K. Salat, Babu-s-Salati fi sevbi-l-vâhidi;

K. Cihad, Babu-emâni-n-nisâi; Müslim, K. Hayz, Babu tesettüri-l-muğtesili

bi sevbin, n. 336; K. Salati-l-Müsafirîn, Babu ıstıhbabı salatı-d-duhâ;

Muvatta, K. Kasrı-s-salât, Babu salatı-d-duhâ, n. 152/1; Tirmizî, İstı’zan,

Babu fi mâ câe fi merhaber, n. 2735

[510] . Buhari, K. Cihad, Babu nâkatin-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem

k, Şurut, Babu-ş-şurûti fi-l-cihadı ve-l-musahati, n. 252/3

[511] . İbn-i Mace, K. Fiten, Babu-l-melâhim, n. 4089

[512] . Buhari, K. Cihad, Babu-l-kizbi fi-l-harbi, n. 78/4; K. Rehin, Babu

rehni-s-sılahi, n. 186/3 – K. Meğâzî; Müslim, K. Cihad, Babu katl-i Ka’b

İbn-il-l-eşref, n. 1801

[513] . Buhari, K. Meğâzî, Babu Gavzet’ül-Hendek, n. 142/5; K. Umre,

Babu mâ yakulü izâ racea mine-l-haccı, n. 8/3; Müslim, K. Hac, Babu izâ

kafele min seferi-l-haccı, n. 1344; Tirmizî, K. Hac, Babu ma yakulu inde-l-

kufuli mine-l-haccı, n. 950

[514] . Buhari, K. Cihad, Babu-l-beşareti fi-l-beşareti fi-l-fütûhi, n. 90/4

[515] . Buhari, K. Gazveti Tebük, b. Tevbeti Ka’b İbn-i Malik, n. 3/6;

Müslim, K. Tevbe, Babu Tevbeti Ka’b, n. 2769; Neseî, K. Talak, Babu

ilhaki bi ehlihi, n. 152/6

[516] . Tirmizî, K. Seyr, Babu fî secdeti-ş-şükr, n. 1578; İbn-i Mace, K.

İkameti-s-Salat, Babu-s-secdeti inde-ş-şükr, n. 139

[517] . Buhari, K. Nikah, Babu lâ yatruku ehlehû leylen, n. 50/7; Müslim, K.

İmaret, Babu-s-seferi kıt’atün mine-l-azabi, n. 182; Tirmizî, K. İsti’zan,

Babu kerahiyyeti furuk-ı-r-raculi, n. 2713

[518] . Buhari, K. Nikah, Babu tesdehiddu-l-muğibeti; Müslim, K. İmaret,

Babu-s-seferi kıt’atün mine-l-azabi, n. 181

[519] . Buhari, K. Cihad, Babu istikbali-l-guzati, n. 92/4; Tirmizî, K. Cihad,

Babu telekki-l-gâibü izâ kadime, n. 1718

[520] . Nolu dipnot yazılmamış

[521] . Buhari, K. Cihad, Babu-s-salâti izâ kadime min seferin, n. 94/4, K.

Salât, Babu-s-salati izâ kadime min seferin, K. Tefsir, (Tevbe suresi), n.

88/6; Müslim, K. Tevbe, n. 2769, K. Salati-l-Müsafirîn, Babu ıstıhbabı-r-

rekateyn, n. 716; Neseî, K. Mesacid, Babu-r-ruhsati fi-l-culûsi, n. 732

[348]. Buhâri, K. Edeb, B. 95, Kavlü-r-Rasûlü veyleke n, 48/8; Müslim, K.

İmâret, B. Mübâyaati ba’de fethi Mekke, n. 87; Nesêi, K. Bey’ah, B. 112,

Şe’nü-l-hicreti, n. 143 / 7

[349]. Müslim, K. Birr, Bâbu fazl-ı-rıfkı, n. 2594

[350]. Müsned, 99/4

[351]. Buhâri, K. Hac, Bâbu fazl-ıl-haram, K. Cihad, Bâbu vucûbü-l-tenfir,

n. 28-29/6; Müslim, K. İmâret, K. Hac, Bâbu-l-mübâyaati ba’de feth-i

Mekkete, n. 1353; Nesêî, K. Cihad, Bâbu-l-ıhtılâfı fi ınkıtâı-l-Hicreti, n.

146/8; Tirmizi, K. Seyr, Bâbu-l-hicre n. 1590; Dârimi, n. 239/2; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, n. 1991 – 2396 – 2818

[352]. Buhari, K. İmân, Bâbu-l-Müslimi men selime n. 9/1; Müslim, K.

İman, Bâbu tefâduli-l-İslâm, n. 40

[353]. Buhâri, K. Cihad, Bâbu efdali-n-Nâsı, n. 18/4, K. Rıkâk, Bâbu-l-uzle,

n. 129/8; Müslim, K. İmâret, Bâbu-fazlı-l-Cihâd, n. 1888; Tirmizi, K.

Fezâili-l-Cihad, Bâbu eyyi-n-nâsı efdalü, n. 1660; Nesêî, K. Cihâd, Bâbu

fazl-ı men câhede bi nefsihî, n, 10/6

[354]. Buhâri, K. Ta’bir, Bâbur-ru’yâ bi-n-nehâri, n. 43/9; K. Cihad, Bâbu-

d-duâi bi-l-cihâdı, n. 19/4; Nesêî, k. Cihad, K. İsti’zân, Bâbu men zâre

kavmen, n. 63/8; Müslim, K. İmâret, Bâbu fazlı-l-ğazvi i-l-bahri, n. 1912;

Tirmizi, K. Fezâili—Cihâd, Bâbu fi ğazvi-l-bahri, n. 1645; İbn-i Mâce, K.

Cihâd, Bâbu-l-ğazvi fi-l-bahri, n. 2776; Nesêi, K. Cihâd, Bâbu fazlı-l-cihâdı

fi-l-bahri, n. 4016; Dârimi, Bâbu fazl-ı ğazâti-l-bahri, n. 2426; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, K. Cihad, n. 240 – 264

[355]. Müslim, K. İmaret, Bâbu men katele kâfiren, n. 1891

[356]. Müslim, K. İmâret, Bâbu hurmeti nisâi’l-mücâhidîn, n. 1897; Nesêî,

K. Cihad, Bâbu hurmeti, nisâi-l-mücâhidîn, n. 5016

[357]. Müslim, K. İmâret, Bâbu Kadr-i sevâbı men gazâ, n. 1906; Nesêî, K.

Cihad, Bâbu Sevabi’s-seriyyeti, n. 18/6; İbn-i Mâce, K. Cihad, Bâbu-n-

Niyyeti fi-l-kıtâl, n. 2785; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 169/2

[358]. Tirmizî, K. Fezâili-l-Cihad, Bâbu fazl-ı men mâte murâbıtan, n. 1621

[359]. Neseî, K. Cihad, Bâbu-l-teşdîdi fî terki-l-cihad, n. 3099; Müslim, K.

İmâret, Bâbu zemm-i men mâte velem yağzu, n. 1910

[360]. İbn-i Mâce, K. Cihad, Babu-t-tağlîzi fi terki-l-cihad, n. 2762

[361]. Neseî, K. Cihad, Babu vucubi-l-cihad, n. 3098; Darimi, K. Cihad,

Babu cihadı-l-müşrikîne bi-l-lisâni, n. 213/2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n.

124/3-153-251; İbn-i Hıbban n. 1618; Hakim, Müstedrek, n. 81/2

[362]. Buhari, K. Cihad-Fezail’il-Kur’an, Tefsir; Müslim, K. İmaret, Babu

sukûti farzı-l-cihadı an’il-mağzûrîne, n. 1898; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3034, K.

Cihad, n. 1670; Neseî, K. Cihad, Babu fazlı-l-mücâhidîne ala-l-kâıdine, n.

3104

[363]. Buhari, K. Meğâzî, Babu Nüzulü’n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve

sellem, K. Cihad, n. 31/4; Müslim, K. İmaret, Babu sevabı men habesehû,

n. 1911; İbn-i Mace, K. Cihad, Babı men habesehü-l-özrü ani-l-cihadı, n.

2765

[364]. Buhari, K. Cihad, Babı fazl-ı men cehheze ğâziyen, n. 32/4; Müslim,

K. Cihad, Babu iâneti-l-ğâzî, n. 1893; Tirmizî, K. Cihad, Babu fazl-ı men

cehheze ğâziyen, n. 1628; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu fadl-i men “cehheze”

ğâziyen, n. 2759

[365]. Müslim, K. Cihad, Babu fazl-ı iâneti-l-ğâzî, n. 1896

[366]. Tirmizî, K. Tefsir, (sureti’l-Bakara), n. 2976

[367]. Tirmizî, K. Cihad, Babu fazlı-r-remyi fi sebili-llahi, n. 1637; Neseî,

K. Hayl, Babu te’dibi-r-racüli feresehu, n. 3608; Müslim, K. İmaret, Babu

fazlı-r-remyi fi sebili-llahi, n. 1919

[368]. Müslim, K. İmaret, Babu fazlı-r-remyi, n. 1919; İbn-i Mace, K.

Cihad, n. 2813

[369]. Neseî, K. Cihad, Babu fazlı-s-sadakati fi sebilillah, n. 3190; İmamı

Malik, K. Cihad, Babu-t-terğib fi-l-cihad, n. 466/2

[370]. Buhari, K. Cihad, Babu men kâtele li tekûne kelimetellah, n. 24;

Müslim, K. İmaret, Babu men kâtele li tekûne kelimetellah, n. 1904;

Tirmizî, K. Fezaili-l-Cihad, Babu fi men yukatilü riyaen, n. 1646; Neseî, K.

Cihad, Babu men katele li tekune, n. 23/6; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-

niyyeti fi-l-kıtal, n. 2783

[371]. Müslim K. İmaret, Babu ervâhı-ş-şühedai fi-l-cenneti, n. 1887

[372]. Neseî, K. Cihad, n. 10/5; İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2782

[373]. Buhari, K. Edeb, Babu la yücahidü illa bi izni valideyni, n. 3/7; K.

Cihad, Babu-l-cihadı bi izni-l-valideyni; Müslim, K. Birr, Babu birri-l-

valideyni, n. 2549; Tirmizî, K. Cihad, Babun fi-llezî yahrucu fi-l-ğazvi, n.

1671; Neseî, K. Cihad, Babu-r-ruhsati fi-t-tehallüfi, n. 3105; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 165/2-172

[374]. Müslim, K. Cihad, Babu ğazveti-n-nisai mea-r-ricâli, n. 1810;

Tirmizî, K. Seyr, Babu hurûci-n-nisâi fi-l-harbi, n. 1575

[375]. Müslim, K. Cihad, n. 1802; Neseî, K. Cihad, n. 3152

[376]. Neseî, K. Cihad, Babu sevabı men kâtele fî sebilillah, n. 3143;

Tirmizî, K. Faza’i-l Cihad, Babu fîmen seele-ş-şehâdeti, n. 1654; İbn-i

Mace, K. Cihad, Babu-l-kıtali fî sebilillah, n. 2792

[377]. Neseî, K. Hayl Babu ma yestehıbbu minel hayli vel-kümeyte, n.

3595

[378]. Müslim, K. İmaret, Babu ma yekrahü min sıfâtı-l hayli, n. 1875;

Tirmizî, K. Cihad, Babu ma yekrahü minel-hayli, N. 1698; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu ırtıbat-ıl-hayli fî sebilillah, n. 2790; Neseî, K. Hayl, Babu-ş-

şikâli fil-hayl, n. 3596

[379]. Müslim, K. Hayz, Babu ma yestetiru bihi, n. 342, K. Fezail, Babu

fezaili Abdullah, bin Ca’fer, n. 2427; İbn-i Mace, K. Taharet, Babu-l-

ırtıyadi li-l-ğâiti ve-l-bevli, n. 340

[380]. Buhari, K. Müsakat, Babu fazl-ı sekyi-l-mâi; Müslim, K. Selam,

Babu fazl-ı sakyi-l-behaimi, n. 2244; Muvatta, K. Sıfatı-n-Nebiyyi

sallallahu aleyhi ve sellem, n. 23; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 375/2-517

[381]. Buhari, K. Cihad, n, 71/4; Müslim, K. Libas, n. 2115

[382]. Neseî, K. Hayl, Babu min siyeti-l-hayli, n. 3595

[383]. Neseî

[384]. Müslim, K. Libas, Babu kerâheti-l-kelbi ve-l-ceresi fi-s-seferi;

Tirmizî, K. Cihad, Babu keraheti-l-ecrâsı alâ-l-hayli, n. 2113

[385]. Müslim, K. Libas, Babu keraheti-l-kelbi ve-l-ceresi fi-s-seferi, n.

2114

[386]. Tirmizî, K. Et’ameh, babu mâ câe fi ekli hamli-l-cehâleti, n. 1825;

Neseî, K. Dahâyâ, Babu-n-nehyi an ekli lahmi-l-celaleti, n. 4453; İbn-i

Mâce, K. Zebaih, MaliK. K. Udahi, n. 28; Ahmed b. Hanbel, n. 219/1-226

[387]. Buhari, K. Cihad, Babu ismi-l-feresi ve-l-hımar; Müslim, K. İman,

Babu-d-delili alâ enne men mâte Alettevhîdi, n. 30; Tirmizî; Neseî, K. Hac,

n. 228

[388]. Müslim, K. Birr, N. 2595

[389]. Tirmizî, K. Cihad, n. 1708

[390]. Buhari, K. Libas, Babu-l-hamisatı-s-sevdai, n. 191/7; K. Zebâih, n.

126/7; Müslim, K. Libas, Babu cevâzı vesmi-l-hayvan, n. 2119

[391]. Tirmizî, K. Cihad, Babu keraheti-t-tahrîşi, n. 1710; Müslim, K.

Libas, Babu-n-nehyi an darbi-l-hayevân, n. 2117

[392]. Ahmed bin Hanbel, n. 766

[393]. Müslim, K. Fezâil Babu fezâili Abdullah bin Cafer, n. 2428; İbn-i

Mace, K. Edeb, Babu rukûbi selasetin, n. 3773; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, n. 1743

[394]. Müslim, K. İmaret, Babu mir’ati maslahati, n. 1926; Tirmizî, K.

Edeb, Babu nesahi li müsâfiri-tetariki, n. 2862

[395]. Neseî, İbn-i Mace

[396]. Tirmizî, K. Edeb, Babu-r-raculi ehakku bisadri dâbbetihi, n. 2774

[397]. Tirmizî, K. Cihad, Babu-r-rehani ve-s-sebkı, n. 1700; Neseî, K. Hayl,

Babu-s-sebkı, n. 3616; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2878;

Ahmed b. Hanbel, n. 256/2-358

[398]. Buhari, K. Salat, Babu hel yukalu mescide, K. Cihad, Babu ızmarı-l-

hayli lis-sebkı, K. I’tısam, Babu ma zekera-n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve

sellem, 127/9; Müslim, k, İmaret, Babu-l-musâbakati beyne-l-hayli, n.

1870; Tirmizî, Babu fi-r-rehani, n. 1699; Neseî, K. Hayl, n. 3614; İbn-i

Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı ve-r-rehani, n. 2877; Dârimi, K. Cihad, n.

2434

[399]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2877

[400]. İbn-i Mace, k, Nikah, Babu husni muaşeretı-n-nisa, n. 1979; Ahmed

bin Hanbel, Müsned, n. 39-129;

[401]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sebkı, n. 2876

[402]. Tirmizî, K. Nikah, Babu-n Nehyi an-nikahı-s-sığarı, n. 1123; Neseî,

K. Nikah, Babu fi-s-siğarı

[403]. Neseî, K. Zînet, Babu hilyeti-s-Seyf, n. 5376; Tirmizî, K. Şemail ve

K. Cihad, n. 100-1691

[404]. Müslim, K. Birr, Babu men merre bi sılahin, n. 2614

[405]. Buhari, K. Salat, Babu ye’huzu binusûli-n-nebi, Müslim, K. Birr,

Babu Emru men mesra bi silahın, n. 2615; İbn-i Mace, K. Edeb, Babu men

kane meahü n. 3778; Neseî, K. Mesacit, Babu ızharı-s-sılahı fi-l-mescidi, n.

769

[406]. Tirmizî, K. Fiten, Babu-n-nehyi an tuatı-s-seyfi, n. 2164

[407]. Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-r-rayati, n. 1680; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, n. 297/4

[408]. Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-elviyeti, n. 1679; Neseî, K. Hac, Babu

duhûli Mekkete bi-l-livâi, n. 2869; İbn-i Mace, n. 2817

[409]. Tirmizî, n. 1681; İbn-i Mace, n. 2818

[410]. Buhari, K. Cihad, Babu men isteane bi-d-duafâi; Ahmed bin Hanbel,

Müsned, 198/5 – 173/1; Tirmizî, K. Cihad, Babu-l-istiftahı, n. 1702; Neseî,

K. Cihad, Babu-l-ıstınsarı bi-d-daîfi, n. 3180

[411]. Darimi, K. Seyr, Babu-s-sığar, n. 2455; Ahmed b. Hanbel, n. 46

[412]. Tirmizî, K. Cihad, Babu-fi-s-sığar, n. 1682; Ahmed b. Hanbel, n.

289/4

[413]. Müslim, K. Hac, Babu mâ yekulu izâ rakibe, n. 1343; Neseî, K.

İstiaze, Babu-l-istiazeti, n. 5503

[414]. Müslim, K. Hac, Babu mâ yekulu, n. 1344; Tirmizî, K. Deavat, Babu

mâ yekulu izâ rakibe, n. 3444

[415]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu Teşyîi-l-ğuzâti, n. 2826; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 25-38-136-248; Tirmizî, Deâvât bâbu, n. 3438

[416]. Neseî

[417]. Tirmizî, K. Deavat, Babu mâ yekulu izâ rakibe, n. 3443; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 753-930-1056

[418]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 132/2 124/3

[419]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 14393–14956–15319; Müslim, K.

Eşribe, Babu-l-emri bi tu’tiyeti-l-inâi, n. 2013

[420]. Tirmizî, K. Büyû’, b. Mâ câe fit-tebkir bit-ticare, n. 1212; Neseî; İbn-

i Mâce, K. Ticaret, Babu mâ yurcâ mine-l-bereketi, n. 2236

[421]. Muvatta, K. İsti’zan, Babu fi-l-vahdeti fi-s-seferi; Ahmed b. Hanbel,

186/3-214; Tirmizî, K. Cihad, Babu kerâhiyeti-l-müsafiri, n. 1674

[422]. Buhari, K. Cihad, n. 129; Ahmed b. Hanbel, 6/2-7-10; Muvatta, K.

Cihad, n. 7; Müslim, K. İmaret, b. nehyi en yüsâfira, n. 1869; İbn-i Mace,

K. Cihad, n. 2879

[423]. İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2728; Dârimi, K. Seyr, n. 215/2; Tirmizî, K.

Seyr, Babu mâ câe fi-s-serâyâ, n. 1555

[424]. Müslim, K. Cihad, b. te’miri-l-imam, n. 1731; Tirmizî, K. Seyr, b.

Mâ câe fî vasiyyetihi, n. 1617; İbn-i Mace, K. Cihad, b. vasiyeti-l-imam, n.

2858

[425]. Buhari, K. Hars ve-l-müzaraah, Babu kat’ı-ş-şekeri ve-n-nahli, n. 6;

K. Cihad, Babu haraka-d-devru ve-n-nahilu, n. 154; K. Meğâzî, Babu hadis-

i Nebiyyi, n. 14; Müslim, K. Cihad, Babu cevazı kat’ı eşcarı-l-küffar, n.

1746; Tirmizî, K. Seyr, Babu-t-tahrik ve-t-tahrib, n. 1552; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu-t-tarib bi ardi-l-aduvvi, n. 2844; Ahmed b. Hanbel, n. 8/2

[426]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-t-tahrik bi ardı-l-aduvvi, n. 2843

[427]. Müslim, K. İmaret, Babu sübûti-l-Cenneti, n. 1901; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, n. 136/3

[428]. Tirmizî, K. Büyû’, Babu mâ câe fî ihtılabı, n. 1296

[429]. Neseî, K. kaza, Babu-l-isti’dai, n. 5410; İbn-i Mace, K. Ticaret, n.

2298

[430]. Tirmizî, K. Büyû’, Babu-r-ruhsatı fi ekli, n. 1288; İbn-i Mace, K.

Ticaret, Babu men mera ala, n. 2299

[431]. Buhari, K. Lukata, Babu la tahlîb mâşiyete ahadin, n. 48; Müslim, K.

Lukata, Babu tahrîmi halebi-l-maşiyeti, n. 1726; İbn-i Mâce, K. Ticaret,

Babu-n-nehyi en yusîbe minha, n. 2302; İmam-ı Malik, K. İsti’zan, Babu

mâ câe fî emri-l-ğanemi, n. 17

[432]. Buhari, k, Tefsir, (S. Nisa) Babu (Etîullahe ve etîu’r-Rasûl); Müslim,

K. İmâret, Babu vücûbi taati-l-ümerâi, n. 1834; Tirmizî, K. Cihad, Babu-r-

raculi yübasü vahdehu, n. 1672; Neseî, K. Bey’a Babu kavlihi Teâlâ (ve üli-

l-emri minküm), n, 4199; İbn-i Cerri, n. 9858; Ahmed b. Hanbel, Müsned,

n. 3124

[433]. Buhari, K. Ahkam, Babu-s-sem’i ve-t-taati li-l-imamı, n. 78; K.

Haberil-Vahid, Babu icazeti haberi-l-vahid, n. 109/9; K. Meğâzî, Babu

seriyyeti Abdullah İbn-i Huzâfete, n. 203/5; Müslim, K. İmaret, Babu

vücûbi taati-l-ümerâi fî ğayri, n. 1840; Neseî, K. Bey’a, Babu cezâi men

emera bi ma’sıyetin, n. 4210; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/82-94-124

[434]. Buhari, K. Ahkam, Babu-s-sem’i ve-t-taati, n. 78/9; K. Cihad, Babu-

s-sem’i ve-t-taati li-l-imamı, n. 60/4; Müslim, K. İmaret, Babu vücûbi taati-

l-ümerâi, n. 1839; Tirmizî, K. Cihad, Babu aitaati-mahlûka fî ma’siyeti’l-

Halık, n. 1707; İbn-i Mâce, K. Cihad, Babu la taate fi ma’sıyeh, n. 2864;

Neseî, K. Bey’a, Babu cezâi men emera bi ma’sıyetin, n. 4211

[435]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4/193

[436]. Buhari, K. Cihad, Babu-d-duâi ala-l-müşrikîne, n. 53/4; Babu-l-

Cenneti tahte barikati-s-suyûfi, Babu la temünnû likae-l-adüvvi, n. 77/4;

Müslim, K. Cihad, Babu kerahiyeti temenna likae-l-adüvvi, n. 1742;

Müslim, K. İmaret, Babu sübuti-l-cenneti li-ş-şehîdi, n. 1902; Tirmizî, K.

Fezaili-l-Cihad, Babu ebvabi-l-cenneti, n. 1659

[437]. Tirmizî, K. Deavât, Babu-d-Duai izâ ğazâ

[438]. Buhari, K. Itk, Babu men melike mine-l-Arabi; Müslim, K. Cihad,

Babu cevazı-l-iğarati ala-l-küffarı, n. 1730; Ahmed b. Hanbel, Müsned,

4857-4875-5124

[439]. Müslim, K. Salat, Babu-l-imsaki ani-l-iğarati, n. 282; Tirmizî, K.

Seyr, Babu mâ câe fi vasıyyetihi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 1618;

Dârimî, K. Seyr Babu-l-iğarati ala-l-adüvvi, n. 217/2

[440]. Tirmizî, K. Seyr, b. 2, n. 1549

[441]. Buhari, K. Cihad, Babu-l-harbi hud’atün, n. 77/4

[442]. İbn-i Mace, K. Cihad, n. 2840

[443]. Buhari, K. Zekat-İstitabe, Babu katli men eba kabulil Faraizi, n. 19/9;

Müslim, K. İman, Babu-l-emri bi kitalı-n-nasrı, n. 21; Tirmizî, K. İman,

Babu mâ câe fî Vasfi cibriyle, n. 2610; Neseî, K. Zekat, Babu manıı-z-

zekati, K. Cihad, b. Vucûbi-l-cihad, n. 3092; İbn-i Mâce, K. Fiten, Babu-l-

keffi ammen kale la ilahe illallah, n. 3927

[444]. Buhari, K. Salat, Babu fazl-i istikbali-l-kıble, n. 109/1; Neseî, K.

