Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 30, 2026

Kıssalar anlatmak

İLİM KİTABI · 13 – KISSALAR ANLATMAK 3665 – Avf bin Malik el-Eşcaî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre der ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Emir olan veya …

İLİM KİTABI · 13 – KISSALAR ANLATMAK

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3665 – Avf bin Malik el-Eşcaî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

der ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Emir olan veya memur olan yahut kibirli olandan başkası kıssa anlatmaz.”

İZAH

Kıssa, tarihte geçmiş olayları ibret alınsın diye nakletmektir. Emirler hutbe

okurken, onların görevlendirdiği memurlar da onlara vekaleten hutbe

okurken kıssa söylerler. Bir de halka gösteriş yapmak isteyen kendini

beğenmişler kıssa söylerler. İnsanlara hitap edenler üç çeşittir.

1 – Allah’ı ve O’nun nimetini hatırlatanlar,

2 – Allah’ın nimet ve azabını bildirenler,

3 – Kıssacılar.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3666 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Muhacirlerin, zayıflarından bir topluluk arasında oturdum. Çıplaklıktan

dolayı bazısı bazısının arkasına gizlenmek suretiyle örtünüyorlardı. Biz

Kur’an okuyucusu bize Kur’an okuyordu. Bir de Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem geldi ve başımıza dikildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem gelip dikilince Kur’an’ı okuyan kimse sükût etti. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem selam verdi ve sonra, “Ne yapıyordunuz?”

buyurdu. Biz de, ey Allah’ın Rasûlü, bizden bir kurâ bize Kur’an okuyor,

biz de Allah’ın kitabını dinliyorduk, dedik. Ebû Saîd dedi ki: Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ümmetimden kendileri ile birlikte sabretmekle emrolunduğum kimseler

yaratan Allah’a hamdolsun.”

Ebû Saîd dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisini (yakınlık

bakımından hepimize eşit tutabilmek için tam ortamıza oturdu. Sonra eliyle

şöyle halka olun, diye işaret etti. Onlar da halka oldular. Hepsinin yüzleri

onun karşısına geldi. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

karanlıkta onlardan benden başka birini tanıyabildiğini sanmıyordum.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey

muhacirlerin fakirleri sizi kıyamet gününde (kavuşacağınız) tam bir nur ile

müjdeliyorum cennete zengin insanlardan yarım gün önce gireceksiniz, o

yarım gün (dünya senelerinden) beşyüz sene eder.” [363]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3667 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ı zikreden bir cemaatla sabah namazından güneş doğana kadar

oturmam, İsmail aleyhisselam neslinden dört esiri hürriyetine

kavuşturmaktan bana daha sevimlidir. Allah’ı zikreden bir cemaatla ikindi

namazından akşam namazına kadar oturmam, benim için dört köle azat

etmekten daha hayırlıdır.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3668 – Abdullah bin (Mes’ûd) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bana Nisa sûresini oku” buyurdu.

Ben yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’an sana indirildi. Ben mi

sana okuyacağım, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben

Kur’an’ı başkasından dinlemeyi daha çok severim” buyurdu. Ben

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e okumaya başladım. “Her ümmetten

kendilerine bir şahit, onlar üzerine de sizi şahit getirdiğimiz gün (gayri

müslim ve kafirlerin hali) nice olacak” (Nisa sûresi, 41) ayetine geldiğimde

başımı kaldırdım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gözlerinden yaş

akıyordu. [364]

[348] . İbn-i Mâce, n. 223; Tirmizî, Kitabu ilim, Babu fazlufıkh, n. 2683

[349] . Müslim, Kitabu Zikir, n. 2999

[350] . Tirmizî, Kitabu İstizan, Babu Fî Ta’lîmi Süryaniye, n. 2716

[351] . Müslim, n. 3004; Tirmizî, n. 2667

[352] . Buharî, Kitabu ilim, Babu kitâbetil-ilmi, n. 1/39

[353] . Buharî, Kitabu’l-ilim, no: 1/38; İbn-i Mâce, Mukaddime, Kitabu

sünen, no: 365

[354] . Tirmizî, Tefsir-i Kur’ân Babullezi yüfessirul Kur’an bire’yihî, n.

