Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 30, 2026

Bazı kaza (yargı) hükümleri

DAVALAR BÖLÜMÜ · 31 – BAZI KAZA (YARGI) HÜKÜMLERİ 3633 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yol(un eni) hakkında anlaşmazlığa …

DAVALAR BÖLÜMÜ · 31 – BAZI KAZA (YARGI) HÜKÜMLERİ

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3633 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yol(un eni) hakkında anlaşmazlığa düştüğünüzde onu yedi zira

genişliğinde yapın.” [343]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3634 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sizden birinizden mü’min kardeşi duvarına ağaç (ucu) sokmak için izin

isterse men etmesin.” Râvi diyor ki: Bu hadisi Ebû Hüreyre’den dinleyen

kimseler (memnuniyetsizlik göstererek boyunlarını aşağı eğdiler. Ebû

Hüreyre onlara şöyle dedi: Bana ne oldu ki, sizi bu haberimden yüz

çevirmiş, görüyorum (duvarlarınıza direk konmasına razı olmazsanız) o

direği iki küreğinizin arasına koruz. [344]

Ebû Dâvud: Bu İbn-i Ebû Halef’in hadisidir. Bu daha tamamdır, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3635 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabîsi Ebû Sırma

radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurdu: “Kim bir (müslümana) zarar verirse Allah ta onu

zarara uğratır. Kim bir mü’mine meşakkat verirse Allah da onu meşakkatte

bırakır.” [345]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3636 – Semüra bin Cündeb radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:

Semüra’nın ensârdan bir zatın bahçesinde dalsız budaksız bir hurma ağacı

vardı. O zatın beraberinde hanımı da vardı. Semüra hurması için bahçeye

girer, bahçe sahibi bundan incinir ve bu iş ona sıkıntı verirdi. Semüra’dan

bu hurmayı satmasını istedi. Semüra satmaktan kaçındı. Bu hurmayı başka

yerde bir hurma vererek değişelim, dedi. Semüra bundan da kaçındı. Bahçe

sahibi Peygamberimize gelerek olayı haber verdi. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem satmasını istedi. Yine satmaktan kaçındı. Başka bir yerdeki

hurma ile değiştirmesini istedi. Bundan da kaçındı, bu hurmayı bu zata hîbe

et. Sana şöyle karşılık (sevap) var diye rağbet edeceği teklifte bulundu, yine

satmaktan kaçındı. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

Semüra’ya, “Sen zarar vericisin” buyurdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem Ensârîye, “Git onun hurmasını kökle çıkar” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3637 – Urve radıyallahu anh’dan, ona da Abdullah bin Zübeyr haber vermiş.

Ensardan bir zât kendisiyle mahsul suladıkları, Harre deresi hakkında

Zübeyr’den davacı oldu. Ensârdan olan zat, Zübeyr’e suyu salıver aksın,

dedi. Zübeyr de suyu bırakmaktan kaçındı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem Zübeyr’e, “Mahsulünü sula, sonra suyu komşuna gönder” buyurdu.

Ensârdan olan zât öfkelendi ve ey Allah’ın Rasûlü, halanın oğlu olduğu için

mi böyle hükmettin, dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yüzünün rengi

değişti, sonra şöyle dedi:

“(Ya Zübeyr) mahsülünü sula, sonra ağaçların dibine (duvarlara) dönene

kadar suyu salma.” Zübeyr, dedi ki: Allah’a yemin ederim ki, şu ayet bu

hadise üzerine indi, zannederim. “Hayır Rabbına yemin ederim ki

aralarında geçen şeyde seni hakem tayin etmedikçe ve senin verdiğin

hükme içlerinde bir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle, teslim

olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa sûresi, 65) [346]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3638 – Sa’lebe bin Ebû Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre; o

ashab-ı kiramın Büyûklerinden şöyle işitmiş: Kureyş’ten bir zatın, Benî

Kurayza (Yahudilerinin arazisinde) hissesi varmış, içinden akan suyu

taksim ettikleri (Beni Kurayza’daki) Mahzur deresi hakkında Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şikayette bulunmuş. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem de aralarında şöyle hüküm vermiş. Bahçesi yukarda olanın

tarlasında su topuklara çıkacak kadar yükseldikten sonra tarlası yukarda

olan, aşağıda olanın suyunu daha fazla alıkoyamaz.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3639 – Amr bin Şuayb radıyallahu anh’ın, dedesinden şöyle rivâyet

edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Benî Kurayza)’nın

Mahzur vâdisinden akan su hakkında tarlası yukarıda olanın suyu

topuklarına gelecek şekilde yükseldikten sonra tarlası aşağıda olana

bırakmasını hükmetti. [347]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3640 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