İman, Babu alâ mâ yukatilü-n-Nâse, n. 5006

[445]. Buhari, K. Gazevât, Babu beasi-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem

Üsame, n. 183/5; K. Diyat, Babu kavli-l-ilahi teala (vemen ehyâhâ) n. 4/9;

Müslim, K. İman, Babu tahrimi katli-l-kafiri ba’de en kale, n. 96

[446]. Buhari, K. Gazevât-Diyat, Babu (vemen yaktül mü’minen) n. 3/9;

Müslim, K. İman, Babu tahrimi katli-l-kâfiri ba’de enkâle. n. 95

[447]. Tirmizî, K. Seyr, Babu kerâhiyeti-l-mükam. n. 1604

[448]. Buhari, K. Tefsir, (s. Enfal) Babu Ya eyyüha-n-Nebiyyü. n. 79/6; İbn-

i Cerîr, n. 2646

[449]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 7-86-111/2; Tirmizî, K. Cihad, Babu-l-

firârı mine-z-zahfi, n. 1716

[450]. Buhari, K. İkrah, babu men ıhtâra-d-darbe, n. 25/9

[451]. K. Edeb, Babu men lem yera ıkfara men kale, n. 74; K. Tefsir, (s.

Mümtehine), n. 185/6; Buhari, K. Meğâzî, Babu fazlı men şehide bedran, n.

9; Müslim, K. Fezâili-s Sahabe, Babu fezâili ehli Bedir, n. 2494; Tirmizî, K.

Tefsir (s. Mümtehine), n. 3302; Dârimî, K. Rıkak, n. 48; Ahmed b. Hanbel,

Müsned, 1/802-296

[452]. Buhari, K. Cihad, Babu-l-harbiyye izâ dehale dâra-l-islâmi, n. 84/4;

İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-Mübarezeti, n. 2836

[453]. Müslim, K. Cihad, babu ıstıhkakı-l-katili, n. 1754

[454]. Buhari, K. Cizye, Babu-l-cizyeti ve-l-müvadah; Tirmizî, K. Seyr,

Babu-s-Saati-l-leti yestehıbbu, n. 1612

[455]. Buhari, K. Cihad, Babu men kale huzhâ, n. 81/4

[456]. Neseî, K. Zekat, Babu-l-ıhtıyali fi-s-sadaka, n. 2559

[457]. Buhari, K. Cihad, Babu hel yeste’siru-r-racül, n. 4/82

[458]. Buhari, K. Meğâzî, Babu ğazveti Uhudin, K. Cihad – Tefsir, n. 12/5

[459]. Nolu dipnot kitapta yazılmamış…

[460]. İbn-i Mes’ûd – İbn-i Mace, K. Diyât, Babu eaffü-n-nası, n. 2681;

Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 393/1

[461]. Buhari, K. Cihad, Babu katli’s-sıbyani fi-l-harbi, n. 74/4; Müslim, K.

Cihad, babu tahrimi katli-n-nisâi ve-l-vildâni, n. 1744; Tirmizî, K. Cihad,

Babu fi-n-nehyi an katli-n-nisâi ve-s-sıbyân, n. 1569; Darimi, K. Seyr, Babu

fi-n-nehyi an katli-n nisâi ve-s-sıbyân, n. 223/2; İbn-i Mace, K. Cihad,

Babu-l-ğarati, n. 284; Ahmed b. Hanbel, n. 2/122-123

[462]. Tirmizî, K. Seyr, Babu fi-n-nüzûli ala-l-hukmi, n. 1583

[463]. Buhari, K. Cihad, Babu ehli-d-Dari, n. 74/4; Tirmizî, K. Seyr, Babu-

n-nehyi an katli-n-nisa, n. 1570; İbn-i Mace, K. Cihad, Babul garati vel

beyati, n. 2839; Müslim, K. Cihad, b. Tahrîmi katli nisâ, n. 1745; Neseî

[464]. Buhari – Tirmizî

[465]. Buhari, K. Cihad, Babu-l-usârâ fi-s-selâsil, n. 73/4

[466]. Camiu-Usul, n. 1089

[467]. Buhari, K. Husûmât, n. 161/6; K. Salat, Babu-l-ığtısalı izâ esleme, n.

1/125; Neseî; Müslim, K. Cihad, Babu rabtı-l-esiri, n. 1764

[468]. Müslim, K. Cihad, Babu ğazveti Bedr, n. 1779

[469]. Neseî, K. Tahrimi-d-Dem, Babu-l-hukmi fi-l-mürted, n. 4073

[470]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-s-sılahı, n. 1805; Dârimî, K. Seyr, Babu

keyfe dehale, n. 2460; Buhari, K. Cihad, Babu katli-l-esir, n. 82/4, K.

Meğâzî – K. Libas; k, Cezai Sayd, Babu dühuli-l-harami ve Mekkete, n.

21/3; Müslim, K. Hac, Babu dühûli Mekkete bi gayri, n. 1357; Tirmizî, K.

Cihad, b. miğferi, n. 1693; Neseî, K. Menasik, Babu duhûli Mekkete, n.

2870

[471]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 124-290/3; Müslim, K. Cihad, Babu

kavli-l-lahi teala (ve hüvelezi keffe) n. 1808; Tirmizî, K. Tefsir (sure-i

Fetih), n. 3260

[472]. K. Hums, Babu ma menne-n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem, n.

5/110; Buhari, K. Meğâzî, babu haddeseni Halife, n. 12

[473]. Müslim, K. Cihad, Babu-l-imdâdı bi-l-melâiketi, n. 1763

[474]. Buhari, K. Vekale, n. 7, Hams, -Hibe, n. 10, Meğâzî, n. 54, Itk, n. 13,

Ahkam

[475]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 184/2

[476]. Buhari, K. Meğâzî, Babu katli Ebî Cehil, n. 97/5; K. Cihad, Babu

men, galebe-l-adüvve, n. 89/4; Tirmizî, K. Seyr, Babu-l-beyati ve-l-ğarat, n.

1551; Dârimî, K. Seyr, Babu fi kabiati Rasûlillah sallallahu aleyhi ve

sellem, n. 2461; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/145 – 4/29

[477]. Müslim, K. Cihad, Babu-t-tenfîli ve fidâi-l-Müslimîn, n. 1755

[478]. Buhari, K. Cihad, Babu izâ ğaneme-l-müşrikûne, n. 89/4; İbn-i Mace,

K. Cihad, Babu ma ehraze-l-adüvv, n. 2847

[479]. Tirmizî, K. Menakıp, Babu menakıbı Ali, n. 3716

[480]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu mâ yusîbu mine-t-taâmi, n. 116/4; K.

Arz-ı-l-harb – Meğâzî, n. 172/5 – Zebaih, Babu zebaıhı ehl-il Kitap, n.

120/7; Müslim, K. Cihad, Babu cevazi-l-ekli min taami-l-ğanime, n. 1772;

Neseî, K. Dahâyâ, Babu zebaıhı-l-yehüd, n. 4440; Darimî, K. Seyr, Babu

ekli-t-taami kalbe en tukseme-l-ganimeh, n. 2503; Ahmed b. Hanbel, 4/86 –

5/56

[481]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-ğulûli, n. 2848

[482]. Buhari, K. Eymanı ve-n-nüzûr, Babu hel-yedhülu fi-l-eymani, n.

179/8; K. Meğâzî, babu gazveti Hayber, n. 176/5; Müslim, K. Eyman, Babu

gılz-ı tahrimi-l-gulûli, n. 115; Neseî, K. Eyman, Babu hel tedhulu-l-

erdavne, n. 3858; Muvatta, K. Cihad, n. 25

[483]. Tirmizî, K. Hudut, Babu fi-l-ğali ma yasnau bihi, n. 1461

[484]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu men lem yahmis, K. Buyû; K.

Meğâzî, b. (ve yevme Huneyn…) K. Ahkam, Babu-ş-Şahadeti tekun;

Muvatta, K. Cihad, Babu macae fi-s-selbi, n. 454/2; Müslim, K. Cihad,

Babu ıstıhkakı-l-katil, n. 1571; Tirmizî, K. Seyr, Babu mâ câe fi men kutile,

n. 1562

[485]. Müslim, K. Kıssatı Ümmi Süleym; K. Cihad, babu gazveti-n-nisai

mea-r-rıcâli, n. 1809

[486]. Müslim, K. Cihad Babu ıstıhkakı-l-katili, n. 1753

[487]. Câmiu-l-Usul, n. 1187

[488]. Buhari, K. Meğâzî, Babu gazveti Hayber, n. 177/5

[489]. Buhari, K. Meğâzî, Babu gavzeti Hayber, n. 177/5

[490]. Buhari, K. Meğâzî, Babu gazveti Hayber, n. 175/5; Tirmizî, K.

Cihad, Babu ehli-z-Zimmeti yağzûne mea-l-müslimîn, n. 1595

[491]. Müslim, K. Cihad, Babu-n-Nisai-l-gaziyat, n. 1812; Tirmizî, K. Seyr,

Babu men yu’til-l-fey’e, n. 1556; Neseî, n. 128/7

[492]. Tirmizî, K. Seyr, Babu hel yüshemü li-l-abdi, n. 1557; Ahmed b.

Hanbel, 223/5, Hakim, 131/; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-l-abiydi ve-n-nisai

yeşhedüne, n. 2855

[493]. Müslim, K. Cihad, Babu kerâheti-l-İstianeti fi-l-gazvi bi, n. 1817;

Tirmizî, K. Seyr, Babu fi ehti-z-zimmeti yağzune mea, n. 1858; İbn-i Mace,

K. Cihad, Babu-l-istianeti bi-l-müşrikîne, n. 2832

[494]. Buhari, K. Cihad, Babu sıhami-l-feresi, K. Meğâzî, Babu gavzeti

Hayber; Müslim, K. Cihad, Babu keyfiyeti kısmeti-l-ganimeti, n. 1762;

Tirmizî, K. Seyr, Babu mâ câe fi sehmi-l-hayl, n. 1554; İbn-i Mace, K.

Cihad, Babu kısmeti-l-ganaim, n. 2854; Darimi, K. Seyr, babu fi sehmi-l-

hayl, n. 144/2; Ahmed b. Hanbel, 2/2-62

[495]. Müslim, K. Cihad, Babu-l-enfal, n. 1748; Tirmizî, K. Tefsir, (Enfal

suresi) n. 3080

[496]. K. Cihad, Babu ve mine-d-delili ala enne-l-humse, K. Meğâzî, Babu-

s-seriyyeti-l-leti kıble necdin; Müslim, K. Cihad, Babu-lenfal, n. 1749;

Muvatta, K. Cihad, Babu camiı-n-nefli fi-l-gavzi.

[497]. Müslim, K. Cihad, Babu-l-enfal, n. 1749

[498]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-nefli, n. 2851

[499]. İbn-i Mace, K. Cihad, Babu-n-nefli, n. 2852

[500]. İbn-i Mace, k, Diyat, Babu-l-müslimûne tetekâfeu, n. 2685

[501]. Müslim, K. Cihad, n. 1806; Buhari, K. Cihad – Meğâzî

[502]. Neseî, K. Kısmı-l-fey-i, n. 4143; İbn-i Mace, K. Cihad

[503]. Buhari, K. Cizye, Babu ismi-l-gadir, n. 127/4 – K. Hayl, n. 9; K.

Edep, Babu ma yüd’a-n-nâsu bi âbâihim, n. 99; Müslim, K. Cihad, n. 8;

İbn-i Mace, k, Cihad, Babul vefa bil beya, n. 2872; Tirmizî, K. Seyr, n.

1581

[504]. Buhari, K. Cihad, n. 109; Müslim, K. İmaret, n. 1841; Neseî, K.

