İslam Tarihi · Temmuz 2, 2026

Müşrik Ulularının Peygamberimiz Aleyhisselamave İslâmiyete Düşman Olmalarının Başlıca Sebepleri

Kureyşî müşrik ulularının Peygamberimiz Aleyhisselama ve İslâmiyete düşman olmalarının birtakım sebepleri vardı: 1. Kureyşîler yüzlerce yıldan beri putperest idiler. Ataları İbrahim ve İsmail Aleyhisselamların tevhid …

Kureyşî müşrik ulularının Peygamberimiz Aleyhisselama ve İslâmiyete düşman olmalarının birtakım sebepleri vardı: 1. Kureyşîler yüzlerce yıldan beri putperest idiler.

Ataları İbrahim ve İsmail Aleyhisselamların tevhid mâbedi olan Kâbe, çevresine dikilen üç yüz altmış putla puthaneye çevrilmişti.20 Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 271 Kureyşlilerden, evlerinde putu bulunmayan, evlerine girerken de evlerinden çıkarken de ona el yüz sürmeyen kimse yoktu.21 Peygamberimiz Aleyhisselam ise, onların bu putperestliğini yeriyor,22 hatıra gönüle bakmaksızın ve hiç kimseyi istisna etmeksizin, putlara taparak küfür ve dalâlet içinde ölüp gitmiş olan baba ve atalarının da23 Cehenneme atıldıklarını,24 helâk olduklarını söylemekten çekinmiyordu.25 Kureyş müşriklerince ise, putlara tapmaktan daha üstün bir din yoktu ve olamazdı.26 2.

Mekke şehri, ilahî Mâbed olan Kâbe’si ile, Arap ülkesinin biricik dinî merkezi olup, her yıl oraya hac mevsiminde hac için, diğer zamanlarda da umre için, her taraftan akın akın gelinirdi.27 Bunun için Kâbe’yi açmak, kapamak, korumak demek olan hıcâbe;28 Hacıların su ihtiyacını karşılamak demek olan sıkâye;29 Hacılara yemek yedirmek demek olan rifâde30 gibi dinî hizmetlerin yanısıra, Dârü’n-Nedve diye anılan idare meclisi ile; Sancaktarlık demek olan livâ;31 Başkumandanlık demek olan kıyâde32 gibi askerî hizmetler de ihdas,33 ve kabilelerin ulularına tevcih edilmiş bulunuyordu.

Babadan evlada geçen bu hizmetler, kendilerine hem büyük nüfuz, hem de büyük çıkarlar sağlamakta idi. Bunun için, müşrik uluları, kendilerinin dinî ve ticarî durumlarını sarsabilecek her harekete karşı koymayı çıkarlarının bir gereği saymakta idiler. Ezrakî, 1/110. Fîruzâbâdî, 1/343. 3. Peygamberimiz Aleyhisselam, Kureyşîlerin azılı müşriklerinin kötülüklerini ortaya döken âyetleri34 okuyup duruyordu. Müşrik ulularından kimi, bu ve benzeri âyetlerde sıralanan kötülüklerin tümünü, kimisi de bir kısmını kendisinde bulup gocunmakta; bu kötülüklerle teşhir edile edile, bir gün gözden düşebileceklerinden kaygılanmakta ve tedirgin olmakta idiler.

4. Kureyş uluları; kendileri için üstün bir hak tanımayan, herkesi bir tarağın dişleri gibi eşit tutan35 ve “Sizin, Allah katında en şerefli ve değerli olanınız, Allah’tan (Allah’ın emirlerini yerine getirmemekten) en çok sakınanınızdır”36 diyen bir dini, nasıl benimseyebilirler, içlerine sindirebilirlerdi? Nitekim, İslâm düşmanlarının en azılılarından olan Ebu Leheb: “Ey Muhammed! Ben sana iman eder, Müslüman olursam, bana ne verilir?” diye sormuş, Peygamberimiz Aleyhisselam da: “Müslümanlara ne verilirse, sana da o verilir!” buyurmuştu. Ebu Leheb: “Onların üzerinde, benim için bir üstünlük olmayacak mıdır?”

diye sormuş, Peygamberimiz Aleyhisselam da: “Daha ne istersin?!” buyurunca, Ebu Leheb: “Benim şu sıradan insanlarla bir tutulacağım bu dine yuh olsun!” demekten kendisini alamamıştır.37 Yine Ebu Leheb: “Muhammed, bana görmediğim birtakım şeyler vaad ediyor! Onların öldükten sonra olacağını söylüyor! O, bu vaadlerden başka acaba ellerime (avucuma) ne koydu?!” diyerek ellerine üfledikten sonra; “Yuh sizlere! Ben sizde Muhammed’in söylediklerinden hiçbir şeyin mevcut olduğunu görmüyorum!” demiştir.38 5. Kureyş aileleri arasında, öteden beri, birbirlerine karşı çekememezlik huyları ve üstünlük dâvâları vardı.

Bunun için, Peygamberimiz Aleyhisselamın Hâşim oğulları arasından peygamber olarak ortaya çıkmasıyla Hâşim oğulları ailesinin öteki ailelere karşı Kalem: 10-14, Alâk: 15-16. Ahmed Ziyâüddin, Ramûzu’l-ehâdîs, s. 238. Hucurat: 13. Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 273 ezici bir üstünlük sağlayacağını düşünerek bundan telaşlananlar olmuştu. Nitekim, Ebu Cehil bu yoldaki duygusunu açıklamaktan kendisini alamamış: “Biz ve Abdi Menaf oğulları, şeref ve şan hususunda şimdiye kadar çekiştik durduk: Onlar halka yemek yedirdiler, biz de yemek yedirdik. Onlar arabuluculuk ederek diyet yüklendiler, biz de arabuluculuk ederek diyet yüklendik.

Onlar halka bağışta bulundular, biz de bağışta bulunduk. Onlarla kulak kulağa giden iki yarış atı durumuna gelince, onlar: ‘İşte, bizden kendisine gökten vahiy gelen bir peygamber de var!’ dediler. Biz bunun dengini nereden bulup onların dengine ulaşacağız? Vallahi, biz hiçbir zaman Ona inanmayız, Onu tasdik etmeyiz!39 Ona vahiy geldiği gibi, bize de vahiy gelinceye kadar!” demiştir.40 Mugîre b. Şu’be der ki: “Ben ve Ebu Cehil b. Hişam Mekke sokaklarından birisinde yürüyüp giderken, Resûlullah Aleyhisselam bizimle karşılaştı. Ebu Cehil’e: ‘Ey Hakem’in babası!

Gel, Allah’a ve Allah’ın Resûlüne tâbi ol da ben senin hakkında Allah’a dua edeyim.’ dedi. Ebu Cehil: ‘Yâ Muhammed! Sen ilahlarımıza dil uzatacak, onlara tapmaktan bizi men edeceksin, değil mi? Sen ancak tebliğ ettiğin şeylere şehadet getirmemizi isteyeceksin, değil mi? Vallahi, ben söylediğin şeylerin hak ve gerçek olduğunu bilseydim, sana tâbi olurdum’ dedi. Resûlullah Aleyhisselam ayrılıp gidince de bana dönüp: ‘Vallahi, ben iyi biliyorum ki; onun söyledikleri hak ve gerçektir. Fakat, Kusayy oğulları ‘Kâbe’nin hıcâbe hizmeti bizdedir’ dediler. Biz: ‘Evet!’ dedik. Onlar: ‘Nedve hizmeti bizdedir’ dediler. Biz: ‘Evet!’ dedik.

Onlar: ‘Livâ hizmeti bizdedir’ dediler. Biz: ‘Evet!’ dedik. Onlar: ‘Hac mevsiminde sıkâye hizmeti bizdedir’ dediler. Biz: ‘Evet!’ dedik. Sonra, onlar halka yemek yedirdiler, biz de yedirdik. Öyle ki, atbaşı beraber oluncaya kadar onlarla yarıştık durduk. Onlar, şimdi: ‘Bizden, bir peygamber de var’ dediler. Hayır! Vallahi, işte buna ‘Evet’ diyemeyeceğim’ dedi.”41 6. Kureyş ulularının telakkilerine göre; Kur’ân inecek idiyse, ne diye Kureyş ileri gelenlerinin yaşlı ve zengin olanlarından birisine inmiyordu?! Nitekim, Velid b. Mugîre: “Ben Kureyşlilerin seyyidi, ulu kişisi olduğum halde nasıl geri bırakılırım da Muhammed’e vahiy iner?

