El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ahmed B. Ebi Duad

Babası Ebu Duad'ın asıl adı Ferec'di. Da'mi olduğu da söylenir. Sahih rivayete göre Ebu Duad, onun hem adı hem de künyesiydi. İyad kabilesindendi. Mutezile mezhebine mensuptu. İbn Hallikan, onun nesebini şöyle …

Babası Ebu Duad'ın asıl adı Ferec'di. Da'mi olduğu da söylenir. Sahih rivayete göre Ebu Duad, onun hem adı hem de künyesiydi. İyad kabilesindendi. Mutezile mezhebine mensuptu.

İbn Hallikan, onun nesebini şöyle nakletmiştir: Ebu Abdillah Ahmed b. Ebi Duad Ferec b. Cerir b. Malik b. Abdullah b. Abbad b. Sel-lam b. Abdi Hind b. Abdi Necm b. Malik b. Feyz b. Men'a b. Bürcan b. Devs el-Hüzeli b. Ümeyye b. Huzeyfe b. Züheyr b. İyad b. Ed b. Maad b. Adnan.

Hatib Bağdadî dedi ki: «İbn Ebi Duad, Mutasını'm, sonra Vasık'ın zamanlarında kadi'l-kudatlık yaptı. Cömertlik ve eli açıklıkla nitelenmişti. Güzel ahlak sahibiydi, edepli bir insandı. Şu var ki o, Cehmiye mezhebine mensub olduğunu ilan etti. Sultan onu, Kur'ân'ın mahluk olduğu ve Allah'ın ahirette görülmeyeceği hususunda insanları imtihan etmekle görevlendirdi.»

Solî dedi ki: «Bermekilerden sonra onun kadar halife tarafından ikram gören başka bir kimse yoktu. İnsanları Kur'ân'ın mahlukluğu ve Allah'ın ahirette görülmeyeceği safsatasında sıkıntıya sokmuş olmasaydı, bütün insanlar onun etrafında toplanırlardı.»

Anlatıldığına göre Ahmed b. Ebi Duad hicretin 160. senesinde doğmuştur. Yahya b. Eksem'den yirmi yaş daha büyüktü.

İbn Hallikan'm ifadesine göre Kinnesrin şehrindendir. Babası tacirdi, Şam'a gelip giderdi. Sonra Irak'a uğramaya başladı. Oğlu Ah-med'i beraberinde Irak'a götürdü. Orada ilimle meşgul oldu. Vasıl b. Ata'nın arkadaşlarından Heyyac b. Alâ es-Sülemî'nin sohbetine katıldı. Ondan dersler almaya başladı. İşte böylece Mutezile mezhebinin esaslarını ondan aldı. Anlatıldığına göre o, Kadı Yahya b. Eksem'le de bir arada bulunur, ondan ilim tahsil ederdi.

İbn Hallikan, "el-Vefeyat" adlı kitabında onun biyografisini uzun uzadıya nakletmiştir.

Şairlerden biri Ahmed b. Ebi Duad'ı Överek onun hakkında şöyle

demiştir:

"Rasûlullah ve halifeler bizdendir, Ahmed b. Ebi Duad da bizdendir."

Bir başka Şair de ona şu reddiyeyi yazmıştı:

"Nizarlılara karşı övünenlere de ki: Onlar yeryüzünde kulların

efendileridirler.

Rasûlullah ve halifeler bizdendir. Beni İyad'ın veledi zinalarından uzağız. Ahmed b. Ebi Duad'ın fikirlerini benimserlerse, İşte o zaman İyad bizden değildir."

Kadı Ahmed b. Ebi Duad, bu şairin kendisini hicvettiğini duyunca: "Eğer cezalandırmayı nahoş bir hareket olarak görmüş olmasaydım bu şairi, hiç kimsenin şimdiye kadar cezalandırmadığı bir şekilde cezalandırırdım." dedi ve şairi affetti.

Hatib Bağdadî, Cerir b. Ahmed b. Ebu Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ahmed b. Ebi Duad, namaz kılacağı zaman ellerini semaya kaldırıp Rabbino hitab eder ve şöyle derdi:

"Sen zayıf bir sebep değilsin,

İşler ancak kuvvetli sebeplerle başarılır.

Bu gün sana ihtiyacımız vardır.

Tabip ancak sancılı saatlerde davet edilir."»

Tbnkesîr

Hatib Bağdadî'nin rivayetine göre şair Ebu Temraam, bir gün Ah-med b. Ebi Duad'ın yanma gitmişti. Ahmed ona şöyle demişti: -- Öyle sanıyorum ki beni kınayacaksın.

- Kişi ancak bir tek ferdi kınayabilir, oysa sen bütün insanlıksın.

- Bunu da nereden çıkarıyorsun?

- Şair Ebu Nevvas'ın şu sözünden çıkarıyorum:

"Bütün âlemi bir kişinin vücudunda toparlamak ve bir araya getirmek Allah'ın yapamayacağı bir iş değildir."

Yine şair Ebu Temmam, bir gün Ahmed b. Ebi Duad'i şu sözlerle övmüştü:

"Ahmed b. Ebi Duad'ın iyilik, ve ihsanları,

Zamanın bütün üzüntülerini ve kötülüklerini unutturdu.

Ülkenin her neresine sefer yapacak olursam,

Ey Ahmed, bineğimdeki azıkların senin cömertliğinin sayesinde elde edilmiştir.

Senin hakkında çok güzel zanlarım ve ümitlerim vardır. Her ne kadar muzdarip ve mütereddid bir şekilde ülkenin bazı yerlerine yolculuğa çıksam da..."

Ahmed b. Ebi Duad, Şair Ebu Temmam'a bu şiiriyle ilgili olarak "Bunu sen kendi düşüncenin ürünü olarak mı söyledin, yoksa başkasından mı esinlendin?" diye sordu. Ebu Temmam şöyle dedi: "Bu şiir tamamen bana aittir. Yalnız Ebu Nüvas'ın şu sözlerinden esinlendim:

"Şayet bir gün sürç-i lisan ederek bir başkasını övecek olursam; Bilesin ki, övmek istediğim, sensin."

Muhammed b. Solî dedi ki: Şair Ebu Temnıam'm, Ahmed b. Ebi Duad'a yaptığı methiyelerin en seçkinlerinden biri de şudur:

"Ey Ahmed! Hasedçiler çoktur,

Alicenâb kimselerin sayımı yapılacak olursa senin bir benzerin ve dengin yoktur.

Öyle bir makama oturdun ki; faziletlisin, herkesten öndesin, şerefe ve çok eskiye dayalı övünce sahip olan gururlu birisin.

Bütün zengin veya yoksul herkes göğe yükselseler bile sana muhtaçtırlar.

Her taraftan şeref gelip sende son bulur, senin bir adım dahi ötene gidemez.

Sen İyad kabilesinin dolunayısın, bunu onlar da inkar etmiyorlar. İyad kabilesinin fertleri de halk için birer dolunaydırlar. Tevazuundan ötürü sana emir denilmesini istemedin; Oysa emir diye çağırılanların emirisin sen. Bütün eller sana açılıp bir şeyler ister senden. Bütün yükseklikler de hep seni gösterir."

Ben derim ki: Şair, bu beyitlerde çok büyük hatalar yapmış, aşın mübalağalara yönelmiştir. Bu şair böylesine zayıf, miskin, sapık ve saptırıcı bir mahluk hakkında ancak makam olarak Cehennem'i düşünmeliydi.

İbn Ebi Duad, bir gün adamın birine şöyle demiş:

- Niçin benden birşey istemiyorsun?

- Eğer senden birşey isteyecek olsaydım sana bu dostluğun bedelini de ödemem gerekirdi.

- Doğru söyledin.

Böyle dedikten sonra Ahmed b. Ebi Duad o adama 5.000 dirhem para göndermişti.

