İslam Tarihi · Temmuz 6, 2026

Nadr b. Hâris ve Onun Peygamberimiz Aleyhisselamave İslâmiyete Karşı Tutum ve Davranışı

Nadr b. Hâris Kureyş müşriklerinin şeytanlarından, cin fikirlilerinden150 ve zındıklarındandı.151 Kendisi bir ara Hîre’ye gitmiş, orada Acem şahlarının hikâyelerini, Rüstem ve İsfendiyar’a ait birtakım hikâye ve …

Nadr b. Hâris Kureyş müşriklerinin şeytanlarından, cin fikirlilerinden150 ve zındıklarındandı.151 Kendisi bir ara Hîre’ye gitmiş, orada Acem şahlarının hikâyelerini, Rüstem ve İsfendiyar’a ait birtakım hikâye ve haberleri öğrenmişti.152 Acem kitapları okur, Hristiyanlar ve Yahudilerle düşer kalkardı. Peygamberimiz Aleyhisselamı yalanlamakta ve incitmekte Kureyş müşriklerinin en aşırı gidenlerinden ve söz sahiplerindendi. Hîre’de, bırbıt (ud, kopuz) çalmayı ve Hîrelilerin şarkılarını öğrenmiş; bunları Mekkelilerden birçok kimselere de öğretmişti. Kendisi, şarkıcı iki köle kadın da satın almıştı.

Halkı, İslâmiyetten alıkoymak için bunlarla oyalardı.153 Peygamberimiz Aleyhisselam bir meclise oturup Allah’ı anar,154 Allah’a inanmaya davet eder, Kur’ân-ı Kerîm okur,155 kendilerinden önceki milletlerden hangilerinin ne gibi musibetlere uğradıklarını anlatarak kavmini uyarır; o meclisten kalkar kalkmaz, arkasından Nadr b. Hâris gelir, Peygamberimiz Aleyhisselamın yerine geçer ve: “Ey Kureyş cemaati! Vallahi, ben Ondan daha güzel söylerim. Siz benim yanıma geliniz!

Ben size Onun anlattıklarından daha güzelini anlatırım” dedikten sonra, Acem şahlarının, Rüstem ve İsfendiyar’ın hikâyelerini anlatır;156 “Muhammed benden ne ile daha güzel konuşurmuş?157 Ben size anlattığım hikâyeleri nasıl başkalarından yazıp aldımsa, O da bunları başkalarından yazıp almıştır!” der;158 Fussilet: 26. Kureyş'in Düşmanlığı ve İşkence 301 “Hangimizin sözü daha güzel? Benimki mi, yoksa Muhammed’inki mi?” diye sorardı. Peygamberimiz Aleyhisselam, bir ara, Ebu Uhayha Saîd b. Âs’ın yanına uğrar, ona İslâmiyeti anlatırdı. Nadr b.

Hâris, Ebu Uhayha’nın yanına gidip: “İşittiğime göre; sen Muhammed’in sözlerini güzel buluyor, beğeniyormuşsun. Bu nasıl olur?! O, ilahlara dil uzatıyor! Baba ve atalarımızın Cehennemde olduklarını söylüyor! Kendisine tâbi olmayanları azapla tehdid ediyor!” dedi. Bunun üzerine, Ebu Uhayha, Peygamberimiz Aleyhisselama düşman kesildi. Peygamberimiz Aleyhisselamı yermeye ve getirdiklerini ayıplamaya ve “Doğrusu, biz bunun getirdiklerinin bir benzerini daha işitmedik! Böylesi ne Yahudilikte, ne de Hristiyanlıkta var!” demeye başladı. Halbuki, Nadr b.

Hâris, bundan önce, Peygamberimiz Aleyhisselamın zikrini ve gönderileceği zamanın yaklaştığını işittiği zaman: “Vallahi, bize bir uyarıcı gelecek olursa, biz milletlerden herhangi birisinden daha çok, doğru yolu tutarız” demişti. Yüce Allah, bu münasebetle indirdiği âyette şöyle buyurdu: “Onlar; kendilerine azapla korkutucu (bir peygamber) gelirse, her halde, (diğer) ümmetlerden herhangi birisinden daha ziyade doğru yolu tutacaklarına, yeminlerinin bütün hızıyla Allah’a and etmişlerdi. Fakat, onlara azapla korkutan (bir peygamber) gelince, bu onların (haktan) uzaklaşmalarından başka bir şey arttırmadı.160 Nadr b.

Hâris; Kur’ân-ı Kerîm okunduğu zaman: “Bunlar, öncekilerin masallarıdır! Ben de size, Allah’ın indirdiği gibi, indireceğim!” derdi. Kur’ân-ı Kerîm’de içinde “esâtîr” kelimesi geçen sekiz âyet, Nadr b. Hâris hakkında nazil olmuştur.161 Nadr b. Hâris: “O, getirdiği kitap üzerinde ancak, şu Esved b. Muttalib’in kölesi Cebr ile Şeybe veya Utbe b. Rebia’nın kölesi Addas’ın ve daha başkalarının yardımını görüyor!” diyordu. Yüce Allah, indirdiği âyetlerle bu isnad ve iftirayı da şöyle reddetti: “Andolsun ki, biz onların ‘Bunu ancak bir beşer öğretiyor!’ diyeceklerini biliyoruz.

Haktan sapmak suretiyle kendisine nisbet edecekleri o (sanığın) dili Acemî’dir, bu Kur’ân’ın dili ise apaçık Arapça bir dildir.”162 “O küfredenler, ‘Bu (Kur’ân) onun uydurduğu yalandan başka (bir şey) değildir. Bu hususta diğer bir zümre de ona yardım etmiştir’ dediler de, muhakkak bir haksızlık ve tevzir meydana getirdiler. ‘Onun başkasına yazdırıp, kendisine sabah akşam okunmakta olan eskilere ait masallardır’ dediler. De ki: ‘Onu göklerde ve yerdeki bütün gaybı bilen (Allah) indirdi.

Şüphe yok ki, O çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir!’”163 “De ki: ‘Andolsun, bütün insanlar ve cinler şu Kur’ân’ın bir benzerini meydana getirmek üzere biraraya toplansalar ve birbirlerine yardımcı da olsalar, yine, onun benzerini meydana getiremezler.’”164 Nadr b. Hâris bir gün Peygamberimiz Aleyhisselama rastlayıp: “Sen Kureyşîlerin yakın bir zamanda vurulup yere düşeceklerini ve bunun sana Allah tarafından vahyedildiğini söylüyormuşsun, öyle mi?” diye sordu. Peygamberimiz Aleyhisselam: “Evet, ben söyledim! Sen de onlardansın!”

buyurdu.165 Yüce Allah, Resûlüne indirdiği âyette “Yakında o cemaat bozulacak, onlar arkalarını dönüp kaçacaklar” buyurmuş;166 Peygamberimiz Aleyhisselam da, Bedir savaşında Kureyş müşriklerinin bozguna uğrayıp kaçıştıklarını görünce, bu âyeti okumuştu.167 Nadr b. Hâris, Bedir savaşında esir edilen müşriklerden olup, Hz. Ali tarafından boynu vurulmuştur.168 Nahl: 103, Belâzurî, Ensâb, 1/140-141. Furkan: 4-7, Belâzurî, Ensâb, 1/141. İsrâ: 88. Kamer: 45.

Kaynaklar

  1. 150. İbn İshak, İbn Hişam, 1/321, Beyhakî, Delâil, 2/202, Zehebî, Târîh, s. 157. İbn Habib, s. 161.
  2. 152. İbn İshak, İbn Hişam, 1/321, Taberî, Tefsîr, 13/182. Belâzurî, Ensâb, 1/139-140.
  3. 154. İbn İshak, İbn Hişam, 1/321, Taberî, Tefsîr, 13/182, Râzî, 21/82.
  4. 155. İbn İshak, İbn Hişam, 1/383.
  5. 156. İbn İshak, İbn Hişam, 1/383-384, Taberî, Tefsîr, 13/182. Râzî, 21/82.
  6. 157. İbn İshak, İbn Hişam, 1/321, Taberî, Tefsîr, 13/182.
  7. 158. İbn İshak, İbn Hişam, 1/384, İbn Kesîr, Bidâye, 3/88. Ebu Uhayha, Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında “O, semadan konuşuyor!” demeye başlamıştı. Ebu Uhayha ilk sözünden döndüğü zaman, Nadr b. Hâris ona teşekkür etmeye gitti.159 Belâzurî, Ensâb, 1/140-141. Fâtır: 42, Belâzurî, Ensâb, 1/139.
  8. 161. İbn İshak, İbn Hişam, 1/321, Belâzurî, Ensâb, 1/139-140, Taberî, Tefsîr, 13/182. Belâzurî, Ensâb, 1/140. Taberî, Târîh, 2/296.
  9. 168. İbn İshak, İbn Hişam, 2/367, Vâkıdî, Megâzî, 1/149.