TALAK BÖLÜMÜ · 10 – ÜÇ TALAKLA BOŞADIKTAN SONRA KİŞİNİN KARISINA TEKRAR DÖNMESİ NESHEDİLMİŞTİR




2195 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Boşanmış kadınlar kendi nefislerini üç kur, bekletirler. Onlar için, Allah’ın
rahimlerinde yarattığını saklamaları helâl olmaz. İşte bir kimse karısını
boşadığında, isterse üç defa olsun ona ric’at hakkı idi, bu nesh edildi ve
“Talâk iki defadır” âyeti indi. (Bakara, ayet 299) [178]













2196 – İbn-i Abbas’ın azatlısı İkrime radıyallahu anh’dan:
O da İbn-i Abbas’tan rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir:
Ebû Rukane ve kardeşlerinin babası olan Abdu Yezid karısı Ümmü
Rukane’yi boşadı. Müzeyne kabilesinden bir kadınla evlendi. Kadın
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve, “Başından bir kıl alarak,
kocamın erliği bana faydası şu kılın faydası gibidir. (Erkekliği yoktur)
onunla benim aramı ayır,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
hiddetlendi. Rukane ve kardeşlerini çağırdı ve sonra mecliste bulunanlara
hitaben “Falanı şu ve bu bakımlardan falanı da şu ve şu bakımlardan Abdu
Yezid’e benzer buluyor musunuz?” diye sordu. Onlar da; Evet dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Abdu Yezid’e,
“Müzeyneli karını boşa,” buyurdu. O da boşadı. Sonra Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem ona, “Rukâne ve kardeşlerinin annesi olan karına dön,”
buyurdu ve, “Ey Nebi, kadınları boşadığınız zaman iddetlerine göre
başayın,” ayetini okudu. (Talâk suresi, Ayet 1) Ebû Dâvud diyor ki: Yezid
bin Rükâne’den rivâyet olunduğuna göre Rükane hanımını kesin kesin bir
şekilde boşadıktan sonra Hz. Peygamber o kadını Rükâne’ye geri
göndermiştir. (Bu hadis yukarıdaki Ebû Rükane’nin başından geçtiğini ifade
eden hadisten daha sahihtir. Çünkü bu haberi nakleden Nafi ile Abdullah’tır.
Bunlar adamın oğullarıdır. Bir adamın ev halkı onu ve başından geçen
böyle bir olayı daha iyi bilirler.) (Ebû Dâvud devamla diyor ki) Rükâne
karısını sadece bir defa kesin bir şekilde boşamış, Hz. Peygamber de o
talakı bir talak kabul etmiştir.
İZAH
Hadiste geçen Ümmü Rükane’nin asıl adı Acle’dir. Kocasından birkaç
çocuğu olduktan sonra, kocası Abdu Yezid onu boşayıp Müzeyne’den bir
kadın alıyor. Müzeyne’li kadın Abdu Yezid’in erkekliğinin olmadığından
şikâyet etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, çocukları getirterek
onların azalarının babalarına benzediğini isbattan sonra Müzeyne’linin
boşanmasını emredip evvelce boşadığı Acla’yı almasını emrediyor. Abdu
Yezid, “Ben onu bir anda üç talâkla boşadığını biliyorum, onu geri al, ric’at
et,” buyurdu. Buradan anlaşılan, bir yerde karısını üç talakla boşayan
kimsenin karısı bir talâkla boş olup, üç talâk vaki olmamasıdır.
Ama Hanefî mezhebine göre; bir yerde karısını üç talâkla boşamışsa üç
talâk birden vaki olur. Buna bid’at talâk denir.
Birde Ebû Rukâne’nin karısını boşarken kullandığı “elbette” tabiri
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından bir talâka haml edilmiştir.
Ve karısına rücû etmesi emredilmiştir. [179]

