İbn Arabî dedi ki: «Adamın biri Ahmed b. Ebi Duad'dan kendisini bir bineğe bindirmesini istemiş, Ahmed de kölesine şu emri vermişti: "Ey köle; şu adama bir deve, bir katır, bir beygir, bir at ve bir de cariye ver." Kölesine bu emri verdikten sonra kendisinden deve isteyen adama şöyle demişti: "Eğer sana verilmesini emrettiğim bu hayvanlardan başka bir binek çeşidi bulunduğunu bilseydim onu da sana verirdim."»

Hatib Bağdadî, Ahmed b. Ebi Duad'ın cömertliğine, fesahatma, edebiyatına, yumuşak huyluluğuna ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamada gayretli ve çabuk davranışına, halifeler nezdindeki makamının yüksekliğine delâlet eden haberleri, bir cemaatten senetleriyle birlikte rivayet etmiştir. Muhammed el-Mehdi b. Vasık'tan rivayet olunduğuna göre; adamın biri bir gün Vasık'ın huzuruna girip selam vermiş, Vasık ise selamını almamış, aksine ona şöyle demişti:

- Allah seni salim kılmasın.

- Ey müminlerin emiri! Hocan seni ne kötü terbiye etmiş? Yüce Allah bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuş: "Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla ona mukabele edin." (en-Nisâ, 86.) Sen bana selamımdan daha güzeli ile mukabele etmediğin gibi aynıyla da mukabelede bulunmadın.

Orada hazır bulunan Kadı Ahmed b. Ebi Duad, halife Vasık'a:

- Ey mü'minlerin emiri, bu adam kelamcıdır, deyince Vasık:

- Onunla münazara yap, dedi.

Ahmed b. Ebi Duad, o adama şöyle sordu:

- Ey şeyh, Kur'ân hakkında ne dersin? Kur'ân mahluk mudur değil midir?

- Sen bana insaflı davranmadm. Benim sana sormam gerekir.

- Sor bakalım.

- Senin bu söylediğin şey hakkında Rasûlullah, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali de bilgi sahibiydiler. Onlar senin bu dediğini bilmiyorlar mıydı yoksa?

- Evet bilmiyorlardı.

- Demek ki, sen onların bilmediklerini biliyorsun öyle mi? Adamın bu cevabı karşısında Kadı Ahmed.b. Ebi Duad utandı ve

sustu. Sonra da şöyle dedi:

- Beni affet. Gerçekten onlar biliyorlardı.

- Peki, senin insanları Kur'ân'ın mahlukluğunu kabule davet ettiğin gibi onlar niye davette bulunmadılar? Yoksa onlara yeterli olan bilgi sana yeterli olmadı mı?

Kadı Ahmed utandı, sustu. Halife Vasık o adama 400 dinar kadar ödül verilmesini görevlilere emretti- Fakat adam, verilen bu ödülü kabul etmedi.

Mehdi dedi ki: «Babam eve geldi. Sırtüstü uzandı ve o adamın söylediği; "Onlara yeterli olan bilgi sana yeterli olmadı mı?" sözü kendi kendine tekrarlamaya başladı. Sonra adamı serbest bıraktı, ona 400 dinar para verip kendi memleketine gönderdi. Bundan sonra Kadı Ahmed b. Ebi Duad, babamın gözünden düştü. Artık onu bu konuda başkalarını imtihan etmekle görevlendirmedi.»

Sa'leb, Ebu Haccac el-Arabî'nin Kadı Ahmed b. Ebi Duad hakkında şöyle bir şiir söylediğini rivayet etmiştir:

"Ey İbn Ebi Duad, dini başaşağı çevirdin.

Sana uyanlar nıürted oldular.

Rabbinin kelamının mahluk olduğunu iddia ettin.

Senin Rabbin nezdinde buluşacağın bir gün yok mudur?

Kur'ân, Allah'ın kelamıdır. Onu kendi ilmi ile;

Cebrail vasıtası ile kulların en hayırlısına indirdi.

Senin kapına konuk olan kişi,

Çölde azıksız olarak mola veren kişi gibidir.

Ey İbn Ebi Duad!

"Ben İyadlı bir adamım" demekle ahmaklık ettin."

