Ensardan Cabir b. Abdullah der ki: “Resûlullah Aleyhisselam hac mevsimlerinde halkın Ukâz, Mecenne ve Mina’daki konak yerlerine varıp: ‘Rabbimin elçilik vazifesini yerine getirinceye kadar beni barındıracak kim var? Bana yardım edecek kim var ki, kendisine Cennet verilsin?’ diye seslenirdi.1 Fakat, ne barındıracak, ne de yardım edecek bir kimse bulunmazdı. Yemen’den veya Mudarlardan bir kimse panayırlara gelmek için yola çıkacağı zaman, kavmi veya akrabası,2 onun yanına varıp: ‘Sakın hâ! Kureyşîlerin genci seni dininden döndürmesin!’ derlerdi.
Resûlullah Aleyhisselam aralarından geçerken de, onlar Resûlullah Aleyhisselamı birbirlerine parmaklarıyla işaret ederlerdi. Nihayet, Yüce Allah bizi Yesrib (Medine)’den ona gönderdi de, biz iman ettik ve kendisini barındırdık. Bizden biri, gidip Ona iman ederdi, O da ona Kur’ân okurdu. Evine döndüğü zaman, bütün ev halkı da, Ona uyarak Müslüman olurlardı. Ensar evlerinden, içinde Müslümanlardan bir topluluk bulunmayan ve İslâmiyeti açıklamayan bir ev kalmadı. Sonra da, Medineli Müslümanların hepsi, biraraya gelerek konuştular, konuştuk:
Kaynaklar
- Ahmed b. Hanbel, 3/322, Beyhakî, Delâil, 2/442, Zehebî, Târîh, s. 297-298, İbn Kesîr, Bidâye, 3/159. Beyhakî, Delâil, 2/442, Zehebî, Târîh, s. 298, İbn Kesîr, Bidâye, 3/159.