Yahut, Sakîf kabilesinin seyyidi, ulu kişisi Ebu Mes’ud Amr b. Umeyru’s- Sakafî de bu hususta nasıl geri bırakılır? Biz, bu iki kentin ulu kişileriyiz!” diyordu.42 Velid b. Mugîre, yine bir gün aziz dostu Ebu Uhayha Saîd b. Âs ile de böyle konuşmuştu. Velid b. Mugîre: “Ne olurdu Muhammed’e gelen bu Kur’ân, Mekkelilerden yahut Tâiflilerden bir adama; meselâ Ümeyye b. Halef gibi birine inseydi ya!” deyince, Ebu Uhayha: “Yahut, ey Abduşşems’in babası! Senin gibi birine, ya da Sakîf kabilesinden birisine ve meselâ: Mes’ud b. Amr’a veya Kinane b. Abdi Yalil’e, yahud Mes’ud b. Muttalib’e veya onun oğlu Urve b. Mes’ud’a inseydi ya!”

demişti.43 Münebbih ve Nübeyh b. Haccac da, bir gün Peygamberimiz Aleyhisselamla karşılaşınca: “Allah, senden başka, peygamber gönderecek kimse bulamadı mı? İşte, orada şu kişi var. O senden daha yaşlı, daha zengin!44 14/39-40.

Kaynaklar

  1. İbn Sa’d, 1/201, Belâzurî, Ensâb, 1/124.
  2. 16. İbn İshak, İbn Hişam, 4/43, Vâkıdî, Megâzî, 2/811, Taberî, Târîh, 3/114. İbn Sa’d, 1/201.
  3. 18. İbn İshak, İbn Hişam, 2/50-51, Yakubî, 2/24, Ebu Nuaym, Delâil, 1/268, İbn Esîr, Kâmil, 2/71, 72, 74, 75, İbn Seyyid, 1/113. Belâzurî, Ensâb, 1/153, 146. Vâkıdî, Megâzî, 2/832, İbn Sa’d, 2/136, Ahmed b. Hanbel, 1/377, Ezrakî, 1/121-122, Buhârî, Sahîh, 5/92, Müslim, 3/1408, Tirmizî, Sünen, 5/333. Vâkıdî, Megâzî, 2/870, Ezrakî, 1/123.
  4. 22. İbn İshak, İbn Hişam, 1/282, İbn Sa’d, 1/199, Belâzurî, Ensâb, 1/116, Yakubî, 2/24, Taberî, Târîh, 2/218, İbn Cevzî, 1/181, İbn Esîr, Kâmil, 2/63, İbn Seyyid, 1/99, Zehebî, Târîh, s. 148, Diyarbekrî, 1/288, Halebî, 1/461. İbn Sa’d, 1/199, Belâzurî, Ensâb, 1/116, Yakubî, 2/24, İbn Cevzî, 1/181, Diyarbekrî, 1/228. Belâzurî, Ensâb, 1/116. İbn Sa’d, 1/199, Yakubî, 2/24, İbn Cevzî, 1/181. Ebu Nuaym, Hilye, 1/175-176, Taberânî’den naklen Heysemî, 6/17. Bakara: 158, Âl-i imrân: 96, Hacc: 27. İbn Esîr, Nihâye, 1/340, 2/242. İbn Esîr, Nihâye, 2/242. İbn Esîr, Nihâye, 4/279.
  5. 33. İbn İshak, İbn Hişam, 1/136-137, İbn Sa’d, 1/73,. Taberî, Târîh, 2/184. Taberî, Tefsîr, 20/336, Kurtubî, 20/235.
  6. 38. İbn İshak, İbn Hişam, 1/376, Râzî, 32/167, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/87, Suyutî, Dürru’l-mensûr, 6/408.
  7. 39. İbn İshak, İbn Hişam, 1/337-338, Beyhakî, Delâil, 2/206-207, İbn Seyyid, 1/111-112, Zehebî, Târîh, s. 161. Halebî, 1/497. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 5/191, Beyhakî, Delâil, 2/206-207, İbn Seyyid, 1/111-112, Zehebî, Târîh, s. 161, İbn Kesîr, Bidâye, 3/64-65, İbn Ebî Şeybe’den naklen Aliyyü’l-Müttakî, Kenzu’l-ummâl,
  8. 42. İbn İshak, İbn Hişam, 1/387. Belâzurî, Ensâb, 1/134. Belâzurî, Ensâb, 1/144, İbn Esîr, Kâmil, 2/73.