İslam Tarihi · Temmuz 2, 2026

Kureyş Eşrafının Peygamberimiz Aleyhisselamı Türlü TekliflerlePeygamberlikten Vazgeçirmeye ve Ölümle Tehdide Kalkışmaları

Peygamberlikten Vazgeçirmeye ve Ölümle Tehdide Kalkışmaları Kureyş müşriklerinin eşrafından: 1. Utbe b. Rebia, 2. Şeybe b. Rebia, 3. Ebu Süfyan Sahr b. Harb, 4. Nadr b. Hâris (Abduddar oğullarının kardeşi), 5. …

Peygamberlikten Vazgeçirmeye ve Ölümle Tehdide Kalkışmaları Kureyş müşriklerinin eşrafından: 1. Utbe b. Rebia, 2. Şeybe b. Rebia, 3. Ebu Süfyan Sahr b. Harb, 4. Nadr b. Hâris (Abduddar oğullarının kardeşi), 5. Ebu’l-Bahterî b. Hişam, 6. Esved b. Muttalib, 7. Zem’a b. Esved, 8. Velid b. Mugîre, 9. Ebu Cehil Amr b. Hişam, 10. Abdullah b. Ebi Ümeyye, 11. Âs b. Vâil, 12. Nübeyh b. Haccac, 13. Münebbih b. Haccac, 14. Ümeyye b. Halef ve onlarla toplanabilen kimseler, bir gün güneş battıktan sonra Kâbe’nin arka yanında toplandılar. Birbirlerine: “Muhammed’e haber salınız da, Onunla konuşunuz, tartışınız; tâ ki mazur görülesiniz, kınanmayasınız!”

dediler ve Peygamberimiz Aleyhisselama: “Kavminin eşrafı seninle konuşmak üzere toplandılar, onların yanına gel!” diye haber saldılar. Resûlullah Aleyhisselam, acele, onların yanlarına geldi. Onların iyi niyet taşıdıklarını sanıyor, doğru yola erişmelerini son derecede arzu ediyor, yüz çevirmekte direnip durmaları ise kendisinin çok ağırına gidiyordu.120 Hemen varıp yanlarına oturdu. Kureyş müşrikleri: “Ey Muhammed! Biz seninle konuşalım diye sana haber saldık. Biz vallahi Araplardan, senin kavminin başını derde soktuğun gibi kavminin başını derde sokan bir adam daha bulunduğunu bilmiyoruz! Sen babalara, atalara dil uzattın! Dini ayıpladın!

İlahlara dil uzattın! Akılları akılsızlık, beyinsizlik saydın! Birliği böldün, dağıttın! Aramızda yapmadığın, başımıza getirmediğin kötü iş kalmadı! Eğer sen getirip ortaya attığın o sözlerle mal, servet elde etmek istiyorsan; malca bizden daha zengin oluncaya kadar, senin için mallarımızdan mal toplayalım! Eğer sen onunla içimizde en büyük şan ve şerefi kazanmak istiyorsan; biz seni seyyid ve ulu kişimiz tanıyalım! Eğer sen onunla kral olmak istiyorsan; seni kendimize kral edinelim!

Şayet o sana gelen şey görüp de tesiri altında kaldığın cinlerden bir tâbi’ işi ise -ki bu bazen olabilir- biz seni ondan kurtarıncaya veya senin hakkında mazur sayılıncaya kadar,121 tedavi çareleri araştıralım” dediler. Resûlullah Aleyhisselam, onlara: “Dediğiniz şeylerin hiçbirisi bende yoktur! Ben size getirdiğim şeylerle ne mallarınızı istemek, Ne içinizde büyük şeref ve şan kazanmak, Ne de üzerinize hükümdar olmak için gelmiş değilim. Fakat, beni Allah size bir peygamber olarak gönderdi ve bana bir de Kitab indirdi.

