El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ashab-I Ress (Ressliler)

Ashab-I Ress (Ressliler) Bunlarla ilgili olarak Furkan sûresinde Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor: "Ad, Semud milletleri ile Resslileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik. Her birine misaller …

Ashab-I Ress (Ressliler)

Bunlarla ilgili olarak Furkan sûresinde Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor:

"Ad, Semud milletleri ile Resslileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik. Her birine misaller vermiştik. Ama dinlemedikleri için hepsini kırdık, geçirdik. (ei-Furkân, 38-39.)

"Onlardan önce Nuh milleti, Ressliİer, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba' milleti de yalanlamışlardı. Evet; bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da verdiğim söz, aleyhlerinde gerçekleşmişti." (ei-Kâf, 12-14.)

Bu ve bundan önceki ayet, anılan milletlerin kırılıp yerle bir edildiklerini kesin bir ifadeyle anlatmaktadır ki o da, onların helak edilmiş olmalarıdır. Bu Kur anî ifadeler, Resslilerin Burûc sûresinde anlatılan hendek sahipleri olduğu görüşünü tercih eden Taberî'nin seçiminin doğru olmadığım göstermektedirler. Zira İbn İshak ve bazı tarihçilere göre hendek sahipleri, Hz. İsa'dan sonra yaşamış bir kavimdir. Bu görüş üzerinde de ihtilaf vardır.

Taberî'nin rivayetine göre İbn Abbas, Resslilerin, Semud kavminin oturdukları kasabalar arasında bulunan bir kasaba halkı olduklarını söylemiştir.

Hafız îbn Asakir, "Tarih'ınin baş taraflarında Şam'ın kuruluşundan bahsederken; Ebu'l-Kasım b. Abdullah b. Cerdad'm ve diğer âlimlerin tarihlerinden alıntılar yaparak Resslilerin huzur içinde olduklarım anlatmış; Cenâb-ı Allah onlara Hanzele b. Safuan adında bir peygamber göndermiş; fakat onlar, bu peygamberi yalanlayıp öldürmüşlerdi. Ad b. Avs b. İram b. Sam b. Nuh ile oğlu Resslilerden oldular. Ahkaf denen mıntıkaya yerleştiler. Cenâb-ı Allah Resslileri helak etti. Yemen'in dört bir yanma dağıldılar. Ayrıca yeryüzünün her tarafına da dağıldılar. Nihayet Cebron b. Sa'd b. Ad b. Avs b. İrem b. Sam b. Nuh, Şam şehrinin bulunduğu yere geldi; bir şehir kurdu ve kurduğu .şehre de Cebron adını verdi. O şehir, sütunlu İrem şehriydi. Şam'daki kadar, başka hiçbir şehirde çok sayıda taştan sütun yoktur. Cenâb-ı Allah onlara Hud b. Abdullah b. Rebah b. Halidb. Helud b. Adı peygamber olarak gönderdi. Fakat onlar, Hud peygamberi yalanladılar. Bu yüzden yüce Allah kendilerini helak etti.

Bu anlatılanlar gösteriyor ki, Ressliİer, Ad milletinden asırlar önce yaşamış bir kavimdirler. Doğrusunu Allah bilir.

İbn Ebi Hatîm'in rivayetine göre îbn Abbas, Ress'in, Azerbaycan'daki bir kuyu olduğunu söylemiştir. Sevrî'nin rivayetine göre İkri-me, Ress'in bir kuyu olduğunu, oradaki halkın da kendi peygamberlerini o kuyuya gömdüklerini söylemiştir.

İbn Cüreyc'in rivayetine göre İkrime, Resslilerin, Yemame'ye bağlı Felec kasabasında yaşayan Yasin kavmi olduklarını söylemiştir. Eğer Yasin kavmi iseler, bunlar umumi bir felakete maruz kalarak helak olmuşlardır. Nitekim onlarla ilgili olarak bir ayet-i kerimede şöyle buyu-ruluyor:

"Sadece tek bir çığlık... o kadar, hemen sönüp gittiler." (Yâsîn, 29.)

Ressliİer, Yasin kavminden başkaları olsalar dahi, yine helak edilip yerle bir edilmiştirler. Her halükârda hakikat, Taberî'nin dediklerine aykırı düşmektedir.

Ebu Bekir Muhammed b. Hasen en- Nekkaş dedi ki: Resslilerin bir kuyuları vardı. Oradan su içer ve tarlalarının tümünü sularlardı. Davranışı güzel olan adaletli bir hükümdarları vardı. Vefat ettiğinde, onun için çok üzüldüler. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra şeytan, ölmüş hükümdarlarının kılığına bürünerek onlara göründü ve: "Ben ölmedim. Ama neler yaptığınızı göreyim diye gözünüzden kayboldum." dedi. Halk bu işe çok sevindi. Halka, kendisiyle aralarına perde koymalarını emretti ve artık hiç ölmeyeceğini onlara söyledi. Çoğu kimse de onun bu sözüne inanıp fitneye kapıldılar ve ona tapmaya başladılar. Allah kendilerine bir peygamber gönderdi. Peygamber, hükümdar kılığına bürünen bu şahsın şeytan olduğunu ve perde arkasından kendilerine hitab ettiğini söyledi. Ona tapmaktan vazgeçmelerini, yalnızca ortaksız olan tek Allah'a kulluk etmelerini emretti. Süheylî dedi ki: Adı Hanzele b. Safuan olan o peygambere uykudayken vahiy gelirdi. Halk ona saldırdı. Onu öldürüp kuyuya attılar. Kuyunun suyu çekildi. Önceleri bol bol su içerken susuz kaldılar; ağaçları kurudu, ürünsüz kaldılar. Yurtlan harab oldu. Etrafları insanlarla şen-lenmişken bilahare ortalarda kimseler görünmez oldu. Yalnızlığa itildiler. Son ferdlerine kadar helak edildiler. Evlerinde, cinler ile vahşi hayvanlar yaşamaya başladı. Yaşadıkları mahalde cinlerin fısıldaşmasmdan, aslanların kükremesinden ve sırtlanların ulumalarından başka bir ses duyulmaz oldu.

Taberî, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'den rivayet ederek Rasûlul-lah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söyledi:

"Kıyamet gününde Cennet'e giren ilk insan, siyahı bir köle olacaktır. Çünkü Cenâb-ı Allah bir kasaba halkına bir peygamber göndermişti. O siyahı köleden başka ona inanan olmamıştı. Sonra o kasaba halkı o peygambere saldırmış, bir kuyu kazarak onu kuyunun içine atmışlar, sonra da üzerine sert ve ağır bir taş bırakmışlardı. İşte o siyahı köle gidip odun toplar, odunları sırtında taşıyarak getirip satar, parasıyla da yiyecek ve içecek satın alırdı. Sonra da o kuyunun yanına gelir, Allah'ın yardımıyla o kayayı kaldırır, yiyecekleriyle içeceklerini kayanın altından kuyuya sarkıtırdı. Sonra da kayayı eski haline getirirdi ve yerine yerleştirirdi. Bu durum, Allah'ın dilediği bir süre kadar devam etti. Sonra bir gün, yine her zaman yaptığı gibi odun toplamaya gitti. Odun topladı, demet haline getirip bağladı. Sırtına alacaktı ki, üzerine bir ağırlık çöktü ve uzanıp uyudu. Cenâb-ı Allah uykusunu ağırlaştırdı. Oracıkta yedi yıl uyudu. Uyanıp gerindi. Diğer taraûna döndü, uzandı ve uyumaya başladı. Cenâb-ı Allah yine uykusunu ağırlaştırdı. Yedi yıl daha uyudu. Sonra uyanıp kalktı ve odun demetini sırtına aldı. O sadece gündüzleyin bir saat kadar uyuduğunu sanıyordu. Köye geldi, odununu sattı. Sonra mutad şekilde yiyecek ve içecek satın aldı. Kuyunun bulunduğu yere gitti. Peygamberi aradı, ama bulamadı. Milleti fikir değiştirmiş, peygamberlerini kuyudan çıkarmış, ona iman etmiş ve onu tasdik etmişlerdi."

Bu hadis mürseldir. Üzerinde tartışılabilir. Taberî, Muhammed b. Kab el-Kurazî'nin sözlerine dayanarak bu kıssayı anlatmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Taberî'nin kendisi de bunu reddederek şöyle demiştir: Bu kıssada anlatılanların, Kur'ân-ı Kerim'de anlatılan Ressliler olduklarını söylemek doğru olmaz. Çünkü Cenâb-ı Allah, Resslilerin helak edilmiş olduklarım bildirmiştir. Bu hadiste anlatılan kavim, bilahare fikir değiştirerek peygamberlerini kuyudan çıkarmış ve ona iman etmişlerdir. Fakat inançsız ataları yok edilip helak olduktan sonra kendileri bazı olaylarla karşılaşmış ve o nedenle peygamberlerine iman et-mişlerse, buna bir diyeceğimiz yoktur. Doğruyu Allah bilir. Sonra Taberî, bunların hendek sahipleri (Ashab-ı Uhdud) oldukları Ş, görüşünü tercih etmiştir ki, bu zayıf bir görüştür. Halbuki hendek sahipleri, tevbe etmedikleri takdirde, ahiret azabıyla tehdid edilmişlerdir. Helak edildikleri açıkça bildirilmemiştir. Fakat Resslilerin helak edildikleri açıkça bildirilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.