İslam Tarihi · Temmuz 6, 2026

Kur’ân-ı Kerîm, Kur’ân-ı Kerîm’in İnişi, Ezberlenişi ve Yazılışı

Kur’ân-ı Kerîm’in isimlerinden olan “Kur’ân” sözü, aslında masdar olup kıraat etmek, okumak demektir.356 Kur’ân-ı Kerîm, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından357 insanları karanlıklardan aydınlığa, Allah’ın doğru …

Kur’ân-ı Kerîm’in isimlerinden olan “Kur’ân” sözü, aslında masdar olup kıraat etmek, okumak demektir.356 Kur’ân-ı Kerîm, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından357 insanları karanlıklardan aydınlığa, Allah’ın doğru yoluna çıkarmak için358 son peygamber 359 Hz.

Muhammed Aleyhisselam ın kalbine, Cebrail Aleyhisselamın aracılığıyla,360 hiç unutmamak, hâfızasından silinmemek üzere361 vahyedilmek,362 okunmak suretiyle 363 azar azar indirilen;364 hiç kimsenin bir benzerini daha vücuda getiremeyeceği;365 Allah katında çok şerefli, kadri yüce; tertemiz sahifelerde kıymetli, sevgili, takva sahibi kâtiplerin elleriyle yazılı;366 nesilden nesile tevatürle nakil olunagelen; doğruluğunda hiç şek ve şüphe bulunmayan Allah Kelamıdır.367 Nisâ: 113. İbrahim:1 A’lâ: 6. Şûrâ: 7. Kıyâme: 18. İnsan: 23. İsrâ: 88. Abese: 13-16. Seyyid Şerif, s. 116.

Vahyin Gelişi 187 Kur’ân-ı Kerîm Peygamberimiz Aleyhisselama, Ramazan ay ında,368 Kadir gecesinde inmeye başlamış,369 yirmi üç yılda tamamlanmıştır.370 Cebrail Aleyhisselam tarafından indirilen âyetleri ezberlemek, unutmamak için acele eder, dudaklarını Cebrail’in okuyuşuna uydurarak kımıldatır dururdu.371 Bunun üzerine, Yüce Allah, indirdiği âyetlerde şöyle buyurdu: “(Ey Resûlüm!) Onu (Kur’ân’ı Cebrail sana okuyup bitirmeden) ezberlemek için, dilini onunla (Kur’ân’la) depretme! Onu, (göğsünde) toplamak (ezberletmek), okutmak Bize düşer. O halde, Biz, onu sana (Cebrail’in dili ile) okuduğumuzda, sen onun okunuşuna sadece uy!

(susup kulak ver, dinle!) Sonra onu okuman, Bize aittir (okumanı Biz tekeffül ederiz).”372 “Bundan böyle, Biz sana Kur’ân’ı okutacağız da, sen onu unutmayacaksın.”373 İşte bundan sonra, ne zaman Cebrail Aleyhisselam gelir, vahiy getirirse, Peygamberimiz Aleyhisselam susar, onu dinler; Cebrail Aleyhisselam dönüp gidince, onun okumuş olduğu âyetleri, o nasıl okumuş idiyse öylece ezberinden okurdu.374 Kur’ân-ı Kerîm’in Arapça olarak indirildiği de, Kur’ân-ı Kerîm’de açıklanmıştır.375 Kur’ân-ı Kerîm’in ilk hâfızı, Peygamberimiz Aleyhisselamdı.376 Cebrail Aleyhisselam her yıl Ramazan ayında, her gece gelir, Ramazan’ın sonuna kadar Kur’ân-ı Kerîm’i Peygamberimiz Aleyhisselamla mukabele eder; yani o okur, Peygamberimiz Aleyhisselam dinler, Peygamberimiz Aleyhisselam okur, Cebrail Aleyhisselam dinlerdi.

Peygamberimiz Aleyhisselamın vefat ettiği yılda ise, bu mukabele iki kere yapılmıştı.377 Kadr: 1. Zerkeşî, 1/232. Kıyâme: 16-19. A’lâ, 6. Yûsuf: 2, Tâhâ: 113, Şûrâ: 7. A’lâ: 26, Kıyâme: 17. 4/1803, 1905. Yüce Allah Müslümanlara namazda Kur’ân’dan kolaylarına geleni okumalar ını emir buyurdu ğu378 ve Peygamberimiz Aleyhisselam da, Kur’ân’sız (kıraatsız) namaz olamayacağını haber verdiği için;379 erkek kadın her Müslüman'ın, en az namazlarında okuyacakları kadar sûre veya âyetler ezberlemeleri gerekiyor, bununla yetinmeyip Kur’ân-ı Kerîm’in tümünü ezberlemeye koyulanlar da oluyordu.

Peygamberimiz Aleyhisselam, kendisine Kur’ân-ı Kerîm âyetleri nazil oldukça, vahiy kâtiplerinden birini çağırır, ona “Yaz!” buyurup yazdırır, onun hangi sûreye ve sûrenin neresine konulacağını da bildirir,380 bu da kendisine Cebrail Aleyhisselam tarafından bildirilmiş bulunurdu. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhisselam: “Bana Cebrail (Aleyhisselam) geldi. Şu ‘innallâhe ye’muru bi’l-adli ve’lihsâni ve îtâi zi’l-kurbâ ve yenhâ ani’l-fahşâi ve’l-münkeri ve’l-bağyi yaizuküm lealleküm tezekkerûn’ âyetini [Nahl: 90], şu sûrenin [Nahl sûresinin] şurasına [89. âyetin altına] koymamı bana emretti” buyurmuştur.381 Zeyd b.

Sabit der ki: “Vahyi Resûlullah Aleyhisselamın huzurunda yazard ım. Bitirdiğim zaman, bana: ‘Yazdığını, oku!’ buyururdu. Eğer onda yazılmayan bir şey kalmışsa ekletir, fazla bir şey olursa çıkarttırırdı.”382 Nisâ sûresinin 95. âyeti nazil olunca da: “Bana Zeyd’i çağırınız. Levhayı, diviti ve kürek kemiğini, veya kürek kemiğini ve diviti getirsin!” buyurmuş,383 Zeyd gelince de, ona: “Ey Zeyd!”384 buyurarak385 yazdıracağı âyeti yazdırmış,386 bu âyete ait olup o anda nazil olan “zarar görenler dışında” istisnasını da ona ekletmiştir. Zeyd b. Sabit der ki: Müzzemmil, 20. 4/128. Sehavî, Irakî Elfiye, Şerhu Fethu’l-mugîs, 2/165.

Kaynaklar

  1. Bakara: 127-129. Bakara: 151. Râgıb, s. 402. Vâkıa: 80. Ahzâb: 40. Bakara: 37. İbn Abbas’ın bildirdiğine göre; Peygamberimiz Aleyhisselam kendisine Bakara: 185. Ahmed b. Hanbel, 1/343, Buhârî, Sahîh, 1/4, Müslim, 1/330. İbn Sa’d, 1/198-199, Ahmed b. Hanbel, 1/343, Buhârî, Sahîh, 1/4, Nesâî, 2/149-150. İbn Sa’d, 2/248, Ahmed b. Hanbel, 1/231, 276, 326, 363, Buhârî, Sahîh, 2/228, 4/183, Müslim, Müslim, 1/297, Beyhakî, Sünen, 2/193. Ahmed b. Hanbel, 1/57, Ebu Dâvud, 1/209, İbn Ebi Davud, s. 30, Hâkim, 2/330, Beyhakî, Sünen, 2/48. Ahmed b. Hanbel, 4/218, İbn Kesîr, Tefsîr, 2/583, Heysemî, 7/48-49, Suyutî, Dürru’l-mensûr, Buhârî, Sahîh, 6/99-100. Buhârî, Sahîh, 6/100. Ahmed b. Hanbel, 5/191. Ahmed b. Hanbel, 5/191, Buhârî, Sahîh, 6/100.