El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Babek'in Yakalanması

Müslümanlar onun Bezz adıyla bilinen şehrini ele geçirdiklerinde -ki burası onun başkenti ve kuvvetlerinin bulunduğu yer idi- beraberindeki aile efradı, oğlu, annesi ve karısı ile kaçtı. Etrafında çok az kimse kalmıştı. …

Müslümanlar onun Bezz adıyla bilinen şehrini ele geçirdiklerinde -ki burası onun başkenti ve kuvvetlerinin bulunduğu yer idi- beraberindeki aile efradı, oğlu, annesi ve karısı ile kaçtı. Etrafında çok az kimse kalmıştı. Yiyecekleri tükenmişti. Yolda giderlerken bir çiftçiyi gördüler. Kölesini çiftçiye gönderdi ve ona birkaç altın verdi. «Şu adama git ve yanındaki ekmeği satın al.» dedi. Öte yandan çiftçinin ortağı uzak bir yerden onları seyrediyordu. Kölenin çiftçiden ekmeği aldığını görünce, gasbettiğini sanarak halifenin naibi Sehl b. Sinbaz'm bulunduğu kaleye gitti. Sehl b. Sinbaz'a gidip o kölenin haddini bildirmesi için durumu anlattı. Sehl, bizzat bineğine binerek olay yerine geldi. Köleyi yakaladı ve ona şöyle sordu:

- Sen necisin, durumun nedir?

- Birşey yok. Sadece şu çiftçiye birkaç dinar verdim ve kendisin" den ekmek satın aldım.

- Sen kimsin?

Köle, durumu gizlemeye çalıştı. Sehl ısrar edince şu cevabı verdi:

- Ben, Babek'in kölelerindenim.

- Babek nerede?

- İşte şu ileride oturmuş, yemek yiyiyor.

Sehl b. Sinbaz, Babek'in yanına yaklaştı. Onu görünce bineğinden indi ve gidip Babek'in elini Öperek şöyle dedi:

- Efendim, nereye gitmek istiyorsun?

- Bizans'a gitmek istiyorum.

- Benim kalemden daha muhafazalı bir yer bulamazsın. Ben de kölen olur, senin hizmetinde bulunurum.

Böyle diyerek Babek'i aldattı ve onu alıp beraberinde kaleye gö- -türdü. Yanında misafir etti. Ona çok masraflarda bulundu ve bol miktarda armağanlar sundu. Öte yandan Afşin'e bir mektup yazarak Babek'in yanında bulunduğunu söyledi. Afşin de Babek'i yakalamaları için oraya iki komutan gönderdi. Bunlar, kaleye yakın bir yere gelip konakladılar ve Sehl b. Sihbaz'a mektup yazarak yerlerim bildirdiler. O da kendilerine; «Bizden size bir haber gelince kadar bulunduğunuz yerden ayrılmayın.» diye bildirdi. Sonra Babek'e: «Mutlaka şu kalenin içinde sıkümışsmdır. Ben bugün ava gitmeye karar verdim. Yanımızda şahinler ve köpekler var. Eğer ferahlamak ve sıkıntını gidermek istiyorsan bizimle gel.» dedi. Babek de "Olur" deyince, hep birlikte ava çıktılar. Sehl b. Sinbaz, Afşin'in komutanlarına haber göndererek, «Falan vakitte falan yerde olun.» dedi.

Bunlar belirtilen yere vardıklarında Afşin'in komutanları beraberlerindeki askerlerle oraya hücum ettiler, Babek'i çembere aldılar. Sehl b. Sinbaz da kaçtı. Komutanlar Babek'i görünce: «Bineğinden in!» dediler. Babek: «Siz kimsiniz?» diye sorunca onlar, Afşin'in yanından geldiklerini söylediler. O zaman Babek bineğinden indi. Üzerinde beyaz bir zırh, kısa bir bot ve elinde de bir şahin vardı. Sehl b. Sinbaz'a bakıp şöyle dedi: «Allah seni kahretsin! Benden para isteseydin, sana bunların verdiklerinden daha fazlasını verirdim.» Komutanlar onu bineğe bindirip beraberlerinde Afşin'e götürdüler.

Afşin'in karargahına yaklaştıklarında, Afşin dışarı çıktı ve etrafındaki insanlara iki saf halinde dizilmelerim emretti. Babek'e de bineğinden inip yaya olarak insanların arasına katılmasını emretti. O da bu emri yerine getirdi. O gün, gerçekten görülmeye değer bir gündü. Bu hadise, bu senenin şevval ayında vuku buldu. Sonra Afşin onu muhafaza altına alıp yanında hapsetti.

Bundan sonra Afşin, durumu bir mektupla Mutasım1 a bildirdi. O da Babek'in ve onunla birlikte yakalanan kardeşi Abdullah'ın kendisine gönderilmelerini emretti. Afşin, bu senenin sonuna doğru bunlarla birlikte Bağdat yoluna koyuldu. Bağdat'a ulaşamadan bu yıl sona erdi.

Bu sene de önceki senenin hac enıiri insanlara haccettirdi.

Bu senede Ebü'l-Yeman Hakem b. Nafi, Ömer b. Hafs b. Ayyaş Müslim b. İbrahim ve Yahya b. Salih el-Vahatî gibi meşhur şahsiyetler vefat ettiler.