El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Zayıf Bir Kul Olduğu Halde Mütekebbirlik Elbisesine Bürünerek Rablık İddiasında Bulunan Ve Yüce Allah İle Boy Ölçüşmek İsteyen Nemrud'la İbrahim (A.S.)'in Münazarası

Yüce Allah buyurdu İd: «Allah kendisine hükümranlık verdi diye, İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Rabbim, dirilten ve öldürendir." demişti. "Ben de diriltir ve öldürürüm.» dedi. İbrahim: …

Yüce Allah buyurdu İd:

«Allah kendisine hükümranlık verdi diye, İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Rabbim, dirilten ve öldürendir." demişti. "Ben de diriltir ve öldürürüm.» dedi. İbrahim: "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene"dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah, zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.» (el-Bakara,258.)

Yüce Allah, dostu İbrahim'in, kendini Rab yerinde gören zorba ve asi hükümdarla yaptığı münazarayı anlatıyor. İbrahim (a.s.), o zorba hükümdarın delillerini boşa çıkarmış; bilgisizliğinin çokluğunu, aklının kıtlığını ortaya koymuştu. Kuvvetli delillerle onu susturmuş, doğru ve delilli geniş yolu ona izah edip göstermişti.

Tefsircilerle diğer neseb ve rivayet uleması dediler ki: Ayette sözü edilen hükümdar, Babil kralı Nemrud'tur. Babasının adı, Kuşoğlu Kenan'dır. Kuş, Şam'ın oğludur. Sam da Nuh (a.s.)'un oğludur. Mücahid ve diğerleri dediler ki: Nemrud, dünyaya hükmeden bir kı-raldı. Anlatıldığına göre dünya hükümdarları dört tanedir. Bunların ikisi mü'min, ikisi de kafirdir. Mü'min olanlar, Zülkarneyn ile Süleyman'dır. Kafir olanlarsa, Nemrud ile Buhtü'n-Nasr (Nabokodonas-ser)'dır.

-Rivayetlere göre Nemrud, 400 sene hüküm sürmüş; azgınlık ve taşkınlık yapmış, Allah'ın buyruğundan çıkıp zorbalık yapmış ve dünya hayatını ahirete tercih etmiştir. İbrahim peygamber onu, bir ve ortaksız olan Allah'a kulluk etmeye çağırdığında cahilliği, sapıklığı ve tûl-i emel sahibi oluşu onu, yaratıcıyı inkara sevketmiş, bu konuda İbrahim'le tartışmaya girişmiş, Rablık iddiasında bulunmuştu. İbrahim peygamber: "Rabbim dirilten ve öldürendir." dediğinde, «Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti.

Katade, Süddî ve Muhammed b. İshak dediler ki: Nemrud, ölüm cezaları kesinleşmiş iki adamı huzuruna getirterek, birinin öldürülmesini, diğerinin de serbest bırakılmasını emretmekle; güya birini öldürmüş, diğerini diriltmiş gibi oldu. Elbette bu davranışı İbrahim peygamberin sözüne bir cevap sayılmazdı. Zira Nemrud'un sözü, konu dışı olup bir göz boyama ve saptırmadan ibaretti. Bu gerçekte tartışmadan çekilmedir.

İbrahim Halil (a.s.), canlılara hayat verme ve onları öldürme gibi cereyan eden olayları göstererek, kainatın yaratıcısının varlığına ilişkin deliller ortaya koymuştu. Bu olup bitenler, kendiliklerinden olmayıp mutlaka bir yaratıcıya istinad etmek zorundaydılar. Gözlerimizle müşahede ettiğimiz varlıkları yaratıp hizmetimize boyun eğdiren, gezegenleri fezada yüzdüren; rüzgarları, bulutları ve yağmurları semada hareket ettiren; gözlerimizle ayan beyan gördüğümüz şu kadar canlıyı yaratıp yaşatan, sonra da öldüren bir failin mevcud olması zorunludur. Bu nedenle İbrahim (a.s.): "Benim Rabbim, dirilten ve öldürendir." demişti. Ama o cahil hükümdar: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. Gözlerle müşahede edilen olayların failinin kendisi olduğunu söylemiş, büyüklük taslayarak inatçılık etmişti. İki ölüm mahkumunu huzuruna getirterek birini öldürme, diğerim serbest bırakma emrini vermekle, İbrahim (a.s.)'in sorusuna cevap vermiş sayılmadı. Çünkü bu hareketiyle, İbrahim'in delilini çürütememiş, onun inancına karşı bir delil ileri süre-memişti.

