Ham ile İlgili Ayetlerin Yorumu
Allah, amellerin yaratıcısıdır. “Attığında sen atmadın” buyurulurken, Allah’ın ameli olumsuzlaması ve ardından kendi adıyla adlandırması, kulun ameliyle ilgili bir isimlendirme değildir. Çünkü kulun ameli, Allah’ın yaratmasıdır. Bu durumda, kulun ameli, Allah’ın adıyla isimlendirilir. Bu, kulun ameliyle ilgili bir isimlendirme değildir. Çünkü kulun ameli, Allah’ın yaratmasıdır. Bu durumda, kulun ameli, Allah’ın adıyla isimlendirilir.
Allah, yaratıklarına karşı böbürlenmez. O’nun söylediği her söz, işin kendinde bulunduğu durumun ifadesidir. Allah, zatı gereği olumsuzlamayı gerektiren bir işi olumsuzlamış, zatı gereği sabit kalmayı hak eden bir işi sabit bırakmıştır. Hakikatler ise kendi yerlerinde, gerçekte onlardan hiçbir şey değişmeksizin ve bozulmaksızın kalmıştır.
Bu durumda, bazı görüşlerin varlıkta bozulma olduğunu söylemesi, varlığın kemale ermesi kaçınılmazdır. Bu durum, varlığın kemalinin bir yönü olarak, eksikliğin bulunmasıdır. Varlıkta eksiklik, bir selbi durum olarak bulunabilir. Fakat işleri bulundukları hal üzere anlayan kimseler için onun hükmü açıktır.
Tasvir Mertebesi
Tasvir mertebesi, yaratma mertebesinin sonuncusudur. Onun ardında genel itibarıyla yaratmaya ait mertebe yoktur. Buna mukabil, bilgi yaratma mertebelerinin ilki iken, ilahi hüviyet bütün bunlarla nitelenendir. Bu nedenle Allah, “O” sözüyle başlamıştır, çünkü hüviyetin varlığı kaçınılmazdır.
İtaat, günah, teşvik edilen ve edilmeyen fiiller, mubahlardır. Bu taksim, zat ve hakikati gereği nefsin mertebesinin hükmüdür. Diğer hükümler, zatı gereği belirlenmemiş, ancak meleğin ilhamı veya şeytanın vesvesesi gibi dışarıdan gelen dürtüyle insan tarafından kabul edilen hükümlerdir.
Perdeler
Perdeler, Allah’ın kuluna tecelli ettiği surettir. Kul, Hakkın sesini duyar. Perde vasıtasıyla konuşmaya misal olarak, Allah peygamberine şöyle der: “Onu komşu edin ki, Allah’ın kelamını duysun.”
Perdeler, dolunayların ve tutulmuş Ayların üzerinde bulunan perdelerdir. Bir kısmı gölge, bir kısmı, Ay’ın ve Güneş’in tutulmasında olduğu gibi göz sahibidir. Diğer beş yıldız da bu kısma girer. En büyüğü Güneş’in perde teşkil etmesidir. Güneş, bütün yıldızların ışıklarını söndürür.
Şair Nabiğa el-Cadi bir methiyesinde şöyle der: “Allah’ın sana verdiği su reti görmez misin? Onun dışındaki her mülk erir, gider. Sen bir Güneş, hükümdarlar yıldız! Güneş doğunca hangi yıldız geride kalır ki?”
Allah, kendine perdedir. Bu durum, idrakin zayıflığından kaynaklanır. Çünkü Allah, ışığın dışındaki yerlerde tecelli etmiş, dilediği yerde görülmüştür. “Sen beni göremeyeceksin” demiştir. Demek ki kastedilen, Allah’ın görülmesi değil, Hz. Musa’nın onu görmesiydi.