Bey’ati, n. 2401

[505]. Ahmed b. Hanbel, n. 8/6

[506]. Tirmizî, K. Seyr, Babu fil-ğadri, n. 1580

[507]. Neseî, K. Kasame, Babu ta’zîmi katli-l-muahidi, n. 24-25/8

[508]. Ahmed b. Hanbel, n. 487/3

[509]. Ahmed b. Hanbel, 343-423-425/6; Dârimî, K. Salat, Babu salatı-d-

duhâ, n. 339/1; Neseî, K. Taharet, Babu zikri-l-ıstitar, n. 126/1; Buhari, K.

Gasl, Babu-t-tesettüri ani-n-nâsi; K. Salat, Babu-s-Salati fi sevbi-l-vâhidi;

K. Cihad, Babu-emâni-n-nisâi; Müslim, K. Hayz, Babu tesettüri-l-muğtesili

bi sevbin, n. 336; K. Salati-l-Müsafirîn, Babu ıstıhbabı salatı-d-duhâ;

Muvatta, K. Kasrı-s-salât, Babu salatı-d-duhâ, n. 152/1; Tirmizî, İstı’zan,

Babu fi mâ câe fi merhaber, n. 2735

[510]. Buhari, K. Cihad, Babu nâkatin-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem

k, Şurut, Babu-ş-şurûti fi-l-cihadı ve-l-musahati, n. 252/3

[511]. İbn-i Mace, K. Fiten, Babu-l-melâhim, n. 4089

[512]. Buhari, K. Cihad, Babu-l-kizbi fi-l-harbi, n. 78/4; K. Rehin, Babu

rehni-s-sılahi, n. 186/3 – K. Meğâzî; Müslim, K. Cihad, Babu katl-i Ka’b

İbn-il-l-eşref, n. 1801

[513]. Buhari, K. Meğâzî, Babu Gavzet’ül-Hendek, n. 142/5; K. Umre,

Babu mâ yakulü izâ racea mine-l-haccı, n. 8/3; Müslim, K. Hac, Babu izâ

kafele min seferi-l-haccı, n. 1344; Tirmizî, K. Hac, Babu ma yakulu inde-l-

kufuli mine-l-haccı, n. 950

[514]. Buhari, K. Cihad, Babu-l-beşareti fi-l-beşareti fi-l-fütûhi, n. 90/4

[515]. Buhari, K. Gazveti Tebük, b. Tevbeti Ka’b İbn-i Malik, n. 3/6;

Müslim, K. Tevbe, Babu Tevbeti Ka’b, n. 2769; Neseî, K. Talak, Babu

ilhaki bi ehlihi, n. 152/6

[516]. Tirmizî, K. Seyr, Babu fî secdeti-ş-şükr, n. 1578; İbn-i Mace, K.

İkameti-s-Salat, Babu-s-secdeti inde-ş-şükr, n. 139

[517]. Buhari, K. Nikah, Babu lâ yatruku ehlehû leylen, n. 50/7; Müslim, K.

İmaret, Babu-s-seferi kıt’atün mine-l-azabi, n. 182; Tirmizî, K. İsti’zan,

Babu kerahiyyeti furuk-ı-r-raculi, n. 2713

[518]. Buhari, K. Nikah, Babu tesdehiddu-l-muğibeti; Müslim, K. İmaret,

Babu-s-seferi kıt’atün mine-l-azabi, n. 181

[519]. Buhari, K. Cihad, Babu istikbali-l-guzati, n. 92/4; Tirmizî, K. Cihad,

Babu telekki-l-gâibü izâ kadime, n. 1718

[520]. Nolu dipnot yazılmamış

[521]. Buhari, K. Cihad, Babu-s-salâti izâ kadime min seferin, n. 94/4, K.

Salât, Babu-s-salati izâ kadime min seferin, K. Tefsir, (Tevbe suresi), n.

88/6; Müslim, K. Tevbe, n. 2769, K. Salati-l-Müsafirîn, Babu ıstıhbabı-r-

rekateyn, n. 716; Neseî, K. Mesacid, Babu-r-ruhsati fi-l-culûsi, n. 732

Bir bedevî Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a hicretten sordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yazık sana, hicret zor iştir. Senin

develerin var mı?” buyurdu. O kimsede “Evet” cevabını verdi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem: “Peki onların zekâtını veriyor musun?”

buyurdu. O şahıs da “evet” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’da;

“Sen şehirlerden uzakta (bulunduğun yerde) amel et çalış. Allah senin

amelinden hiçbir şeyi noksan kılmayacaktır,” buyurdu. [348]

Aişe radıyallahu anha’dan sahraya çıkmak hakkında sordum. Aişe

radıyallahu anha şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şu sulu

tepenin başına çıkardı, bir defasında sahraya çıkmak istedi, bana zekât

develerinden iyi bir deve gönderdi. Ve bana: “Ey Aişe, deveye yumuşak

muamele et. Zira yumuşak muamele, her nerede bulunursa onu güzelleştirir.

Her neden de soyulursa kati olarak onu çirkinleştirir” buyurdu. [349]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın şöyle dediğini işittim, “Tevbe

kesilene kadar, hicret kesilmez. Güneş battığı yerden doğana kadar, tevbe

kesilmez. (Kabul kapıları kapanmaz.)” [350]

Mekke’nin fethedildiği, fetih günü, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurdu: “(Fetihten sonra) hicret yok, lâkin cihâd ve niyet var, harbe

davet olunduğunuz vakit, hep birden ona koşun.” [351]

Abdullah bin Ömer’in yanında bir cemaat vardı. O’na bir adam gelip yanına

oturdu ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’dan işittiğin bir hadisi bana

haber ver, dedi. Abdullah bin Ömer: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’ın şöyle dediğini işittim, dedi. “Gerçek Müslüman, Müslümanlar

elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Allah’ın nehyettiği şeylerden

uzak kalan kimsedir.” [352]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a “Mü’minlerin iman bakımından en

mükemmeli kimdir?” diye soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Bir adam ki, malıyla canıyla Allah yolunda harb eder ve bir adam ki

dağlardan bir dağ arasına çekilir, orada Allah’a ibadet eder ve insanlar

şerrinden uzak kalır,” cevabını verdi. [353]

Enes dedi ki: Ümmü Haram’ı Übâde bin Sâmit nikâhladı. (Kıbrıs) seferine

çıktı, Ümmü Haram’ı da beraber götürdü. (Denizden çıkıp da karaya)

dönünce Ümmü Haram’ın binmesi için bir katır getirildi. Katır onu

düşürdü, boynu kırıldı ve vefat etti. [354]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kâfirle onu öldüren (Mü’min)

cehennemde ebedî bir arada cem olmaz” buyurdu. [355]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bize dönüp; “Mücahidin onun

sevabını alma hususundaki tutumunun nasıl olacağı hakkında) tahmininiz

nedir?” buyurdu. [356]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hangi gâzi ki, Allah yolunda

gazaya çıkar, ganimet elde ederlerse ahiretteki ecirlerinden üçte ikisini

peşin olarak almış olurlar. Kendileri için (ahirette sadece) üçte biri kalır,

eğer ganimet elde edemezlerse onların ecirleri (ahirette) tam olarak verilir”

buyurdu. [357]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ölen her kişinin ameli (defteri)

kapanır. Ancak murabıt (Allah yolunda memleket sınırında nöbet bekleyen)

müstesna, onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Kabir fitnecisinden

(münker ve nekirden) emin olur” buyurdu. [358]

“Kim harbe çıkmadan veya onu gönlünden geçirmeden ölürse, bir çeşit

nifak üzere ölmüş olur.” [359]

“Kim harbe çıkmaz, gaziyi teçhiz etmez veya gazinin ailesine iyilikle vekil

kalmazsa, Allah onu bir felâkete uğratır. Yezid bin Abdurrabbe rivâyet ettiği

hadisinde, “Kıyamet gününden önce bir kıyamete uğratır” [360] demiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müşriklere karşı mallarınızla,

canlarınızla ve dillerinizle savaşın” buyurdu. [361]

Zeyd bin Sabit diyor ki: “Allah ayetin özür sahibi olanlardan gayri

(meâlindeki) kısmını başlı başına indirdi. Onu ayete ilhak ettim (yerine

yazdım) nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, onu kemikte

bulunan çatlağın yanındaki ilave edildiği yeri görüyor gibiyim.” [362]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gerçekten

Medine’de öyle kimseler bıraktınız ki, siz mesafeler kat ettikçe, nafaka

tasadduk ettikçe, vadiler kat ettikçe, onlar sizinle beraberdirler.” Ashab: “Ya

Rasûlallah, onlar Medine’de oldukları halde nasıl bizimle beraber

olabilirler?” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onları özür

alıkoydu,” buyurdu. [363]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda

gazaya çıkanı teçhizâtlandıran kimse, muhakkak gaza etmiş olur. Kim

gazinin ailesi arasında hayırla vekil olursa gaza etmiş olur.” [364]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Lihyan oğullarına karşı savaşmak

üzere bir müfreze göndermek istemiş ve, “Her iki erkekten biri harbe

çıksın,” buyurmuştu. Sonra oturanlar için de: “O kimseye harbe çıkan

kimsenin ecrinin yarısı var,” buyurmuştur. [365]

“İstanbul’u murad ederek, Medine’den gazaya çıktık. Ordu’nun başında

Halid bin Velid’in oğlu Abdurrahman vardı. Rumlar da, sırtlarını şehir

surlarına bitiştirmiş (dayanmışlar)dı. Bir adam düşman üzerine hücum etti.

Nas, ona vazgeç, vazgeç, lâ ilahe illallah kendi elleriyle kendisini tehlikeye

atıyor, dedi. Ebû Eyyûb dedi ki: – Bu ayet biz Ensar topluluğu hakkında

indi. Cenabı Allah Peygamberine yardım edip, İslâm’ı meydana çıkarınca,

biz şöyle dedik. Gelin mallarımızın başında duralım, onu ıslah edelim.

(Bunun üzerine) Allah Teâlâ, “Allah yolunda infak ediniz kendinizi kendi

ellerinizle tehlikeye atmayınız,” ayetini indirdi. Kendi ellerimizle kendimizi

tehlikeye atmak mallarımızın başında bulunup, onları ıslah etmemiz ve

cihadı terk etmemizdir.” Ebû İmran dedi ki “Ebû Eyyûb İstanbul’da (şehid

olup defnedilene kadar, Allah yolunda cihaddan ayrılmadı.” [366]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim,

“Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete kor,

onu yapmakta hayır uman ustasını, onu atanı ve onu atana vereni. Atış

yapın, binicilik yapın, atışı öğrenmeniz binicilik öğrenmenizden bana daha

sevimlidir. Üç oyundan başka meşru oyun yoktur. Adamın atını terbiyesi,

karısıyla oynaşması, yayı ve okuyla atması. Kim öğrendikten sonra ondan

yüz çevirerek atışı terk ederse gerçekten o bir nimetti, onu terk etmiş olur.

Veya (ravi şöyle dedi) o bir nimettir, ona nankörlük etmiş olur. [367]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in minber üzerinde olduğu halde

şöyle buyurduğunu işittim: “Gücünüz yettiği kadar düşmanlara karşı kuvvet

hazırlayın. (Tevbe suresi, 60) Dikkat gerçekten kuvvet atmaktır. Dikkat,

gerçekten kuvvet atmaktır. Dikkat, gerçekten kuvvet atmaktır.” [368]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Harb iki türlüdür; o kimse ki,

Allah’ın rızasını talep eder, imama itaat eder, en kıymetli malını infak eder,

arkadaşlarına kolaylık gösterir, fesattan kaçınırsa, bu şekilde savaşan

kimsenin uyuması, uyanması hepsi ecirdir. Ama o kimse ki, övünmek,

gösteriş ve duyurmak için harp eder, imama isyan eder, yer yüzünde fesat

çıkarırsa, o kimse (günahını karşılamaya) yeterli bir sevap almış olarak

dönmez,” buyurdu. [369]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim Allah’ın kelimesi yüce olması

için savaşırsa işte o, Aziz ve Celil olan Allah yolundadır,” buyurdu. [370]

Bizim Cennet’te diri olduğumuzu, rızıklandığımızı ve cihaddan vaz

geçmemeleri, harpten dönmemeleri için kardeşlerimize kim haber ulaştırır?

