Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Yitik malın tarifi

YİTİK MAL BÖLÜMÜ · 1 – YİTİK MALIN TARİFİ 1701 – Süveyd bin Gafele radıyallahu anh’dan: Suhan’ın oğlu Zeyd ve Rebia’nın oğlu Selman’la berâber harbe çıkmıştım,

YİTİK MAL BÖLÜMÜ · 1 – YİTİK MALIN TARİFİ

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1701 – Süveyd bin Gafele radıyallahu anh’dan:

Suhan’ın oğlu Zeyd ve Rebia’nın oğlu Selman’la berâber harbe çıkmıştım,

ben bir kamçı bulmuştum, bu iki arkadaşım bana onu bırak, alma dediler.

Ben de onlara hayır atmam, eğer sahibini bulursam iâde ederim, sahibini

bulamazsam kullanırım, dedim. Sonra hac farizasını edâ edip Medine’ye

döndüm. Medine’de Ubey bin Kab’a bunu sordum.

Ubey:

Ben bir kese bulmuştum, içinde yüz dinar vardı, onu Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’e getirdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana,

“Onu bir sene ilân et (beklet)” buyurdu, ben de bir sene ilân edip

beklettikten sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme getirdim. “Bir

sene daha ilân et (beklet)” buyurdu. Bir sene daha ilân edip beklettikten

sonra yine getirdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bir sene daha

ilân et (beklet)” buyurdu. (Üçüncü olarak) bir sene daha ilân edip

beklettikten sonra yine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirip

bunun kimin olduğunu bilen çıkmadı, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem:

“Öyle ise paranın miktarını, kesenin ağız bağını ve para kesesini sakla, eğer

sahibi gelirse iâde edersin, sahibi çıkmazsa kullanırsın” buyurdu.

Râvî diyor ki: Süveyd bin Gafele onu bir sene ilan et sözünü üç defa mı?

yoksa bir defa mı dedi bilmiyorum. [509]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1702 – Şu’be’den önceki hadisin manası rivâyet edilmiştir. Bu rivâyetine

göre, hocası Seleme bin Küheyl önceki hadisi Rasûlullah üç defa “onu bir

yıl boyunca ilan et” buyurdu şeklinde rivâyet etmiş sonra da şöyle demiştir.

“Rasûlullah Ubey bin Ka’b’a bu üç defa tekrarlama işini bir sene içerisinde

mi, yoksa üç sene içerisinde mi yerine getirmesini emretmiş, iyice

bilmiyorum” dedi.

İZAH

Bu rivâyette Seleme radıyallahu anh’nin bulunan eşya veya parayı üç sene

mi yoksa bir sene mi beklettiğinde tereddüt göstermesinden Hanefî

fukahasınca bir sene ilân edilip saklanması kabul edilmiştir.

İmam Azam Efendimiz on dirhemden az olan lukatanın dört defa ilânı, daha

fazla meblağınsa bir sene ilân ve bekletilmesi gerektiği şeklindedir. Şâfiî ve

Ahmed bin Hanbel’e göre yitiği bulan zengin de olsa, beklettikten sonra

onu kullanabilir. Hanefîlere ve Mâlikî’ye göre beklettikten sonra sahibi

çıkmazsa tasadduk eder. (Mealimü’s-Sünen c.2, s. 265)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1703 – Musa bin İsmail, Hammad tarikiyle Seleme bin Küheyl’den aynı

sened ve manada bir önceki 1701 nolu hadisi rivâyet etmiştir. Suveyd bu

rivâyette; buluntu malın tarifinde “iki veya üç yıl” bekletilmesi ifadesini

kullandı ve Hz. Peygamber Ubey bin Ka’b’a: “Bulduğun kesenin sayısını

ve ağız bağını tespit et” buyurdu. Hammad bu hadise şunu da ilave etti.

