Hamd ve İhrama Girmek İçin Yıkanma
Öyleyse [Evi] tavaf eden, yıkanma işini önce yapmalıdır, daha önce ihrama girmek için yıkandığı için onu sonraya bırakmamalıdır. Çünkü bu yıkanma, Evi görmeye ve tavafa layık bir temizlenmedir. Onunla ihram giymek için yıkanmak arasında ancak belirli bir yönden ilişki vardır. İnsan bu temizlikle temizlendiği iddiasında bulunup tavafını tamamlarsa, bâtıni temizlikten yoksun kalır. Allah bu eve bereket ve rehberlik yerleştirdi. Rehberlik, açıklama demektir. Başka bir ifadeyle, insanın Rabbi hakkında edindiği ‘lave’ bilgi orada açıklık kazanır. Rehberlik ve bereketin eve yerleştirilmesi ise, (evin) bekçisinin onu tavaf eden ve eve ziyarete gelen insanlara bereket, yakınlık, inayet ve açıklama “elbiselerinden” vermesi gayesi taşır. Açıklama, Allah’ı bilmeyle ilgili belirsiz sorun, hal ve problemli konularla ilgilidir ve seçilmiş eve layık tarzdadır. Orası, Hakkın biat edilen, öpülen, f üzerine secde edilen sağ elinin yeridir.
Bu ev, Allah’a ait bereket ve rehberliklerin saklandığı hazinedir. Sari, o evde bulunan ‘hazine’yi işaret yoluyla zikretmiştir. Hangi hazine Allah’ın zikrettiği bereket ve rehberlik hazinesinden daha yüce olabilir. ki! Allah o ikisini evin kendisi saymıştır. Öyleyse hazinesi, kendisine tamlama yapılan kimsedir ki o da Allah’tır.
Evi tavafı ve ziyareti bitiren kimse, kalbine bakmalıdır. Rabbi hakkındaki bilgisinde bir artış ve daha önce sahip olmadığı şekilde O’nu bilmede bir açıklık görürse, bu esnada Mekke’ye girmek için yıkanmasının geçerli olduğunu bilir. Bunlardan bir şey kalbinde bulmazsa, temizlenmemiş olduğunu anlamalıdır. O, ne Rabbine gelmiş ne de Evini tavaf etmiştir. Cömert bir zengine konuk olup evine giren bir insanın ağırlanmaması düşünülemez. İnsan, kalbinde (bilgide) bir artış bulamazsa, suyla yıkanmasına ve dizilmiş taşları ziyaretine herhangi bir şey eklememiş demektir. Böyle biri, sadece yorulmuş ve kalbinde başarısızlık bulmuştur. Ahiret hayatında ise, bedensel amellerin gereği olan cennetteki ücretten başka bir şey elde edemez. Bu karşılık ise, müminlerin geneli için gerçekleşecek şeydir. Mekke’de kalmayı sürdürüyorsa, Hakkâya değil, taşlara komşu olmuştur. Şehrine dönerse, üzüntülü ve ürkek bir şekilde döner.
Allah, izzetiyle bizi kalp sahiplerinden etsin! Onlar Allah’ın ehli ve seçkinleridir. Âmin!
Böyle bir insan kalbinde artış olmadığını ve mahrum kaldığı şeyi itiraf ederse, ahirette isabet edenlere olan ödülü alır. Dünyada ise bilgiden yoksun kalır.
BÂB
İhrama Girmek İçin Boy Abdesti Almak
İhram giymek için yıkanmak, organları ihramlı insanın yapamayacağı davranışlardan, gönlü ise arkada bıraktığı her şeyden temizlemek şeklinde yorumlanır. İnsan aile, mal, çocuk gibi dünyalıkları duyusal olarak ardına bırakıp bedeniyle Allah’ın evine geldiği gibi kalbiyle de (bunları bırakıp) kendisine yöneldiği kimseye dönmelidir. Kalbine geride bıraktığı şeylerden birinin girmesini veya aklına gelmesini tövbe ve Allah’a yönelmekle engeller. Bu nedenle ihram yıkanması diye isimlendirildi. Çünkü ihram, insana bedeninde ve gönlünde (bu gibi) fiilleri yasaklar. İnsan böyle olmazsa, gönlüyle ihrama girmiş değildir.
