BÖLÜMÜ · 35 – KÖLENİN SAHİBESİ OLAN KADININ SAÇINA BAKABİLECEĞİ



4105 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Ümmü Seleme, kan
aldırmak için Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den izin istemişti.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Ümmü Seleme’den kan alması
için Ebû Taybe’ye emretti.
Ebû Zübeyr dedi ki: Zannedersem Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Ebû
Taybe, Ümmü Seleme’nin süt kardeşi idi. Veya henüz bülûğa ermemiş bir
oğlan çocuğu idi. [616]





4106 – Enes radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti Fatıma’ya daha önce
kendisine hîbe ettiği bir köleyi getirmişti. Enes dedi ki:
– O sırada Fatıma radıyallahu anha’nın, üzerinde kısa bir elbise vardı,
onunla başını örtse ayağına yetmiyor, ayağına örtse başına yetişmiyordu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti Fatıma’nın karşılaştığı bu
durumu görünce şöyle buyurdu: “Bunda senin içni bir mahzur yoktur. (Seni
gören kimselerden birisi babandır, diğeri kölendir.”
İZAH
Bu hadis-i şerif, kölelerin sahibesi bulunan kadınların saçını görebileceğine
delildir. Hadisten de anlaşıldığına göre kadın, erkek kölesinin yanında
zarûret olmadıkça saçını açamaz. Hazreti Fatıma da olduğu gibi başörtüsü
bulamamak zarûreti olursa kölenin daima ev ve dış işlerde görevli olduğu
nazar-ı itabara alınarak girmesinde ve çıkmasında zarûret bulunduğu için
bir anlık görmesinin af edileceği, anlaşılır. Köle azat edilince sahibesi olan
kadınla evlenebileceği düşünülürse kölenin dahi girip çıkmasında sahibi
olan kadının dikkatli olması gerekir.






4107 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir
– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarının yanına kadın
tabiatlı bir adam (serbest) giriyordu. Çünkü halk onu erkeklikten mahrum
olanlar arasında sayıyorlardı. Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
bizim yanımıza girdi. O, kadınlığa özenen kimse de Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in hanımlarından birinin yanında idi. (Şişman) bir kadını
anlatıyordu. Şöyle dedi
– Gelirken dört kadın gibi geliyor, giderken sekiz kadın gibi gidiyor. Bunun
üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dikkat ben
bu adamın kadınlarda neler olduğunu bildiği (ve duygulandığı)
görüşündeyim. Bu adam yanınıza gelmesin” Ondan sonra ezvac-ı tâhirât, o
adama görünmediler. [617]
İZAH
Muhannis: Kadınlığa özenen kimseye denir. Kadınlar gibi entari giyinmeye,
kadın ayakkabısı giyinmeye, kadınlar gibi konuşmaya ve yürürken onlar
gibi yürümeye özenir. Bunun sebebi kadınlara özenmek ve erkeklik
duygusunun zayıflığındandır. Muhannis, kadınlara ilgi duymaması
sebebiyle ezvac-ı tâhirât peçesiz olarak onun yanına çıkarlardı. Muhannis
şişman bir kadını vasfederken gelirken dört köşe, giderken sekiz köşe diye
onun vücut hatlarını vasfetmiş olduğundan bir daha ezvac-ı tâhirâtın
yanlarına sokulmaması emri verildi.
Gayrü Ülül İrbe: Erkeklik duygusu kalmamış olan kimseler demektir.

4108 – Aişe radıyallahu anhâ’dan bir önce geçen hadisin manası rivâyet
olundu.


4109 – Aişe radıyallahu anhâ’dan bir önce geçen hadis rivâyet edildi.
Râvîlerden Yunus’un rivâyetinde şu ziyade vardı:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o kadınlığa özenen kimseyi sahraya
çıkardı. Her Cuma günü (gelir halktan) yiyecek isterdi.


4110 – Evzâî’den (4017 numaralı hadiste anlatılan) olayda şu hadis de
varmış:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e Ey Allah’ın Rasûlü, (O, muhannisi
sahraya sürgün ettiniz) bu taktirde o, sahrada açlıktan ölür, denildi. Bunun
üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her Cuma günü iki defa halk
arasına girmesine, yiyecek isteyip yine sahraya dönmesine müsaade etti.
[618]
İZAH
Bu hadis-i şerifler muhannislerin yabancı kadınların yanına serbest girip
çıkamayacaklarına delildir.


4111 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
“Mü’min kadınlara söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar” mealindeki ayet
neshedildi. Bu umûmî hükümden (hayızdan ve çocuktan kesilen, evlenmek
arzu etmeyen kadınların ziynetle donanmış olarak açılıp saçılmadıkca dış
elbiselerini koymalarında onlara bir günah yoktur) mealindeki ayet istisnâ
edildi.









4112 – Ümmü Seleme radıyallahu anha’dan:
Ben ve Meymûne, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında idik.
Bir de Abdullah bin Ümmü Mektum çıkageldi. Bu olay biz örtünme ile
emrolunduktan sonra olmuştu. Bunun üzerine Hazreti Peygamber bize
“ondan örtününüz” buyurmuştu. Biz, Ey Allah’ın Rasûlü, bu zât âmâ değil
mi? Bizi görmez ve bilmez, dedik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
“(O âmâ ama) siz de mi âmâsınız. Siz onu görmez misiniz?” buyurdu.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Âmâdan perdelenmek hükmü Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem’in hanımlarına hastır. Baksana, Fatıma binti Kays’a
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “İddetini Abdullah bin Ümmü
Mektum’un yanında tamamla, çünkü o, âmâ bir zattır. Abdullah bin Ümmü
Mektum’un yanında dış elbiseni üstüne almayabilirsin” buyurması üzerine
Fatıma binti Kays Abdullah bin Ümmü Mektum’un yanında iddetini
tamamlamıştır.
İZAH
Ebû Dâvud’un açıklamasından anlaşılacağı gibi kadınların âmâlardan bürük
kullanmaları ezvac-ı tâhirâta mahsustur. Çünkü kimsesiz kadınların bazı
ihtiyaçlarını almak için çarşıya gitme zarûretleri vardır. Kadınlar erkekleri
görüyor diye erkeklerin başlarını örtmesi gerekmemektedir. Bu durum
gösteriyor ki kadınların âmâlardan perdelenmeleri ezvac-ı tâhirâta ait bir
keyfiyettir. [619]


4113 – Amr bin Şuayb’ın dedesinden rivâyet edildiğine göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz kölesini
cariyesi ile evlendirdiği zaman cariyesinin avret yerine bakmasın” buyurdu.



4114 – Amr bin Şuayb’ın dedesinden rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz hizmetinde
kullandığı cariyesini kölesi veya işcisi ile evlendirdiği vakit sakın göbeği ile
diz kapağı arasına bakmasın” buyurdu.

