İLİM KİTABI · 13 – KISSALAR ANLATMAK


3665 – Avf bin Malik el-Eşcaî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
der ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
“Emir olan veya memur olan yahut kibirli olandan başkası kıssa anlatmaz.”
İZAH
Kıssa, tarihte geçmiş olayları ibret alınsın diye nakletmektir. Emirler hutbe
okurken, onların görevlendirdiği memurlar da onlara vekaleten hutbe
okurken kıssa söylerler. Bir de halka gösteriş yapmak isteyen kendini
beğenmişler kıssa söylerler. İnsanlara hitap edenler üç çeşittir.
1 – Allah’ı ve O’nun nimetini hatırlatanlar,
2 – Allah’ın nimet ve azabını bildirenler,
3 – Kıssacılar.













3666 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Muhacirlerin, zayıflarından bir topluluk arasında oturdum. Çıplaklıktan
dolayı bazısı bazısının arkasına gizlenmek suretiyle örtünüyorlardı. Biz
Kur’an okuyucusu bize Kur’an okuyordu. Bir de Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem geldi ve başımıza dikildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem gelip dikilince Kur’an’ı okuyan kimse sükût etti. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem selam verdi ve sonra, “Ne yapıyordunuz?”
buyurdu. Biz de, ey Allah’ın Rasûlü, bizden bir kurâ bize Kur’an okuyor,
biz de Allah’ın kitabını dinliyorduk, dedik. Ebû Saîd dedi ki: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Ümmetimden kendileri ile birlikte sabretmekle emrolunduğum kimseler
yaratan Allah’a hamdolsun.”
Ebû Saîd dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisini (yakınlık
bakımından hepimize eşit tutabilmek için tam ortamıza oturdu. Sonra eliyle
şöyle halka olun, diye işaret etti. Onlar da halka oldular. Hepsinin yüzleri
onun karşısına geldi. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
karanlıkta onlardan benden başka birini tanıyabildiğini sanmıyordum.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey
muhacirlerin fakirleri sizi kıyamet gününde (kavuşacağınız) tam bir nur ile
müjdeliyorum cennete zengin insanlardan yarım gün önce gireceksiniz, o
yarım gün (dünya senelerinden) beşyüz sene eder.” [363]





3667 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’ı zikreden bir cemaatla sabah namazından güneş doğana kadar
oturmam, İsmail aleyhisselam neslinden dört esiri hürriyetine
kavuşturmaktan bana daha sevimlidir. Allah’ı zikreden bir cemaatla ikindi
namazından akşam namazına kadar oturmam, benim için dört köle azat
etmekten daha hayırlıdır.”




3668 – Abdullah bin (Mes’ûd) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bana Nisa sûresini oku” buyurdu.
Ben yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’an sana indirildi. Ben mi
sana okuyacağım, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben
Kur’an’ı başkasından dinlemeyi daha çok severim” buyurdu. Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e okumaya başladım. “Her ümmetten
kendilerine bir şahit, onlar üzerine de sizi şahit getirdiğimiz gün (gayri
müslim ve kafirlerin hali) nice olacak” (Nisa sûresi, 41) ayetine geldiğimde
başımı kaldırdım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gözlerinden yaş
akıyordu. [364]
[348] . İbn-i Mâce, n. 223; Tirmizî, Kitabu ilim, Babu fazlufıkh, n. 2683
[349] . Müslim, Kitabu Zikir, n. 2999
[350] . Tirmizî, Kitabu İstizan, Babu Fî Ta’lîmi Süryaniye, n. 2716
[351] . Müslim, n. 3004; Tirmizî, n. 2667
[352] . Buharî, Kitabu ilim, Babu kitâbetil-ilmi, n. 1/39
[353] . Buharî, Kitabu’l-ilim, no: 1/38; İbn-i Mâce, Mukaddime, Kitabu
sünen, no: 365
[354] . Tirmizî, Tefsir-i Kur’ân Babullezi yüfessirul Kur’an bire’yihî, n.