“Eğer sahibi gelir de miktarını bilecek olursa” sözünü bu hadiste

Hammad’dan başka rivâyet eden olmadı.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1704 – Zeyd bin Hâlid el Cühenî radıyallahu anh dan:

Bir kimse Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bulunan yitik eşyaların

hükmünü sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Onu bir sene ilân

et, onun ağız bağını, bulduğun eşyanın torba (ve dağarcığını) da ilân et,

sonra onu kendi ihtiyacına harca, eğer sahibi çıkarsa, onu sahibine öde”

buyurdu. O kimse, Ey Allah’ın Reslûlü ya bulduğum yitik bir koyunsa,

dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Yitik koyunu al, o ya senin ya kardeşinin veya kurdun nasibidir” buyurdu.

O kimse, Ey Allah’ın Rasûlü, eğer bulunan yitik bir deve ise deyince

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kadar gazablandı ki; şakakları veya

yüzü kıpkırmızı oldu ve “Yitik deveden sana ne? Çünkü onun sahibi gelene

kadar, gezecek tabanı karnında su tulumu da vardır” buyurdu. [510]

İZAH

Koyun yaradılışı icabı mazlum bir hayvan olduğu için onu çakaldan arslana

kadar her hayvan parçalayabilir. Yitik koyun bulan mü’min, onu muhafaza

etmeli, deve ona ilhak edilen manda ve kara sığır kendi haline bırakılmalı,

tutulmamalı. Ancak bir haksızın gasbına uğrama tehlikesi varsa, sahibine

iâde niyeti ile gasıptan kurtarıvermeli.

Deve her haliyle Halikımızın kudretine delâlet eden binlerce acâib ve

garâibi üzerinde toplayan bir hayvandır. Sırtındaki hörgücü eriyene kadar aç

durabilir. Çünkü o hörgüç besin deposu ve besin ikmal merkezidir. Rivâyete

göre uzun müddet kızgın çölde bile susuzluğa tahammul ediyor, o eğri

gördüğümüz boyun muazzam bir kaldıraç vazifesi görüyor, yattığı yerde

sırtına yük sarılıyor, kalkmak isteyince boynunu ileriye uzatıp kaldıraç gibi

gerisine kaldırıyor, başını geri toplayıp bu defa yükü arkaya vererek önünü

kaldırıyor.

Deve yitik de olsa kendisini koruyabilir, kurt, kuş zarar veremez.

Vika: Kesenin ağzına bağlanan bağ iplik.

Via: Kap.

İsaf: Para kesesi demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1705 – Mâlik radıyallahu anh’dan aynı manâ ve isnatla şu ziyâde rivâyet

edildi.

“Deve suya gelir, sulanır, ağaç yer” yitik koyun hakkında da “Al”

buyurmadı, yitik eşyada, “Onu bir sene sakla, eğer sahibi gelirse ne alâ,

gelmezse, haline göre ondan (metalanırsın)” buyurdu. Fakat ondan

(nafakalan) lafzını zikretmedi.

Ebû Dâvud diyor ki: Sevrî, Süleyman bin Bilâl ve Hammad bin Seleme de

Rabia’dan rivâyet ettiler. “Onu al,” lafzını rivâyet etmediler.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1706 – Zeyd bin Hâlid el Cühenî radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, lükatadan soruldu da: “Onu bir

sene ilân et, eğer sahibi gelirse, ona ver. Gelmezse onun ağız bağını ve

kesesini tesbit et, sonra onu ye sonra arayanı çıkarsa, yine onu sahibine

öde” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1707 – Zeyd bin Hâlid el Cühenî radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e lukatadan soruldu. Bundan sonra

1704 nolu Rabia hadisinin benzeri rivâyet edildi. Râvî devamla hadiseyi

şöyle nakletti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu bir sene ilân et,

eğer sahibi gelirse, iâde edersin. Eğer sahibi çıkmazsa ağız bağını ve kabını

da ilân edersin, yine sahibi gelmezse onu malına katarsın. Eğer sahibi

çıkarsa onu sahibine ödersin” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1708 – Yahya bin Saîd ve Rabia’dan, Kuteybe’nin isnadı ve onun

rivâyetinin manâsında rivâyet edildi ve şu ziyâde edildi. (Eğer arayıcısı

gelirse, kabının ve sayısının nasıl olduğunu tarif ettirsin. Bilirse) onu iâde

et.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1709 – Iyaz bin Himâr radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim bir yitik bulursa, adalet sahibi