Sizin (kabul edenleriniz) için, (Cennetle) bir müjdeleyici ve (kabul etmeyenleriniz) için de (Cehennemle) bir korkutup uyarıcı olmamı bana emretti. Ben Rabbimin bana yüklediği elçilik vazifelerini size tebliğ ettim ve sizi öğütledim de! Size getirdiğim şeyi kabul ederseniz, o, dünyada ve âhirette nasip ve azığınız olur! Eğer onu kabul etmez, reddederseniz, Yüce Allah benimle sizin aranızda hükmünü verinceye kadar bana düşen, Allah’ın emrini yerine getirmek üzere, her güçlüğe göğüs gerip katlanmaktır” buyurdu. Kureyş müşrikleri:122 121 “Üzerimizden vebal kalkıncaya kadar” (Zürkânî, 1/257). Nadr b. Hâris, Ümeyye b.

Halef ve Ebu Cehil (Belâzurî, Ensâb, 1/142). Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 291 “Ey Muhammed! Sen iyi bilirsin ki, geçimi bizden daha kıt, daha sıkıntılı kimse yoktur. O halde, seni gönderdiği şeylerle göndermiş olan Rabbinden dile de: Bizi sıkan, daraltan şu dağları ortadan kaldırıp bizden uzaklaştırsın! Yurdumuzu bizim için genişletsin! Geçmiş baba ve atalarımızdan bazı kimseleri de bizim için diriltsin! Bizim için diriltilecek olanlar arasında Kusayy b. Kilab da bulunsun! Çünkü o, doğru sözlü bir şeyh, bir ulu kişi idi. Senin söylediğin şeyler hak ve gerçek mi, yoksa bâtıl mı? Ona soralım!

O seni tasdik ederse, sen de istediklerimizi yaparsan, seni tasdik eder, doğrularız! Hem bunlarla senin Allah katındaki mevkiini ve dediğin gibi Allah’ın seni peygamber olarak gönderdiğini öğrenmiş oluruz!” dediler. Resûlullah Aleyhisselam onlara: “Ben size bunlarla gönderilmedim. Allah beni ne ile gönderdi ise, ben ancak Allah tarafından size onu getirdim, size onu tebliğ ettim. Eğer getirip tebliğ ettiğim şeyleri kabul ederseniz, o, dünyada ve âhirette sizin nasip ve azığınız olur.

Onu kabul etmez, reddederseniz, Yüce Allah benimle sizin aranızda hükmünü verinceye kadar bana düşen, Allah’ın emrini yerine getirmek üzere, her güçlüğe göğüs gerip katlanmaktır!” buyurdu. Kureyş müşrikleri: “Sen bizim için bunları yapmazsan, kendin için Rabbinden bir şeyler edin: Söylediğin şeylerde seni tasdik edecek, doğrulayacak, bizi senin üzerinden geri çevirecek bir meleği seninle birlikte göndermesini Rabbinden iste! Yine, Rabbinden iste de: Sana bahçeler, köşkler, altın, gümüş hazineleri versin de, senin geçimini aradığını gördüğümüz çabalardan, bunlarla seni müstağni kılsın!

Çünkü, bizim gibi sen de çarşılarda dolaşıp duruyor; bizim gibi sen de geçimini arıyorsun! Eğer sen dediğin gibi gerçekten bir peygambersen (kavuşacağın bu nimetlerle) Rabbinin katındaki mevkiini öğrenmiş oluruz!” dediler. Resûlullah Aleyhisselam onlara: “Ben bunları yapmam! Ben bunları Rabbinden isteyecek bir insan da değilim! Zaten ben size bunlarla gönderilmedim. Fakat, Allah beni (getirdiklerimi kabul edenleriniz için Cennetle) bir müjdeleyici ve (kabul etmeyip reddedenleriniz için de Cehennemle) bir korkutup uyarıcı olarak gönderdi. Eğer size getirdiğim şeyleri kabul ederseniz, o, dünyada ve âhirette sizin nasip ve azığınız olur.

Onu kabul etmez reddederseniz, Yüce Allah benimle sizin aranızda hükmünü verinceye kadar bana düşen, Allah’ın emrini yerine getirmek üzere, her güçlüğe göğüs gerip katlanmaktır!” buyurdu. Kureyş müşrikleri: “Öyle ise haydi, Rabbin ‘isterse muhakkak yapar’ dediğin gibi; göğü parçalar halinde üstümüze düşür bakalım! Sen bunu yapmadıkça, biz sana inanmayız!” dediler. Resûlullah Aleyhisselam: “Bu iş Allah’a aittir. O size bunu yapmak isterse yapar!” buyurdu. Kureyş müşrikleri: “Ey Muhammed!

Bizim seninle oturacağımızı, kendisinden sormuş olduğumuz şeyleri senden soracağımızı ve kendisinden istediğimiz şeyleri senden isteyeceğimizi Rabbin bilmiyor muydu? Ne diye, bize vereceğin cevapları daha önceden sana öğretmedi? Getirip bize tebliğ ettiğin şeyleri kabul etmediğimiz takdirde kendisinin bize ne yapacağını sana ne diye haber vermedi?! İşittiğimize göre, bunları sana Yemâme’de Rahmân diye anılan bir adam öğretiyormuş!123 Biz vallahi hiçbir zaman Rahmân’a inanmayız! Ey Muhammed! Artık sana karşı bir sorumluluğumuz ve kınanacağımız yoktur! Biz, vallahi senin yakanı bırakmayacağız!

Ya biz seni yok edeceğiz, ya da sen bizi yok edeceksin!” dediler. Müşriklerden birisi: “Biz meleklere taparız! Melekler Allah’ın kızlarıdır!” dedi. Başka birisi de: Yemâmeli Müseylimetü’l-Kezzab “Rahmânü’l-Yemâme” diye anılırdı (Süheylî, 7/443, İbn Kesîr, Bidâye, 5/50). Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 293 “Allah’ı ve melekleri (sözlerinin doğruluğuna) kefil (tanık) olarak getirmedikçe, sana inanmayız” dedi. Kureyş müşrikleri bunları söyleyince, Resûlullah Aleyhisselam onların yanından ayrıldı. Abdullah b.

Ebi Ümeyye -ki, bu kişi, Peygamberimiz Aleyhisselamın halası Âtike Hatun'un oğlu idi- Peygamberimiz Aleyhisselamla birlikte kalkıp giderlerken: “Yâ Muhammed! Kavmin sana bazı tekliflerde bulundu. Sen onların tekliflerinden hiçbirini kabul etmedin! Sonra, Allah katındaki mevkiini, dediğin gibi, peygamberliğini öğrenmek, seni doğrulamak ve sana uymak üzere senden kendileri için bir şeyler istediler. Sen yine yapmadın! Sonra, yine kendilerini korkuttuğun azaplardan bir kısmının kendileri için acele getirilmesini senden istediler, yapmadın!

Artık vallahi sen gözümün önünde göğe merdiven kurarak çıkıp gitmedikçe ve oradan124 dediğin gibi peygamber olduğuna şehadet edecek dört de melek yanında getirmedikçe, sana hiçbir zaman inanmam! Vallahi, bunu yapacak olsan bile seni doğrulayacağımı sanmıyorum!” dedikten sonra, o Resûlullah Aleyhisselamdan, Resûlullah Aleyhisselam da ondan ayrıldı.

Resûlullah Aleyhisselam kavminin kendisine yaklaşacak yerde böyle büsbütün uzaklaştığını görünce, kendisini çağırdıkları sıradaki ümidini yitirmiş olmanın üzüntüsü içinde ailesinin yanına döndü.125 Müşriklerin İstek ve Sorularının Allah Tarafından Cevaplandırılışı “Onlara, Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet gelmez ki, onlar muhakkak ondan yüz çevirmiş olmasınlar. İşte onlar, hak (Kur’ân) kendilerine gelince de onu yalanlamışlardır. Fakat, yakında onlara ne ile alay etmekte olduklarının (dehşetli) haberi gelecektir! Görmediler mi ki, Biz kendilerinden önce nice nesiller helâk ettik?

Yanında açıklanmış beyanatı hâvî sahifeler (İbn Kesîr, Tefsîr, 3/180, Suyutî, Dürru’l-mensûr, 4/203.

Kaynaklar

  1. 120. İbn İshak, İbn Hişam, 1/315, Taberî, Tefsîr, 15/164, Ebu Nuaym, Delâil, 1/205, Kurtubî, 10/328, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/62, Hâzin, 3/180, Suyutî, Dürru’l-mensûr, 4/202.
  2. 125. İbn İshak, İbn Hişam, 1/315-319, Taberî, Tefsîr, 15/164-166, Vâhidî, s. 198-199, Kurtubî, 10/128- 130, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/62-63, Hâzin, 3/180-181, Suyutî, Dürru’l-mensûr, 4/202-203.