El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Îdris Aleyhîsselam

Yüce Allah buyurmuşturki: «(Ey Muhammedi) kitapta İdris'e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik.» (Meiyem, 56-57.) İdris (a.s.)'i Allah övmüş, peygamberlik ve …

Yüce Allah buyurmuşturki:

«(Ey Muhammedi) kitapta İdris'e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik.» (Meiyem,

56-57.)

İdris (a.s.)'i Allah övmüş, peygamberlik ve doğrulukla nitelemiştir. Yukarıda adı geçen Hanuh, işte bu İdris (a.s.)'dir. Rasûlullah (s.a.v.)'m şeceresinde yer almaktadır. Neseb âlimlerinin bir kısmı böyle demişlerdir.

Adem ve Şit'den sonra insanlar arasında ilk peygamber olan, İdris'tir.

İbn îshak'm anlattığına göre ilk olarak kalemle yazan, îdris'tir. Adem (a.s.)'in ömrünün 308 yılma kavuşmuştur. Bazıları dediler ki: Ha-dis-i şerifte işaret edilen zat, İdris'tir. Muaviye b. Hakem esSülenî, kum ile yazı yazma konusunu Rasûlullah (s.a.v.)'a sorduğunda şu cevabı almıştı:

«İdris, peygamberdi. Kum ile yazardı. Bir kimse onun yazısına uy-, gun yazarsa ne âlâ!.»

Tefsir ve ahkam âlimlerinin çoğu derler ki: Bu konuda ilk konuşan odur.

Onu aslanlar aslanı diye adlandırdılar. Bazısı da diğer peygamberleri, âlimleri, hekimleri ve velileri yalanladıkları gibi onu da yalanladılar.

"Onu yüce bir yere yükselttik." Buharı ve Müslim'in sahihlerinde yer alan îsrâ hadisinde anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), göğün dördüncü katında İdris (a.s.)'e uğramıştır.

İbn Cerir; Hilal b. Yesaf b. Yesaf m şöyle dediğini rivayet etti:

«İbn Abbas (r.a.), Ka'b'dan sordu. Ben de yanlarmdaydım.

- "Onu yüce bir yere yükselttik." sözünün manası nedir?

- Bu İdris'le ilgilidir. Allah ona vahyederek dedi ki: Hergün için ademoğullannın tümünün ameli kadar amelle seni daha yükselteceğim -ademoğullarından kasıt, herhalde İdris'in yaşadığı zamandaki insanlardır - İdris, amelin daha da artmasını istedi. Meleklerden bir dostu yanına geldi. Meleğe dedi İd: "Allah bana şöyle şöyle vahyetti. Daha çok salih amel işleyebileyim diye, ölüm meleğine deki, canımı geç alsın. Melek, onu kanatlarının arasına alıp göğe çıkardı. Göğün dördüncü katına geldiklerinde ölüm meleği aceleyle karşılarına çıktı. îdris'i taşımakta olan meleğe sordu:

- İdris nerede?

- İşte sırtımda!

- Hayret!. Bana: "Git.. İdris'in ruhunu göğün dördüncü katında teslim al." dediler. Oysaki o yeryüzünde idi!..

Evet.. Ölüm meleği, göğün dördüncü katında İdris'in canını aldı. "Onu yüce bir yere yükselttik." sözünün manası işte budur.»

İbn Ebi Hatîm, "Onu yüce bir yere yükselttik." mealindeki ayet-i kerimenin tefsirini yaparken şöyle der: İdris, dostu olan meleğe : "Ömrümün ne kadar kaldığım ölüm meleğine sor." dedi. Sordu - İdris de yanındaydı -:

- İdris'in ne kadarlık ömrü kaldı? .

- Bilmiyorum.. Hele bir bakayım..

Baktı, sonra cevap verdi: "Sen bana bir anlık ömrü kalmış bir adamı soruyorsun." Diğer melek, kanadının altında taşımakta olduğu İdris'e baktı ki ölmüş, cansız duruyor. Öldüğünü de kendisi farketmemişti. Bu anlatılanlar, îsrailiyattandır. Bazıları münherdir, hiç duyulmamıştır.

"Onu yüce bir yere yükselttik." mealindeki ayetle ilgili olarak Mücahid dedi ki: İdris, İsa'nın göğe çıkarılışı gibi çıkarıldı, ölmedi. Eğer bunun kasdettiği, onun şu ana kadar ölmemiş olması ise, bu tartışma götürür. Yok eğer kasdettiği, onun sağ olarak göğe çıkarılıp bilahare orada ruhunun teslim alındığı ise bu, Önceki sayfalarda Kabü'l-Ahbar'dan nakledilen rivayete ayları olmaz. Doğrusunu Allah bilir. "Onu yüce bir yere yükselttik." mealindeki ayetle ilgili olarak Avfî, İbn Abbas (r.a.)'m şöyle dediğini rivayet eder: İdris, altına kat göğe çıkarıldı ve orada vefat etti.

Dahhak da böyle demiştir.

Buharı ve Müslim'in, sahihlerinde ittifak ettikleri bir hadise göre İdris (a.s.), göğün dördüncü katandadır İd doğrusu da budur. Mücahid ve bazı kimseler de böyle söylemişlerdir. Hasan Basrî, ayet-i kerimede geçen yüce yerin, Cennet olduğunu söylemiştir. Bazıları da dediler ki: İdris (a.s.), babası Mehlayıl oğlu Yerd'in sağlığında göğe yükseltilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Bazı kimselerin iddiasına göre İdris (a.s.), Nuh (a.s.)'dan önce değil de israiloğulları zamanında yaşamıştır.

ibn Mesud ve İbn Abbas'tan naklederek Buharı: "İlyas, İdris'in ta kendisidir." dedi. Ve bunlar böyle derken de, Zührî'nin Enes (r.a.)'den rivayet etmiş olduğu İsrâ hadisine dayandılar: Rasûlullah (s.a.v.), miraç gecesinde İdris'e uğradığında idris, ona: Merhaba ey salih kardeş ve ey salih peygamber, dedi. Adem ve İbrahim'in: Merhaba ey salih peygamber ve ey salih oğul, dedikleri gibi hitap etmedi.

«Şayet İdris, Peygamber Efendimizin dedelerinden olsaydı, Adem ile İbrahim'in dedikleri gibi: Merhaba ey salih oğul! derdi.» denilmiştir. Ancak bu sağlam bir delil değildir. Çünkü ravi, bunu iyi ezberlememiş olabilir. Ya da İdris (a.s.), alçakgönüllülüğünden dolayı Peygamber (s.a.v.) Efendimize o şekilde hitapta bulunmuş olabilir. Peygamber Efendimiz'e, Adem ile İbrahim peygamberlerin yaptıkları gibi babalık edası takınmamışlar. Adem, beşeriyetin babasıdır. İbrahim de Rahmanın dostu ve Muhammed (s.a.v.)'den sonra Ûlu'1-azm peygamberlerin en büyüğüdür. Allah'ın salat ve selamı hepsinin üzerine olsun.

4.Bölüm