bir kimseyi veya adalet sahiplerini şahit tutsun, gizlemesin, kayıp ta

etmesin, eğer sahibini bulursa, sahibine iâde etsin, sahibi çıkmazsa o, Aziz

ve Celil olan Allah’ın malıdır. Onu dilediğine verir” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1710 – Abdullah bin Amr bin Âs’dan rivâyet edildiğine göre:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den, ağaçta bulunan meyveden (alıp

yemenin) hükmü soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Her kim

onu ihtiyacından dolayı ağzıyla alıp yer, eteğini doldurmazsa bu sebeple

ona bir ceza lazım gelmez” buyurdu. “Sonra kim o’ndan bir şey alır, harice

çıkarırsa, ona aldığının iki mislini ödemek, bir de ukubet vardır. Hurma

kurutulan sergi yerine yerleştirildikten sonra, ondan kıymeti bir kalkan

kıymetine denk olacak kadar çalanın çezası, ellerinin kesilmesidir”

buyurdu. Kayıp deve ve koyunların bulunması hakkında diğer râvîlerin

naklettiği gibi nakletti:

Râvî diyor ki:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme yitik malların bulunmasının

hükmünden de soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Bir yitik herkesin gelip geçtiği umûmî yollarda veya bir çok hanenin

bulunduğu bir köyde bulunmuşsa, onu bir sene ilân et, eğer sahibi gelirse

onu sahibine ver. Sahibi çıkmazsa, o senindir. Harabelerde bulunan,

definelerin beşte biri devlete, geri kalanı bulanadır” buyurdu. [511]

İZAH

Hubneten: Elbisenin bir tarafı demektir.

Biz tercümede; en fazla kullanılan kısım olduğu için etekle tercüme ettik.

Cerin: hurmaları kurutmak için hazırlanan sergi yeri demektir.

Micenn: kalkan demektir.

Tarikı Miyta: İnsanların gelip geçtiği yol demektir.

Hırâb: Vaktiyle mamur bir yerken yıkılıb harab olan harebeler demek.

Rikaz: Geçmiş kavimlere ait yer altında saklanmış gümüş gibi kıymetli

mallara denir.

Harabelerde bulunan malların beşte biri devlete ödendikten sonra geri kalan

helâldır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1711- Amr bin Şuayb radıyallahu anh şu önceki hadisi aynı senediyle

nakletti ve bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Yitik koyunları bulma mevzuunda o, “Sahibi gelene kadar (topla) emrine

al” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1712 – Amr bin Şuayb radıyallahu anh’dan:

Şu isnad ile yitik koyunlar hakkında, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“O koyun ya senin ya (din) kardeşinin veya kurdun nasibidir. Onu

muhakkak yakala, sahib çık” buyurdu. Yine Amr’dan gelen diğer bir

rivâyette, “Onu tut” buyurdu.

İZAH

Bu hadiste yitik koyunun sahibi çıkarsa sahibinin, çıkmazsa senin, sahibi

çıkmaz sen de sahib olmazsan kurtların olacağı ihtar edilerek, bu hayvanın

yırtıcı hayvanlardan kendini koruyamayışı sebebi ile onu korumak gerektiği

bildiriliyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1713 – Amr bin Şuayb radıyallahu anh’dan; o da babasından, o da

dedesinden 1710 nolu hadisi aynı isnadla rivâyet etti. Bu rivâyete göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yitik koyun hakkında:

“O, yitik hayvanı (sabihi) aramaya gelene kadar, muhafaza et” buyurdu.

[512]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1714 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan:

Ebû Talib’in oğlu Ali radıyallahu anh, bir dinar buldu. Onu (hanımı) Fatıma

radıyallahu anha’ya getirdi. Fatıma radıyallahu anha’da bu dinarın

hükmünü (babası) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi: “O dinar Aziz ve

Celil olan Allah’ın (ihsan buyurduğu) rızıktır.” Sonra o dinarla alınan

şeyden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ali radıyallahu anh ve

Fatıma radıyallahu anha da yediler. Daha sonra, bir kadın yitirdiği dinarı

aramaya geldi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ali

radıyallahu anh’a, “ya Ali (kadının) dinarını öde” buyurdu.