2953
[355] . Buharî, Menakib; Müslim, Kitabu Zühd, Babut-tesbit fil hadis, n. 71
[356] . Tirmizî, Menakıb, Babu fî kelamin-nebî, n. 3643; Müslim, Kitabu
fedailis-sahabe, Babu fedaili Ebû Hüreyre, n. 2493
[357] . İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 53
[358] . Tirmizî, n. 2651; İbn-i Mâce, n. 261
[359] . Tirmizî, Kitabu’l-İlim, n. 2658; İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 230
[360] . Buharî, Kitabu’l-Cihad, 4/58, Babu Dûain-ne bî, Kitabu fezâilis-
sahâbe, n. 5/23; Müslim, Kitabu fedailis-sahabe, n. 2406
[361] . Buharî, Kitabu’l-Enbiya; Tirmizî, Kitabu’l-ilim, Babul hadis an benî
İsrail, n. 2671
[362] . İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 252
[363] . İbn-i Mâce, n. 4122
[364] . Buharî, Kitabu fezailül Kur’an; Müslim, Kitabu salatil müsafirîn, n.
800
[348]. İbn-i Mâce, n. 223; Tirmizî, Kitabu ilim, Babu fazlufıkh, n. 2683
[349]. Müslim, Kitabu Zikir, n. 2999
[350]. Tirmizî, Kitabu İstizan, Babu Fî Ta’lîmi Süryaniye, n. 2716
[351]. Müslim, n. 3004; Tirmizî, n. 2667
[352]. Buharî, Kitabu ilim, Babu kitâbetil-ilmi, n. 1/39
[353]. Buharî, Kitabu’l-ilim, no: 1/38; İbn-i Mâce, Mukaddime, Kitabu
sünen, no: 365
[354]. Tirmizî, Tefsir-i Kur’ân Babullezi yüfessirul Kur’an bire’yihî, n.
2953
[355]. Buharî, Menakib; Müslim, Kitabu Zühd, Babut-tesbit fil hadis, n. 71
[356]. Tirmizî, Menakıb, Babu fî kelamin-nebî, n. 3643; Müslim, Kitabu
fedailis-sahabe, Babu fedaili Ebû Hüreyre, n. 2493
[357]. İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 53
[358]. Tirmizî, n. 2651; İbn-i Mâce, n. 261
[359]. Tirmizî, Kitabu’l-İlim, n. 2658; İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 230
[360]. Buharî, Kitabu’l-Cihad, 4/58, Babu Dûain-ne bî, Kitabu fezâilis-
sahâbe, n. 5/23; Müslim, Kitabu fedailis-sahabe, n. 2406
[361]. Buharî, Kitabu’l-Enbiya; Tirmizî, Kitabu’l-ilim, Babul hadis an benî
İsrail, n. 2671
[362]. İbn-i Mâce, Mukaddime, n. 252
[363]. İbn-i Mâce, n. 4122
[364]. Buharî, Kitabu fezailül Kur’an; Müslim, Kitabu salatil müsafirîn, n.
800
Ebû’d-Derdâ dedi ki; ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle
buyurduğunu işittim: “Kim bir yola girer orada ilim tahsil ederse Allah onu
cennete giden yollardan birine girdirir, melekler ilim tahsil edenlerden
memnûniyetlerinden dolayı kanatlarını (talebelerin ayaklarının altına)
sererler. Alimler için gökte ve yerde olanlarla, suyun içinde bulunan
balıklar istiğfâr ederler. İlim sahibinin ibadet sahibine üstünlüğü
gecesindeki dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Gerçekten
ilim adamları nebî’lerin varisleridirler. Hâkikatte nebîler, altın ve gümüş
miras bırakmadılar. Lakin ilim mirası bıraktılar, kim o ilmi elde ederse çok
Büyûk bir nasip elde etmiş olur.” [348]
“Bir kimse bir yola girer, orada ilim tahsil ederse, Allah, o kimseye cennetin
yolunu kolaylaştırır. Bir kimsenin ameli onu (tembel ve) geri bırakırsa soyu
sopu onu ileri geçiremez.” [349]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana emir verdi. Ben de onun için
Yahudilerin yazısını öğrendim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
“Allah’a yemin ederim ki mektuplarım hususunda hiçbir Yahudiye
güvenmiyorum” buyurdu. Ben de Yahudilerin yazısın öğrendim. Onbeş gün
içinde çok iyi bir şekilde öğrendim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
Yahudilere mektup yazacak olsa yazıyordum, onlardan Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e mektup gelse okuyordum. [350]
3648 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Biz asr-ı saadette teşehhüt ve Kur’an’dan başka bir şeyi
yazmazdık.” [351]
Ey Allah’ın Rasûlü, (bu hutbeyi) bana yazın dedi. Bunun üzerine
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hutbeyi Ebû Şâh’a yazın” buyurdu.
[352]
Allah’a yemin ederim ki, benim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
yakınlığım ve O’nun yanında bir mevkiim vardı. (Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem)’le sohbetim çoktu. Lâkin ben Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Kim bilerek yalan yere bana hadis
isnad ederse, ateşten yerini hazırlasın.” [353]
“Aziz ve Celil olan Allah’ın Kitabı üzerinde sırf kendi görüşüne dayanarak
fikir beyan eden kimse (konuşmasında) isabet bile etse, hata etmiş
olur.” [354]
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Hazreti Aişe’nin odasının yanına oturmuştu.
Hazreti Aişe ise namaz kılıyordu. Ebû Hüreyre, Hazreti Aişe’ye iki defa ey
evin sahibesi bana kulak ver, dedi ve (Hazreti Peygamber’den bir hadis
nakledip gittiği) Hazreti Aişe, namazı kıldıktan sonra şöyle dedi: (Ya Urve)
şu Ebû Hüreyre’ye ve sözüne taaccüb etmiyor musun? Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem bir söz söylediği vakit onu saymak isteyen birisi
sayabilirdi, dedi. [355]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu anha
(bana) Ebû Hüreyre, senin hayretini mucib olmuyor mu dedi? Benim
odamın yanına geldi, oturdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den
hadis rivâyet ediyor ve bana bunu işittiriyordu. Ben ise namaz kılıyordum.
Namazı tamamlamadan kalktı, gitti. Eğer ben O’na yetişmiş olsaydım.
Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sizin arka arkaya
konuştuğunuz gibi sözü arka arkaya söylemezdi, diye cevap verecektim,
dedi. [356]
Râvîlerden Süleymân el-Mehri rivâyet ettiği, hadisinde şu cümleleri ziyade
etti. “Kim bir kardeşine bir işi işaret eder ve doğrusunun başkasında
olduğunu bilirse o kimseye hiyanet etmiş olur.” Süleymân’ın rivâyet ettiği
hadisin lafzı budur. [357]
“Kime ilimden bir mesele sorulur da (bildiği halde) ona söylemeyip,
saklarsa Allah (c.c) kıyamet gününde onu ateşten bir gemle
gemleyecektir.” [358]
“Bizden bir hadis işitip de onu (güzelce) ezberleyip başkasına aktaran
kimsenin Allah yüzünü ak etsin. Nice fıkıh ilmine sahip olup da onu
kendisiden daha anlayışlı bir kişiye aktaran kimseler vardır. Yine nice fıkıh
ilmine sahip olup da anlayışlı olmayan kimseler vardır.” [359]
“Allah’a yemin ederim ki, senin teşvikin ile Allah (c.c)’ın bir kimseyi
hidayete erdirmesi, senin için kuvvetli, kırmızı bir sürü develere (sahip
olmaktan) daha hayırlıdır.” [360]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize tâ sabaha kadar İsrail
oğullarından haber naklederdi. Namazın Büyûğü (olan sabah namazının
yahut teheccüd namazının vakti girene kadar bu sohbetten kalkmazdı.” [361]
“Kim kendisi ile Allah’ın rızası aranan ilimlerden bir ilmi, dünya malından
bir şey elde etmek için öğrenirse, kıyamet gününde cennetin kokusunu
bulamaz” buyurdu. [362]
Ebû Saîd dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisini (yakınlık
bakımından hepimize eşit tutabilmek için tam ortamıza oturdu. Sonra eliyle
şöyle halka olun, diye işaret etti. Onlar da halka oldular. Hepsinin yüzleri
onun karşısına geldi. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
karanlıkta onlardan benden başka birini tanıyabildiğini sanmıyordum.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey
muhacirlerin fakirleri sizi kıyamet gününde (kavuşacağınız) tam bir nur ile
müjdeliyorum cennete zengin insanlardan yarım gün önce gireceksiniz, o
yarım gün (dünya senelerinden) beşyüz sene eder.” [363]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bana Nisa sûresini oku” buyurdu.
Ben yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’an sana indirildi. Ben mi
sana okuyacağım, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben
Kur’an’ı başkasından dinlemeyi daha çok severim” buyurdu. Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e okumaya başladım. “Her ümmetten
kendilerine bir şahit, onlar üzerine de sizi şahit getirdiğimiz gün (gayri
müslim ve kafirlerin hali) nice olacak” (Nisa sûresi, 41) ayetine geldiğimde
başımı kaldırdım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gözlerinden yaş
akıyordu. [364]