O hükümdarın bu münazarada mağlub olduğunu orada bulunanların çoğunluğu belki farkedememişti. Bu nedenle İbrahim (a.s.), yaratıcının varlığını açıklayan, Nemrud'un iddiasını boşa çıkaran ve onun yenik düştüğünü açıklıkla ortaya koyan bir başka delil Öne sürdü:

İbrahim: "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getirsene." dedi. Yani hizmetimize boyun eğdirilmiş olan bu güneş; yaratıcısının, gökte yüz durucusunun ve kontrol altında bulunduranın disipline ettiği gibi her gün doğudan doğuyor. Onu kontrol altında tutan, herşeyin yaratıcısıdır. O'ndan başka tanrı yoktur. İddia ettiğin gibi dirilten ve öldüren bir kimse isen, şu güneşi batıdan doğdursana! Çünkü dirilten ve öldüren bir kimse, dilediği her işi yapar ve hiç bir engelle karşılaşmaz; hiç bir güç tarafından da mağlub edilemez. Aksine, herşeyi emri ve hakimiyeti altına alır. İddia ettiğin gibi bir tanrı isen, haydi bu işi yap bakalım. Yapamazsan, demek ki iddia ettiğin gibi biri değilsin. Sen ve herkes pekala biliyorsunuz ki, sen bu işin üstesinden gelemezsin. Bırak şu işi de, bir sivrisineği bile yaratmaktan veya ona galip gelmekten acizsin!

Hz. İbrahim, onun sapıklığım, cahilliğini, yalan iddiada bulunduğunu, tuttuğu yolun yanlışlığını; bu iddialarıyla, cahil kavmi yanında caka sattığını açıkladı. Nemrud'un, İbrahim'e verecek cevabı kalmamıştı. Susmuş, konuşmaktan kesilmişti.

"İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez."

Süddî'nin anlattığına göre bu münazara, ateşten çıktığı gün İbrahim ile Nenırud arasında cereyan etmiştir. O güne kadar ikisi bir araya gelmiş değildi. O gün bir araya gelerek tartışmışlardı.

Abdürrezzak'ın, Zeyd b. Eslem'den rivayet ettiğine göre Nemrud'un yanında yiyecek maddesi vardı. Halk, erzakım almak için onun yanına geliyordu. İbrahim de bir grup insanla birlikte erzak almak için Nemrud'un yanına geldi. O güne kadar İbrahim (a.s.), Nemrud'la bir araya gelmiş değildi. Aralarında mezkur tartışma cereyan etti. Diğerlerine verdiği halde İbrahim'e azık vermedi. İbrahim, erzak almadan Nemrud'un yanından çıkıp gitti. Evine yaklaştığında bir toprak yığınına yöneldi. Her iki çuvalını da toprakla doldurdu. "Eve vardığımda ailemi, içinde toprak bulunan bu çuvallarla oyalarım." demişti. Eve varınca yükünü indirdi, yatağına girip uyudu.

Öte taraftan karısı Sare, çuvallara yöneldi, her iki çuvalın da güzel yiyeceklerle dolu olduğunu gördü. Çuvaldan çıkardıklanyla yemek yaptı.

İbrahim uyandığında, yaptıkları yemeği görünce: «Bu yemek size

nereden geldi?." diye sordu. Zevcesi Sare: "Çuval içinde getirdiğin yiyeceklerle yaptım.» deyince İbrahim, bunun yüce Allah tarafından kendilerine ihsan edilen bir rızık olduğunu anladı.

Zeyd b. Eşlem dedi ki: Cenâb-ı Allah o zorba hükümdara, kendisini imana çağıran bir melek gönderdi. Ama o, meleğin çağrısına olumlu cevap vermedi. Melek ikinci defa geldi; Nemrud yine olumlu cevap vermedi. Melek üçüncü defa geldiğinde yine olumlu cevap alamayınca Nem-rud'a: "Sen ordunu topla. Biz de ordumuzu toplayalım!" dedi. Bunun üzerine Nemrud, gün doğumu esnasında askerlerim ve ordusunu topladı. Cenâb-ı Allah ta ona karşı sivrisinekler ordusunu gönderdi. Sivrisinekler o kadar çoktu ki, güneş görünemiyordu. Bu orduyu Cenâb-ı Allah, Nemrud'a ve askerlerine saldırttı. Onların etlerim ve kanlarını yediler; çıplak kemiğe dönüştürdüler. Bu sivrisineklerden biri Nemrud'un burun deliğinden içeri girdi ve beynine yerleşti. Orada tam 400 sene kaldı. Cenâb-ı Allah bu sinekle onu azablandırdı. Bu süre boyunca, ta ölünceye kadar, acısını dindirmek amacıyla kafasına külünkle vurulurdu.