İki kişi bir hurma ağacına ait sahanın boyutları hakkında Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e müracaat etmişlerdi. Râvî, Ebû Tıvale ile Amr

bin Yahya’dan birinin rivâyet ettiği hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem emir buyurdu. Hurmanın boyu ölçüldü yedi zira boyunda olduğu

bulundu (anlaşıldı) diğer râvinin rivâyet ettiği hadiste ağacın beş zira

boyunda olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine Hazreti Peygamber bu ağacın

sahasının boyutları hakkında buna göre hüküm verdi. Râvîlerden Abdülaziz

şöyle dedi:

Hurmanın dallarından bir dal ile ölçülmesini emretti. Hurmanın boyu (ve

onun haremi sayılacak yer) onunla ölçüldü.

[314] . Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe filkadı, n. 1325

[315] . İbn-i Mâce, Kitabu’l-Ahkam, Babu Zikril Kudat, n. 2308

[316] . Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe fil kadı, n. 1322; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, Babul hakim yectehidü.

[317] . Buharî, Kitabu’l-İ’tisam, Babu Ecri’l-Hakim, n. 9/132; Müslim,

Kitabu fil Akdiye, Babu Beyanı Ecri’l-Hakim, n. 1716; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, Babul hakim yectehidü, n. 1716

[318] . Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe filkadı, n. 1323

[319] . Buharî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ yekrahü minen hırsa alel imâreti,

n. 9/80; Müslim, Kitabu’l imareti, Babun nehyi an Talebil imareti, n. 1733;

Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babu terki istimali men yahrusu alel kadai, n. 5384

[320] . İbn-i Mâce, Kitabu’l-Ahkam, n. 2313; Tirmizî, K. Ahkam, Babu mâ

câe firrâşî vel mürteşî, n. 1337

[321] . Tirmizî, K. Ahkam, Babul kadi, n. 1331

[322] . Buharî, Kitabu Şehadet, Babu keyfe yestahlifü, n. 3/235; Müslim,

Kitabu Akdiye, n. 1713; Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babutteşdît, n. 1339;

Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babul hukm bizzahir, n. 5403; İbn-i Mâce, Kitabu’l-

Ahkam, Babu Kadiyyetil-hakim, n. 2317

[323] . Buharî, Kitabu’l-Ahkam, Babu hel yakdil hakim, n. 9/82; Müslim,

Kitabu Akdiye, Babu Kadail Kadı, n. 1717; Neseî, Kitabu Kudat, Babu Mâ

yenbeğî lilhakim, n. 4508; Tirmizî, K. Ahkam, n. 1334; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, n. 2316

[324] . Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babu Tevili Kavlihiteâla, n. 4737

[325] . Tirmizî, K. Ahkam, Babül-kâdi keyfe yakdi, n. 1327

[326] . Buharî, K. Sulh, Babus sulhu biddeyni vel ayni, n. 3/246; Müslim, K.

Müsakat, Babu istihbabul vaz-ı anid-deyni, n. 1558; Neseî, K. Kuzat, Babu

Hükmül hakimi fi darihi, n. 5410; İbn-i Mâce, Kitabu Sadakat, Babul-habs

fiddeyn, n. 2429

[327] . Tirmizî, K. Şahadat, Babu fî şehadetiz zuri, n. 2310; İbn-i Mâce, K.

Ahkam, Babu fî şehadetiz zuri, n. 2372

[328] . Buharî, Kitabu Şehâdet, Babu Şehâdetül İmade, n. 3/226; Tirmizî, K.