2953

[355] . Buharî, Menakib; Müslim, Kitabu Zühd, Babut-tesbit fil hadis, n. 71

[356] . Tirmizî, Menakıb, Babu fî kelamin-nebî, n. 3643; Müslim, Kitabu

fedailis-sahabe, Babu fedaili Ebû Hüreyre, n. 2493

[357] . İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 53

[358] . Tirmizî, n. 2651; İbn-i Mâce, n. 261

[359] . Tirmizî, Kitabu’l-İlim, n. 2658; İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 230

[360] . Buharî, Kitabu’l-Cihad, 4/58, Babu Dûain-ne bî, Kitabu fezâilis-

sahâbe, n. 5/23; Müslim, Kitabu fedailis-sahabe, n. 2406

[361] . Buharî, Kitabu’l-Enbiya; Tirmizî, Kitabu’l-ilim, Babul hadis an benî

İsrail, n. 2671

[362] . İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 252

[363] . İbn-i Mâce, n. 4122

[364] . Buharî, Kitabu fezailül Kur’an; Müslim, Kitabu salatil müsafirîn, n.

800

[348]. İbn-i Mâce, n. 223; Tirmizî, Kitabu ilim, Babu fazlufıkh, n. 2683

[349]. Müslim, Kitabu Zikir, n. 2999

[350]. Tirmizî, Kitabu İstizan, Babu Fî Ta’lîmi Süryaniye, n. 2716

[351]. Müslim, n. 3004; Tirmizî, n. 2667

[352]. Buharî, Kitabu ilim, Babu kitâbetil-ilmi, n. 1/39

[353]. Buharî, Kitabu’l-ilim, no: 1/38; İbn-i Mâce, Mukaddime, Kitabu

sünen, no: 365

[354]. Tirmizî, Tefsir-i Kur’ân Babullezi yüfessirul Kur’an bire’yihî, n.

2953

[355]. Buharî, Menakib; Müslim, Kitabu Zühd, Babut-tesbit fil hadis, n. 71

[356]. Tirmizî, Menakıb, Babu fî kelamin-nebî, n. 3643; Müslim, Kitabu

fedailis-sahabe, Babu fedaili Ebû Hüreyre, n. 2493

[357]. İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 53

[358]. Tirmizî, n. 2651; İbn-i Mâce, n. 261

[359]. Tirmizî, Kitabu’l-İlim, n. 2658; İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 230

[360]. Buharî, Kitabu’l-Cihad, 4/58, Babu Dûain-ne bî, Kitabu fezâilis-

sahâbe, n. 5/23; Müslim, Kitabu fedailis-sahabe, n. 2406

[361]. Buharî, Kitabu’l-Enbiya; Tirmizî, Kitabu’l-ilim, Babul hadis an benî

İsrail, n. 2671

[362]. İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 252

[363]. İbn-i Mâce, n. 4122

[364]. Buharî, Kitabu fezailül Kur’an; Müslim, Kitabu salatil müsafirîn, n.

800

Ebû’d-Derdâ dedi ki; ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle

buyurduğunu işittim: “Kim bir yola girer orada ilim tahsil ederse Allah onu

cennete giden yollardan birine girdirir, melekler ilim tahsil edenlerden

memnûniyetlerinden dolayı kanatlarını (talebelerin ayaklarının altına)

sererler. Alimler için gökte ve yerde olanlarla, suyun içinde bulunan

balıklar istiğfâr ederler. İlim sahibinin ibadet sahibine üstünlüğü

gecesindeki dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Gerçekten

ilim adamları nebî’lerin varisleridirler. Hâkikatte nebîler, altın ve gümüş

miras bırakmadılar. Lakin ilim mirası bıraktılar, kim o ilmi elde ederse çok

Büyûk bir nasip elde etmiş olur.” [348]

“Bir kimse bir yola girer, orada ilim tahsil ederse, Allah, o kimseye cennetin

yolunu kolaylaştırır. Bir kimsenin ameli onu (tembel ve) geri bırakırsa soyu

sopu onu ileri geçiremez.” [349]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana emir verdi. Ben de onun için

Yahudilerin yazısını öğrendim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Allah’a yemin ederim ki mektuplarım hususunda hiçbir Yahudiye

güvenmiyorum” buyurdu. Ben de Yahudilerin yazısın öğrendim. Onbeş gün

içinde çok iyi bir şekilde öğrendim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

Yahudilere mektup yazacak olsa yazıyordum, onlardan Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e mektup gelse okuyordum. [350]

3648 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Biz asr-ı saadette teşehhüt ve Kur’an’dan başka bir şeyi

yazmazdık.” [351]

Ey Allah’ın Rasûlü, (bu hutbeyi) bana yazın dedi. Bunun üzerine

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hutbeyi Ebû Şâh’a yazın” buyurdu.

[352]

Allah’a yemin ederim ki, benim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

yakınlığım ve O’nun yanında bir mevkiim vardı. (Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem)’le sohbetim çoktu. Lâkin ben Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Kim bilerek yalan yere bana hadis

isnad ederse, ateşten yerini hazırlasın.” [353]

“Aziz ve Celil olan Allah’ın Kitabı üzerinde sırf kendi görüşüne dayanarak

fikir beyan eden kimse (konuşmasında) isabet bile etse, hata etmiş

olur.” [354]

Ebû Hüreyre radıyallahu anh Hazreti Aişe’nin odasının yanına oturmuştu.

Hazreti Aişe ise namaz kılıyordu. Ebû Hüreyre, Hazreti Aişe’ye iki defa ey

evin sahibesi bana kulak ver, dedi ve (Hazreti Peygamber’den bir hadis

nakledip gittiği) Hazreti Aişe, namazı kıldıktan sonra şöyle dedi: (Ya Urve)

şu Ebû Hüreyre’ye ve sözüne taaccüb etmiyor musun? Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem bir söz söylediği vakit onu saymak isteyen birisi

sayabilirdi, dedi. [355]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu anha

(bana) Ebû Hüreyre, senin hayretini mucib olmuyor mu dedi? Benim

odamın yanına geldi, oturdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den

hadis rivâyet ediyor ve bana bunu işittiriyordu. Ben ise namaz kılıyordum.

Namazı tamamlamadan kalktı, gitti. Eğer ben O’na yetişmiş olsaydım.

Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sizin arka arkaya

konuştuğunuz gibi sözü arka arkaya söylemezdi, diye cevap verecektim,

dedi. [356]

Râvîlerden Süleymân el-Mehri rivâyet ettiği, hadisinde şu cümleleri ziyade

etti. “Kim bir kardeşine bir işi işaret eder ve doğrusunun başkasında

olduğunu bilirse o kimseye hiyanet etmiş olur.” Süleymân’ın rivâyet ettiği

hadisin lafzı budur. [357]

“Kime ilimden bir mesele sorulur da (bildiği halde) ona söylemeyip,

saklarsa Allah (c.c) kıyamet gününde onu ateşten bir gemle

gemleyecektir.” [358]

“Bizden bir hadis işitip de onu (güzelce) ezberleyip başkasına aktaran

kimsenin Allah yüzünü ak etsin. Nice fıkıh ilmine sahip olup da onu

kendisiden daha anlayışlı bir kişiye aktaran kimseler vardır. Yine nice fıkıh

ilmine sahip olup da anlayışlı olmayan kimseler vardır.” [359]

“Allah’a yemin ederim ki, senin teşvikin ile Allah (c.c)’ın bir kimseyi

hidayete erdirmesi, senin için kuvvetli, kırmızı bir sürü develere (sahip

olmaktan) daha hayırlıdır.” [360]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize tâ sabaha kadar İsrail

oğullarından haber naklederdi. Namazın Büyûğü (olan sabah namazının

yahut teheccüd namazının vakti girene kadar bu sohbetten kalkmazdı.” [361]

“Kim kendisi ile Allah’ın rızası aranan ilimlerden bir ilmi, dünya malından

bir şey elde etmek için öğrenirse, kıyamet gününde cennetin kokusunu

bulamaz” buyurdu. [362]

Ebû Saîd dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisini (yakınlık

bakımından hepimize eşit tutabilmek için tam ortamıza oturdu. Sonra eliyle

şöyle halka olun, diye işaret etti. Onlar da halka oldular. Hepsinin yüzleri

onun karşısına geldi. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

karanlıkta onlardan benden başka birini tanıyabildiğini sanmıyordum.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey

muhacirlerin fakirleri sizi kıyamet gününde (kavuşacağınız) tam bir nur ile

müjdeliyorum cennete zengin insanlardan yarım gün önce gireceksiniz, o

yarım gün (dünya senelerinden) beşyüz sene eder.” [363]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bana Nisa sûresini oku” buyurdu.

Ben yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’an sana indirildi. Ben mi

sana okuyacağım, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben

Kur’an’ı başkasından dinlemeyi daha çok severim” buyurdu. Ben

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e okumaya başladım. “Her ümmetten

kendilerine bir şahit, onlar üzerine de sizi şahit getirdiğimiz gün (gayri

müslim ve kafirlerin hali) nice olacak” (Nisa sûresi, 41) ayetine geldiğimde

başımı kaldırdım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gözlerinden yaş

akıyordu. [364]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni