Peygamberimiz Aleyhisselamla arkadaşları ayrılıp gittikten biraz sonra, Ümmü Ma’bed’in kocası Ebu Ma’bed geldi. Kapta dolu sütü görünce, şaşırdı: “Bu süt size nereden geldi?! Koyunlar kısır ve uzaktalar! Çadırda da süt sağılır hayvan yok!?” dedi. Ümmü Ma’bed: “Hayır! Vallahi, bize ancak mübârek bir zât uğradı. Şöyle şöyle söyledi. Şöyle şöyle yaptı!” diyerek olan biteni birer birer anlatınca, Ebu Ma’bed: “Vallahi, ben sanırım ki, o, Kureyşîlerin aramakta oldukları sahibleridir! Ey Ümmü Ma’bed! Hele sen onu bana bir tarif et bakayım” dedi. Ümmü Ma’bed: “Gördüğüm öyle bir zât idi ki, güzelliği besbelli idi. Güzel huylu idi.
Kendisinde ne karın büyüklüğü, ne de baş küçüklüğü vardı. Kendisi çok biçimli ve güzel çehreli idi. Kendisinin gözlerindeki siyahlıkta ve kirpiklerinde çokluk, sesinde naziklik vardı. Gözünün akı pek ak, siyahı da pek siyahtı. Gözü, Kudretten sürmeli idi. Kaşlarının ucu ince, saçları koyu siyahtı. Boynunda uzunluk ve yükseklik, sakalında sıklık vardı. Sustuğu zaman kendisinde bir vakar ve ağırbaşlılık, konuştuğu zaman da güler yüzlülük, tatlı sözlülük görülmekte; sözleri, sanki dizilmiş birer inci gibi, ağzından tatlı tatlı akmakta idi.
Sözü açık ve hak ile bâtıl arasını ayırıcı olup, ne âcizlik sayılacak derecede az, ne de boş ve gereksiz sayılacak derecede çoktu.
Kaynaklar
- İbn Sa’d, 1/230, Hâkîm, 3/9, Ebu Nuaym, Delâil, 2/338, Beyhakî, Delâil, 1/278-279, İbn Abdilberr, 4/1959, Süheylî, 4/226, İbn Cevzî, 1/243, Muhibbü’t-Taberî, 1/102, İbn Seyyid, 1/188, Zehebî, Târîh, s. 437-438, İbn Kesîr, Bidâye, 3/192, Heysemî, 6/56, Kastallânî, Mevâhib, 1/84. İbn Sa’d, 8/289, Belâzurî, Ensâb, 1/262, İbn Cevzî, 1/245-246, Diyarbekrî, 1/334, Halebî, 2/228.