Hatib Bağdadî, Muhammed b. Yahya es-Solî'den rivayet etti ki; şairin biri Ahmed b. Ebi Duad'ı şu şiiriyle hicvetmiştir:

"Eğer sen doğru bir görüşe sahip olsaydın, Azmin de sağlam olsaydı başarılı olurdun..."

Bu şiir, önceki kısımlarda da nakledilmişti.

Hatib Bağdadî, Ahmed b. Muvaffak'tan Yahya el-Cela'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Vakifilerden bir adam, Kur'ân'ın mahluk olup olmadığı hususunda benimle münazara yaptı. Hoşuma gitmeyen sözler sarfetti. Akşam olunca karımın yanına gittim. Önüme akşam yemeği koydu, ama bir-şey yiyemedim, sonra uyudum. Rüyamda Rasûlullah (s.a.v.)'ı, Büyük Canıi'de gördüm. İçeride iki ders halkası vardı. Birinde Ahmed b. Hanbel ile arkadaşları, diğerinde de Kadı Ahmed b. Ebi Duad ders veriyorladı. Rasûlullah, Kadı Ahmed b. Ebi Duad'm halkasını göstererek: "Kafirler onları inkar ederlerse..." ayetini okudu. Sonra İmam Ahmed b. Hanbel ve arkadaşlarının bulunduğu ders halkasını göstererek: "İnkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız." (ei-Enâm, 89.) ayet-i kerimesini okudu.»

Adamın biri dedi ki: «Rüyada bir kimsenin: "Bu gece Kadı Ahmed b. Ebi Duad öldü!" dediğini gördüm. Kendisine: "Onun ölüm sebebi neydi?" diye sorduğumda bana şu cevabı verdi: "Cenâb-ı Allah'ı kızdıracak bir iş yaptı ve Cenâb-ı Allah da yedi kat göğün üzerinden ona

gazaplandı!"»

Bir başkası dedi ki: «Ahmed b. Ebi Duad'm öldüğü gecede büyük bir ateşin uğuldadığını ve o ateşten alev çıktığını gördüm. Bu nedir, diye sordum. Bana: "Bu ateş, Kadı Ahmed b. Ebi Duad için tutuşturuldu" denildi.»

Kadı Ahmed b. Ebi Duad, bu senenin muharrem ayının bitimine yedi gün kala cumartesi günü Öldü. Cenaze namazını oğlu Abbas kıldırdı. Bağdat'taki evine defnedildi. Seksen yaşındaydı. Ölmeden dört sene önce Cenâb-ı Allah onu felç hastalığıyla müptela kıldı. Ölünceye kadar kımıldayamayacak şekilde yatağında kaldı. Yiyecek ve içeceklerin lezzetinden, cinsel ilişkinin tadından ve diğer bazı arzulardan

mahrum kaldı.

Hasta yatıyorken adamın biri yanma gitti. Ona; "Vallahi seni ziyarete gelmedim, yalnız gebereceğin için seni teselli etmeye geldim ve hapis cezasından daha ağır bir ceza olan vücudun krmıldayamaz hale gelişi gibi bir hastalığa seni müptela kıldığından ötürü Allah'a hamd ediyorum." dedi. Sonra beddua ederek Allah'ın, onun hastalığını arttırmasını ve içinde bulunduğu kötü durumu hafifletmemesini dileyerek yanından çıkıp gitti. Bu da onun hastalığım daha da arttırdı.

Ölmesinden bir sene önce, kendisinden çok miktarda para alınıp müsadere edildi. Şayet işkenceye dayanabilecek durumu olsaydı hali-

fe Mütevekkil ona işkence de edecekti.

İbn Hallikan dedi ki: «Ahmed b. Ebi Duad, hicretin 160. senesinde doğdu.»