Sübhan olan Allah sizin bu durumunuzu onlara ben haber vereceğim,”

buyurdu. Dedi ki: Aziz ve Celil olan Allah mealen, “Allah yolunda

öldürülenleri ölü zannetmeyin,” ayetini sonuna kadar indirdi. [371]

Bir erkek Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi, ve şöyle dedi:

Hicret için sana biata geldim. Annemle babamı ağlıyor olarak bıraktım,”

dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onlara dön, onları ağlattığın

gibi onları güldür,” buyurdu. [372]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve “Ya Rasûlallah,

ben cihada çıkabilir miyim?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Senin annen ve baban var mı?” buyurdu. Adam, “Evet var,” dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onların hizmetlerinde (bulunarak)

cihad et,” buyurdu. [373]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Süleym ve ensardan bir çok

kadınları gazilere su versinler, yaralıları tedavi etsinler diye harbe

götürürdü.” [374]

İbn-i Şihab dedi ki: Seleme bin Ekvâ’nın oğlundan sordum. Babasından

naklen bunun benzerini nakletti. Şu kadar ki o, Rasûlullah şöyle buyurdu,

dedi. “Onlar yalan söylediler, o Allah’a itaat yolunda çalışan bir mücahid

olarak can verdi. Onun sevabı iki mislidir.” [375]

İbn-i Musaffa buradan itibaren şunu ziyade etti. “Kim, Allah yolunda

(düşmandan) bir yara alır, veya Allah yolunda bir kaza geçirerek yaralanırsa

o yara kıyamet gününde, dünyadakinin en ağır haliyle getirilir, rengi

za’ferân renginde, kokusu da misk kokusudur. Kim ki, vücudunda, Allah

yolunda bir çıban çıkarsa, onun üzerine şehitlik mühürü vurulur,” buyurdu.

[376]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Doru, alnı beyaz ve ayakları sekili

at veya kırmızı, alnı beyaz, ayakları sekili at veya siyah, alnı beyaz, ayakları

sekili at besleyin,” buyurdu. [377]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Atın uğuru kırmızılığındadır,”

buyurdu. [378]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’ın seni kendisine sahip kıdığı

şu hayvanın hakkına riayetsizlikten Allah’tan korkmaz mısın, o senin onu

cidden aç bıraktığını bana şikayet etti,” buyurdu. [379]

Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü, hayvanlara yaptığımız iyilikten de bize ecir var

mı,” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yaş ciğer taşıyan, her

hayvana yapılan iyilikte sevap var,” buyurdu. [380]

Malik diyor ki: Ben bu okların develerin boynuna asılışını, göz

değmesinden dolayı olduğu kanaatindeyim. [381]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, “Atı iyi bağlayın

(besleyin) onun alnını ve kabalarını sıvazlayın (kaşağılayınız)” buyurdu.

“Onların boynuna gereken gerdanlıkları takınız! Fakat boyunlarına kirişler

asmayın” buyurdu. [382]

“Melekler, aralarında çan (sesi) bulunan yolculara arkadaşlık etmez.” [383]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Melekler yanlarında köpek ve çan

bulunan yoldaşlara arkadaşlık etmez,” buyurdu. [384]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, çan hakkında, “Şeytanın çalgısıdır,”

buyurdu. [385]

Dışkı yiyen hayvana binmekten nehyolunduk. [386]

Ben bir hımar üzerinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in terkisinde

idim. O, hımara Ufeyr (toprak rengi) deniliyordu. [387]

Ashab bu falan kadındır, devesine lanet etti, dediler. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “O deveyi geri bırakın, çünkü o lanet olunmuş, bir

hayvandır,” buyurdu. Deveyi kadından alıkoydular. İmran, dedi ki, boz

rengiyle o deve hâla gözümün önündedir.” [388]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hayvanları birbirine kışkırtıp

(dövüştürmekten) nehyetti. [389]

Kardeşim yeni doğduğu vakit, tahnîk yapması (damağına yiyecek bir şey

sürmesi) için onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdim. Bir de

baktım ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, koyun ağılında koyunları

dağlıyordu. Şu’be dedi ki: Zannedersem Hişam radıyallahu anh,

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, koyunun kulağına damga

vuruyordu,” dedi. [390]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına yüzü dağlanmış bir merkep

getirilmiş bunun üzerine hazreti Peygamber, “Hayvanların yüzünü

dağlayana ve yüzüne vurana lanet ettiğim haberi size ulaşmadı mı?”

buyurmuş ve bunu yasaklamıştı. [391]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir katır hediye edildi. Ona bindi.

Ali radıyallahu anh eşeği kısrağa çeksek, çiftleştirsek bunun gibi katır olur,

dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Onu ancak bilmeyenler yapar,”

buyurdu. [392]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayvanlarınızın sırtlarını minberler

(oturaklar) edinmekten sakınınız. Gerçekten Allah Teala onu, ancak

meşakkatle varabileceğiniz yerlere sizi yetiştirmeleri için emrinizde kıldı.

Arzı da sizin için yarattı. Dolayısıyla ihtiyaçlarınızı arzın üzerinde yerine

getiriniz. [393]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Otlu yolda sefer ettiğiniz vakit,

deveye hakkını verin (orada otlatın) kurak otsuz yerde sefer ettiğiniz vakit,

süratle seyredin. (Hayvan zaafa düşmesin) gece sonunda (seherde) istirahat

için inmek istediğiniz vakit, yoldan kenara sapınız,” buyurdu. [394]

2570 – Cabir radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den: Bu hadisin benzeri rivâyet olundu. “Devenin hakkını verin.”

Cümlesinden sonra, “Alışıla gelen günlük mesafeleri aşmayınız” buyurdu.

[395]

Bir ara Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yürüyordu, beraberinde bir

merkep olan bir adam geldi ve ya Rasûlallah, bin dedi. Kendisi eşeğin ön

tarafından geri çekildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayır

hayvanın önüne binmeye sen, benden daha layıksın ancak onun önüne

binmeyi bana bırakırsan başka,” dedi. Adam önüne binme hakkını sana

tanıdım, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de

bindi. [396]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yarışta (ödül verme) sadece deve,

at ve ok müsabakalarında olur” buyurdu. [397]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, yarış için tımarlanmış atla yarış

yaptı. Başlangıcı (Medine dışındaki) Hayfa bitim yeri Seniyyetü’l-veda idi.

Yarış için tımarlanmamış at arasında da yarış yaptı. Başlangıcı Seniyye,

bitim yeri Benî Züreyk Mescidi idi. İbn-i Ömer de orada müsabaka

yapanlardandı. [398]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, atları terbiye edip (tımarlayıp)

onlarla yarışmalara katılırdı. [399]

Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile yaya olduğum halde

koşuya girdim, onu geçtim. Şişmanladığım vakit yine onunla koşuya

girdim, bu sefer Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni geçti ve,

“Benim bu koşuyu kazanışım, senin kazandığın o koşuya karşılıktır”

buyurdu. [400]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim, yarışı kaybedeceği önceden

kesinlikle belli olmayan bir atı, iki atın arasına (yarışmak üzere) sokarsa bu

(ödüllü yarışma) kumar değildir. Eğer bir kimse kaybedeceğinden kesinlikle

emin olduğu bir atı (yarışmacı) iki at arasına sokarsa bu kumardır. [401]

Ravîlerden Yahya bin Halef rivâyet ettiği hadisinde “Yarışta” kelimesini

ziyade etti. [402]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kılıcının kabzasının üstü gümüştü.

[403]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, mescitte okuyla tasadduk eden bir

kimseye (çıplak) okuyla dolaşmamasını, ancak okunun demirinden tutmuş

olarak dolaşmasını emretti. [404]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz bizim mescidimize

veya çarşımıza yanında oku olduğu halde uğrarsa, onun demirinden tutsun

veya Müslümanlardan birine isabet etmesin diye avucu ile demirini

kavrasın.” [405]

(Kınına konulmadan) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem çıplak kılıcın

karşılıklı birbirine verilmesini de nehy etti. [406]

Muhammed bin Kasım, beni Bera bin Âzib’e gönderdi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in bayrağının nasıl olduğunu soruyordu? Bera

bin Âzib; (Rasûlullah’ın bayrağı) siyah, dört köşeli ve çizgili bezdendi.

Cevabını verdi. [407]

2592 – Cabir’in merfuan rivâyet ettiği hadiste, Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’in Mekke’ye girdiği gün sancağı beyazdı, denilmiştir. [408]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sancağını sarı gördüm. [409]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Benim için zayıflar aracılığı ile isteyin, muhakkak ki siz, zayıflarınız

sebebiyle rızıklanıyor ve yardım olunuyorsunuz.” [410]

2596 – İyas bin Seleme’den, o da babasından dedi ki; Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in hayatında Ebû Bekir’le gazaya çıktık, bizim parolamız

Emit, Emit (Öldür, öldür) kelimesiydi. [411]

2597 – Ebî Sufra dedi ki: Bana Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den

duyan birisi haber verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle

buyurdu: “Eğer düşman tarafından gece baskına uğrarsanız parolanız

Hâmîm lâ Yunsarûn “Hâmîm; onlar yardım olunmazlar,” olsun. [412]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sefere çıktığında şöyle buyurdu:

“Allah’ım seferde sahibimiz sensin, ailemiz için de vekilimiz sensin,

Allah’ım, seferin meşakkatinden sana sığınırım. İsteğime kavuşamadan

üzüntü ile dönmekten sana sığınırım. Ehlim ve malımın çirkin

görünüşünden sana sığınırım. Allah’ım, yeryüzünü bana dür, kısalt. Seferi

bize kolay kıl.” [413]

Ya râb, seferde sahibimiz sen, aile ve malımızda vekilimiz sensin. Seferden

dönünce de bunları söyler. Orada şu ziyadede bulunur “Tevbe edenlerden ve

Rabbımıza hamd edicilerden olarak dönüyoruz,” buyururdu. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem ve askeri tepeye yükseldiklerinde tekbir

getirirler, indiklerinde tesbih okurlardı. (Kıyam ve intikallerde tekbir, rükû

ve secdede tesbih okunarak) namazda bunun üzerine konuldu. [414]

İbn-i Ömer bana: “Gel Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bana veda

ettiği gibi, ben de sana veda edeyim, dedi.” Dinini, emanetini (aileni ve

malını) amelin sonuçlarını Allah’a emanet ederim. [415]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, orduya veda etmek istediği vakit,

şöyle buyururdu: “Dininizi, emanetinizi (aile ve malınızı) ve amellerinizin

sonuçlarını Allah’a emanet ederim.” [416]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in benim yaptığım gibi yaptığını,

sonra da güldüğünü gördüm. Ben de ya Rasûlallah gülmene hangi şey sebep

oldu, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Rabbin,

kulunun yâ rabbî benim günahımı mağfiret eyle, dediği zaman, kulum

benden başkasının günahları bağışlayamayacağını biliyor diye, onun bu

sözünden razı olur,” buyurdu. [417]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sefere çıkıp da gece olduğu zaman,

şöyle buyururdu: “Ey Arz, senin ve benim rabbim Allah’tır. Senin

şerrinden, senin içinde olanların şerrinden, sende yarattıklarının şerrinden,

senin üzerinde gezenlerin şerrinden Allah’a sığınırım. Aslanın ve büyük

yılanın, yılan ve akrebin, bu yerde ikamet eden yaratıkların şerrinden

doğuran kimselerin ve doğurduklarının şerrinden Allah’a sığınırım.” [418]

Ebû Dâvud dedi ki: Fevâşî: Yeryüzüne dağılan her şeye denir. [419]

Sehr tüccar bir adamdı. Ticaret kervanını sabahın erken saatlerinde

çıkarırdı. Malı çoğaldı. Servet sahibi oldu. [420]

“Tek başına sefere çıkan binitli şeytandır. İki yolcu iki şeytandır. Üç kişi ise,

cemaat ve arkadaştır.” [421]

Mâlik dedi ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu nehyi düşmanın

Kur’an’ı ele geçirmesi korkusundandır zannediyorum.” [422]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “(Yolculukta) arkadaşlığın (sayı

bakımından) en hayırlısı dört kişi, seriyyenin en hayırlısı dört yüz kişidir.

