Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Telbiye nasıl yapılır?

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 27 – TELBİYE NASIL YAPILIR? 1812 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in telbiyesi “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke …

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 27 – TELBİYE NASIL YAPILIR?

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1812 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in telbiyesi “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde vennimete leke vel mülklâ şerike lek”, idi. Yârab, davetine tekrar tekrar icabet ettim, bütün emirlerini yerine getirmek için huzuruna geldim, Rabbim senin her davetine icabet borcumdur. Senin saltanatında eşin ve ortağın yoktur. Allah’ım bütün varlığımla sana döndüm, hamd senindir, nimet senindir, mülk te senindir, bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur. [570]

İZAH

Lebbeyk: Kelimesinin tahlil ve manâsında lügat ve dil alimleri bir çok cihetler izah etmişlerdir. Bunların rivâyetlerinde ortak olan cihet, tekrar ve emrine icabet manâsına oluşudur. Hz. İbrahim’in diliyle insanları Kâbe’ye daveti bu kelime ile oldu. Putperestliği Âmâlika’dan alıp Mekke’ye sokan Amr bin Luhay Kâbe’ye Hübel putunu diktiği gibi, telbiye kelimesinin sonuna da “İlla şeriken hüve leke temlikühü vema meleke” safsatasını soktu. Bu safsata şirk devrinde devam etmiş İbn-i Abbas’tan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bi’setinin ilk günlerinde Kureyş telbiyelerde bu kelimeleri söylüyorlardı. Harem-ı Şerif’te Kureyş telbiye getirdiklerinde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Lebbeyke lâ şerike lek”den sonra bu hezeyanı söylemeyiniz,” buyururdu. Şirkin köküne su salan İslâmiyet, telbiyeden bu kelimeleri de kaldırmıştır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1813 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem telbiye okudu deyip telbiyeyi İbn-i Ömer’in rivâyet ettiği hadisteki gibi zikretti ve nâs telbiyeye (Ze’l-meâric) ve buna benzeyen kelimeler ziyâde ediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunların bu sözlerini işitiyor, fakat bir şey söylemiyordu. [571]

İZAH

Ze’l-Meâric: Dereceler sahibi demektir. Miracın değil, ma’racin cemidir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1814 – Hallâd bin es-Sa’d Ensâri radıyallahu anh’dan, o da babasından rivâyet etmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana Cebrâil (a.s) geldi, ashabıma ve benimle bulunanlara tehlil seslerini yükseltmelerini emretmemi söyledi.” Râvî Hz. Peygamber’in iki kelimeden birini söylediğini kast ederek dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yahut da telbiyede (seslerini yükseltmelerini emretti.)

İZAH

Bu hadis-i şerif telbiyenin vâcip olduğuna delildir. İmam Azam’a göre telbiye vâciptir, terk edene ceza kurbanı lâzımdır. İmam Şâfiî’ye göre telbiyeyi terk edene ceza lâzım gelmez.