Kapıcı uyuyup kendinden geçmiş, kapı bekçisiz kalmıştır. Nefs ve şeytanın düşünceleri, kalbe girmelerini engelleyecek kimse bulamaz. İnsan diliyle “buyur (lebbeyk!) der ve Rabbinin çağrısına [Kabe’ye] gelerek olumlu yanıt verdiğini zanneder. Halbuki o, kalbinde kendisine “ey falanca” diye bağıran nefsinin ve şeytanın verdiği düşüncenin nidasına karşılık verip ‘buyur’ der. Bu düşünce, sahibi olan nefsin veya şeytanın kendisini neyle göndermişse ve düşünce de insana, bu durumda kendisine yönelmesi emredilmeyen neyle gelmişse, ona göre hitap eder. İnsan “Buyur, Allah’ım, buyur” dediğinde, düşünceyi gönderen [nefs veya şeytan] şöyle der: “Hoş geldin! Sana mahrumiyet, başarısızlık ve apaçık bir hüsran verecek eve hoş geldin”? Bu düşünce sahibi (nefs veya şeytan), insanın kendisini ilah sayıp “buyur” ve “beyk” demesi nedeniyle sevinir.
İçin ve halin diliyle “Allah’ın rahmeti ve ihsanı ölmasaydı ve burdan önce niyet bulunmasaydı, “kendisine daldığınız konuda size büyük bir azap temas ederdi.” Kastedilen şey, (hacca giden insanın) duyusal olarak geriye bıraktığı şeylere kalbiyle yönelmek ve onları kalpte bulmak demektir. Allah, içlerinden söyledikleri ve o esnada şeytanın getirdiği düşünceleri “örter (bağışlar). Bunun nedeni -başka bir şey değil- sadece dille söyledikleri telbiye’nin bereketidir. Başka bir neden ise, ihrama girenlerden iç temizliği yapanlara verdiği şeyleri onlara da vermiş olmasıdır.
BÂB
Müslüman Olunca Boy Abdesti Almak
Müslüman olunca yıkanmak sünnet, hatta dince belirlenmiş bir farzdır. Bu konuda bir hadis rivayet edilir. Bu fiilin bâtıni yorumu şu şekildedir: İslâm boyun eğmek demektir. İnsan dışta boyun eğdiğinde, görünüşte müslüman olur. Ardından, içinden de müslüman olması için içile boyun eğmelidir. İşte müslüman olunca içi imanla temizlemenin anlamlı budur. Allah bir grup hakkında şöyle der: “İman ettik dediler. De ki: İman etmediniz, müslüman olduk deyin. İman kalplerinize girmiş değil.” İman, yararlı ve cehennemde ebedi kalmaktan kurtaran bâtıni temizlik demektir.
BAB
Cuma Namazı Kılmak İçin Boy Abdesti Almak
Bu yıkanmanın batındaki yorumu, Rabbiyle bir araya gelmesi için “kalbi temizlemek demektir. Bunun yanı sıra, kalbinden perdenin kalkmasıyla kendisine yakarmak için bütün güçlerini Allah’a yönlendirmekle kalbi temizlemektir. Bu nedenle, bazı bilginlere göre Cuma namazı iki kişinin bulunmasıyla geçerli olur ve kılınır. Ben de bu görüşteyim. Allah şöyle buyurur: Namazı kendimle kulum arasında ikiye böldüm.” Burada üçüncüyü zikretmedi. “Kul şöyle der, ben de ona şöyle derim…”
Böyle bir halin istenildiği kimsenin Cuma namazı için özel bir şekilde temizlenmesi bir gerekliliktir. Hatta şöyle diyebiliriz: Kulun Allah karşısında hallerinden her birine özgü bir temizlik vardır. Çünkü namaz, kavuşma yeridir. Bu nedenle Cuma namazı iki rekat farz kılındı. İlki, söylediği şeylerle kuldan Allah’a dönüktür. İkinci ise, kulunun söylediklerine karşılık vermek hakkındaki bildirimine göre, Allah’tan kula dönüktür. Ya da, kulun namazda söylediklerine göre, Yüce Topluluk onu bildirir. Gerçi insan Cuma namazında belirlenen duruma göre açıkça okur. O açıkça okuyunca Allah Yüce Topluluğa “Kulum beni övdü” der. Kul, emre uymak, sena, tevekkül, yüceltme gibi her neyi dile getirirse Allah Yüce Topluluğa bunu bildirir.
BÂB
Cuma Günü İçin Boy Abdesti Almak
Cuma günü için yıkanmanın bâtıni yorumu, haftanın günleri olan yedi gün karşılığında günlük zaman için ezelle temizlenmektir. Allah kula her hafta yıkanmayı zorunlu bir ödev olarak emretti. Öyleyse Cuma günü yıkanmak namaz için değil, gün içindir. Böylece Cuma namazı için yıkanmak hal temizliği, bu temizlik ise, zaman temizliğidir. Çünkü bilginler bu yıkanmanın hükmü hakkında görüş ayrılığına düşmüştür. Bir kısmına göre yıkanmak Cuma gününe aittir. Bizim görüşümüz de budur. Cuma namazından önce temizlik yapılırsa ve (günle birlikte) Cuma namazı için yıkanmaya da niyetlenilirse daha iyidir. Bir kısmına göre ise, bu temizlik Cuma günü Cuma namazı içindir. Bu ise, hiç kuşkusuz, daha üstün bir davranıştır. Öyle ki, insan namazdan önce yıkanmazsa, güneş batmadıkça yıkanması zorunlu olur.
