Yuhannâ’nın İncil menkıbesine göre, Yahudiler üç peygamberin gelmesini beklemekte idiler: İlki: Tekrar geleceğini sandıkları İlya, İkincisi: Mesîh İsa Aleyhisselam, Üçüncüsü: Herkesin bildiği, kendisi sadece “O Peygamber” diye anılan peygamberdi. Yahudiler, Yahya Aleyhisselama: “Sen kimsin?” diye sordukları zaman, o: “Ben, Mesîh değilim!” dedi. Yahudiler: “Öyle ise, sen nesin? İlya mısın?” dediler. Rahmetullah, İzhâru’l-hak, Türkçe terceme, 2/262-263. Markos İncili, bab: 4, fıkra: 26-29. Yahya Aleyhisselam: “Değilim!” dedi. Bunun üzerine, Yahudiler: “Sen, O Peygamber misin?” diye sordular. Yahya Aleyhisselam: “Hayır!” dedi.
Yahudiler: “Öyle ise, sen kimsin? Kendin hakkında, ne diyorsun?” dediler. Yahya Aleyhisselam: “Ben, İşaya Peygamberin dediği gibi: ‘Rabbin yolunu düzeltiniz!’ diye çölde bağıranın sesiyim! Aranızda biri duruyor da, siz onu bilmiyorsunuz. Benden sonra gelen odur! Ben, onun çarığının bağını çözmeye lâyık değilim!” dedi.494 İsa Aleyhisselam ise, Yahya Aleyhisselam hakkında: “Eğer kabul etmek isterseniz, gelecek olan İlya budur!”
demiş;495 gelecek olan Mesîh’in de İsa Aleyhisselam olduğu,496 gösterdiği mucizelerle anlaşılmıştır.497 Gelece ği müjdelenenlerden üçüncüsü olan ve kendisi sadece “O Peygamber” diye anılan498 son peygamberin gelmesi ise, İsa Aleyhisselamdan sonra beklenip duruyordu. Nitekim, Medineli putperest Evs ve Hazrec kabilelerinin ne zaman Medineli Yahudilerle araları açılsa, Yahudiler onlara: “Bir peygamber, hemen gönderilmek, gelmek üzeredir! Onun geleceği zamanın gölgesi düştü. O peygamber gelince, biz ona tâbi olacak; İrem ve Âd kavimleri gibi, sizi öldürüp kökünüzü kazıyacağız!”
derlerdi.499 Rahip Bahîra’nın da dediği gibi, Yahudiler gelmesini bekledikleri son peygamberin İsrail oğullarından olmasını arzu etmekte idiler. Yuhanna İncili, bab: 1, fıkra: 19-27. Matta İncili, bab: 11, fıkra: 14-15. Matta İncili, bab: 2, fıkra: 1-5, Matta İncili, bab: 11, fıkra: 1-6. Yuhanna İncili, bab: 1, fıkra: 21-25.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam ise, İsmail Aleyhisselamın soyundan gelen Araplardan oldu ğu için; Medineli Yahudiler de Peygamberimiz Aleyhisselama kıskançlıklarından dolayı, iman etmemekte ve karşı koymakta direnmiş durmuşlardır.500 Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamın Medine’ye hicreti sırasında, Kuba köyüne geldiği işitilince, babası Huyey b. Ahtab ile amcası Ebu Yâsir b. Ahtab hemen Kuba’ya gitmişler, güneş batarken de, çok bitkin ve üzgün bir halde eve dönmüşlerdi. “Bu, geleceği beklenilen O Peygamber midir?” diye sormuş, Huyey b. Ahtab: “Evet! Vallahi, O'dur!” demişti. “Bunun O olduğunu iyice anladın ve tesbit ettin mi?”
diye sormuş, Huyey b. Ahtab: “Evet!” demiştir. “O halde, O'na karşı kalbinde ne var?” diye sormuş, Huyey b. Ahtab: “Vallahi, sağ oldukça, O'na hep düşmanlık besleyip duracağım!” demiştir.501 Medineli Yahudilerin; Peygamberimiz Aleyhisselam ve Allah’tan getirdiği Kitabı hakkındaki tutum ve davranışları Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle açıklanır: “Vaktâ ki, onlara Allah katından, yanlarındakini tasdik edici, doğrulayıcı bir Kitab geldi ki, onlar daha önce, kâfirlere karşı Allah’tan böyle bir fetih ve yardım istiyorlardı. İstedikleri kendilerine gelince, (kıskançlıklarından) onu inkâr ettiler.
Artık, Allah’ın lâneti o kâfirlerin üzerinedir.”502 Yüce Allah, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamı da, Firavun’a gönderdiği resûl gibi bir resûl olarak göndermiştir.503 Eski Ahid’de de, Musa Aleyhisselama Yüce Allah tarafından şöyle denildiği görülür: “Onlar (İsrail oğulları) için, kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım ve ona emredeceğim Müzzemmil: 15.
Kaynaklar
- Feth: 29.
- 499. İbn İshak, İbn Hişam, 2/70, Taberî, Târîh, 2/234, Beyhakî, Delâil, 2/75-76, İbn Esîr, Kâmil, 2/95-96, İbn Seyyid, 1/156, Zehebî, Târîh, s. 290, İbn Kesîr, Bidâye, 2/149. İbn İshak’ın Abdullah b. Ebi Bekr, b. Muhammed, b. Amr, b. Hazm’dan, onun da Peygamberimizin zevcesi Hz. Safiyye’den rivayetine göre: Ebu Yâsir b. Ahtab, Huyey b. Ahtab’a: Ebu Yâsir: Ebu Yâsir: İbn Sa’d, 1/155.
- 501. İbn İshak, İbn Hişam, 2/165-166, Ebu Nuaym, Delâil, 1/77-78, Beyhakî, Delâil, 2/533, İbn Cevzî, 1/57. Bakara: 89.