İZAH

Hadisin isnadında tanınmayan bir şahıs var.

Tenşüdü: Arar ve soruşturur, demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1715 – Ali radıyallahu anh’dan:

Bir dinar buldu ve o dinar ile un satın aldı. Fakat unun sahibi Ali

radıyallahu anh’ı tanıdı. Kendisine ikram için dinarı Ali’ye iâde etti. Ali

radıyallahu anh’da dinarı aldı ve ondan iki kırat kadarını ayırarak onunla da

et satın aldı.

İZAH

Bu hadisi Bilâl bin Yahya el-Absî’nin, Ali radıyallahu anh’dan işitmesinde,

düşünülecek noktalar vardır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1716 – Sehl bin Sa’d radıyallahu anh’dan:

Ali bin Ebû Talib radıyallahu anh (karısı) Fatıma’nın odasına girmişti,

(oğulları) Hasan ve Hüseyin ağlıyorlardı. Ali radıyallahu anh bunları

ağlatan sebeb ne, dedi. Fatıma: Açlıktır, cevabını verdi. Ali radıyallahu anh

hemen çıktı, çarşıda bir dinar buldu, onu karısı Fatıma radıyallahu anha’ya

haber verdi. Fatıma radıyallahu anha ona, falan yahudiye git bize un satın al

dedi, o da yahudiye geldi unu satın aldı. Yahudi ona, sen şu Peygamberim

diyen zatın damadı mısın, dedi. Ali de evet, dedi. Yahudi, dinarını al un da

senin dedi. Ali radıyallahu anh çıktı unu Fatıma’ya getirdi ve dinarın iâde

edildiğini haber verdi. Fatıma kocasına falan kasaba git, bir dirhemlik et al,

dedi. O da kasaba geldi, o dinarı bir dirhem et karşılığında rehin bıraktı ve

eti Fatıma’ya getirdi. Fatıma hamur yoğurdu, ekmek yaptı, babasına

sallallahu aleyhi ve sellem haber gönderdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve

sellem kızına geldi. Fatıma radıyallahu anha, “Ey Allah’ın Rasûlü, sana

olanı anlatayım. Eğer onu bize helâl sayarsan biz de sen de onu yeriz,” dedi.

Durum şöyle oldu diye olayı anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Besmele çekin yeyin” buyurdu. Onlar da yediler, onlar daha orada iken, bir

oğlan çocuğu Allah ve İslâm aşkına diye dinarını arıyordu. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem çocuğun kendisine çağrılmasını emretti, çocuğu

çağırdılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dinarı nerede düşürdüğünü

sordu, çarşıda, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali radıyallahu

anh’a, “Ey Ali, kasaba git ona Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dinarı

göndermeni istiyor. İki dirhemi o ödeyecek de” buyurdu. Kasab dinarı

gönderdi, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de dinarı çocuğa iâde etti.

İZAH

Hateni: Damat demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1717 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize asa, kamçı ip ve buna benzeyen

şeyleri bulup alanın bununla menfaatlenmesine izin verdi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1718 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kayıp deveyi saklayana, sakladığı

deve ile bir deve daha verme cezası vardır” buyurdu.

İZAH

Deve büyük baş hayvan olduğu için kurt yiyemez, kendini doyurabilir.

Onun için devenin diğer yitikler gibi alınması doğru değildir, onu bulup da

saklayana ceza olarak bir deve daha vermesi yükletilir. Ahmed bin

Hanbel’in görüşü de böyledir. (Meâlim-üs-Sünen, c.2, s. 273)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1719 – Abdurrahman bin Osman Teymî radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hacının yitiğini almaktan nehy etti.

Râvîlerden Ahmed bin Salih İbn-i Vehb’in şöyle dediğini bildirdi: Yani

hacının malını bulan kimse ona dokunmaz onu olduğu yerde bırakır.

