El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdullah B. Ali'nin, Kardeşinin Oğlu Ebu Cafer El-Mansura Karşı Ayaklanması

Ebu Cafer el-Mansur, kardeşi Seffah'm ölümünden sonra hac dönüşünde Kûfe'ye girdi. Cuma günü halka hutbe irad etti ve namaz kıldırdı. Oradan ayrılıp Enbar'a gitti. Bu arada Iraklılardan, Kura- ll ve Şam dışındaki diğer …

Ebu Cafer el-Mansur, kardeşi Seffah'm ölümünden sonra hac dönüşünde Kûfe'ye girdi. Cuma günü halka hutbe irad etti ve namaz kıldırdı. Oradan ayrılıp Enbar'a gitti. Bu arada Iraklılardan, Kura-

ll ve Şam dışındaki diğer beldelerden kendisine bey'at edil-

mişti. Mansur'un gelişine kadar İsa b. Ali, beytü'1-maldaki paraları eşyaları muhafaza altına almıştı. Ebu Cafer el-Mansur gelince, yönetimi ona devretti, beytü'1-mah teslim etti.

Ebu Cafer el-Mansur, amcası Abdullah b. Ali'ye mektup yazarak Seffah'm ölüm haberini iletti. Abdullah b. Ali, Seffah'm ölüm haberini alınca halkın camide toplanmasını emretti. Komutanlar ve halk gelip toplandılar. Abdullah b. Ali, onlara Seffah'm ölüm haberini bildirdi. Sonra bir hutbe irad etti. Kendisini Mervan'm üzerine göndermesi esnasında, şayet Mervan'ı hezimete uğratacak olursa Seffah'ın kendisini velihat tayin ettiğini iddia etti. Bazı Iraklı komutanlar da onun bu iddiasının doğruluğuna şahitlik ettiler. Bunun üzerine halk kalkıp ona bey'at etti. Kendisi de Harran'a döndü. Harran şehrim kırk günlük bir kuşatmadan sonra Mansur'un valisinden teslim aldı. Harran valisi Mukatil el-Atikî'yi öldürdü.

Ebu Cafer el-Mansur, amcası Abdullah b. Ali'nin yaptıklarını duyunca Ebu Müslim el-Horasanî'yi birkaç komutanın emri altındaki büyük bir ordu ile Harran'a gönderdi.

Abdullah b. Ali, Harran'da gerekli istihkam tedbirlerini almış, kendini sağlama almıştı. Kendisine lazım olan yiyecek ve silahlan bol miktarda depolamıştı. Ebu Müslim el-Horasanî, öncü kuvvetlerinin komutanlığında Malik b. Heysem el-Huzaî'nin bulunduğu bir ordu ile onun üzerine hareket etti. Abdullah b. Ali, Ebu Müslim'in gelmekte olduğu haberinin kesin olarak doğru olduğunu anlayınca, Iraklı askerlerin kendisine bağlı kalmayacaklarından korktu ve onlardan 17.000 kişiyi öldürdü. Hamid b. Kahtabe'yi de öldürmek isteyince Ha-mid, hemen oradan kaçarak Ebu Müslim'in yanına gitti.

Sonra Abdullah b. Ali, Harran'dan kalkıp Nusaybin'e gitti ve orada ordugah kurdu. Ordugahın çevresine hendek kazdırdı. Bu sırada Ebu Müslim geldi. Bir tarafta ordugah kurdu ve Abdullah'a: «Ben seninle savaşmakla emrolunmadım, halife beni Şam'a vali olarak gönderdi. Biz oraya gidiyoruz.» diye bir mektup yazdı. Şamlılar onun bu sözlerinden korkup: «Çoluk çocuğumuza, evlerimize; "mallarımıza zarar verilmesinden korkuyoruz. Biz Şam'a gidiyoruz. Ebu Müslim'e ^arşı çoluk çocuğumuzu, evlerimizi ve mallarımızı savunacağız.» defler. Abdullah onlara: «Yazıklar olsun size! Vallahi, o sadece bizimle Savaşnıaya gelmiştir.» dediyse de onlar kabul etmediler ve Şam'a gitmekte ısrar ettiler. Bunun üzerine Abdullah da bulunduğu yerden yl Şam tarafına yöneldi.

kbu Müslim ise, hemen harekete geçip Abdullah'ın yerinde ordu- kurdu. Çevredeki suları kuruttu. Abdullah'ın terkettiği ordugah,

