Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Yolcu namazı

-2. CİLT- · 270 – YOLCU NAMAZI 1198 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Namaz seferde de, hazarda da ikişer rekat olarak farz kılındı. Seferî namazlar aynı bırakıldı. Hazarî …

-2. CİLT- · 270 – YOLCU NAMAZI

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1198 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Namaz seferde de, hazarda da ikişer rekat olarak farz kılındı. Seferî namazlar aynı bırakıldı. Hazarî namaza ziyâde olundu. [198]

İZAH

Bu hadis misafir olanların kıldığı ikişer rekat farzın asıl olduğuna delildir. Seferde dört rekatlı farzları kısaltarak iki kılmak, İmam Azam’a göre vaciptir. Şâfiî ve Mâlik hazretlerine göre tam kılmak da câiz kısaltarak da câizdir. (Avnü’l-Mabud, c. 1, s. 464)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1199 – Yâ’lâ bin Ümeyye radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Ömer bin Hattab’a: Nâsın (seferde) namazı kısalttıklarını görmüyor musun? Ancak, Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Eğer kafirlerin sizi fitneye uğratacaklarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur.” Şüphesiz, o korkunç günler geçti, dedim. Ömer de şöyle dedi: Senin teaccüb ettiğine, ben de teaccüb etmiştim de. O’nu Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e şöylemiştim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz: “O, bir sadakadır, Allah onu size bağışladı. Allah’ın sadakasını kabul ediniz” buyurdu. [199]

İZAH

Hattâbî diyor ki: Namazlarda aslolan tamamlamaktır. Kısaltmak sonradandır. Eğer böyle olmasaydı. Hz. Ömer ve Yâ’lâ bin Ümeyye korku haricinde namazı kısaltmakta taaccüb ederler miydi? Onların taaccübü, kısaltmanın tam bir asıldan olduğunu gösterir. Bir kısmı kaldırılır, diğer kısmı olduğu gibi bırakılır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1200 – İbn-i Cüreyc “Ben Abdullah bin Ebî Ammar’ı şöyle derken duydum dedi ve bir önceki hadisi nakletti. Ebû Dâvud dedi: Bu hadisi Ebû Âsım ile Hammâd bin Mes’ade, İbn-i Bekr’in rivâyet ettiği gibi rivâyet ettiler.