Uğraması.
İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Ömer (r.a.)'in şöyle dediğini rivayet etti. Rasûlullah (s.a.v.) halkı Tebük'e götürdüğünde onları, Semud milletinin evlerinin bulunduğu Hicr mıntıkasına da götürdü. Halk, Semud milletinin sulannı içmiş olduğu kuyulardan su çekti. O sularla hamur-lannı yoğurup kazanlanm kurdular. Rasûlullah (s.a.v.)'m emri üzerine kazanlanndaki sulan döktüler. O sularla yoğurmuş olduklan hamurla-n da develere yedirdiler. Rasûlullah (s.a.v.) daha sonra halkı ahp, Salih peygamberin devesinin suyunu içmiş olduğu kuyunun yanına götürdü. Azaba uğramış milletin yurduna girmekten onlan alıkoydu ve şöyle dedi: «Onlara gelen belanın size de gelmesinden korkanm. Onun için, yurtlanna girmeyin.»
Yine İmam Ahmed dedi ki: AfFan, Abdullah b. Ömer'den rivayet ederek Rasûlullah (s.a.v.)'m Hicr mmtıkısmdayken şöyle buyurduğunu söyledi: «Şu azaba uğramışların yurduna ancak ağlayarak girin. Eğer ağlamayacaksanız girmeyin. Yoksa, onlara gelen musibet size de gelir.»
Bazı rivayetlerde anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Semud halkının harabelerinin yanından geçerken başım semaya kaldınr, bineğini hızlandırır ve beraberindekileri o harabelere girmekten men'ederdi.
Ancak ağlayarak oralara girmelerine izin verirdi. Bir rivayette de şöyle buyurduğu nakledilir: "Eğer ağl ay anlıyorsanız, onlara gelen belanın size de gelmesinden korkarak ağlamaya çalışın." Allah'ın salat-ü selamı Rasûlullah'ın üzerine olsun.
İmam Alımed b. Hanbel, Amir b. Sa'd'ın şöyle dediğini rivayet etti: "Tebük gazvesine gidilirken insanlar, Hicr halkına doğru koşuştular." Durumdan haber alan Ra,sûlullah (s.a.v.), "Namaz kılmak üzere toplanın." diye seslendi. Yanına vardım. Devesinin yularını tutmuş şöyle diyordu:
"Allah'ın gazab ettiği bir milletin yanma ne diye gidiyorsunuz?" Adamın biri: "Onlara hayret ediyoruz ya RasûlaUah!" diye yüksek sesle karşılık verdi. O da buyurdu ki: "Size bundan daha çok hayret edilecek bir durumu haber vereyim mi? İçinizden bir adam, sizden önce olanlarla sizden sonra olacak şeyleri size haber veriyor. Şu halde kendinize çekidüzen verip doğru dürüst davranın. Çünkü Allah, sizi azablandırmakla yorgunluk duymaz ve sizden sonra öyle bir kavim gelir ki, kendilerinden hiç bir şeyi savamazlar."
Anlatıldığına göre Salih peygamberin kavmi, çok uzun ömürlü kim-selermiş. Balçıktan evler yaparlarmış. Ama bu evler, onlardan birinin ölümünden önce yıkılıp harab olurmuş. Bunun üzerine kendileri için dağlarda kayalardan evler oymaya başlamışlar.
Salih peygamberden bir mucize istediklerinde, Cenâb-ı Allah onlara kayadan bir dişi deve çıkarmış. Bu deveye ve karnındaki yavrusuna ilişmemelerini emretmiş, yoksa Allah'ın azabına uğrayacaklarını bildirerek onları sakındırmış; ama eninde sonunda bu deveyi boğazlayacaklarını ve bunun da onların helaklerine neden olacağını bildirmiş. Deveyi boğazlayacak olan caninin evsafım dahi vermiş; onun sarışın, mavi gözlü bir kimse olacağını bildirmiş. Bunun üzerine Semud halkı, ebeleri ülkenin dört bir yanma göndererek, bu evsafta doğan bir çocuk olursa onu derhal öldürmelerini emretmişler. Bu hal, uzun süre böyle, devam etmiş. O zaman mevcud olan nesil inkıraza uğrayıp yerini başka bir nesil almış. Zamanın birinde Semud halkının reislerinden biri, başka bir reisin kızını oğluna istemiş, oğlunu o kızla evlendirmiş. Salih peygamberin devesini boğazlayacak olan Kudar b. Salif, bu evlilikten doğmuş. Ana babası ve dedeleri halkın şereflisi olduğu için, ebeler, doğan bu çocuğu öldürememişlerdi. Bu çocuk (yani Kudar b. Salif), emsalleri olan diğer çocukların bir ayda aldıkları mesafeyi bir haftada alarak hızlı bir büyüme gösterdi. Gün geldi,emrine uyulur bir reis oldu. Deveyi boğazlama tutkusuna kapıldı. Eşraftan sekiz kişi daha bu komploda ona katıldılar. Salih peygambere suikast planlayan dokuz kişi, işte bunlardı.
Nihayet deveyi boğazladılar. Durumdan haberdar olan Salih peygamber, ağlayarak yanlarına geldi.
Özür dileyerek onu karşıladılar. Dediler ki:'Bu işi bizim grup yapmadı. Yalnız şu yeni yetmelerimiz
bu kötülüğü işlediler. Denilir ki, Salih peygamber onlara, devenin yavrusunu bulup ona ölen
anasının yerine iyi davranmalarını emretti. Yavrunun peşine düştüler. Yavru, orada bulunan yüksek
bir dağa tırmandı. Onlar, da tırmanmaya başladılar. Ama yavru, dağın o kadar yüksek bir yerine
çıktı ki, arkasındakiler ona ulaşamadılar. Oraya ancak kuşlar ulaşabilirlerdi.'Yavru, dağın o yüksek
yerine çıktıktan sonra ağlamaya başladı; gözlerinden yaşlan boşandı. Sonra Salih peygambere
yüzünü çevirdi ve üç defa böğürdü. İşte o zaman Salih (a.s.), kavmine şöyle dedi:
«Yurdunuzda üç gün daha kaim. Bu, yalanlanmayacak bir sözdür.»(Hûd, 65.) Onlara böyle bir tehditte bulunduktan sonra, ertesi gün sabanla-dıklarında yüzlerinin sararacağım,
ikinci gün kızaracağını, üçüncü gün kararacağını haber verdi. Dördüncü güne girdiklerinde, yıldırım
gibi bir çığlık kendilerine geldi ve yurtlarında çökmüş vaziyette helak oldular...
Bu kavimden ve bu kavmin kıssasından bahseden Kur'ân ayetlerinin zahirinden anlaşıldığına göre,
bunlarla ilgili olarak nakledilen haberlerin bazısında Kur'ân haberlerine muhalefet vardır. Nitekim
daha önce de bundan söz etmiştik. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.

