Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 30, 2026

Yemin ve şahit ile hüküm

DAVALAR BÖLÜMÜ · 21 – YEMİN VE ŞAHİT İLE HÜKÜM 3608 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir yeminle birlikte bir şahide dayanarak hüküm …

DAVALAR BÖLÜMÜ · 21 – YEMİN VE ŞAHİT İLE HÜKÜM

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3608 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir yeminle birlikte bir şahide dayanarak hüküm vermiştir.” [331]

İZAH

İddia edilen hususlarda iki şahit gerekirken, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir tek şahidi olan kimseye yemin verdiriyor. Yemini bir şahid kabul ediyor, bir yemin ve bir de şahitle iddia eden kimsenin iddiasının doğruluğuna hükmediyordu. Ebû Hanife, Evzâî ve Endülüs’te bulunan Mâlikîler iki şahid gereken hiçbir hükümde bir şahitle bir yemin kâfi gelmez demişler ve “iddia edene delil getirmek, inkar edene yemin düşer” hadisini delil göstermişlerdir. Fakat başta Hazreti Ebû Bekir olmak üzere ashab-ı kiramın ileri gelenlerinden çoğu iddia edenin bir şahidi ile yeminin birleşmesini iki şahit gibi kabul etmişlerdir. (Avnül-Mabud, c. 3, s. 362)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3609 – Bir önceki hadis aynı mana ve isnadla Amr bin Dinar’dan da rivâyet olundu. Seleme bu rivâyetinde; Amr bu hadisin hukuk davalarında geçerli olduğunu söyledi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3610 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Bir şahitle beraber bir yemine dayarak hüküm vermiştir. [332]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3611 – Süleymân bin Bilal şöyle dedi: Süheyl bin Ebî Salih’e rast geldim ve şu (bir önce geçen) hadisi kendisine sordum. Ben o hadisi bilmiyorum, dedi. Ben, Rabia bu hadisi sizden işittiğini söyleyerek bana nakletti, dedim. Süheyl, eğer Rabia, benden naklederek sana haber verdi ise Rabia’nın benden naklettiğini anlat, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3612 – Zübeyb bin (Sa’lebe) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Anber oğullarına bir ordu gönderdi. Onları Taif’in bir nahiyesi olan Rukbe’de yakaladılar. Onları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sevk etmek istediler, bunun üzerine ben vasıtama bindim, onlardan önce Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vardım. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun, ey Allah’ın Nebîsi, diye selam verdim ve senin askerlerin bize geldiler, bizi yakaladılar. Halbuki biz Müslüman olmuş (Müslümanlık alameti olarak) develerimizin kulaklarının yanını kesmiştik, dedim. Anber oğulları, gelince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle dedi: “Siz yakalandığınız şu günden daha önce inandığınıza dair deliliniz var mı?” Ben, evet var, dedim. “Şahidin kimdir?” dedi. Ben Anber oğullarından Semura isimli bir adamla, başka bir adam dedim ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e adamın ismini söyledim. Adam, şahitlik etti. Fakat Semura şahitlik etmedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Semura, senin sözüne şahitlik etmekten çekindi. Öbür şahidinle beraber bir de yemin eder misin” buyurdu. Ben, evet yemin ederim, dedim. Yemin etmemi istedi, ben de falan falan gün Müslüman olduk, develerimizin kulaklarının yanını kestik diye Allah’a yemin ettim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Gidiniz, mallarınızın yarısını onlara taksim edin (kadın ve) çocuklarına dokunmayın. Eğer ordunun çalışmasının boşa gitmesi Allah (c.c)’ın hoşnutsuzluğuna sebeb olmasaydı size bir ipi dahi eksik vermezdim” buyurdu. Zübeyb şöyle dedi, annem beni çağırdı ve şu zât benim halımı aldı, dedi. Ben tekrar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e döndüm, yani annemin halısının alındığını haber verdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Onu yakala” dedi. Ben de gittim o zatın yakasını tuttum, bulunduğumuz yerde onunla beraber beklemeye başladım. Bizler ayakta olduğumuz halde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize baktı ve, “Esirinden ne istiyorsun?” dedi. Ben de o şahsın yakasını elimden bıraktım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalktı ve o zata, “Bunun annesinden aldığın halısını iade et” buyurdu. O zat, ey Allah’ın Rasûlü, o halı elimden çıktı (sattım) dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o kimsenin kılıcını aldı. Onu bana verdi. Ve, “O zata git, fazla olarak bir Âğus (ölçek) de yiyecek ver (anlaşın)” buyurdu. Zübeyb dedi ki, o zât bana (kılıçtan başka) bir âğus (ölçek) da arpa fazla verdi.

İZAH

Hazram: Burada kesik manasında kullanılmıştır. Zerârî: Zürriyetler demektir. Ikal: Küçük ip, bağ demektir. Zirbi: Döşeme, kilim ve halı demektir. Bu hadis-i şerif iki şahidin bulunmadığı yerde tek şahit bulunur, iddia sahibine yemin de ettirilirse iddiasının kabul edileceğine delil olarak sevk edilmiştir.