Radâ, Babu Şehâdetil meretil vahideti firrada, n. 1151; Neseî, Kitabu nikah,

Babu şehadeti firrada, n. 3332

[329] . Tirmizî, Tefsir-i Sureti’l-Maide, n. 3601

[330] . Neseî, Kitabu’l-Büyû, Babut-teshîl Fî terkil İşhad, n. 4651

[331] . Müslim K. Akdiye, Babul kadai bil-yemini veşşâhidi, n. 1712; İbn-i

Mâce, K. Ahkam, Babul kadai biş-şahidi vel yemini, n. 2360

[332] . Tirmizî, n. 1343; İbn-i Mâce, n. 2368

[333] . Neseî, K. Kudat, Babul Kaza, n. 5427; İbn-i Mâce, Ahkam, n. 2330

[334] . İbn-i Mâce

[335] . Buharî, Şehadat, n. 3/234

[336] . İbn-i Mâce, Kitabu Ahkam, Babur-racülân yedderiyan, n. 2329

[337] . Buharî, Şahadet, Babul-yemin alel müddeî aleyhi, n. 3/232; Müslim,

Akdiye, Babul-yemin alel müddei, n. 1711; Tirmizî, Ahkam, n. 5427; İbn-i

Mâce, Ahkam, n. 2321

[338] . Buharî, Husumet, Babu Kelamı el-Husum, n. 3/160; İbn-i Mâce,

Ahkam, Babul-beyyine alel müddei n. 2322; Tirmizî, Tefsir, n. 2999

[339] . Müslim, Kitabu’l-İman, n. 139; Tirmizî, Ahkam, Babul beyine

alalmüdde-i, n. 1340

[340] . İbn-i Mâce, Sadakat, Babulhabs fid-deyn, n. 2428

[341] . Tirmizî, K. Diyat, Babul habsi fit-töhmeti, n. 1417; Neseî, K. Kat’is-

sariki, Babu imtihanıssariki, n. 4879

[342] . İbn-i Mâce, K. Sadakat, Babul hasb fid-deyn, n. 2427; Neseî, K.

Büyû, n. 4694

[343] . Tirmizî, Ahkam, Babun fittarik, n. 1356; İbn-i Mâce, Ahkam, Babun

izâteşecceru fî kader-it-tarik, n. 2338; Müslim, Müsakat, Babu kaderittarik,

n. 1613

[344] . Buharî, Mazalim, Babun la-yemmen Cârun Cârehu, n. 3/173;

Müslim, Müsakat, Babu garzil-haşeb, n. 1609; Tirmizî, Ahkam, n. 1335;

İbn-i Mâce, Ahkam, n. 2335

[345] . Tirmizî, Babun fil-hıyaneti vel ğıs, n. 1941; İbn-i Mâce, Ahkam,

Babu men bena fi-hakkıhı, n. 2342

[346] . Tirmizî, Ahkam, n. 1363; Neseî, Kaza, n. 5409; İbn-i Mâce, Ruhûn,

n. 2480

[347] . İbn-i Mâce, K. Ruhûn, n. 2482

[314]. Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe filkadı, n. 1325

[315]. İbn-i Mâce, Kitabu’l-Ahkam, Babu Zikril Kudat, n. 2308

[316]. Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe fil kadı, n. 1322; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, Babul hakim yectehidü.

[317]. Buharî, Kitabu’l-İ’tisam, Babu Ecri’l-Hakim, n. 9/132; Müslim,

Kitabu fil Akdiye, Babu Beyanı Ecri’l-Hakim, n. 1716; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, Babul hakim yectehidü, n. 1716

[318]. Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ câe filkadı, n. 1323

[319]. Buharî, Kitabu’l-Ahkam, Babu mâ yekrahü minen hırsa alel imâreti,

n. 9/80; Müslim, Kitabu’l imareti, Babun nehyi an Talebil imareti, n. 1733;

Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babu terki istimali men yahrusu alel kadai, n. 5384