Ordunun en hayırlısı dört bin kişidir. Ve on iki bin kişilik ordu, azlıktan

dolayı mağlup olmaz,” buyurdu. [423]

Onlar için ganimetten, harpsiz alınan maldan hayır yoktur. Ancak,

Müslümanlarla birlikte cihada çıkarlarsa müstesnâ. Eğer onlar İslam’dan

yüz çevirirlerse, onları cizye vermeye çağır, eğer kabul ederlerse, onlardan

kabul et ve kendilerini serbest bırak eğer kabul etmezlerse, Allah’tan

yardım iste ve onlarla savaş. Bir kale halkını kale içinde muhasara ettiğinde,

senden kendilerine Allah’ın hükmünü uygulamanı isterlerse, (bunu) onlara

uygulama. Çünkü onlar hakkında Allah’ın ne hüküm ettiğini bilemezsin.

Lakin, onlara kendi hükmünüzü uygulayın ve sonra onlar hakkında

dilediğiniz hükmü veriniz.” [424]

Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Benî Nadîr’in

(Yahudilerin) Beveyra’daki, hurmalarını yaktırdı ve kestirdi. Aziz ve Celil

olan Allah meâlen: “Sizin hurma ağaçlarından kestikleriniz veya terk edip

bıraktıklarınızı” mealindeki ayeti indirdi.” [425]

2616 – Urve radıyallahu anh’dan: Usame radıyallahu anh, bana şöyle haber

verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Usame’ye şu tavsiyede

bulunmuştur: “Sabahleyin Übnaya baskın yap ve yak.” [426]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Buseyse’yi Ebû Süfyan’ın

kervanının ne yapmakta olduğunu gözetlemek üzere casus olarak gönderdi.

[427]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz

koyun, deve (sürüsü) yanına geldiğinde, eğer sahibi orada ise ondan izin

alsın, eğer izin verirse onu sağsın ve sütünü içsin, eğer sahibi yoksa üç kere

seslensin, cevap verirse ondan izin alsın, cevap vermezse sağsın, içsin.

Fakat yanında götürmesin.” [428]

Bir kıtlık senesinde, ben fakir düştüm. Medine bahçelerinden bir bahçeye

girdim. Başağı ovuşturdum, ondan yedim ve elbiseme doldurdum. Sahibi

geldi beni dövdü, elbisemi aldı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

geldim (durumu anlattım.) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, mal

sahibine: “Cahilken öğretmedin, açken doyurmadın,” buyurdu. Ve elbisemi

bana iade etmesini emretti. O da elbisemi bana iade etti ve bana bir vesk

veya yarım vesk yiyecek verdi. [429]

Ben çocuktum, ensârın hurmalarını taşlıyordum. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’e getirildim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ey

çocuk niçin hurmayı taşlıyorsun?” (Düşürdüklerimi) yiyorum, dedim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hurmayı taşlama, altına düşmüş

olanlardan ye,” buyurdu. Sonra başımı sıvadı ve, “Allah’ım bunun karnını

doyur,” diye dua etti. [430]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz hiçbir kimsenin

hayvanını izinsiz sağmasın. Sizden birinizin dolabına gelince kilidi kırılsa,

yiyecekleri dağıtılsa hoşuna gider mi? İşte onların yiyeceklerini de

hayvanların memesi depo ediyor. Hiçbir kimse izinsiz hiçbir kimsenin

hayvanlarını sağmasın,” buyurdu. [431]

“Ey iman edenler Allah’a, Rasûlüne ve sizden olan ülü’l-emre itaat edin.”

Âyeti, Abdullah bin Kays Bin Adiy hakkında indi. Nebî sallallahu aleyhi ve

sellem onu bir seriyyede göndermişti. Bunu bana Ya’lâ haber verdi. Said

Bin Cübeyr’den o da İbn-i Abbas’tan nakletti. [432]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ordu gönderdi. Onların başına bir

kimseyi kumandan tayin etti. Onlara da onun sözünü dinlemelerini, ona

itaat etmelerini emretti. Kumandan ateş yaktı, emrindekilere ona girmelerini

emretti. Cemaatten bazısı ateşe girmekten kaçındı ve biz ateşten kaçtık,

dediler. Bir kısmı ateşe girmek istedi. Bu haber Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’e yetişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer ateşe

girselerdi veya ona girselerdi, onda devamlı kalırlardı. Allah’a isyan olan

yerde (kula) itaat yok, ancak itaat dinin uygun gördüğü yerdedir,” buyurdu.

[433]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Masiyetle emir

olunmadıkça Müslüman adama, sevdiği ve sevmediği yerde âmire itaat ve

sözünü dinlemek vardır, masiyetle emrettiğinde itaat ve dinlemek yoktur.

[434]

2628 – Ebû Sa’lebe el-Huşenî radıyallahu anh’dan dedi ki: (Sefer esnasında)

sahâbîler bir yere konakladıkları zaman (ravi: Amr bu cümleyi) Rasûlullah

bir yere konakladığı vakit insanlar, diye rivâyet etti. Bunun üzerine dağ

eteklerine ve vadilere dağılırlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Sizin şu dağ eteklerine ve vadilere dağılmanız ancak şeytandandır,”

buyurdu. Bundan sonra bir yerde konakladıklarında birbirlerine iyice

yaklaşırlardı. Hatta üzerlerine bir yaygı atılsa hepsini kaplar denilebilirdi.

[435]

Dedi ki; Ömer bin Ubeydullah Harûrîler üzerine yürüdüğü vakit Abdullah

bin Ebû Evfâ ona bir mektup yazıp Rasûlullah’ın düşmanla karşılaştığı bazı

günlerinde: “Ey nas, düşmana kavuşmayı temennî etmeyin. Allah’tan afiyet

isteyin, onlarla karşılaştığınız vakit sabredin. Biliniz ki muhakkak cennet

kılıçların gölgesi altındadır” buyurduğunu, sonra da; “Ey kitap indiren,

bulutları yürüten, düşmanları bozguna uğratan Allah’ım, düşmanları

bozguna uğrat, onlar aleyhine bize yardım et” diye dua ettiğini bildirdi. [436]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, gaza yaptığı vakit, şöyle dua ederdi,

“Allah’ım, benim dayanağım yardımcım sensin, düşmanın (hîlesini) senin

yardımınla değiştiririm, senin yardımınla düşmana hamle yaparım. Senin

yardımınla savaşırım. [437]

Müşriklerin savaşanındaki İslam’a çağırılışlarından Nâfi’ye mektupla

sordum. Bu durum İslam’ın ilk günlerinde idi, dedi. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, (İslam aleyhinde çalışan) Benî Mustalık üzerine süratle

yürüdü, onlar (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gelişinden)

habersizdiler. Hayvanları sulanıyordu. Savaşçılar onları öldürdü, kadın ve

çocuklarını esir aldı. Haris kızı Cüveyriye’ye o gün sahip oldu. Bunu bana

ordunun içinde bulunan Abdullah haber verdi. [438]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sabah ezanı sırasında hücum ederdi,

o vakit iyice kulak verirdi. Eğer bir yerde ezan sesi işitirse baskından

vazgeçerdi. İşitmezse hücum ederdi. [439]

“(Eğer uğradığınız memleketlerde) Bir mescit gördüğünüz veya müezzinin

ezanını işittiğiniz zaman (o yer halkından) kimseyi öldürmeyin çünkü onlar

müslümandır.” [440]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Harp hîledir” buyurdu. [441]

Seleme dedi ki: O gece müşriklerden 7 ev halkını kendi elimle öldürdüm.

[442]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Însanlar tevhit

okuyana kadar kendileriyle savaşmakla emrolundum. Tevhidi okudukları

vakit kanlarını, canlarını benden korumuş (kurtarmış) olurlar. (Kısas ve

recim) gibi ölüme hak kazandıkları yer müstesna. (O zaman dînî cezayı

yerine getiririm) onların hesabı da yüce olan Allah’adır. [443]

“İnsanlar Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed sallallahu aleyhi ve

sellem Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet edene, bizim kıblemize

dönene, kestiklerimizi yiyene, namazımızı kılana kadar kendileriyle

savaşmakla emr olundum. Bunu yaptıkları vakit onların kanları, malları

bize haramdır. (Kısas ve recim gibi) ölüme hak kazandıkları yer müstesna.

Müslümanların lehine olan onların da lehine, müslümanların aleyhine olan

şey onların da aleyhinedir.” [444]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi seriyye olarak (Cüheyne

kabilesinin bir kolu olan) Hurakât’a gönderdi. Bizim gelişimizle

korkutulmuşlar ki kaçtılar. Bir adama yetiştik, üzerine çullandığımızda “lâ

ilahe illallah” dedi. Onu öldürene kadar kılıç vurduk. Dönüşte bunu

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e anlattım. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve selem “Kıyamet gününde “lâ ilâhe illallah” senden şikayetçi

olursa sana kim yardım edecek?” buyurdu. Ben ya Rasûlallah tevhidi ancak

silah korkusundan okudu, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Onun kalbini yardın mı ki, korktuğu için yoksa başka şey için tevhid

okuduğunu biliyorsun. Kıyamet gününde lâilahe illallaha karşı sana kim

yardım edecek?” Bunu durmadan söylüyordu. Hatta daha önce müslüman

olmamış olsaydım da bugün müslüman olsaydım diye arzu ettim. [445]

Dedi ki: Ya Rasûlallah kafirlerden bir adamla karşılaşırsam benimle savaşır

kollarımdan birini kılıçla keser, sonra da benden bir ağaca sığınır ve ben

Allah rızası için müslüman oldum derse bunu söyledikten sonra onu

öldüreyim mi? dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu

öldürme, eğer onu öldürürsen, o senin onu öldürmeden önceki yerine geçer,

sen de onun söylediği o sözü söylemeden önceki yerine geçersin” buyurdu.

[446]

Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müslümanlarla müşriklerin ateşleri

birbirini görmesin diye,” buyurdu. [447]

Enfal suresinin, “Sizden sabırlı yirmi kişi olursa (düşmandan) ikiyüz kişiye

galip gelirler,” mealindeki 65. ayeti indi. Bir mü’minin on kişiden

kaçmaması farz kılındığı zaman bu sayı mü’minlere ağır geldi, sonra

hafifletildiği hakkında şu ayet indi. “Şimdi ise Allah size hafifletti.” Ebû

Tevbe, “Sizden sabırlı yüz kişi olursa ikiyüz kişiye galebe ederler,”

cümlesine kadar okudu (Enfal 66. ayeti) Allah Teâlâ onların sayılarından

hafifletince; onlara hafiflettiği kadar sabırdan da eksiltti. [448]

Dedi ki: Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yaklaştık, elini öptük,

şöyle buyurdu: “Ben de müslüman birliğindenim.” [449]

“Sizden öncekiler şöyle idi. Bir adam tutulur, ona yerden çukur açılır, sonra

bir testere getirilir, tepesine konur ikiye bölünürdü de bu zulüm onu

dininden çevirmezdi. Kemiği, bütün üzerinde bulunan et ve sinirleri demir

taraklarla taranır da bu durum onu dininden vazgeçirmezdi. Allah’a yemin

ederim ki. Allah bu dinin icaplarını tamamlayacak. Öyle ki hayvanına binen

bir kimse Allah’tan başka ve koyunları hakkında kurttan başka hiç

kimseden korkmadan (yalnız başına) San’a ile Hadremevt arasında

yolculuk yapabilecektir fakat siz acele ediyorsunuz.” [450]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “(Hatib Bedir savaşında hazır

bulundu) onun öldürülmeyi hak ettiğini ne bilirsin. Allah onların durumunu

bildiği için Bedir ehli hakkında: “İstediğinizi yapın. Ben sizi affettim”

buyurmuştur” cevabını verdi. [451]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Huneyn) seferinde iken huzuruna

müşriklerden bir casus geldi. Ashabının yanında oturdu. Sonra çıkıp gitti.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu arayın

öldürün,” buyurdu. Seleme dedi ki: Herkesten önce ona ben yetiştim ve onu

öldürdüm, Hz. Peygamber de onun eşyasını ganimet olarak bana verdi. [452]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insanlar içerisinden yüzünü bana

dönmüş olarak beni karşıladı. Ve “(Casus) adamı kim öldürdü,” buyurdu.