Kulun bütünüyle Hakka yönelmesi, zamansal olarak bu günde gerçekleşir dedik. Bu nedenle, bu günün Hakkın katına nispeti, Hakkın “Önce, sonra, şimdi gibi edatların eşlik ettiği farklı zamanlarda varlıklarını yaratmaya yönelmesiyle ezelin girdiği zamansal takdirler gibidir. “Önceden ve sonradan emir Allah’a aittir.”* Bu meseleyi öğreniniz! Çünkü son derece hassas bir konudur.
Cuma namazı için yıkanan kimse ise, hal için yıkanmayla namaz için yıkanmayı birleştirmiş demektir. Namazdan sonra Cuma günü için yıkanan ise, tekleştirmiştir. Bu ise, Cuma denilen şeye zarar verir. En güçlü yorum, bu günde yıkanmanın hem Cuma günü hem de Cuma namazı için emredildiğidir. Şari’nin bu konuda maksadının bu olması, uzak bir ihtimal sayılmaz.
BÂB
Hayızlının Boy Abdesti Alması
(Hayızlının yıkanması hakkındaki hükmü ifade edip bu konudaki kendi görüşümüzü belirteceğiz. Meselenin bâtıni yorumu şudur: Hayız bir hastalıktır. Kul ise, hastalıktan bir şeyin giremeyeceği şekilde, ibadetini sağlıklı hale getirmekle sorumludur. Kul ibadetlerinden birinde ‘hastalanırsa’, o hastalıktan temizlenir ve hastalığı giderir. Böylece ibadet ve kulluğuna hastalık ve sıkıntı bulaşmaksızın sırf, halis ve saf kul olarak Allah’a ibadet eder.
BÂB
Hayızdan Dolayı Boy Abdesti Almak
Hayız şeytanın dürtmesidir. Bu nedenle ondan yıkanmak gerekir. Allah şöyle buyurur: “O şeytanın amelinden bir pisliktir.” Öyleyse gelip kendisine temas ettiğinde kalbin şeytanın verdiği düşünceden temizlenmesi gerekir, Şeytanın verdiği düşünceden ise melek kaynaklı düşünceyle temizlenilir. “Beyaz parca”, insanın kalbinden şeytanın dürtüsünü kovup uzaklaştırmakla kalbi temizlediğinin belirtisi ya da belirtilerinden biridir. Kalp bu esnada meleğin verdiği düşünceyi kullanır ki kalbin temizlenmesi budur. Bu iki düşünce, iki parmakla da [ya da iki elle] simgesel olarak anlatılabilir. Parmakların her ikisi de, rahmet parmağıdır. Çünkü Şari onları kendisine izafe etti. Şeytan kaynaklı düşünce nedeniyle de Allah’ın kuluna rahmeti olmasaydı, meleğin verdiği düşünceyle şeytanın düşüncesine karşı amele dönmek nedeniyle sevap gerçekleşmezdi. Öyleyse (şeytanın dürtüsünden yüz çeviren) bu insanın iki ödülü vardır. Bu nedenle, Allah iki parmağı Rahman’a nispet etti dedik.
İnsan, kendisini ayartan şeytanın yönlendirdiği işi yapmamak için nefsiyle “cihat” eder ve bu nedenle [nefsiyle] cihaddan sonra (başarısız kalıp) ezeli kader kula karşı şeytana yardımcı olabilir ve insan (şeytanın yönlendirdiği) işi yapar. Söz konusu günah fiili, kendisinden meydana gelir. İnsan ise, inanarak ve doğrulayarak fiilin şeytandan olduğunu görür. Nitekim Hz. Musa şöyle der: “O şeytanın amelindendir, şeytan apaçık bir düşmandır.”* Boyle bir fiilin ardından tövbe ederse, şehit sevabı alır. Tövbe derken pişmanlığı kastediyorum. Çünkü pişmanlık, tövbenin en önemli öğesidir. Bir rivayette “Pişmanlık tövbedir” denilir. Şehit ise ölü değil, diridir.
