El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İbrahim: (A.S.)İn Vefatı Ve Ömrü Hakkında Söylenenler

İbrahim (a.s.), Kenan oğlu Nemrud zamanında doğmuştur. Anlatıldığına göre Nemrud, meşhur kral Dahhak denilen adammış. 1000 yıl hüküm süren bu kral, çok zalim ve zorbaymış. Bazıları dediler ki: Nemrud, Nuh peygamberin …

İbrahim (a.s.), Kenan oğlu Nemrud zamanında doğmuştur. Anlatıldığına göre Nemrud, meşhur kral Dahhak denilen adammış. 1000 yıl hüküm süren bu kral, çok zalim ve zorbaymış. Bazıları dediler ki: Nemrud, Nuh peygamberin hidayet için kendilerine gönderildiği Rasib oğul-larmdandır. Zamanında bir imparator gibi olup dünyaya hükmederdi. O zamanlar bir yıldız doğup, ay ile güneşin ışıklarını alt etti. O zamanın insanları bu olaydan ürktüler; Nemrud da bundan korktu. Kahinlerle müneccimleri (astrologları) topladı. Bu olaydan ne anlam çıkardıklarını onlara sordu. "Senin halkın içinde bir çocuk doğacak. Senin saltanatın o çocuğun eliyle yıkılacak!" dediler. Bunun üzerine Nemrud, erkeklerin kadınlarla cinsel ilişki kurmalarının yasaklanmasını, o günden sonra doğacak çocukların öldürülmesini emretti. Bu emrin yürürlükte olduğu zaman zarfında İbrahim (a.s.) doğdu. Allah onu, o günahkar ve ahlaksızların sui kastından koruyup himaye etti. Onu göz alıcı ve parlak yüzlü bir genç olarak büyüttü; güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Ve önce anlattığımız işleri yaptı.

Sus beldesinde doğdu. Babil'de veya Sevad'da doğduğunu söyleyenler de olmuştur. Sevad, Kusa tarafmdadır ki, Kusa da Irak'ta bir yerdir. Önce de anlattığımız gibi, İbn Abbas'a göre o, Şam'ın doğu tarafında Berze denen yerde doğmuştur. Allah, Nemrud'u o'nun eliyle helak edince, önce Harran'a, oradan da Şam topraklarına göç etmiştir. Daha evvel de söylediğimiz gibi Kudüs taraflarında ikamet etmiştir. İsmail ve îshak adlı oğulları doğmuştu. Kendisinden önce zevcesi Sare, Ehl-i Kitabın anlattıklarına göre 127 yaşındayken Kenan elinde, Habrun kasabasında vefat etmişti İbrahim çok üzülmüş, üzerine ağıt dökmüştü. Beni Hays kabilesinden Afron b. Sahr adlı bir adamdan, 400 miskala bir mağara satın alarak Sare'yi oraya gömmüştü. Allah rahmet etsin.

Dediler ki: Sonra İbrahim, oğlu İshak'ı Refka ile evlendirdi. Refka, Nahoroğlu Betoil'in kızıydı.

Nahor da Tareh'in oğludur. İbrahim, gelini Refka'yı getirmesi için, kölesini gönderdi. Kölesi onu, süt anasını ve cariyelerini develere bindirerek beraberinde getirdi.

Daha sonra İbrahim de Kantora ile evlendi. Kaıitora da ona Zem-ran, Yakşan, Madan, Medin, Siyak ve Şoh adlı çocukları doğurdu. Kan-tora'nm bu çocukları zürriyetsiz kaldılar.

îbn Asakir, selefin bir çoğundan, Ehl-i Kitap kaynaklı olup Azrail'in İbrahim'e geliş biçiminden bahseden haberler nakletmiştir. Bunların ne kadar doğru olduğunu Allah bilir. İbrahim (a.s.)'in ansızın öldüğünü söyleyenler de olmuştur. Davud (a.s.) da ansızın vefat etmiştir. Ama Ehl-i Kitap ve başkaları buna muhalif haberler nakletmişlerdir.

Dediler ki: Sonra İbrahim (a.s.) hastalandı ve 175 yaşındayken - kimine göre 190 yaşındayken vefat etti. Beni Hays kabilesinin yaşadığı Habrun beldesinde, aynı kabileden Afron'un tarlasındaki mağaraya, zevcesi Sare'nin yanma defnedildi. Defin işini oğulları İsmail ile İshak üstlendiler. Allah'ın salat-ü selamı üzerlerine olsun. îbn Kelbî'nin de dediği gibi, İbrahim (a.s.)'in 200 sene yaşadığına delâlet eden bazı rivayetler varid olmuştur.

Ebu Hatîm İbn Hibban, Ebu Hüreyre'den naklen Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "İbrahim (a.s.) 120 yaşmday-, ken keserle sünnet oldu. Ondan sonra seksen yıl daha yaşadı."

Muhammed b. Abdullah b. Cüneyd, Ebu Hüreyre'den naklen Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "İbrahim, 120 yaşma vardığında sünnet oldu. Daha sonra seksen yıl yaşadı. Keserle sünnet olmuştu."

Yukarıdaki hadislerin metinlerinde geçen kadum kelimesini keser olarak tercüme ettik. İbn Hibban ise, Abdürrezzak'm, Kadum'un bir kasaba adı olduğunu söylediğini rivayet etmiştir.

Ben dedim ki: Sahih'deki rivayette şöyle denilmiştir: "İbrahim sünnet oldu. O zaman, doğumunun üzerinden seksen yıl geçmişti."

Başka bir rivayetteyse şu ifadelere rastlamaktayız. "İbrahim sünnet olduğunda seksen yaşındaydı." Şu halde, sünnet oluşundan sonra kaç yıl yaşamış olursa olsun, bu iki rivayetin birbirleriyle çelişecek bir tarafı yoktur. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.

Muhammed b. İsmail el Hassam el-Vasıtî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir. Sirval giyen , saçını iki bölüme ayırarak tarayan, tıraş olan, keserle sünnet olan ilk insan, İbrahim (a.s.) olmuştur. Sünnet olurken 120 yaşındaydı. Sünnet olduktan sonra seksen yıl daha yaşadı. İlk misafir ağırlayan ve ilk olarak saçına ak teller düşen de o olmuştur.»

Malik, Said b. Müseyyeb oğlu Yahya'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İlk olarak misafir konuk edip ağırlayan, ilk olarak sünnet olan, ilk olarak bıyığını kısaltan, ilk olarak saçında ak teller gören insan, İbrahim olmuştur." Saçında ak teller görmeye başlayınca: 'ya Rab! Bu nedir?" diye sormuştu. Cenâb-ı Allah ta: "Vakardır." deyince O: 'ya Rab! Vakarımı artır." demişti.

Başka raviler, bu rivayetteki hususlara şunları da eklemişlerdir: "Bıyığını ilk kısaltan, ilk tıraş olan ve ilk sirval giyen kimse, İbrahim olmuştur."

Kendisinin, oğlu İshak'm ve torunu Yakub'un mezarı, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'m Habrun kasabasında inşa ettirdiği kare biçimindeki mahaldedir. Habrun kasabası, bu gün Kudüs tarafında Halil beldesi olarak bilinen bir yerdir. Bu husus, İsrail oğulları zamanından günümüze kadar, nesilden nesile tevatür yoluyla naklen gelmiştir. Fakat mezarı, mezkur mahallenin illa da şu noktasındadır diye beiirlenemez. Bununla ilgili olarak, masum Peygamberimiz'den her hangi bir açıklama gelmiş değildir. Şu halde o mahalle saygı göstermek, oranın kadrim yüceltmek, İbrahim'in veya o'nun peygamber olan evlatlarından birinin kabri çiğnenmiş olabilir diye oralara rastgele basmamak gerekir.

îbn Asalar, Vehb b. Münebih'in şöyle dediğini rivayet etti: "İbrahim Halil (a.s.)'in kabrinin yanında bir taş bulundu. O aşınmış taşm üzerinde şu şiir vardı:

Çokça cahil olanı, emeli avuttu.

Oysaki eceli gelenler ölürler.

Eceli geleni, gücü kurtaramaz.

Vakti dolan herkes Ölür.

Kendisinden öncekilerin Öldüğü bir kimse,

Nasıl olur da kendisi ebedi kalır.

Kabirde bulunan bir insana ancak,

Sağlığında işlediği ameli arkadaş olur.