2197 – Mücahid radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
İbn-i Abbas radıyallahu anh’ın yanında bulunuyordum. Ona bir kimse geldi.
Mücahid dedi ki: Karısını (bir defada) üç kere boşadığını söyledi. İbn-i
Abbas sustu. Hatta zannettim ki, İbn-i Abbas kadını ona döndürecek, sonra
dedi ki: Sizin biriniz (bu şekilde) karısını boşayarak ahmaklık ediyor, sonra
da İbn-i Abbas, “İbn Abbas” diye feryad ediyor. Şüphesiz, Allah (c.c),
“Kim Allah’tan korkarsa Allah onun için çıkacak yer kılar,” buyurdu. Sen
ise bir defada üç talak vererek Allah’tan korkmadın ki, sana çıkacak yeri
bulsam, sen Rabbına asi oldun. Karın da senden talâk-i bayin ile boş oldu,
dedi. Şüphesiz ki Allah şöyle buyurdu, Ey Nebi, karılarınızı boşadığınız
zaman onları iddetlerine göre boşayın, iddetlerinin önünde boşayın, (Talâk
1)
Ebû Dâvud bu hadisin bir çok tarikini verir, bütün ravilerin hepsinin şöyle
dediğini söyler: Hepsi de dediler ki: İbn-i Abbas üç talâkı (bir anda
vermeye) ona cevap verdi ve, “Karın senden talâk-ı bayin ile boş oldu,”
buyurdu.
Ebû Dâvud dedi ki: “İbn-i Cüreyc’ten, Amr bin Dinar’dan: Erkek bir
ağızdan bir anda, “Sen üç talâk boşsun, dese bir talâk olur,” dedi.






2198 – Muhammed bin İyas’tan şöyle rivâyet edilmiştir:
İbn-i Abbas, Ebû Hüreyre ve Abdullah bin Amr bin As, kocası kendisini üç
talâkla boşayan bakireden soruldular da, hepsi de, “başka bir koca ile
evlenmedikce ona helâl olmaz,” dediler. Ebû Dâvud diyor ki: İbn-i
Abbas’ın üç talâkla boş olan kadın kocasından bâyin olur, sözü şu demektir:
Kadın zifafa girmiş olsun, isterse olmasın başka bir erkekle evlenmedikçe
ilk kocasına helâl olmaz. Şu aynen sarf (parayı para ile satma) haberi gibidir
ki, İbn-i Abbas bu mevzuda bazı sözler söylemişti. Sonra o, bu sözünden
döndü.







2199 – Tâvus’tan şöyle rivâyet edilmiştir: Ebû’s-Sahbâ denilen bir adam
İbn-i Abbas’a çok sual sorardı. Dedi ki: “Biliyorsun bir adam karısına zifaf
etmeden üç talâkla boşadığında Asr-ı Saadette, Ebû Bekir devrinde ve
Ömer’in Halifeliğinin ilk günlerinde bir talâk sayarlardı,”
İbn-i Abbas: Evet bir adam zifaftan önce karısını üç talâkla boşarsa, Asr-ı
Saadette, Ebû Bekir devrinde ve Ömer’in halifeliğinin ilk devirlerinde bir
talâk sayılıyordu. Ömer radıyallahu anh insanların talâkları arka arkaya tabi
kıldığını görünce, onların üzerine üç talâkın vukuuna hükmedin, dedi.
İZAH
Bir anda karısına üç talâk vermek bid’at bir talâktır. Bir anda üç talâk
önceleri bir talâk kabul edilmiş ise de Hz. Ömer’den sonra üç talâk kabul
edilmiştir. Fukahâ da bu rivâyeti savunmuştur.



2200 – Ebû’s-Sahbâ, İbn-i Abbas’a şöyle dedi:
Üç talâk, Asr-ı Saadet’te, Ebû Bekir devrinde ve Ömer’in halifeliğinin ilk
üç yılında bir talâk sayılıyordu, biliyor musun? İbn-i Abbas da evet, dedi.
[180]