Hangi fiilde olursa olsun kalplerin Allah karşısındaki “hayat”ından (huzur, bilinç hali] daha büyük ve yetkin bir hayat düşünülebilir mi? Günah işlerken imanı akılda tutmak, o günahı bilinçlilik hayatıyla canlandırır. Böyle bir amel ise, kıyamet günü sahibinin bağışlanmasını ister. İşte bu, iki parmağın kendisine izafe edildiği er-Rahman isminin inayetinden kaynaklanır. Öyleyse şeytan, farkında olmaksızın, kulun iyiye olan artışı için çalışmaktadır. Çünkü hırs, şeytanı köreltir. İşlenen günahın vebali ise, şeytana döner. İşte bu, Allah’ın Iblis’i aldatmasının bir yönüdür. Çünkü İblis, Allah’ın, kulu şeytandan kaynaklanan bu dürtüyle özel bir şekilde mutlu yapacağını bilseydi, kendisine herhangi bir şey aktarmazdı. Allah’ın kendisiyle Iblis’i aldattığı bu tuzağa kimsenin dikkat çektiğini görmedim. İblis’i tanımasam, onun bilgisizliğini ve kulu günaha teşvikle ilgili hırsını bilmeseydim, ben de buna dikkat çekmezdim [bu konu benim de dikkatimi çekmezdi]. Çünkü ben, bu engel olmasaydı itaatsizlik dürtüsünden uzak kalacağımı biliyordum. Bu durum, beni bu meseleyi zikretmeye sevk etti. Şeytan ise, kulu bedbaht yapma hırsı ve Allah’ın kula döneceğini (tövbesini kabul edeceğini) bilmemekle perdelendiği için, onu öğrenemez. Her tuzakla aldatan -farkında olunmaksızın- Allah’tır. Aldatılmayan kimse ise, bu farkına varabilir.
BÂB
Haz Almaksızın Çıkan Meniden Dolayı Boy Abdesti Almak
Bazı bilginlere göre bu nedenle yıkanmak vaciptir; bazılarına göre ise değildir ki ben de bu kanaatteyim. Bu meselenin bâtıni yorumu şu şekildedir: Cünüp olmak, gurbette olmak demektir. Gurbet ise, vatandan ayırmakla gerçekleşir. İnsanın vatanı ise, kulluğudur. İnsan vatanından ayrılarak rablığın sınırlarına girer ve herhangi bir haz almaksızın kendi hemcinslerine karşı efendilik özellikleriyle nitelenirse, efendiliğin niteliğinin hakkını vermemiş demektir. Çünkü yetkin bir insana göre hiçbir haz yetkinliğin hazzıyla mukayese edilemez. Yetkinlik nedeniyle duyu lan sevinç, başka hiçbir sevinçle karşılaştırılamaz. İnsan niteliğe hakkını vermezse, (o nitelikten] “yıkanması? bir yükümlülük olur. Bu nedenle “yıkanmak, o ilahi nitelikteki eksikliğini itiraf etmek demektir. Bir insandan, uyanıkken haz almaksızın meni çıktığı için yıkanmasını farz sayan bilginler bu nedenle farz görmüştür. Kul vatanından (kulluk) uzakta iken özü gereği varlığı zorunlu olana ait yetkinlikle nitelenirse, bu niteliğin onda bir hükmünün -çünkü kul bu niteliğin mahalli değildir- bulunması gerektiğini düşünen kimse ise, kulun yıkanmasını zorunlu görmez.
BÂB
İhtilam Olduğunu Hatırlamaksızın Uyandığında (Çamaşırında) Islaklık Gören İnsanın Boy Abdesti Alması
Hazreti Peygamber’in uyanınca görülen) Su, sudandır [meni] hadisinin hükmü bu konuda geçerlidir. Hadis, hükmü özelleştirmiştir, yoksa kimi bilginlerin zannettiği gibi, hükmü geçersiz bir hadis değildir.
Arif, karşılaştığı hallerde sebebini bilmediği bir daralma ve açılma bulabilir. Bu durum, tasavvuf ehline göre çok önemli bir konudur. Arif bu durumun, iradesini gözetmedeki dikkatsizliği ve içinde bulunduğu halin bu niteliği (daralma ve açılma) ortaya çıkaran durumla ilişkisini tam kavrayamayışından kaynaklandığını anlar. Bu nedenle, bu durumun gelecekte ortaya çıkaracağı şeyleri görünceye kadar, ilahi takdirin getirdiği şeylere teslim olması, bir yükümlülük olarak ortaya çıkar. Sebebini bildiğinde ise, karşılıklı ilişkileri bilmede Hak karşısında tam bir bilinçle “yıkanması gerekir.
(Kendisine gelen şeylerle hali arasında)