Cemaat Seleme bin Ekva öldürdü, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem, “O adamın eşyasının hepsi Seleme’ye aittir,” buyurdu. [453]

Ben bazı savaşlarda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte

bulundum. Gündüzün evvelinde savaşa başlamazsa güneşin (tepeden

batıya) kayıp da rüzgar esmeye ve Allah’ın yardımı ininceye kadar savaşı

ertelerdi. [454]

Huneyn (savaşı) günü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, düşmanla

karşılaşınca düşman bozguna uğradı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

katırından indi ve yaya yürüdü. [455]

Musa bin İsmail rivâyetinde, “Azgınlıkta ve öğünmekte,” dedi. [456]

Onu sürüdüler, onlarla gitmemeye direndi, onu öldürdüler. Hubeyb bir süre

esir olarak kaldı. (Nihayet haram aylar çıkanca) onun da öldürülmesi için

karar verdiler. Bunun üzerine Hubeyb emanet bir ustura aldı. Onunla eteğini

tıraş etti. Onu öldürmek için çıktıkları vakit, Hubeyb onlara şöyle dedi.

Beni bırakın, iki rekat namaz kılayım, sonra: Allah’a yemin ederim ki: Eğer

ölümün korkusundan olduğunu zannetmeyeceğinizi bilsem daha ziyade

kılardım, dedi. [457]

Abdullah bin Cübeyr, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in size ne

dediğini unuttunuz mu? dedi. Onlar Allah’a yemin ederiz ki insanların

yanına gideceğiz, ganimetten hissemizi alacağız, dediler. Onların yanına

geldiler, yüz geri edildiler. (Nereye gideceklerini bilemediler, hayrette

kaldılar) bozguna uğramış olarak döndüler. [458]

Bedir savaşında saf tuttuğumuz zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurdu: “Düşman size yaklaştıklarında yani etrafınızı

sardıklarında onlara ok atınız. Ok menzili’nin dışında kalacak kadar uzak

oldukları zaman ise oklarınızı (atmayınız, yanınızda) muhafaza ediniz. [459]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Öldürme yöntemi açısından

insanların en merhametlisi ehl-i imandır” buyurdu. [460]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gazalarının birinde bir kadın

öldürülmüş olarak bulundu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem, kadın ve çocukların öldürülmesini yasakladı. [461]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müşriklerin (eli silah tutan)

yaşlılarını öldürün, silah tutacak çağa gelmemiş çocuklarını bırakın,”

buyurmuştur. [462]

Zühri dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bundan sonra, “Çocuk

ve kadınların öldürülmesini nehy etti.” [463]

Bir sefere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizi gönderdi. Bize, “Eğer

falanı ve falanı bulursanız …) buyurdu, deyip geçen hadisin manasını

zikretti. [464]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim. “Aziz

ve Celil olan Rabbimiz, cennete zincirlerle çekilen bir cemaatten hoşnut

olmuştur.” [465]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Abdullah bin Galib el-Leysî’yi bir

seriyyenin başında gönderdi. Ben de, o seriyyenin içinde idim. Onlara

Kadid mevkiinde bulunan Benî Mülevvah (kabilesi) üzerine müteferrik

koldan baskın yapmalarını emir buyurdu. Yola çıktık. Kadid mevkiine

geldiğimizde Haris bin el-Bersa el-Leysî ile karşılaştık, onu yakaladık, o

ancak ben İslam arzusuyla geldim, ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e gitmek için yoka çıktım, dedi. Biz de ona eğer müslüman isen

bizim bir gece ve bir gündüz seni bağlamamız sana zarar vermez. Eğer

müslüman değil isen senden emin olalım (diye bağlıyoruz dedik.) Neticede

onu sımsıkı bağladık. [466]

Bu hadisi bu şekilde Kuteybe nakletti. İsa bin Hammad el Mısrî dedi ki:

Bize Leys haber verdi ve (zâdem yerine) Za zimme (hürmet sahibi) dedi.

[467]

Enes dedi ki: Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, onlardan

hiçbirinin cesedi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in elini koyduğu

yeri geçmedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, onların gömülmesini

emretti. Ayaklarından tutuldu. Sürünerek Bedir’in kör kuyusuna atıldılar.

[468]

Ebû Dâvud dedi ki: Abdullah bin Serh Hazreti Osman’ın süt kardeşi idi.

Velid bin Ukbe de Osman’ın anne bir kardeşi idi. Şarap içtiği vakit Hazreti

Osman ona had vurdurdu. [469]

Ebû Dâvud dedi ki: İbn-i Hatal’ın ismi Abdullah’tır. Onu Ebû Berzetel

Eslemî öldürdü. [470]

Mekkelilerden seksen kişi sabah namazı vakti Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem ve ashabı üzerine onları öldürmek için Tenim tepesinden indiler.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları esir olarak yakaladı. Ve

onları azat etti. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah, “Mekke’nin içinde

onların ellerini sizden sizlerin ellerinizi onlardan alıkoyan odur.”

mealindeki Fetih suresi 24. ayetini indirdi. [471]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Bedir esirleri için şöyle dedi: “Eğer

Mut’ım bin Adiy sağ olsaydı, sonra da şu kokmuşlar hakkında benimle

konuşsaydı, onun (hatırı) için onları parasız salıverirdim.” [472]

Ebû Dâvud dedi ki, Ebû Nûh’un adı Kırad’tır, sahih olan Abdurrahman Bin

Gazven olmasıdır. [473]

Nas, biz hissemize düşenleri gönül hoşluğu ile onlara iade ettik ya

Rasûlallah dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “Biz

sizden buna izin verenlerle vermeyenleri bilemeyiz, dönünüz. Fikrinizi bize

arifleriniz (başkanlarınız) bildirsin,” buyurdu. Halk döndüler arifleri onlarla

konuştu. Arifler şöyle haber verdiler. Onlar hepsi hoş karşıladılar. Ve izin

verdiler. (Hiç birisi karşılık istemiyorlar ya Rasûlallah dediler.) [474]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onlara kadınlarını (oğullarını) geri

verin. Kimin elinde şu ganimetten bir şey var da (sahiplerine geri verirse)

Allah Teala’nın bize ilk vereceği ganimet malından ona altı deve

vereceğim, dedi. Sonra bir deveye yaklaştı, onun hörgücünden bir tüy aldı,

sonra (ey nas, bu ganimetten bana hiçbir şey yok, hatta şu elimdeki tüy

kadar bir şey yok deyip iki parmağını kaldırdı.) Ancak beşte biri müstesna,

beşte bir hisse de size iade ediliyor. (Techiz ve silahınıza sarf ediliyor) mal-i

ganimetten iğne ve iplik her ne aldınızsa getiriniz,” buyurdu. Elinde kıldan

ip yumağı bulunan biri ayağa kalktı ve ya Rasûlallah, şunu devenin

semerinin altında bulunan çukuru onarmak için aldım, dedi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Benim ve Aldülmuttalib oğulları için olan

ganimet senindir,” buyurdu. Adam bunun vebâli şu gördüğüm dereceye

yetiştiğine göre benim ona ihtiyacım yok, dedi. Ve elinde bulunanı yere

fırlattı. [475]

İbn-i Müsennâ şöyle dedi: Bir kavme galebe ettiğinde onların arasında üç

gün durmayı severdi. [476]

Ebû Bekir radıyallahu anh’ın maiyetinde sefere çıktık. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem onu bize kumandan tayin etti. Fezare kabilesiyle savaşa

başladık. Baskını çeşitli kollardan yaptık. Sonra halktan bir cemaata baktım,

orada çocuklar ve kadınlar vardı. Bir ok attım. Onlarla dağın arasına düştü,

orada kaldılar. Ben de onları Ebû Bekir’e getirdim. İçlerinden Fezara’dan

bir kadın vardı. Kadının üzerinde yumuşak deri vardı. Yanında Arabın en

güzellerinden bir de kızı vardı. Ebû Bekir, kadının kızını fazla olarak bana

verdi. Medine’ye geldim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Ya

Seleme o kadını bana hibe et,” dedi. Ben de, Allah’a yemin ederim ki, o

kadın benim hoşuma gitti. Ben onun elbisesini de açmadım (ona

yaklaşmadım) dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sükût etti.

Ertesi gün olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, çarşıda bana yine

rast geldi. Ve “Ya Seleme, Allah’a yemin olsun ki o kadını bana hibe et,”

buyurdu. Ben ya Rasûlallah, Allah’a yemin olsun ki, o kadının elbisesini

soymadım, o sana hibe olsun dedim. O kızı Mekke halkına gönderdi,

Mekkelilerin elinde (müslüman) esirler vardı. O kadını onlara göndererek

ellerindeki esirlerine fidye göndermiş oldu. (Onlar da müslümanları serbest

bıraktılar.) [477]

Kendisine ait bir at kaçmıştı. Onu düşman elde etti. Onlara müslümanlar

galebe çaldılar. Asr-ı Saadet’te atı kendisine iade olundu. Yine kendisine ait

bir köle de kaçarak Rum topraklarına iltihak etti. Müslümanlar, Rumlara

galebe ettiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra Halid bin

Velid İbn-i Ömer’e kölesini iade etti. [478]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu söze gazaplandı ve, “Ey Kureyş

topluluğu Allah şu tutumunuzdan dolayı boynunuzu vuracak bir kimseyi

gönderinceye kadar bu hareketinizden vazgeçeceğinizi zannetmiyorum,”

dedi. Köleleri sahiplerine iade etmedi ve “Onlar Aziz ve Celil olan Allah’ın

azad ettiği kimselerdirler,” buyurdu. [479]

Hayber’in (fethi) günü yağla dolu bir dağarcık atıldı. Ona geldim. Ve onu

omzuma aldım. Sonra şöyle dedim. Bugün bundan hiçbir kimseye bir şey

vermeyeceğim, döndüm, baktım bir de ne göreyim. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem bana tebessüm ediyordu. [480]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir zat Hayber (savaşı)

günü vefat etti, bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e söylediler.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Arkadaşınız üzerine siz namaz kılın

(ben kılamayacağım), buyurdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu

cevabından insanların yüzlerinin rengi değişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, “Arkadaşınız Allah yolunda (çıktığı savaşta) ganimet malından

çalmış,” buyurdu. Bunun üzerine onun eşyalarını araştırdık. Onlar arasında

kıymeti iki dirhem bile etmeyen Yahudi boncuklarından bir boncuk bulduk.

[481]

Hayber yılı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyetinde çıktık.

Ganimet olarak altın, gümüş elde edemedik. Ancak giyecek, eşya ve mallar

elde ettik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Yahudilerin meskûn

bulunduğu) vadil-Kura tarafına yöneldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e Midam adı verilen siyah bir köle hediye edilmişti. Va’dil-Kura’ya

geldiklerinde bir ara Midam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

eşyasını devesinin sırtından indiriyordu. Ona bir ok değdi onu öldürdü.

İnsanlar ona cennet sana mübarek olsun dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, “Hayır, nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, onun

Hayber günü taksimatla kendisine düşmediği halde, mal-i ganimetten aldığı

peştamal onun üzerine ateşi alevlendiriyor,” buyurdu. Bunu işittikleri vakit

bir adam (önceden aldığı bir nalin kayışını veya iki nalin kayışını getirdi.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ateşten bir nalin

kayışı veya ateşten iki nalin kayışı,” buyurdu. [482]

Mesleme’nin maiyetinde Rum toprağına girdim. Ganimetten mal çalmış bir

zat getirildi. Salih Salim’e bunun hükmünü sordu. Salim, babamın Ömer

bin Hattab’tan, onun da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle

rivâyet ettiğini işittim, dedi. “Siz bir kimseyi ganimetten mal çalmış olarak

bulursanız, eşyasını yakın, kendisini de dövünüz.” Salih dedi ki: Onun

eşyası arasında bir Kur’an bulduk. Mesleme, Salim’e bunun hükmünü

sordu. Salim de onu sat, parasını tasadduk et, cevabını verdi. [483]

Ebû Katade dedi ki: Onun malını bana verdi. Zırhı sattım, onunla beni

Seleme’de bir bahçe satın aldım. O, islâmda malımın sermayesi yaptığım

ilk malımdır. [484]

Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu hançer hadisiyle hançerin

kullanılmasının caiz olacağını murat ettik. O gün Acemlerin silahı hançerdi.

