İslam Tarihi · Temmuz 6, 2026

Müşriklerin İstek ve Sorularının Allah Tarafından Cevaplandırılışı

Biz onlara, yeryüzünde size vermediklerimizi vermiştik ve üzerlerine gökyüzünü (yağmuru) bol bol salmıştık. Altlarından ırmaklar akıtmıştık. Öyle iken, onları günahları yüzünden helâk edip arkalarından yeni bir nesil …

Biz onlara, yeryüzünde size vermediklerimizi vermiştik ve üzerlerine gökyüzünü (yağmuru) bol bol salmıştık. Altlarından ırmaklar akıtmıştık. Öyle iken, onları günahları yüzünden helâk edip arkalarından yeni bir nesil olarak başkalarını var ettik. Sana; kâğıt üzerinde yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, kendileri de elleriyle onu tutmuş bulunsalardı, yine o küfür edenler muhakkak: ‘Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir’ derlerdi. Bir de: ‘Onun üzerine, bir melek indirilseydi ya!’ dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik, muhakkak iş bitirilmiş olurdu: Kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı!

Eğer Biz Onu (peygamberi) bir melek yapsaydık, yine, o meleği de bir adam suretinde gösterir ve her halde, onları yine düşmekte oldukları şüpheye düşürürdük. Andolsun ki: Senden önceki peygamberlerle de alay edildi de, eğlenmekte oldukları şey, içlerinden o maskaralık edenleri çepeçevre kuşatıverdi! De ki: Yeryüzünde gezip dolaşınız! Sonra da bakınız ki, peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl olmuştur?”126 “Bir Kur’ân ki, dağlar onunla yürütülseydi, veya yer onunla parçalansaydı, yahut ölüler onunla konuşturulsaydı, (o kâfirler yine iman etmezlerdi). Ne var ki, bütün iş Allah’ındır!

İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette hepsine birden hidayet ederdi. O kâfirler(e gelince), Allah’ın va’di erişinceye kadar, kendi sun’ ve taksirleri, küfürleri, kötü amelleri yüzünden, ya ansızın başlarına büyük bir belâ çatıp duracak, ya da (o belâ) yurtlarının yakınına konacaktır! Şüphesiz ki, Allah va’dinden dönmez! Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben, o küfür edenlere bir müddet için meydan verdim. Sonra da tutup onları azaba uğrattım! Uğratıldıkları azap nasıl da dehşetli idi!”127 “Onlar: ‘Bu peygambere ne oluyor? Yemek yiyor. Çarşılarda pazarlarda gezip yürüyor.

Ona bir melek indirilse de, yanında azapla bir korkutucu; En’âm: 4-11. Ra’d: 31-32. Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 295 yahut, ona (gökten) bir hazine bırakılsa ya! Yahut onun güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!’ dediler. Hem o zalimler (mü’minlere de): ‘Siz,’ dediler, ‘büyülenmiş bir adamdan başkasına tâbi olmuyorsunuz.’ Bak! Onlar senin hakkında ne kötü misaller (kıyaslar) getirip saptılar. Artık onlar hidayete hiçbir yol bulamazlar.

(Allah) Öyle yüce bir Allah’tır ki, dilerse sana bu (dediklerinden) daha hayırlısını (verir), altından ırmaklar akan Cennetler verir, saraylar da yapar!”128 “Biz, senden önce de peygamberleri bundan başka şekilde göndermedik. Şüphe yok ki, onlar (o peygamberler) de, hem yemek yerler, hem çarşılarda pazarlarda yürür gezerlerdi. Sizin bir kısmınızı diğer bir kısım için bir ibtilâ (veya imtihan konusu) yaptık ki, sabredecek misiniz (bilinsin) diye. (Bununla birlikte) Senin Rabbin her şeyi hakkıyla görendir! Bize kavuşmayı ummayanlar: ‘Bizim üzerimize de melekler indirilse ya? Yahut biz de Rabbimizi görsek ya?’ dediler.

Andolsun ki, onlar nefislerinde kibirlendiler, büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.”129 “Biz sana kat’iyyen inanmayız! Meğer ki, bizim için şu yerden bir pınar akıtasın! Yahut senin hurmalıklardan, üzümlüklerden bir bahçen olsun da, aralarından şırıl şırıl ırmaklar akıtasın! Yahut, dediğin gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşüresin! Yahut Allah’ı ve melekleri kefil (tanık) getiresin! Yahut senin altından bir evin olsun! Yahut semaya çıkasın! Bize oradan okuyacağımız bir Kitab indirmedikçe, göğe çıktığına da asla inanmayız!’ dediler. De ki: ‘Rabbimin şanı yücedir!

Ben Allah’ın Resûlü bir beşerden başkası mıyım?’ Kendilerine hidayet (rehberi) geldiği zaman insanların iman etmelerine, ancak ‘Allah bir beşeri mi peygamber gönderdi?’ demeleri engel olmuştur. Furkan: 7-10. Furkan: 20-21. (Tarafımdan) söyle onlara: ‘Eğer yeryüzünde insanlar gibi sakin sakin yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten melek bir peygamber gönderirdik!’ De ki: ‘Sizinle benim aramda, şahit olarak Allah yeter!’ Çünkü, O, kullarının yaptıklarından hakkıyla haberdardır, her yaptıklarını hakkıyla görendir! Allah kime hidayet nasip ederse, işte o doğru yolu tutar.

Kimi de şaşkınlıkta bırakırsa, artık onlar için Allah’tan başka asla yardımcılar bulamazsın! Biz onları Kıyamet günü körler, dilsizler, sağırlar olarak, yüzükoyun haşrederiz! Onların varacağı yer Cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça Biz onun alevini arttırırız!”130 “Biz senden önce nasıl peygamberler gönderdikse, seni de öylece, kendilerinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete sana vahyettiğimiz Kur’ân’ı onlara okuman için gönderdik. Onlar Rahmân’ı tanımazlar. Sen, de ki: ‘O, benim Rabbimdir! O’ndan başka, hiçbir ilah yoktur! Ben ancak O’na dayanırım! Benim tevbem de, dönüşüm de yalnız O’nadır!’”131 “…

Biz, eğer dilersek, onları yere geçiririz! Yahut gökten üstlerine parçalar düşürürüz!”132 “Şimdi, onlar çarçabuk azabımızı mı istiyorlar?! Fakat, bu onların bölgesine çökünce, (gelecek tehlikelerle) korkutulan onların sabahı ne kötü olacaktır!”133 “Bir de, onlar Allah’a kızlar isnad ederler. Hâşâ! O’nun şânı bundan tamamıyla münezzehtir!”134 “Onlar, ondan (peygamberden) yüz çevirdiler de, ona kimi ‘Bir öğretilmiş!’, kimisi de ‘Bir mecnun!’ dediler.”135 İsrâ: 90-97. Ra’d: 30. Sebe: 9. Sâffât: 176-177. Nahl: 57. Duhan: 14.