Nihayet sahibi gelip onu orada bulur. [513]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1720 – Münzir bin Cerir radıyallahu anh’dan:

Ben Cerir’le birlikte Bevazic kasabasında bulunuyordum. (Babamın

sığırlarını güden) Çoban sığır sürüsünü (yanımıza) getirdi. İçlerinde sürüye

ait olmayan bir de inek vardı. Cerîr, “bu ne diye” sordu. Çoban sürüye

karışmış kimindir bilmiyorum dedi. Cerir:

İneği sürüden çıkarınız. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle

dediğini işittim. “Yitik malı kendi malına ancak sapıklar karıştırır.” [514]

İZAH

Manda ve sığır da deve gibi kendini idare edebilir, yırtıcı hayvandan

koruyabilir, ördek ve kaz gibi kuş cinsinden olan hayvanlar da sahrada

iseler deve gibidir. Şehirde evini sapıtmışsa, zayi olma tehlikesi vardır,

zaptedilip sahibi aranmalı, ilân edilmelidir.

[509] . Buhâri, K. Lukata, b. İzâ ahbara Rabbe, n. 1196; Müslim, K. Lukata,

n. 1723; Tirmizî, K. Ahkem, b. 35, n: 1374; Neseî, k. Zekât, s. 28

[510] . Buhâri, K. Lukata, bâbu izâ câe sahibu-l-Lukata; Müslim, K. Lukata

n. 7; Tirmizî, K. Ahkâm, b. 35, n. 1373; Neseî; İbn-i Mâce,

[511] . Tirmizî, K. Buyu, b. 54, n. 1289; Neseî, İbn-i Mâce

[512] . Tirmizî ve Neseî, İbn-i Mâce,

[513] . Müslim, Neseî,

[514] . Müslim, K. Lukata, b. Lukatatül-hac, n. 1725; İbn-i Mâce, K. Lukata,

b. Dallâtül İbn-i, n. 2503

[509]. Buhâri, K. Lukata, b. İzâ ahbara Rabbe, n. 1196; Müslim, K. Lukata,

n. 1723; Tirmizî, K. Ahkem, b. 35, n: 1374; Neseî, k. Zekât, s. 28

[510]. Buhâri, K. Lukata, bâbu izâ câe sahibu-l-Lukata; Müslim, K. Lukata

n. 7; Tirmizî, K. Ahkâm, b. 35, n. 1373; Neseî; İbn-i Mâce,

[511]. Tirmizî, K. Buyu, b. 54, n. 1289; Neseî, İbn-i Mâce

[512]. Tirmizî ve Neseî, İbn-i Mâce,

[513]. Müslim, Neseî,

[514]. Müslim, K. Lukata, b. Lukatatül-hac, n. 1725; İbn-i Mâce, K. Lukata,

b. Dallâtül İbn-i, n. 2503

Râvî diyor ki: Süveyd bin Gafele onu bir sene ilan et sözünü üç defa mı?

yoksa bir defa mı dedi bilmiyorum. [509]

“Yitik koyunu al, o ya senin ya kardeşinin veya kurdun nasibidir” buyurdu.

O kimse, Ey Allah’ın Rasûlü, eğer bulunan yitik bir deve ise deyince

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kadar gazablandı ki; şakakları veya

yüzü kıpkırmızı oldu ve “Yitik deveden sana ne? Çünkü onun sahibi gelene

kadar, gezecek tabanı karnında su tulumu da vardır” buyurdu. [510]

“Bir yitik herkesin gelip geçtiği umûmî yollarda veya bir çok hanenin

bulunduğu bir köyde bulunmuşsa, onu bir sene ilân et, eğer sahibi gelirse

onu sahibine ver. Sahibi çıkmazsa, o senindir. Harabelerde bulunan,

definelerin beşte biri devlete, geri kalanı bulanadır” buyurdu. [511]

“O, yitik hayvanı (sabihi) aramaya gelene kadar, muhafaza et” buyurdu.

[512]

Râvîlerden Ahmed bin Salih İbn-i Vehb’in şöyle dediğini bildirdi: Yani

hacının malını bulan kimse ona dokunmaz onu olduğu yerde bırakır.

Nihayet sahibi gelip onu orada bulur. [513]

İneği sürüden çıkarınız. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle

dediğini işittim. “Yitik malı kendi malına ancak sapıklar karıştırır.” [514]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni