İslam Tarihi · Temmuz 2, 2026

Peygamberimiz Aleyhisselamın En Yakın HısımlarınıUyarışı ve Kendisine Yardıma Davet Edişi

Hz. Ali der ki: “‘Sen, ilkin en yakın hısımlarını inzar et, âhiret azabıyla korkut!’ (Şuarâ: 214) âyeti nazil olunca,221 Resûlullah Aleyhisselam beni çağırdı.222 ‘Ey Ali! Yüce Allah’ın, en yakın hısımlarımı inzar etmemi …

Hz. Ali der ki: “‘Sen, ilkin en yakın hısımlarını inzar et, âhiret azabıyla korkut!’ (Şuarâ: 214) âyeti nazil olunca,221 Resûlullah Aleyhisselam beni çağırdı.222 ‘Ey Ali! Yüce Allah’ın, en yakın hısımlarımı inzar etmemi emir buyurması bana çok ağır geldi, kaygı verdi.223 Abdurrezzak, 5/346, Ahmed b. Hanbel, 1/263, Buhârî, Sahîh, 1/6, 4/4-5, 5/169, Müslim, 3/1396, Ebu Ubeyd, s. 34, Yakubî, 2/77, Taberî, Târîh, 3/87, Ebu Nuaym, Delâil, 2/345-346, İbn Cevzî, 2/724, İbn Kayyım, 3/71, İbn Seyyid, 2/261, İbn Haldun, Târîh, c. 2, ks. 2, s. 31, Kastallânî, Mevâhib, 1/290, Diyarbekrî, 2/35, Suyutî, Hasâis, 2/121, Halebî, 3/261. Kesîr, Bidâye, 3/29.

2/62. İslâmiyet'in Mekke'de Gizlice Yayılışı 239 Biliyorum ki ben ne zaman kavmime bu işi açmaya kalksam, muhakkak hoşuma gitmeyen bir şeyle karşılaşacağımı göreceğim. Bunun üzerine, bir müddet sustum. Cebrail Aleyhisselam bana geldi de: ‘Yâ Muhammed! Eğer sen Yüce Rabbinin sana emrettiği şeyi yapmayacak olursan, Rabbin sana azab edecektir!’ dedi. Yâ Ali! Bize, bir sa’ (dört kocaman avuç dolduracak kadar) yemek yap ve üzerine de koyun budundan et koy! Bize bir kap da süt hazırla! Sonra, Abdulmuttalib oğullarını benim için topla!224 Onlarla bir konuşayım ve emrolunduğum şeyi kendilerine ulaştırayım’ buyurdu.

Resûlullah’ın bana emrettiği şeyi225 yaptım. Abdulmuttalib oğulları Resûlullah’ın yanına toplandılar. Onlar, o gün kırk kişi idiler.226 Yahut, kırk kişiden ya bir eksik,227 ya da bir fazla idiler.228 Resûlullah’ın bütün amcaları, Ebu Talib, Hamza, Abbas ve Ebu Leheb de gelenler içinde bulunuyordu. Abdulmuttalib o ğullar ı yan ına topland ıklar ı zaman, Resûlullah Aleyhisselam beni çağırdı. Onlar için yaptığım yemeği getirmemi emretti. Getirip önüne koydum. Eti parçalayarak çanağın çevresine birer parça koyduktan sonra: ‘Haydi yiyiniz, Bismillah!’ buyurdu. 2/62. Bidâye, 3/39. Kesîr, Bidâye, 3/39.

Hepsi, ondan yediler ve tamamıyla doydular.229 Varlığım Kudret Elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki: Onların tümüne sunduğum yemeği,230 onlardan bir tek adam bile yalnız başına yiyebilirdi! Bundan sonra, Resûlullah Aleyhisselam: ‘Yâ Ali! Onlara süt de içir!’ buyurdu. Onlara süt kabını getirdim. Ondan da hepsi kanasıya içtiler. Vallahi, o kaptaki süt kadarını, onlardan bir tek adam bile yalnız başına içebilirdi!231 Yemeğin ve sütün kalanları, sanki hiç el dokunulmamış, yenilmemiş, içilmemiş gibi idi!232 Resûlullah Aleyhisselam söze başlamak istediği sırada, Ebu Leheb: ‘Şaşılacak şey!

Arkadaşınız sizi büyük bir sihirle sihirledi!233 Doğrusu, biz bugünkü gibi bir sihir hiç görmedik!’ dedi.234 Sonra da Resûlullah’a hitaben: ‘Bunlar senin amcaların ve amcalarının oğullarıdır. Sen, onlara istediğini söyledin! Sen, dinden sapkınlığı bırak! İyi bil ki: Kavmin, senin için bütün Arap topluluklarına karşı koymayı göze alacak değildir. Bütün Kureyş kabileleriyle Araplar üzerlerine çullanmadan, ata oğullarının senin üzerinde durup seni haps ve esir etmeleri gerekir. Onların böyle yapmaları, kendilerine, ötekinden daha kolaydır. Ey kardeşimin oğlu!

Ben; atanın oğullarına gelirken, senin getirdiğin gibi şer ve kötülük getiren bir kimse daha görmedim!’ dedi.235 Resûlullah’ın konuşmasına imkân vermedi. Bidâye, 3/39. Heysemî, 8/302. Bidâye, 3/39. Heysemî, 8/302, Halebî, 1/460. İslâmiyet'in Mekke'de Gizlice Yayılışı 241 Dağıldılar.236 Resûlullah Aleyhisselam, o mecliste susup hiç konuşmadı.237 Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselam gelip, Allah’ın buyruğunu hemen yerine getirmesini, Resûlullah Aleyhisselama emir ve tavsiye etti.238 Kendisine bu hususta cesaret verdi.239 Ertesi günü, sabahleyin Resûlullah Aleyhisselam: ‘Yâ Ali!

O adam işittiğin sözlerle tez davranıp önüme geçti de, ben kavmimle konuşmadan onlar dağılıverdiler. Sen önceki akşam bizim için yapmış olduğun kadar, yine yiyecek içecek hazırla!240 Sonra onları yanıma topla!’ buyurdu.241 Yemeği yaptım. Sonra da, onları Resûlullah için topladım.242 Resûlullah Aleyhisselam, yemeği getirmem için bana seslendi.243 Resûlullah Aleyhisselam, geçen akşam yaptığı gibi yaptı (Yani, eti parçalayıp yemek çanağının çevresine birer parça koyduktan sonra): ‘Haydi yiyiniz, Bismillah!’ buyurdu. Hepsi, ondan doyuncaya kadar yediler.244 Resûlullah Aleyhisselam: ‘Haydi, onlara süt de içir!’ buyurdu.

Kendilerine, içi süt dolu kabı getirdim.245 Bidâye, 3/39. Bidâye, 3/39. Bidâye, 3/39. O kaptan da, hepsi, kanasıya kadar süt içtiler.246 Vallahi, onların tümü için hazırladığım o yemeği de, o sütü de, onlardan bir tek adam bile yalnız başına yiyebilir, içebilirdi!247 Resûlullah Aleyhisselam, onlara: ‘Borcumu benim yerime hanginiz öder?’ diye sordu. Ben sustum. Cemaat de sustu. Resûlullah Aleyhisselam sorusunu tekrarlayınca: ‘Ben öderim yâ Rasûlallah!’ dedim. Resûlullah Aleyhisselam: ‘Sen ödersin yâ Ali!

Sen ödersin yâ Ali!’ buyurdu.248 (Diğer bir rivayete göre; Resûlullah Aleyhisselam onlara: “Benim borcumu benim yerime ödeyecek ve vaadlerimi yerine getirecek, Cennette benimle birlikte bulunacak, ev halkım içinde benim vekilim olacak kimdir?” diye sordu. Onlardan birisi: “Sen [kerem ve cömertlikte] denizsin! Sana bu hususta kim vekil olmaya güç yetirebilir?!” dedi. Resûlullah Aleyhisselam sorusunu tekrarlayınca, Hz. Ali: “Ben senin vekilin olurum!” dedi.249 Bunun üzerine, Resûlullah Aleyhisselam ona: “Borcumu benim yerime sen ödeyecek ve vaadlerimi sen yerine getireceksin!”

buyurdu.)250 Bundan sonra, Resûlullah Aleyhisselam konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘Hamd, Allah’a mahsustur. Ben, O’na hamdederim. Yardımı da, O’ndan dilerim. O’na inanır, O’na dayanırım. Şüphesiz bilir ve bildiririm ki: Allah’tan başka ilâh yoktur. O, birdir; O’nun eşi, ortağı yoktur!251 Herhalde, otlak aramaya gönderilen kimse, gelip de ailesine yalan söylemez. Heysemî, 8/302-303. İslâmiyet'in Mekke'de Gizlice Yayılışı 243 Vallahi, ben (faraza) bütün insanlara yalan söylemiş olsam, yine size karşı yalan söylemem! (Faraza) ben bütün insanları aldatmış olsam, yine sizi aldatmam!

Sizi Kendisine davet ettiğim Allah öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilah yoktur! Vallahi, sizler, uyur gibi öleceksiniz! Uykudan uyanır gibi de dirilecek ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz! İyiliklerinizin mükâfatını görecek, kötülüklerinizin de cezasını çekeceksiniz! Bunların sonucu ya temelli Cennette, ya da temelli Cehennemde kalmaktır!252 İnsanlardan ilk inzar ettiğim kimseler sizlersiniz!253 Ey Abdulmuttalib oğulları!

Vallahi, Araplar içinde benim size getirdiğim, dünya ve âhiretiniz için hayırlı olan şeyden daha üstününü ve hayırlısını kavmine getirmiş bir yiğit bilmiyorum!254 Ben, sizi dile kolay gelen, Mîzan’da ağır basan iki kelimeye dâvet ediyorum ki, o da: Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına ve benim de Allah’ın kulu ve resûlü olduğuma şehadet etmenizdir!255 Yüce Allah, sizi buna davet etmemi bana emir buyurdu.256 Ey Abdulmuttalib oğulları! Ben, özel olarak size, genel olarak da bütün insanlara peygamber gönderildim!

Siz, bu hususta görmediğiniz mucizelerden bazısını da görmüş bulunuyorsunuz.257 Üzerinde bulunduğum şeyde bana yardımcı ve kardeşim olmayı, Cennet kazanmayı hanginiz kabul eder?258 Hanginiz, bu yolda kardeşim ve sahibim olmak üzere, bana bey’at eder?’ buyurdu. Hiç kimse ayağa kalkmadı. Hemen, ben ayağa kalktım. Yaşça oradakilerin en küçüğü idim. Resûlullah, bana: ‘Sen otur!’ buyurdu. Sorusunu üç kere tekrarladı. Her defasında, ben ayağa kalkıyordum. O da: ‘Sen otur!’ buyuruyordu.259 ‘Yâ Rasûlallah! Bunların yaşça en küçükleri ve bacakça en inceleri olsam da, sana ben kardeş ve yardımcı olurum’ dedim.

Hepsi sustular.260 Resûlullah Aleyhisselam, sorularının üçüncüsünden sonra elini elimin üzerine koydu261 da: ‘İçinizde, bu benim kardeşim, vasîm ve vekilimdir. Onun sözlerini dinleyiniz ve kendisine itaat ediniz! Bu işe, amcamsız, amcamın oğlu varis oldu!’ buyurdu.262 Davetliler gülüşerek ayağa kalktılar ve Ebu Talib’e: ‘Bak! Sana, oğlunu dinlemeni emrediyor! Ona itaat et!’ dediler.263 ‘Bırakınız onu! Amcasının oğlu, onun başını hayırdan başka yana bükmez!’ dedi.264 Resûlullah Aleyhisselama da: ‘Bizim katımızda, sana yardım etmek kadar sevgili bir şey yoktur. Öğütlerini benimseyip kabullendik. Sözlerini tamamıyla tasdik edip doğruladık!

Bu toplananlar, senin atalarının oğullarıdır. Tabiî ki, ben de onlardan birisiyim! Senin istediğin şeye onlardan koşacak olanların, andolsun ki, en çabuğu, en hayırlısı da benden başkası değildir! Sen, emrolunduğun şeye devam et! Heysemî, 8/302. Heysemî, 8/302.

Kaynaklar

  1. İbn Sa’d, 1/199, Belâzurî, Ensâb, 1/116, Yakubî, 2/24, Taberî, Târîh, 2/216, Ebu Nuaym, Delâil, 1/265, İbn Abdilberr, 1/35, İbn Cevzî, 1/181, İbn Esîr, Kâmil, 2/60, İbn Kayyım, 1/34, İbn Kesîr, Bidâye, 3/37, Kastallânî, Mevâhib, 1/60, Halebî, 1/456. İbn Sa’d, 4/94, Hâkîm, 3/248, Beyhakî, Delâil, 2/161, 173, İbn Abdilberr, 2/423-424, İbn Esîr, Usdu’lgâbe, 2/97-98, İbn Kesîr, Bidâye, 3/32-33. İbn Sa’d, 1/199, Belâzurî, Ensâb, 1/115, İbn Cevzî, 1/181, İbn Esîr, Kâmil, 2/60, İbn Seyyid, 1/98-99.
  2. 219. İbn İshak, İbn Hişam, 1/266-267, Taberî, Târîh, 2/215, Beyhakî, Delâil, 2/165, Muhibbü’t-Taberî, 1/77, İbn Esîr, Kâmil, 2/59, İbn Esîr, Usdu’l-gâbe, 3/585, İbn Seyyid, 1/94, Zehebî, Târîh, s. 138, İbn
  3. 220. İbn İshak, İbn Hişam, 1/280, Beyhakî, Delâil, 2/175, İbn Esîr, Kâmil, 2/59, İbn Seyyid, 1/98. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/126, Taberî, Târîh, 2/216, Tefsîr, 19/121, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425- 426, Beyhakî, Delâil, 2/179-180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 144-145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Taberî, Târîh, 2/216-217, Tefsîr, 19/121, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, İbn Esîr, Kâmil, 2/62. Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/121, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/126-127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/121-122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/179-180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 144-145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 144-145, İbn Kesîr, İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Yakubî, 2/27, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Yakubî, 2/227, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Esîr, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, İbn Sa’d, 1/187, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/184, İbn Esîr, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Ahmed b. Hanbel, 1/159, Taberî, Târîh, 2/217, Muhibbü’t-Taberî, 2/221, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/350, İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Belâzurî, Ensâb, 1/118, İbn Esîr, Kâmil, 2/61, Halebî, 1/458. Ebu Leheb’in sözü, Resûlullah’ın çok ağırına gitti. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/425- 426, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Belâzurî, Ensâb, 1/118. Belâzurî, Ensâb, 1/118, Halebî, 1/459. Belâzurî, Ensâb, 1/118. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Usdu'lgâbe, 2/62. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Esîr, Kâmil, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426. İbn İshak, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Ebu Nuaym, Delâil, 2/426, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, 2/62, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Ahmed b. Hanbel, 1/111, İbn Kesîr, Tefsîr, 2/221. Ahmed b. Hanbel’in Menâkıb’ından naklen Muhibbü’t-Taberî, 2/221. Belâzurî, Ensâb, 1/118, İbn Esîr, Kâmil, 2/61. Belâzurî, Ensâb, 1/118, İbn Esîr, Kâmil, 2/61, Halebî, 1/459. Belâzurî, Ensâb, 1/119. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 3/127, Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, Beyhakî, Delâil, 2/180, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Kâmil, 2/62-63, Zehebî, Târîh, s. 145, İbn Kesîr, Bidâye, 3/39. Halebî, 1/460-461. Taberî, Târîh, 2/217, Tefsîr, 19/122, İbn Cevzî, 1/185, İbn Esîr, Kâmil, 2/63. Ahmed b. Hanbel, 1/159, Belâzurî, Ensâb, 1/119, Taberî, Târîh, 2/217-218, İbn Esîr, Kâmil, 2/63. İbn Sa’d, 1/187. Ebu Talib: Ahmed b. Hanbel, 1/159, Taberî, Târîh, 2/218, Muhibbü’t-Taberî, 2/221, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/350, İbn Sa’d, 1/187. Ahmed b. Hanbel, 1/159, Taberî, Târîh, 2/218, Muhibbü’t-Taberî, 2/221, İbn Kesîr, Tefsîr, 3/350, Taberî, Târîh, 2/217. Taberî, Târîh, 2/217-218, İbn Esîr, Kâmil, 2/63. İbn Sa’d, 1/187.