Peygamberimiz Aleyhisselam, amcası Ebu Talib’in şefkatli kanadı altında güzelce büyüyüp gidiyordu.508 Yüce Allah; Peygamberimiz Aleyhisselamı, Ebu Talib’in yanında bulundurup510 peygamberlikle şereflendirece ği için, onu Cahiliye devrinin kötülüklerinden hiçbirine bulaştırmadı.511 Eski Ahid, Tesniye, bab: 18, fıkra: 18-19. Mâverdî, A’lâmü’n-nübüvve, s. 198. “Muhammed Aleyhisselama, bir gün: ‘Sen, hiç puta taptın mı?’ diye soruldu. ‘Hayır!’ buyurdu. ‘Sen, hiç içki içtin mi?’ diye sordular. ‘Hayır!
Ben, daha Kitab ve imanın ne olduğunu bilmezken bile, Kureyşîlerin küfür üzerinde bulunduklarını bilmekten uzak kalmamışımdır’ buyurdu.”512 Peygamberimiz Aleyhisselam, kendisini çocuklu ğu s ıras ında Yüce Allah’ın nasıl koruduğunu şöyle anlatır: “Öyle bir zamanımı biliyorum ki; Kureyş çocuklarıyla birlikte, bir oyun oynamak üzere, bir yerden bir yere taş taşıyorduk. Her birimiz, fotasını sıyırıp boynuna dolamış, taşı onun üzerinde taşıyordu. Ben de, onlarla birlikte böyle yapıp gelir giderken, kendisini görmediğim birisi bana ağrıtıcı bir yumruk indirip: ‘Bağla fotanı beline!’ dedi. Ben de, hemen, fotamı belime bağladım.
Arkadaşlarımın arasında, yalnız ben, fotalı olduğum halde boynumda taş taşıdım.”513 2. Cabir b. Abdullah’ın rivayetine göre, Peygamberimiz Aleyhisselam, Kureyş ile birlikte, Kâbe için taş taşıyordu. Fotası da üzerinde idi. Peygamberimiz Aleyhisselamın amcası Hz. Abbas: “Kardeşimin oğlu! Şu fotanı çözsen, omuzlarının üzerine alsan da, taşıyacağın taşla gitsene!” demişti. Peygamberimiz Aleyhisselam, fotasını çözüp omuzlarının üzerine koyar koymaz, yere, baygın düştü! İşte ondan sonra, kendisi hiçbir vakit çıplak görülmemiştir.514 3.
Peygamberimiz Aleyhisselam, on iki yaşında bir çocuk iken,515 Rahip Bahîra’nın Kureyş müşriklerinin Lât ve Uzzâ putları adına yemin edip durduklarına bakarak, Peygamberimiz Aleyhisselama da “Lât ve Uzzâ hakkı için, sorularıma cevap ver!” dediği zaman, “Lât ve Uzzâ adına yemin vererek bana bir şey sorma! Vallahi, ben, bunlardan nefret ettiğim kadar, hiçbir şeyden nefret etmem!” demiştir.516 4. Peygamberimiz Aleyhisselamın dadısı Ümmü Eymen der ki: “Kureyş müşrikleri, tâzim için, Buvâne putunun yanında yılda bir gün toplanırlar, geceye kadar onun yanında saç kestirmek, itikâfa girmek, kurban kesmek suretiyle tören yaparlardı.
Resûlullah Aleyhisselamın da bu bayramda kavminin yanında bulunmak üzere hazırlanmasını söylemişti. Resûlullah Aleyhisselam bundan kaçınınca, Ebu Talib’in de, Resûlullah’ın âmelerinin (halalarının) da Resûlullah’a son derece kızdıklarını gördüm. Halaları: ‘İlahlarımızdan yüz çevirmek demek olan bu davranışından dolayı, senin bir felakete uğramandan korkuyoruz!’ diyerek o kadar ısrar ettiler, o kadar üzerine düştüler ki, Resûlullah Aleyhisselam yanlarına düşüp gitmek zorunda kaldı. Allah’ın dilediği kadar bir müddet orada gaip olup görünmedi. Sonra, korkudan benzi sararmış bir halde dönüp yanımıza geldi.
Halaları: ‘Senin başına ne felaket geldi?’ diye sordular. O da: ‘Bana cin dokunmasından korkuyorum!’ dedi. Halaları: ‘Allah, seni şeytanla mübtelâ kılmaz! Sende, iyi haslet ve meziyetler var. Söyle bakalım, görmüş olduğun şey nedir?’ dediler. Resûlullah: ‘Ben, bu putun yanına yaklaşınca, beyaz ve uzun boylu bir adam peyda olup, bana ‘Ey Muhammed! Gerine dön! Sakın ona el sürme!’ diyerek bağırıyordu!’ dedi. Artık, kendisine peygamberlik gelinceye kadar, onların bayramına ve törenine katılmadı.”517 5. Hz.
Ali’nin, Peygamberimiz Aleyhisselamdan bizzat işitip bildirdiğine göre, Peygamberimiz Aleyhisselam buyurmuşlardır ki: “Ben, Cahiliye devri insanlarının işledikleri bir şeyi işlemeye iki kere teşebbüs etmiş isem de, Yüce Allah, işlemek istediğim şeyle benim arama girip beni ondan alıkoydu. Bundan sonra, Yüce Allah beni peygamberlikle şereflendirinceye kadar hiçbir kötü şeye teşebbüs etmedim!”518 İki kere yapmaya teşebbüs edip alıkonulduğum şey de şu idi: “Bir gece, Mekke’nin yukarı taraflarında, Kureyş’ten bir veya birkaç gençle birlikte kendi koyunlarımızı otlatıyordum.
Arkadaşıma: ‘Eğer koyunuma bakarsan, ben de diğer gençler gibi, Mekke’ye gidip gece konuşmalarına katılayım’ dedim. Arkadaşım: ‘Olur. İstediğini, yap!’ dedi. Ben, bu arzumu yerine getirmek üzere, yola çıktım. Mekke evlerinden ilk evin yanına vardığım zaman, defler, düdüklerle ıslık çalındığını işittim. ‘Nedir bu?’ diye sordum. ‘Filan erkek, filanca kadınla evleniyor!’ dediler. Hemen, oturup onlara bakmaya başladım. Derken, Yüce Allah kulaklarımı tıkadı, uyuyakaldım. Beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırabildi! Hemen, dönüp arkadaşımın yanına geldim. ‘Ne yaptın?’ diye sordu. ‘Hiçbir şey yapmadım!’ dedim. Sonra da başımdan geçeni ona anlattım.
Başka bir gece, yine, arkadaşıma aynı şekilde ricada bulundum. O da: ‘Olur. Dilediğini, yap!’ dedi. Yola çıkıp Mekke’ye geldiğimde, şu geçen gece Mekke’ye geldiğim zaman işittiğimin aynısını işittim. Hemen, oraya çöküp bakmaya başladım.
Kaynaklar
- Ebu Talib bu koruyuculuğunu ve kollayıcılığını hayatının sonuna kadar devam ettirdi.509 Bakara: 127-129. Bakara: 151. İbn Haldun, Târîh, c. 2, ks. 2, s. 5. İbn Sa’d, 1/121. İbn Sa’d, 1/121, Ebu Nuaym, Delâil, 1/169.
- 511. İbn İshak, İbn Hişam, 1/194, İbn Sa’d, 1/121, Ebu Nuaym, Delâil, 1/169, Beyhakî, Delâil, 2/28, 30, İbn Kesîr, Bidâye, 2/286-287. 1. Suyutî’nin Ebu Nuaym ve İbn Asâkir’den nakline göre, Hz. Ali der ki: Suyutî, Hasâis, 1/221, Diyarbekrî, 1/254, Halebî, 1/204.
- 513. İbn İshak, İbn Hişam, 1/194-195, Beyhakî, Delâil, 2/30, 31, İbn Kesîr, Bidâye, 2/287, Halebî, 1/299. Buhârî, Sahîh, 1/96, Müslim, 1/268, Beyhakî, Delâil, 2/32. İbn Sa’d, 1/153, Belâzurî, Ensâb, 1/96, İbn Kuteybe, Maârif, s. 65, İbn Cevzî, 1/131, İbn Kayyım, 1/31. Ebu Talib de, Kureyş kavmi ile birlikte bu bayram için hazırlanmış ve İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 2/54, İbn Sa’d, 1/154, Ebu Nuaym, Delâil, 1/169, Beyhakî, Delâil, 2/35, İbn Cevzî, 1/133, İbn Seyyid, 1/42. İbn Sa’d, 1/158, Ebu Nuaym, Delâil, 1/187, İbn Cevzî, 1/38-39, İbn Seyyid, 1/45, Zehebî, Târîh, s. 80-81, Suyutî, Hasâis, 1/221-222, Halebî, 1/200-201. İbn İshak, Kitâbu’l-mübtedâ, 2/58, Buhârî, Târîh, 1/130. Taberî, Târîh, 2/196. Ebu Nuaym, Delâil, 1/186, Beyhakî, Delâil, 2/33, İbn Seyyid, 1/44, Zehebî, Târîh, s. 79, İbn Kesîr, Bidâye, 2/287, İbn Hacer, Metâlib, 4/178, Suyutî, Hasâis, 1/219.