[485]

Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gazaplandı ve, “Ya Halid

onu ona iade etme, siz benim kumandanlarımı bana bırakır mısınız? Onların

işlerinin en temiz olanları size, bulanık olanları da kendi üzerlerine kalır?”

buyurdu. [486]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, öldürülmüş düşmandan çıkan

eşyanın onu öldürene ait olduğuna hükmetti. Ve öldürülenin üzerinden

çıkan eşyanın beşte birini almadı. [487]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Medine’den Necit tarafına bir

seriyyenin başında Eban bin Sa’d bin el-As’ı gönderdi. Eban bin Sa’d ve

adamları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber’i fethettikten sonra

oraya geldiler. Atlarının bel kayışı hurma lifindendi. Eban, ya Rasûlallah,

bize de hisse ver, dedi. Ebû Hüreyre dedi ki: Ben de, onlara hisse verme ya

Rasûlallah, dedim. Eban, bu sözü söyleyen sen misin, ey dağın başından

üstümüze yuvarlanan dağ kedisi, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem ona, “Otur ya Eban,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

onlara hisse vermedi. [488]

(Ebû Dâvud dedi ki: Onlar on kişi idiler. Altısı öldürüldü. Kalanlar geri

döndü.) [489]

Yahut Ebû Musa şöyle dedi: Bize de ondan verdi, Hayber’in fethinde orada

bulunmayan hiçbir kimseye ganimetten bir şey taksim etmedi. Ancak

onunla hazır bulunanlara taksim etti. (Bir de) bizim gemi halkına ki, Cafer-i

Tayyar ve arkadaşlarına fetihde bulunanlarla birlikte hisse verdi. [490]

Haruralı Necdet, İbn-i Abbas’a mektup yazdı. Ona kadınlardan soruyordu.

Onlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile harbe çıkarlar mıydı?

Rasûlullah onlara hisse ayırır mıydı? diyordu. Yezid bin Hürmüz İbn-i

Abbas’ın mektubunu Necdet’e ben yazdım (şöyle diyordu) dedi. Kadınlar

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyetinde harbe çıkarlardı. Ama

onlara hisse ayrılmazdı. Onlara az bir şey verilirdi. [491]

Ebû Dâvud Ebû Ubeyd’in şöyle söylediğini belirtti: O zat kendisine eti

haram kıldı. Bunun üzerine Ebil Lahm adı verildi.” [492]

2732 – Aişe radıyallahu anha, Yahya bin Mâin’in rivâyetinde dedi ki:

Müşriklerden bir adam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyetinde

savaşmak için iltihak etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona “Dön,”

buyurdu. Hadisin bundan sonraki lafızlarında Müseddet ve Yahya bin Maîn

ittifak ettiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Biz bir müşrikten

yardım istemeyiz,” buyurdu. [493]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamla atı için üç hisse ayırdı.

Bir hisse kendisine iki hisse de atına ayırdı. [494]

Ebû Dâvud dedi ki: İbn-i Mes’ud’un kıraati “yes’elûneke ani’n-nefli”

şeklindedir. [495]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Necid tarafına bir seriyye gönderdi.

İçinde Abdullah bin Ömer de vardı. Çok deve ganimet elde ettiler. Hisseleri

onikişer deve oldu. Birer deve de fazla (nefel) alarak ikram olundular.

Ravîlerden İbn-i Mevheb rivâyetinde şunu ziyade etti. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, bu taksimi değiştirmedi. [496]

Ebû Dâvud dedi ki: Bürd bin Sinan, Nafi’den Ubeydullah’ın hadisinin

benzerini rivâyet etti. Eyyüb de Nafi’den bunun benzerini rivâyet etti.

Ancak, o dedi ki: Biz birer deve fazla ikram olunduk, dedi de Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’i zikretmedi. [497]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (ganimetten) beşte birden geri

kalanın üçte birini fazla olarak verirdi. [498]

Ben Mısır’da Benî Hüzeyl’den bir kadının kölesi idim. Beni azat etti.

Mısır’da mevcut olan ilimleri almadan oradan çıkmadım. Kanaatimce

ancak o ilimleri almış olarak çıktım. Sonra hicaza geldim. Orada olan

ilimleri almadan çıkmadım. Kanaatimce orada mevcut ilimleri aldım. Sonra

Irak’a geldim, orada mevcut ilimleri almadan çıkmadım. Kanaatime göre

oradaki ilimleri de aldım. Sonra Şam’a geldim, orayı kalburladım.

Nefil’den (mal-i ganimette hisseden ayrı ikram için verilenden) sordum.

Onun hakkında bana bir şey haber verecek kimse bulamadım. Ziyad bin

Cariyetel temimi adı verilen bir ihtiyara geldim. Ona Nefl hakkında bir şey

işittin mi? dedim. Evet Habib bin Mesleme (el-Fihrî’yi) şöyle derken

işittim, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şahit oldum (sefere)

başlangıçta ganimetin dörtte birini, dönüşte üçte birini ikramiye olarak

verirdi, dedi. [499]

İbn-i İshak kısası zikretmedi. [500]

Ben yerimden ayrılmadım. Bir de baktım ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in süvarileri ağaçların arasına giriyorlardı. En önde Ahram el-Esedî

vardı. Abdurrahman bin Uyeyne’ye yetişti. Abdurrahman ona karşılık

veriyordu. Sırayla iki süngü hamlesi yaptılar. Ahram, Abdurrahman’ın atını

yaraladı. Abdurrahman da Ahram’ı süngüledi, öldürdü. Abdurrahman

Ahram’ın atına atladı. Bu arada Ebû Katade Abdurrahman’a yetişti, sırayla

ikişer süngü hamlesi yaptılar. O, Ebû Katade’nin atını öldürdü. Ebû Katade

de Abdurrahman’ı öldürdü. Ebû Katade Ahram’ın atına bindi, sonra ben

onları kovduğumuzu bildirmek üzere kared suyunun başında bulunan

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldim. Birde ne göreyim

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, beş yüz kişinin arasında idi. Bana o

gün hem süvari ve hem yaya hissesi verdi. [501]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ganimet develerinden birini sütre

ederek bize namaz kıldırdı. Selam verdiği vakit devenin yanından bir kıl

aldı, ve şöyle dedi, “Sizin ganimetlerinizden şu kıl kadarı da bana helal

olmaz. Beşte bir müstesnâ. Beşte bir de size (silah ve zırhlarınıza) sarf

ediliyor,” buyurdu. [502]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Vaadinde durmayan hain için

kıyamet gününde bir sancak dikilir. Şu falan oğlu falanın ahdini

bozması(nın alameti)dir, denilir,” buyurdu. [503]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Gerçekten imam bir kalkandır.

Savaşa onunla (emri ile) girilir,” buyurdu. [504]

Ebû Dâvud dedi ki: Bu hüküm hazreti Peygamber’in yaşadığı devirde

geçerli idi. Bugün için bu hüküm uygun değildir. [505]

Amr dedi ki: “Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle

buyurduğunu işittim: “Kimin bir kavimle arasında anlaşma varsa anlaşma

bitene kadar veya anlaşmayı onlara atıp (harp edeceğini bildirip, onların da)

karşılıklı hazırlanmasına kadar, bir düğüm düğümlemesin ve bir düğüm

çözmesin,” bunun üzerine Muaviye geri döndü. [506]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim arada anlaşma bulunan

milletten birini vaktinin gayrında öldürürse Allah cenneti ona haram kılar,”

buyurdu. [507]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Müseyleme’nin mektubunu okuduğu

zaman onun iki elçisine şöyle buyurduğunu işittim, “Müseyleme’nin

sözlerine siz ne dersiniz?” Onlar da bize Müseyleme’nin dediği gibi deriz,

dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer elçiler öldürülemez

olmasa idi sizin ikinizin de boynunu vururdum.” [508]

Bana Ebû Talib’in kızı Ümmü Hânî haber verdi. Ümmü Hânî Mekke’nin

fethi günü müşriklerden bir adama sığınma hakkı verdi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bunu ona anlattı. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “Senin sığınma hakkı verdiğine biz de sığınma hakkı

verdik. Senin eman verdiğine biz de eman verdik,” buyurdu. [509]

Ebû Cendel’de (Mekke’de müşriklerin elinden) kurtuldu. Ebû Basir’e

iltihak etti. Hatta deniz kenarında Ebû Basir’in yanında, ashaptan bir

cemaat toplandı. [510]

Mekhul ve İbn-i Ebi Zekeriya Halid bin Mada’ın yanına gittiler. Onlarla

beraber ben de gittim. Halid, Cübeyr bin Nüfeyir’den bize hadis nakletti. Ve

dedi ki: Cübeyr bizimle beraber geldi, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in şöyle buyurduğunu işittim dedi: “Sizler Rumlarla güvenli bir barış

yapacaksınız. Sonra siz ve onlar (birleşip) arkanızdan saldıran başka bir

düşmanla savaşacaksınız.” [511]

Tekrar koklayabilir miyim, dedi. Evet, dedi. Elini başına yine soktu. Ondan

imkân elde edince arkadaşlarına yakalayın, dedi. Bunun üzerine onu

vurdular. Öldürdüler. [512]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, harpten veya hactan veya umreden

döndüğünde arzın her yüksek yeri üzerinde üç defa tekbir getirir. Ve şöyle

buyururdu. “Tek Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun şeriki yoktur. Mülk

O’nundur. Hamd O’nadır. O her şeye müktedirdir. Biz tevbe ediciler ibadet

ediciler, secde ediciler, Rabbimize hamd ediciler olarak dönüyoruz. Allah

va’dinde sadıktır. Kuluna yardım etti. Tek başına birleşmiş orduları bozguna

uğrattı.” [513]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Zülhalâsa tapınağından beni

rahatlığa kavuşturamaz mısın?” dedi. Cerir bin Abdullah el-Becelî, o

tapınağa geldi, onu yaktı. Sonra Ahmas kabilesinden olup, Eba Ertâ diye

künyelendirilen bir zatı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e müjdeci

olarak gönderdi. [514]

Râvî İbn-i Serh bu hadisi sonuna kadar nakletti. (Bu nakle göre) Ka’b dedi

ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanlara bizim üçümüzle

konuşmayı yasakladı halkın boykotu bana uzun sürünce amcamın oğlu olan

Ebû Katade’nin bahçe duvarına tırmandım. Ona selam verdim. Allah’a

yemin ederim ki, selamıma mukabele etmedi. Sonra ellinci gecenin sabah

namazını evlerimizden bir evin damında kıldım, bir de ya Ka’b bin Malik,

müjde; diye birinin çağırdığını işittim. Sesini işittiğim zat bana geldiği

zaman bana müjde ediyordu. Ben de elbiselerimi çıkardım, her ikisini de

ona giydirdim. (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına) gittim.

Mescide girdiğim zaman bir de ne göreyim, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem oturuyor. Talha bin Ubeydullah kalktı koşarak bana geldi benimle

musafaha yaptı. Ve beni tebrik etti. [515]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sevindirici bir haber geldiği vakit

veya sevindirici bir şeyle müjdelendiğinde Allah’a şükür ederek secdeye

kapanırdı. [516]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, yolculuktan dönen erkeğin evine

gece gelmesini hoş görmezdi. [517]

Ebû Dâvud şöyle dedi: Zührî Turuk (geceleyin girmekten maksat) yatsıdan

sonra girmektir, dedi. Akşamdan sonra girmekte de bir beis yoktur. [518]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Tebük gazvesinden Medine’ye

döndüğü vakit insanlar onu karşıladılar. Ben de onu çocuklarla beraber veda

tepesi üzerinde karşıladım. [519]

Delikanlı o zata geldi. Ona bu sözü söyledi. Ensardan olan zat hanımına ey

falanca bana hazırladığın harp teçhizatını hiçbir şey alıkoymadan şu

kimseye ver. Allah’a yemin ederim ondan bir şey alıkoyma. Allah onda

bereket kılsın, dedi. [520]

Hasan bin Ali, hazreti Peygamber’in seferden ancak kuşluk vakti

döndüğünü ve seferden dönünce de (ilk iş olarak doğruca) mescide varıp

orada iki rekat namaz kıldıktan sonra bir süre oturduğunu söylemiştir. [521]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni