Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Toprakları parsellere ayırmak

-4. CİLT- · 36 – TOPRAKLARI PARSELLERE AYIRMAK 3058 – Alkame bin Vail’in babasından rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hadramut’ta bulunan bir araziyi kendisine parsellemiştir. …

-4. CİLT- · 36 – TOPRAKLARI PARSELLERE AYIRMAK

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3058 – Alkame bin Vail’in babasından rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hadramut’ta bulunan bir araziyi

kendisine parsellemiştir. [25]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3059 – Alkame bin Vail’den geçen hadisin isnadı ile onun benzeri rivâyet

olundu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3060 – Amr b. Hureys radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (elindeki) yayla bana Medine’de bir

ev (yeri) çizdi ve “Sana daha da vereceğim, sana daha fazlasını vereceğim”

dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3061 – Rebia bin Ebû Abdurrahman’ın bir çok kimseden rivâyet ettiğine

göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Fur denilen yerin nahiyelerinden

Kabaliyye’nin madenlerini Bilal bin Haris el-Müzenî’ye bağışlamıştır. Bu

madenlerden bugüne kadar zekatın dışında hiçbir vergi alınmıyor.

İZAH

Kabaliye: Medine’ye beş mil uzakta deniz kenarında bir yerdir.

Furu: Mekke Medine arasında bir şehir adıdır. Bu hadis-i şerife göre

madenler zekata tabidirler. Eğer çıkan maden 80 gram altın veya iki yüz

dirhem kıymetine baliğ olmuşsa zekata tabidir. İmam Mâlik’in görüşü

böyledir. İmam Azam’a göre: Madenler hazineler gibidir. Onların beşte biri

alınır. İster çok olsun ister az olsun.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3062 – Kesir bin Abdullah bin Avf el-Müzenî babası vasıtasıyla dedesinden

rivâyete göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Bilal bin Haris el-Müzenî’ye

Kabaliyye’nin madenlerini deresiyle tepesiyle Bilalal bin Haris el-

Müzenî’ye bağışlamıştır. Kesirden başkaları (Celsiyye ve gavriyhe

kelimelerini) lam ve vavın sükunu ile celsehe ve garrehe şeklinde rivâyet

ettiler.

Ayrıca Kud, denilen yerden ziraata elverişli kısmı da ona verdi. Fakat ona

hiçbir Müslümanın hakkını vermedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

ona şu senedi yazdı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile, şu Allah’ın

Rasûlü Muhammed’in Bilal bin Haris el-Müzenî’ye verdiği şeydir

(seneddir). Kabaliye madenlerini deresiyle tepesiyle ona verdi. (Başkaları

“Celsehe ve garrahe” dedi. Kur, denilen yerden ziraate elverişli kısmı da

verdi. Fakat hiçbir Müslümanın hakkını ona vermedi.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3063 – Kesir bin Abdullah’ın dedesinden şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kabaliyye madenleri deresiyle

tepesiyle Bilal bin Haris el-Müzenî’ye bağışladı. Râvi ibn Nadr bu hadise

şunları da ilave etti: Hz. Peygamber oranın Cers denilen arazisi ile Zatün-

Nusub denilen arazisini de ona bağışladı. Sonra ittifak ettiler, “Kuts denen

dağdan ziraata elverişli olan yeri de (verdi.) Bilal bin el-Haris’e hiçbir

Müslümanın hakkını vermedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ona

şunu yazdı. “Şu Rasûlullah’ın Bilal bin el-Müzenî’ye, verdiği seneddir. Ona

hiçbir Müslümanın hakkını vermemiştir.

Ebû Üveys dedi ki: Sevr bin Zeyd, İkrime ve İbn-i Abbas’tan onlar da

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette geçen hadisin mislini

bana haber verdi. İbn-i Nadr (Übey bin Ka’b yazdı) kelimelerini ziyade etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3064 – Ebyaz bin Hamal radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e elçi olarak geldi, ondan bir kıta

(maden) tuzu istedi.

İbn-i Mütevekkil:

Me’rib’deki tuzla dedi. Ona bir kıta verdi. Döndüğü vakit mecliste

bulunanlardan bir zât ona ne verdiğini biliyor musun, dedi. Ancak ona

durmadan su gibi akan tuz kıtasını verdin, dedi.

Râvi dedi ki: (Rasûlullah Ebyaz’ın tuzdaki işletme hakkını) çekip aldı. Dedi

ki: Bu sefer Ebyaz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den misvak ağacı

koruluğundan istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Develerin

ayaklarının yetişmediği yerleri verebilirim” buyurdu. İbn-i Mütevekkil, bu

kısmı (develerin yerine) “Devenin ayakları” diye rivâyet etti. [26]

İZAH

Bu hadis-i şerif hakim hükmünde hata ederse ondan dönebileceğine delildir.

3062 nolu hadsin izahında geçtiği gibi Ebyaz bin Hamal’a verilen tuz

madeni su gibi kaynayan çıkarma zahmeti olmayan bir maden idi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu tuz madeninin böyle devamlı

kaynadığını bilmiyordu. Bunu öğrenince Ebyaz’a verdiği bu hakkı ondan

aldı. Çünkü ammenin istifade edeceği böyle bir maden bir şahsa tahsis

edilmezdi. Sonra Ebyaz misvak yapılan erak ağacı koruluğundan birazının

kendisine verilmesini istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

hayvanların yayılacağı ayak altındaki yerden olmayacağını zira orada

hayvanların otlayacağını bildirdi.

İkta: Bu hadislerde geçen iktanın manası şudur: Devlete ait boş araziden

belli bir miktarını şahıslara tahsis etmektir. Amme menfaatine sekte

vurmamak üzere böyle hâlî yerlerden şahıslara yer tashih edilebilir. Tuz,

kükürt gibi masrafsız herkesin istifade edeceği maden bir iki kişiye tahsis

edilemez, merâlarda herkesin hakkı olduğu için halkın koyun, keçi, sığır ve

deve otlatacağı ayak altındaki yerler şahıslara tahsis edilemez. Onun için

develerin tabanının çiğneyeceği yerden olmaz buyurmuştur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3065 – Muhammed bin el-Hasan el-Mahzûmî radıyallahu anh’dan:

Rivâyet edildiğine göre dedi ki: “Deve ayaklarının yetişmediği yerleri” yani

Hz. Peygamber bu sözüyle demek istiyor ki deve başının yetiştiği yere

kadar ağacın dallarını yer, ağacın ondan yukarısı korunur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3066 – Ebyaz bin Hamal’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den (misvak yapılan) erak

ağaçlarının koruluğunun hükmünü sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem, “Erakta koruluk yoktur” buyurdu. Ebyaz: “Etrafı çevrili yerdeki

erak ağacından” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “(Erakta koru)

yoktur” buyurdu. Râvîlerden Ferec dedi ki: Etrafı çevrili yer ile kastı etrafı

duvarla çevrili ziraat yeri demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3067 – Osman bin Ebî Hâzim’den, o babasından, o da dedesi Sahr’dan

rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem savaş için

Sakif kabilesi üzerine yürümüştü. Sahr bunu işitince Hz. Peygambere

yardım etmek için atına binip (bir süvari topluluğuyla) yola çıkmıştı. Fakat

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in (Taif’i) fethetmeden dönüp gitmiş

olduğunu gördü ve o gün (Sakifliler) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in hükmüne boyun eğmedikçe (onların sığındıkları) şu şatodan

ayrılmayacağına dair Allah’a söz verdi. Gerçekten de Sahr, onlar Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in hükmünü kabul edinceye kadar onlarla savaşı

bırakmadı. (onlar Hz. Peygamber’in hükmünü kabule yanaşınca Sahr

Rasûlullah’a şöyle bir mektup yazdı:)

“Gelelim mevzuya, Ey Allah’ın Rasûlü Sakif kabilesi senin hükmünü kabul

etti. Şimdi ben onların karşısında bulunuyorum onlar da at üzerinde

(karşımda duruyorlar).”

Rasûlullah (mektubu alır almaz namazın cemaatle kılınmasını emretti

Sahr’ın bu kabilesi için de “Ey Allah’ım bu kavmin atlısına, yayasına

bereket ihsan eyle” diye on defa dua etti. Bir süre sonra Sakif kabilesi Hz.

Peygamber’in huzuruna geldi. İçlerinden Muğire bin Şu’be söz aldı ve:

“Ey Allah’ın Rasûlü, Sahr halamı esir aldı. Oysa Müslümanların girdiği

dine halam da girmişti” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah Sahr’ı çağırıp ona:

“Ey Sahr bir kavim İslam’a girdiği zaman kanlarını ve mallarını, güvence

altına almış olurlar. Dolayısıyla sen Muğire’ye halasını iade et.” Sahr

halasını ona verdi ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den

Süleym oğullarının İslam’dan kaçarken bırakıp gittikleri suyu istedi.

“Ey Allah’ın Peygamberi o suyu benim ve kavmimin hizmetine ver” dedi.

Hz. Peygamber’de “Evet (bu suyu sizlere veriyorum) dedi, suyu onlara

verdi. Bunun üzerine Süleym kabilesi de Müslüman olup Sahr’ın yanına

geldiler ve suyu kendilerine geri vermesini istediler. Sahr bu suyu

vermekten kaçınınca, Rasûlullah’a varıp:

“Ey Allah’ın Peygamberi biz Müslüman olduk ve suyumuzu bize geri

vermesi için Sahr’a vardık (fakat o buna) yanaşmadı diye şikayette

bulundular. (Hz. Peygamber de) Sahr’ı çağırıp:

“Ey Sahr. Bir kavim İslam’a girdiği vakit mallarını ve kanlarını güvence

altına almış olurlar. Dolayısıyla sen bu kavme sularını geri ver” buyurdu.

Sahr da: “Evet. Ey Allah’ın Peygamberi” karşılığını verdi.

Ben bu sırada Rasûlullah’ın Sahr’dan cariyeyi ve suyu geri aldığından

dolayı duyduğu haya sebebiyle yüzünün kızardığını gördüm.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3068 – Sebre bin Abdulaziz bin Rabi el-Cühenî’nin dedesi Rabi’den şöyle

rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Cüheyne beldesinde) Mescidin

yerinde malık ağacının altına indi. Orada üç (gün) kaldı. Sonra Tebük’e

çıktı. Cüheyneliler ona geniş meydanlıkta iltihak ettiler. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “Zü’l-Merv (köyünün) sakinleri kimdir”

dedi. Onlar “cüheyne kabîlesinden Rıfaaa oğulları” dediler.

Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem; “Zü’l-Merv’i Rıfaa oğullarına

verdim” dedi. Onlar Zü’l-Merv’i taksim ettiler. Onlardan bazıları hissesini

sattı. Bazısı da tuttu, işledi.

(İbni Vehb dedi ki): Sonra Sebre’nin babası Abdulaziz’e bu hadisten

sordum, bir kısmını bana haber verdi, hepsini haber vermedi.

İZAH

Rahbe: Geniş yer demektir.

Zü’l-Merv: Vadi’l-Kurâ’da bir köyün adıdır.

Vadi’l-Kurâ: Şam’la Medine arasında bir vadidir. İçinde pek çok köy vardır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3069 – Esma binti Ebû Bekir radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Zübeyr’e hurmalık verdi.”

İZAH

Esma, Hz. Ebû Bekir’in kızı ve Zübeyr bin Avvam’ın karısıdır. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in, kocası Zübeyr’e bir hurmalığı ayırıp

verdiğini rivâyet etmiştir:

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3070 – Kaylate binti Mahreme radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldik. Bekir bin Vail’in

elçisi, Hureys bin Hassan’ı kastederek dedi ki: Arkadaşım öne geçti, kendisi

ve kavmi yerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e İslamiyet üzerine

biat etti. Sonra şöyle dedi: “Ya Rasûlallah, bizimle Benî Temim arasında

Dehna mevkii hakkında bir anlaşma yaz, onlardan misafir ve komşu

olanlardan başka tek bir kimse bizim tarafa Dehna’ya geçmesin.”

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (katiplerinden birine emredip): “Ey

oğul, Dehna hakkında Hureys’e bir senet yaz” buyurdu. Ben ona Dehna’nın

verilmesinin emrolunduğunu görünce, oranın kendi memleketim ve evim

olması yönüyle beni bir üzüntü kapladı “Ya, Rasûlallah, bu senden

istediğinde bu yerlerden adaletli bir istekle bulunmadı, gerçekten şu Dehna

senin yanında develerin bağlandığı salındığı yer, koyunların da merâsıdır.

Temim oğullarının kadınları ve oğulları hemen onun arkasındadır” dedim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ey oğul, yazmaktan vazgeç bu

kadıncağız doğru söyledi. Müslüman Müslümanın kardeşidir. (Dehna’da

bulunan) su ve ot (Bekir bin Vail ile Benî Temim’den) her ikisine de yeter.

(Orada) fitne vericilere (şeytanlara) karşı birbirlerine yardım ederler”

buyurdu. [27]

İZAH

Dehna: Benî Temim yurdunda suyu az, otu çok merânın adıdır. Bekir bin

Vâil buranın kendilerine verilmesini, bunun da bir senetle tespitini

istemişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem önce vermek istemiş,

sonra Kayle’nin hatırlatması üzerine bundan vazgeçmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3071 – Esmer bin Mudarrıs radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim, beyat ettim. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse bir suya, kendisinden önce hiçbir Müslüman varmadan önce

varıp (sahip çıkar)sa o su o kimsenindir.”

Esmer bin Mudarrıs dedi ki:

Bunun üzerine halk (sahipsiz suları) işaretlemek üzere koşuşarak yollara

çıktılar.

İZAH

Yeteâdevne: Koşuyorlardı.

Yetehaddûn: İsteklerine ermek için yarışıyorlardı, manasına gelir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3072 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Zübeyr’e atının koştuğu yeri verdi. Zübeyr radıyallahu anh, atını yorulup

durana kadar koşturdu. Sonra kamçısını attı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kamçısının yetiştiği yerden itibaren

ona verin” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3073 – Saîd bin Zeyd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse ölü bir araziyi ihyâ ederse, orası onun olur. Zalim damar

sahibine (Zulmen başkasının yerine ağaç dikene) hak yoktur.” [28]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3074 – Yahya bin Urve radıyallahu anh’dan, o da babasından rivâyet

ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse ölü (işlenmemiş) bir araziyi ihyâ ederse orası onun olur.” Urve

önceki geçen hadisin aynını zikretti, ve dedi ki: Bu hadisi nakleden kimse

bana şöyle haber verdi:

Bir zât başka birinin arsasına ağaç dikmiş. Bu iki kişi Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in huzurunda mahkemeleştiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem arazi sahibine arazisini muhafaza etmesine hüküm verdi. Hurma

sahibine de hurmasını o araziden sökmesini emir buyurdu. Râvi dedi ki:

Ben o ağacı kökü baltalar ile kesilir iken gördüm. O, dalı budağı uzamış bir

hurma idi. Neticede o yerden çıkarıldı.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3075 – İbn-i İshak’tan bir önceki hadisin isnadı ve manasında şöyle rivâyet

olundu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir zât dedi:

Kuvvetli zannıma göre o zât Ebû Saîd el-Hudrî’dir.

Ben hurma sahibini hurmanın köküne (kesmek için balta ile) vururken

gördüm (demiştir.)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3076 – Urve radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Ben şahâdet ederim ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle

hükmetti:

“Arz Allah’ın arzıdır. Kullar Allah’ın kullarıdır. Kim ölmüş (işlenmemiş)

bir yeri ihyâ ederse o kimse, o yere başkasından daha haklıdır.” Bunu

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bize namazları getirenler (ashabı

kiram) getirdi.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3077 – Semure radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse bir toprağın etrafını duvarla çevirirse, o yer onun olur.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3078 – Hişam radıyallahu anh şöyle dedi: (3073) nolu hadiste geçen Haksız

(zalim) damarın manası şudur: Bir kimse başka birinin arazisine ağaç diker

ve sonra, o yere sahip çıkmak ister.

Malik dedi: Zalim damarın manası: Haksız yere alınan, kuyulanıp açılan ve

ağaçlandırılan her şey demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3079 – Ebû Humeyd es-Saîdî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir:

Rasûlullah’la birlikte Tebük savaşına çıkmıştım. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem Vadi’l-Kurâ’ya geldiğinde kendi meyve bahçesinde duran

bir kadınla karşılaştı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına:

“Bu bahçenin meyvesini tahmin edin” buyurdu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizzat kendisi on vesak olarak takdir

etti. Ve kadına şöyle buyurdu:

“Bahçeden çıkan mahsulünü iyice belle.”

Sonra yola koyulduk Tebük’e geldik. Eyle meliki (Yuhanna bin Rube)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e beyaz bir katır hediye etti.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Eyle melikine bir cübbe giyindirdi

ve ona (Kavminin verecekleri cizye karşılığında) deniz kenarındaki

yerlerinde oturmalarını ifade eden bir mektup yazdırıverdi.

Ebû Humeyd dedi:

Vadi’l-Kurâya geldiğimiz vakit Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

kadına:

“Bahçende ne kadar meyve oldu.” Buyurdu. Kadın:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in takdiri ile on vesak mahsül oldu”

dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ben Medine’ye acele döneceğim. Sizden her kim acele benimle dönmek

isterse acele etsin” buyurdu. [29]

İZAH

Bu hadisin mevzu ile ilgisi şudur: Zikri geçen kadın o bahçeyi ihyâ etmişti.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o bahçeyi o kadına bıraktı. Bunun

için hadis burada sevk edilmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3080 – (Hz. Peygamber’in hanımı) Zeynep radıyallahu anh’dan rivâyet

edildiğine göre:

O bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in saçını tarayıp

temizlerken orada Osman bin Afvan’ın hanımı ile muhacirlerden bazı

kadınlar da vardı. Bu kadınlar evlerinin kendilerine dar geldiğinden ve

(kocaları ölünce) oradan da çıkarılacaklarından şikayet ediyorlardı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Muhacirlerin evlerine kadınların

varis kılınmasını emir buyurdu.”

Derken Abdullah bin Mes’ûd vefat etmiş, karısı da Medine’de bulunan

evine varis olmuş.

İZAH

Medine’de bazı boş arsalara ev yapılmasına müsaade edildi. Ev yaparak âtıl

yeri ihyâ edenler o yere sahip oluyorlardı.