çekten ^ kir yerde idi. Abdullah ve arkadaşları mecbur kalıp Ebu Müslim'in eski yerine giderek ordugah kurdular. Orasının iyi bir yer olmadığını gördüler. Sonra Ebu Müslim saldırıya geçip savaşı başlattı. Bu savaş beş ay müddetle devam etti. Abdullah'ın süvarilerinin komutanı, kardeşi Abdüssamed b. Ali, sağ cenah komutanı Bekkar b. Müslim el-Ukaylî, sol cenah komutanı Habib b. Süveyd el-Esedî idi. Ebu Müslim'in sağ cenah komutanı Hasan b. Kahtabe, sol cenah komutanı Ebu Nasr Hazim b. Huzeym idi. Savaşın cereyan ettiği bu uğursuz günlerde, iki taraftan da adamlar öldürüldü. Ebu Müslim saldırıya geçtiğinde şu şiiri okudu:

«Kim ailesinin yanma dönmeye niyet etmişse, Bunu yapmasın. Ölümden kaçan ölüme yakalanır.» Ebu Müslim için gölgelik altında bir taht kuruldu. Tahtına oturdu. İki ordu karşı karşıya geldiğinde Ebu Müslim, kendi ordusunun safları arasında bir boşluk görünce hemen haber göndererek orayı düzelttiriyordu. Bu senenin cemaziyelahir ayının 7'sinde, sah ya da çarşamba günü iki taraf karşı karşıya geldi, şiddetle savaştılar. Ebu Müslim onlara bir tuzak hazırladı. Sağ cenah komutanı Hasan b. Kahtabe'ye haber gönderip az sayıdaki adamı yerinde bırakıp diğer askerlerini yanına alarak sol cenaha katılmasını emretti. Şamlılar bunu görünce, kuvvetlenen sol cenah hizasındaki zayıflamış sağ cenaha yüklendiler. O esnada Ebu Müslim, merkezdeki askerlerine haber gönderip sağ cenahta kalan askerlerle birlikte Şamlıların sol cenahına saldırmalarını emretti. Şamlıların merkez kuvvetleri ile sağ cenahları arasında bir karışıklık meydana geldi. Bu esnada Ebu Müslim'in askerleri, Şamlıların üzerine hamle yaptılar ve onları tamamen bozguna uğrattılar. Abdullah b. Ali, yenilgiye uğradı. Ebu Müslim, onların ordugahını ele geçirdi.

Ebu Müslim, askerlere eman verdi, hiçbirini öldürmedi. Ebu Cafer el-Mansur'a bir mektup yazarak zaferi bildirdi. Ebu Cafer el-Man-sur, azatlısı Ebü'l-Hasib'i, Abdullah'ın ordugahında bulunup ele geçirilen mallan sayması için cepheye gönderdi. Ebu Müslim el-Horasanî buna kızdı.

Netice olarak ülkenin her tarafı Ebu Cafer el-Mansur'un eline geçti ve hakimiyeti güçlendi.

Abdullah b. Ali ve kardeşi Abdüssamed, kendi yönlerinde ilerlediler. Rusafe'ye vardıklarında Abdüssamed orada kaldı. Ebü'l-Hasib, görevinden dönüşünde onu orada gördü. Zincire vurup beraberinde Ebu Cafer el-Mansur'a götürdü. Ebu Cafer de onu İsa b. Musa'ya teslim etti. İsmail b. Ali onun için eman diledi. Ebu Cafer el-Mansur da ona eman verdi.

Abdullah b. Ali'ye gelince o, Basra'da bulunan kardeşi Süleyman b. Ali'nm yanma, gitti. Bir süre orada kaldı. Sonra Ebu Cafer el-Man-sur, Basra'da bulunduğunu haber alınca, emir göndererek onu Beni Üsame'nin evinde hapsettirdi. Evin damına tuz serdirdi, sonra üzerine su döktürerek tuzu erittirdi. Böylece ev Abdullah'ın üzerine yıkıldı ve Abdullah öldü. Bu da Ebu Cafer el-Mansur'un hilekarlığının örneklerinden biri idi. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

Abdullah b. Ali, hapiste yedi yıl kalmıştı. Sonra içinde bulunduğu odanın damı üzerine yıkılmış ve hayatını kaybetmişti. Nitekim bu husus inşaallah yeri geldiğinde açıklanacaktır.