Ben derim ki: Bu duruma göre Ahmed b. Ebi Duad, İmam Ahmed b. Hanbel'den de Yahya b. Eksem'den de yaşlıdır. Yahya b. Eksem ki, İbn Hallikan'ın ifadesine göre onu halife Me'mun ile tanıştırmış, böylece o, Me'mun'un yanında itibar sahibi olmuştu. Me'mun, onu kardeşi Mutasım'a tavsiye etmiş, bu tavsiye üzerine Mutasım da onu kadılığa ve haksızlığa uğrayan insanların haklarını teslim eden mahkemenin reisliğine atamıştı. Vezir İbn Zeyyad ona öfke duyardı. İkisinin arasında rekabet ve hicivleşme cereyan etmişti. Halife ona danışmadan hiçbir işe kesin karar vermezdi. İbn Eksem, kadılıktan azledildi. Yerine Ahmed b. Ebi Duad atandı. İşte bundan sonra Kadı Ahmed b. Ebi Duad, insanlara zulümler yaptı. Fitne kapılarının açılmasına neden oldu.

Sonra İbn Hallikan, Kadı Ahmed b. Ebi Duad1 n felç olduğunu ve kendisinden epey miktarda mal ve paranın müsadere edildiğini, oğlu Ebü'l-Velid ftluhammed'den de 1.200.000 dinarın müsadere edildiğini ve onun, babasından bir ay önce vefat ettiğini anlatmıştır.

İbn Asakir'e gelince; o, Kadı Ahmed b. Ebi Duad'ın biyografisini bütün tafsilatıyla uzun uzadıya anlatmış ve güzel açıklamalarda bulunmuştur. Ahmed b. Ebi Duad; edebiyatçı, fesahatti, âlicenâb, cömert, övgüye layık bir kimse olup, vermeyi vermemeye tercih ederdi. Mal dağıtmayı biriktirmeye yeğlerdi.

İbn Asakir'in rivayetine göre Ahmed b. Ebi Duad, bir gün bazı arkadaşlarıyla oturarak halife Vasık'ın gelmesini bekliyormuş. O esnada Ahmed b. Ebi Duad şöyle demiş:

- Şu iki beyit benim çok hoşuma gidiyor;

"Benim öyle bir bakışım var ki, eğer bakış nedeniyle dişiler gebe kalsalardı benim bu bakışımdan ötürü bir kadın benden gebe kalırdı.

Ve o kadın dokuz ay sonra bir çocuk doğursaydı, bilesiniz ki o çocuk benim sulbümden olacaktı!" Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında tanınmış fikıh-çılardan Ebu Sevr İbrahim b. Halid el-Keibî vardı. İmam Ahmed b. Hanbel: "Bizim nazarımızda o, Sevrî'nin derecesinde bir fıkıhçıdır." demiştir.

Bu senede tarih âlimlerinden Halife b. Hayyat, Süveyd b. Sa'd el-Hadnanî, Süveyd b. Nasr, tanınmış Maliki fıkıhçılarından ve Sahnun lakabıyla bilinen Ebü's-Selam b. Said, Abdülvahid b. Gıyas, imamların ve sünnetin şeyhi Kuteybe b. Said, Abdullah b. Tahir'in katibi ve şairi olup lügat ilminden iyi anlayan, lügatla ilgili çeşitli eserleri bulunan Ebu Umeysil Abdullah b. Halid gibi meşhur şahsiyetler de bu senede vefat ettiler.

Ebu Umeysil, Abdullah b. Tahir'i şu şiirinde övmüştü:

"Ey sıfatlarının Abdullah'ın sıfatları gibi olması için uğraş veren kişi, sus ve dinle:

Sana bazı hususlarda öğüt vereceğim ki, o öğütlere meraklıları yönelirler. Bunlara kulak ver ya da bir tarafa at:

Doğru sözlü ol, iffetli ol, iyiliksever ol, sabırlı ol, mütehammil ol.

Bağışlayıcı ol, iyiliğe karşı iyilikle mukabelede bulun, insanlara idare-i maslahatla muamele et, yumuşak huylu ol, şecaatli ol.

Lütufkar ol, yumuşak davran, insanlara süre tanı, merhametli ol ve ağırbaşlı davran.

Akıllı ol, ciddiyetli davran, himayekar ol, başkalarının yükünü omuzlan ve başkalarını savun.

Sana nasihat verdim, eğer kabul edersen.

Böylece geniş ve doğru yola kavuşmuş olursun."