İÇECEKLER BÖLÜMÜ · 1 – ŞARABIN HARAM KILINMASI





3669 – Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Şarabın haram oluşu hükmü indiği gün içki şu beş şeyden yapılırdı: Üzümden, Hurmadan, Baldan, Buğdaydan, Arpadan. Hamr (şarap) aklı örten şeydir. Üç şey var ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat edip, bizden ayrılmadan önce onlar hakkında bize açık bir beyanda bulunsa da biz de kararlarımızda sonuç olarak o beyana müracaat etsek diye arzuladım. (Onlar da; Dedenin mirası (dede ile kardeşin mirasdan mahrum olup olmadığı, evlâdı ve anne babası olmayanın miras durumu, riba (faiz) çeşitlerinden bir kısmının hükmü. [365]
İZAH
Riba (faiz) iki türlüdür.
1 – Riba-i nesie: Veresiye yapılan alış verişlerden olan faizdir. Bunun haram olduğunda bütün sahabe ittifak halindedir.
2 – Riba-i fadl: Peşin yapılan alış verişlerde olan fazlalık sureti ile olan ribâdır. Bu hususta eshabı kiram ihtilaf etmişlerdir. Riba-i Nesie: Bir kilo buğdayı, bir kilo buğdaya veresiye satmaktır. Bir kilo buğday, bir kilo buğdaya peşin satılabilir, veresiye olursa zaman farkı Riba- i Nesie olur. Haramdır, ödünç alıp ödünç vermek halaldir, bunun hükmü karz-ı hasen olur.








3670 – Ömer bin Hattab radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Âmir radıyallahu anh: İçkinin haram kılınışı indirildiği vakit, kendisi, Yâ Rab, bize şarap hakkında (derdimize) şifâ olacak bir açıklama getir diye dua etti. Bunun üzerine Bakara sûresinin, “Habibim, sana ve insanlara bazı menfaatlar var. Lakin bunların günahı, menfaatından daha Büyûktür” mealindeki (219) ayeti indi. Ömer radıyallahu anh çağırıldı. Bu ayet kendisine okundu. Yine Ya Rab, bize içki hakkında derdimize şifâ verecek hükmü açıkla, diye dua etti. Bunun üzerine nisa sûresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne söylediğinizi bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın.” mealindeki (43) ayeti indi. Bunun üzerine namaza ikamet alındığında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tellalı şöyle çağırırdı: Dikkat, sarhoş olan namaza yaklaşmasın. Ömer radıyallahu anh çağrıldı, bu ayet kendisine okundu. Bunun üzerine yine, Ya Rab, bize içki hakkında derdimize şifâ verecek hükmü açıkla, diye dua etti. Bunun üzerine, Maide suresinin, “Ey iman edenler, şarap, kumar (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak, şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçınınız ki, muradınıza eresiniz. Şeytan şarapta ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” mealindeki (90 ve 91) ayetleri indi. (Hz. Ömer’e bu ayet okunduğunda) “Vaz geçtik Yarabbi” dedi. [366]




3671 – Ali bin Ebû Talib radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Ensardan bir zat, onu ve Abdurrahman bin Avf’ı daha şarap haram kılınmadan önce davet etti ve her ikisine şarap içirdi. Akşam namazında, Ali radıyallahu anh onlara imam oldu ve namazda Kâfirûn sûresini okudu (İçkinin tesiriyle) namazda okuduğunu karıştırdı. Bunun üzerine Nisa suresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne söylediğinizi bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın” mealindeki (43) ayeti indi. [367]




3672 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne söylediğinizi bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın” mealindeki nisa (43) ayeti ile “Sana içki ve kumardan sorarlar, her ikisinde Büyûk günah ve insanlar için bazı faydalar da var, lakin günahları faydalarından daha Büyûktür” mealindeki Bakara sûresi 219. ayeti (en son inen) Maide sûresinin, “Ey iman edenler, şarap, kumar (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçınınız ki, muradınıza eresiniz.” mealindeki Maide sûresinin (90) ayeti ile hükmü kaldırılmıştır.




3673 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben şarap haram kılındığı vakit Ebû Talhâ’nın evinde bulunan kimselerin içki dağıtıcısı idim. O gün içkimiz ancak (kuru hurmanın parçalarından yapılmış) fazıh idi. Bir de yanımıza bir zât girdi ve içki haram kılındı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tellalı ilan etti, dedi. Biz, bu adam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tellalıdır, dedik.