[320]. İbn-i Mâce, Kitabu’l-Ahkam, n. 2313; Tirmizî, K. Ahkam, Babu mâ

câe firrâşî vel mürteşî, n. 1337

[321]. Tirmizî, K. Ahkam, Babul kadi, n. 1331

[322]. Buharî, Kitabu Şehadet, Babu keyfe yestahlifü, n. 3/235; Müslim,

Kitabu Akdiye, n. 1713; Tirmizî, Kitabu’l-Ahkam, Babutteşdît, n. 1339;

Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babul hukm bizzahir, n. 5403; İbn-i Mâce, Kitabu’l-

Ahkam, Babu Kadiyyetil-hakim, n. 2317

[323]. Buharî, Kitabu’l-Ahkam, Babu hel yakdil hakim, n. 9/82; Müslim,

Kitabu Akdiye, Babu Kadail Kadı, n. 1717; Neseî, Kitabu Kudat, Babu Mâ

yenbeğî lilhakim, n. 4508; Tirmizî, K. Ahkam, n. 1334; İbn-i Mâce,

Kitabu’l-Ahkam, n. 2316

[324]. Neseî, Kitabu’l-Kudat, Babu Tevili Kavlihiteâla, n. 4737

[325]. Tirmizî, K. Ahkam, Babül-kâdi keyfe yakdi, n. 1327

[326]. Buharî, K. Sulh, Babus sulhu biddeyni vel ayni, n. 3/246; Müslim, K.

Müsakat, Babu istihbabul vaz-ı anid-deyni, n. 1558; Neseî, K. Kuzat, Babu

Hükmül hakimi fi darihi, n. 5410; İbn-i Mâce, Kitabu Sadakat, Babul-habs

fiddeyn, n. 2429

[327]. Tirmizî, K. Şahadat, Babu fî şehadetiz zuri, n. 2310; İbn-i Mâce, K.

Ahkam, Babu fî şehadetiz zuri, n. 2372

[328]. Buharî, Kitabu Şehâdet, Babu Şehâdetül İmade, n. 3/226; Tirmizî, K.

Radâ, Babu Şehâdetil meretil vahideti firrada, n. 1151; Neseî, Kitabu nikah,

Babu şehadeti firrada, n. 3332

[329]. Tirmizî, Tefsir-i Sureti’l-Maide, n. 3601

[330]. Neseî, Kitabu’l-Büyû, Babut-teshîl Fî terkil İşhad, n. 4651

[331]. Müslim K. Akdiye, Babul kadai bil-yemini veşşâhidi, n. 1712; İbn-i

Mâce, K. Ahkam, Babul kadai biş-şahidi vel yemini, n. 2360

[332]. Tirmizî, n. 1343; İbn-i Mâce, n. 2368

[333]. Neseî, K. Kudat, Babul Kaza, n. 5427; İbn-i Mâce, Ahkam, n. 2330

[334]. İbn-i Mâce

[335]. Buharî, Şehadat, n. 3/234

[336]. İbn-i Mâce, Kitabu Ahkam, Babur-racülân yedderiyan, n. 2329

[337]. Buharî, Şahadet, Babul-yemin alel müddeî aleyhi, n. 3/232; Müslim,

Akdiye, Babul-yemin alel müddei, n. 1711; Tirmizî, Ahkam, n. 5427; İbn-i

Mâce, Ahkam, n. 2321

[338]. Buharî, Husumet, Babu Kelamı el-Husum, n. 3/160; İbn-i Mâce,

Ahkam, Babul-beyyine alel müddei n. 2322; Tirmizî, Tefsir, n. 2999

[339]. Müslim, Kitabu’l-İman, n. 139; Tirmizî, Ahkam, Babul beyine

alalmüdde-i, n. 1340

[340]. İbn-i Mâce, Sadakat, Babulhabs fid-deyn, n. 2428

[341]. Tirmizî, K. Diyat, Babul habsi fit-töhmeti, n. 1417; Neseî, K. Kat’is-

sariki, Babu imtihanıssariki, n. 4879

[342]. İbn-i Mâce, K. Sadakat, Babul hasb fid-deyn, n. 2427; Neseî, K.

Büyû, n. 4694

[343]. Tirmizî, Ahkam, Babun fittarik, n. 1356; İbn-i Mâce, Ahkam, Babun

izâteşecceru fî kader-it-tarik, n. 2338; Müslim, Müsakat, Babu kaderittarik,

n. 1613

[344]. Buharî, Mazalim, Babun la-yemmen Cârun Cârehu, n. 3/173;

Müslim, Müsakat, Babu garzil-haşeb, n. 1609; Tirmizî, Ahkam, n. 1335;

İbn-i Mâce, Ahkam, n. 2335

[345]. Tirmizî, Babun fil-hıyaneti vel ğıs, n. 1941; İbn-i Mâce, Ahkam,

Babu men bena fi-hakkıhı, n. 2342

[346]. Tirmizî, Ahkam, n. 1363; Neseî, Kaza, n. 5409; İbn-i Mâce, Ruhûn,

n. 2480

[347]. İbn-i Mâce, K. Ruhûn, n. 2482

“Kim kadılığa (hakimliğe) sahip olursa bıçaksız olarak boğazlanmış

olur.” [314]

3572 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’nin rivâyetine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim insanlar arasında

hakim tayin edilirse bıçaksız olarak boğazlanmış olur.” [315]

“Hakimler üçtür. Biri cennette, ikisi ateştedir. 1 – Cennette olan hakim,

hakkı (ve haklıyı) bilen ve onunla hükmedendir. 2 – Hakkı bilen ve

hükümde zulmeden hakim ateştedir. 3 – Cahillikle insanlar arasında

hükmeden kimse de ateştedir.” [316]

“Hakim hüküm verirken ictihad eder de isabet ederse, ona iki sevap verilir.

Hakim hüküm verirken içtihad eder de hükmünde yanılırs ona bir sevap

verilir.” Râvi Yezid dedi ki: Bunu Ebû Bekir bin Hazm’e haber verdim. Ebû

Seleme, Ebû Hüreyre’den naklen bana böyle haber verdi dedi. [317]

“Bir kimse hakimlik görevini üstlenmek ister ve hakim olmak için

(aracılardan) yardım isterse hakimlikte kendi başına terk edilir. Kim

hakimliği istemeden ve aracı koymadan hakimlik kendisine verilirse Allah

bir melek indirir ona doğruyu gösterir” buyurdu. [318]

“Biz işimize kesinlikle onu isteyeni görevlendirmeyiz veya

görevlendiremeyiz.” [319]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, rüşveti alana da verene de lânet etti.

[320]

“O günden beri hâlâ bu tavsiyeye göre “hakimliğe devam ediyorum” yahut

“Bir daha hüküm vekmekte tereddüte düşmedim.” [321]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben ancak bir beşerim. Siz ise bana

dava getiriyorsunuz. Umulur ki sizden biriniz delilini, diğerinizden daha iyi

anlatabilir, ben de ondan dinlediklerime göre hükmederim. Böylece ben

kime kardeşinin hakkında bir şey hükmedersem sakın ondan bir şey

almasın. Çünkü ben (bu şekilde verdiğim hükümle) ona ateşten bir parça

kesip vermişim demektir” buyurdu. [322]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hakim gazablı

olduğunda iki kişi arasında hüküm vermesin.” [323]

3591 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyete göre şöyle demiştir: “Eğer

zimmîler sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir, eğer

sen hükmedersen aralarında adaletle hükmet” ayeti indiği sırada Benî Nadr,

Kurayza oğulları kabilesinden birisini öldürdükleri vakit yarım diyet

öderler. Kurayza oğulları Nadr oğullarından birisini öldürdüklerinde tam

diyet öderlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, her iki kabilenin

yükümlülüklerini müsavi hâle getirdi. [324]

“Eğer, Allah’ın kitabında bulunmazsa ne yaparsın?” Muaz “Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti ile hükmederim” dedi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer Rasûlullah’ın sünnetinde bulamazsan ne

yaparsın?” dedi. Hazreti Muaz, “Reyimle ictihatta bulunurum. Hüküm

vermekten geri dönmem” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem. Hazreti Muaz’ın göğsüne vurdu ve “Allah Rasûlünün elçisini

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in razı olacağı şeye muvafık kılan

Allah’a hamdolsun” buyurdu. [325]

Ka’b, bağışladım ey Allah’ın Rasûlü, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, İbn-i Hadra’da “Kalk, kalan borcunu öde”

buyurdu. [326]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sabah namazını kıldı. Namazdan

çıktığında ayağa kalktı ve üç kere şöyle buyurdu: “Yalan şahitliği Allah’a

şirkle denk tutuldu.” Sonra, “Putlardan, pislikten sakının, yalan

şahitliğinden sakının, Allah’a ortak koşmayarak dosdoğru inanın.” âyetini

okudu. (Hac sûresi, 30) [327]

“Ne biliyorsun? Kadın söylediğini söyledi, hanımını bırak.” [328]

Sehm kabîlesinden bir zât Temîm ed-Dârî ve Adiy bin Bedda ile bir

yolculuğa çıktı. Sehm kabilesinden olan bu kimse, Müslüman bulunmayan

bir beldede öldü. Bıraktığı eşyaları Temîm ed-Dârî ile Adiy bin Bedda

getirdiler. Fakat ailesince altınla yaldızlanmış gümüş bardağın olmadığı

meydana çıktı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz her ikisine

de yemin ettirdi. Sonra bardak Mekke’de bulundu. Bardak sahipleri, biz bu

bardağı Temîm-i Dârî ve Adiy bin Bedda’dan aldık, dediler. Bunun üzerine

Sehm kabilesinden olup ölen kimsenin yakınlarından iki kişi ayağa kalkarak

(Müslüman olarak) bizim şahitliğimiz Temîm ile Adiy’in şahitliğinden daha

doğrudur. Ve bu kap bizim arkadaşımızındır, dediler. Bunun üzerine, “Ey

iman edenler, sizden birinize ölüm geldiği vakit vasiyet sırasında içinizden

iki adil kişi şahitlik etsin…” ayet-i onlar hakkında indi. (Maide sûresi, 106)

[329]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bedevînin sesini işittiği anda ayağa

kalktı ve şöyle buyurdu: “Ben o atı senden satın almadım mı?” Bedevî,

“Hayır, vallahi ben onu sana satmadım” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, “Evet ben o atı senden satın aldım” dedi. Bedevî, şahit getir

demeye başladı. Bunun üzerine Huzeyme bin Sabit, (bedevîye dönüp) Ben

senin bu hayvanı Hazreti Peygamber’e sattığına şahitlik ederim, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Huzeyme’ye dönerek, “Neye

dayanarak şahitlik ediyorsun” dedi. Huzeyme, “Ey Allah’ın Rasûlü ben

Allah’ın seni tasdik etmesiyle şahitlik ediyorum.” dedi. Bu hadise üzerine

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Huzeyme’nin şahitliğini iki şahidin

şahadetine denk kıldı. [330]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir yeminle birlikte bir şahide

dayanarak hüküm vermiştir.” [331]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Bir şahitle beraber bir yemine

dayarak hüküm vermiştir. [332]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hayvanı her ikisi arasında ortak kıldı.

[333]

3616 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: İki adam bir eşyanın kendilerine

ait olduğu hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda

davalaştılar, bu kimselerden hiç birinin delili yoktu. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “Kimin yemin edeceğine aranızda kura çekin (kim yemin

ederse eşya) onun olur. Kura çekmeyi ister hoşlansınlar, isterse

hoşlanmasınlar” buyurdu. [334]

Râvîlerden Seleme dedi ki: Ahmed bin Hanbel bize Ma’mer haber verdi,

demiştir. Bu kura (meselesi) her iki kişide yemine zorlandığı vakit

yapılır.” [335]

3618 – Saîd bin Ebû Arube radıyallahu anh’dan: Muhammed İbn-i

Minhal’ın isnadı ile geçen hadisin misli rivâyet olundu. İki kişi Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e bir hayvan hakkında müracaatta bulundular,

bunların her ikisinin de hayvanın kendilerine ait olduğu hakkında delili

yoktu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kimin (önce)

yemin edeceği hakkında kura çekmelerini emir buyurdu. [336]

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, yeminin kendisi hakkında iddia

olan kimseye verilmesi gerektiğini hükmetti.” [337]

Benimle bir Yahudi arasında ortak bir arazi vardı. Yahudi (benim hissemi)

inkar etti. Onu tuttum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Senin delilin var mı” buyurdu.

Ben yoktur, dedim. Bunun üzerine Yahudiye, “Yemin et” buyurdu. Ben ey

Allah’ın Rasûlü (o Yahudidir) yemin eder, benim malımı alır gider, dedim.

Bu olay üzerine Allah Teâlâ, “O, kimseler ki Allah’a verdikleri sözü ve

yeminlerini az bir para ile satarlar.” âyetini sonuna kadar indirdi.” (Âl-i

İmrân, 77) [338]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, biri Hadramevt ve biri de

Kinde’den iki kişi geldi. Hadramevtli şöyle dedi. Ey Allah’ın Rasûlü

babamdan bana kalan bir arazimi şu zât bana ağır basarak gasben elimden

aldı. Kindeli ise o arazi benimdir, hala elimdedir. Ben ekip biçiyorum.

O’nun orada hiçbir hakkı yoktur, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem Hadramevtliye, “Senin delilin var mı” buyurdu. O da,

hayır delilim yoktur dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kindeliye;

“Sana yemin gerek” buyurdu. Hadramevtli, Ey Allah’ın Rasûlü, bu şahıs

fâcirdir. Yemin etmek onun için mühim değil, hiçbir şeyden sakınmaz, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kindeliye, “Senin için ondan

isteyeceğin bundan başka bir şey yoktur” buyurdu. [339]

3629 – Bâdiye halkından olan Hirmas bin Habib radıyallahu anh’dan, o da

babasından, o da dedesinden rivâyet ettiğine göre demiş ki: Bir borçlumu

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdim. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem bana şöyle dedi: “Onu tut bırakma” sonra da bana: “Ey

Temim oğullarının kardeşi esirine ne yapmak istiyorsun?” buyurdu. [340]

3630 – Behz bin Hakim’in babasından, o da dedesinden rivâyet ettiğine göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Bir kimseyi bir suçlamadan dolayı

(bir müddet) habsetti. [341]

– Komşularım niçin tutuklandılar, diye sormuş. Sonra cevap alamayınca bir

şeyler daha söylemişti. Bunun üzerine hazreti Peygamber sallallahu aleyhi

ve sellem “Onun komşularını serbest bırakınız” buyurdu. [342]

“Yol(un eni) hakkında anlaşmazlığa düştüğünüzde onu yedi zira

genişliğinde yapın.” [343]

“Sizden birinizden mü’min kardeşi duvarına ağaç (ucu) sokmak için izin

isterse men etmesin.” Râvi diyor ki: Bu hadisi Ebû Hüreyre’den dinleyen

kimseler (memnuniyetsizlik göstererek boyunlarını aşağı eğdiler. Ebû

Hüreyre onlara şöyle dedi: Bana ne oldu ki, sizi bu haberimden yüz

çevirmiş, görüyorum (duvarlarınıza direk konmasına razı olmazsanız) o

direği iki küreğinizin arasına koruz. [344]

3635 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabîsi Ebû Sırma

radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurdu: “Kim bir (müslümana) zarar verirse Allah ta onu

zarara uğratır. Kim bir mü’mine meşakkat verirse Allah da onu meşakkatte

bırakır.” [345]

“(Ya Zübeyr) mahsülünü sula, sonra ağaçların dibine (duvarlara) dönene

kadar suyu salma.” Zübeyr, dedi ki: Allah’a yemin ederim ki, şu ayet bu

hadise üzerine indi, zannederim. “Hayır Rabbına yemin ederim ki

aralarında geçen şeyde seni hakem tayin etmedikçe ve senin verdiğin

hükme içlerinde bir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle, teslim

olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa sûresi, 65) [346]

3639 – Amr bin Şuayb radıyallahu anh’ın, dedesinden şöyle rivâyet

edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Benî Kurayza)’nın

Mahzur vâdisinden akan su hakkında tarlası yukarıda olanın suyu

topuklarına gelecek şekilde yükseldikten sonra tarlası aşağıda olana

bırakmasını hükmetti. [347]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni