Yunus b. Abdü'1-Alâ es-Sadefî dedi ki: İmam Şafiî bana şöyle sor-- Bağdat'ı hiç gördün mü?
_ Hayır.
_ Öyleyse dünyayı görmemişsin.
İmam Şafiî dedi ki: «Hangi beldeye gitmişsem mutlaka oraya ge-'ci bir uğrak yeri nazarıyla bakmışım, yalnız Bağdat hariç. Oraya Srdiğnnde orayı kendim iÇin bir vatan saydım.»
Bazıları dedi ki: «Dünya çöldür, Bağdat ise o çölün gelişmiş bir
şehridir.»
İbn Aliye dedi ki: «Bağdatlılar kadar hadis talebi hususunda akıllı kimse görmedim ve onlardan daha huzurlu hiç kimse göremedim.»
İbn Mücahid dedi ki: «Ebu Amr b. A'lâ'yı rüyada gördüm. Kendisine şöyle bir soru sordum:
- Sen öldükten sonra Allah sana ne yaptı?
- Bunu geç hele. Bağdat'ta Ehl-i sünnet ve'1-cemaat yolunda ikamet edip de vefat eden kimse bir Cennet'ten başka bir Cennet'e intikal eder.»
Ebu Bekir b. Ayyaş dedi ki: «İslâmiyet Bağdat'tadır. Bağdat, adamları ağlayan bir tuzaktır, orayı görmeyen dünyayı görmemiştir.»
Ebu Muaviye; «Bağdat, dünya ve ahiret diyarıdır.» demiştir.
Bazıları dediler ki: «Cuma gününü Bağdat'ta geçirmek, teravih namazını Mekke'de kılmak ve bayram gününü de Tarsus'ta kutlamak İslâm'ın güzelliklerindendir.»
Hatib Bağdadî dedi ki: «Cuma gününü Medinetü's-Selam'da (Bağdat'ta) geçiren kimsenin kalbinde Cenâb-ı Allah, İslâmiyet'in yerini yüceltir. Çünkü üstadlarımız derlerdi ki: Cuma gününü Bağdat'ta geçirmek, diğer şehirlerde bayram gününü geçirmek gibidir.»
Adamın biri dedi ki: «Ben Bağdat'taki Mansur camiinde cumalarımı kılardım. Bir gün işim oldu da cuma namazını başka bir camide kıldım. Gördüğüm rüyada adamın biri bana şöyle dedi: Medinetü's-Selam camiinde cuma namazını kılmayı bıraktın, oysa o camide her cuma günü yetmiş veli namaz kılar.»
Bir başkası dedi ki: Bağdat'tan başka bir yere taşınmak istedim, gördüğüm rüyada adamın biri bana şöyle dedi: «İçinde Aziz ve Celil olan Allah'ın 10.000 velisi bulunan bir şehri bırakıp başka şehre mi göçüyorsun?»
v Adanım biri dedi ki: İki meleğin Bağdad'a geldiklerini, birinin di-fe5îne' «Buranın altını üstüne getir, çünkü burası azabı haketti.» de-^ni, diğerininse ona şu karşılığı verdiğini işittim: «Bunu nasıl ya-Parım! Bu şehirde her gece 5.000 hatim indirilmektedir.»
Ebu Meşher, Said b. Abdülaziz b. Süleyman b. Musa'nın şöyle de-Sini rivayet etmiştir: «Adamın ilmi Hicazî, ahlakı Irakî, namazı da ^ (yani Şamlıların kıldığı gibi) olursa olgunluğa ermiştir.»
üb, Mansur en-Nümerî'ye şöyle dedi: «Bana Bağdat'ı sevdirecek bir şiir oku.» Mansur da ona Rafıka'nın şu şiirini okudu:
«Bağdat'ta ne güzel dallar vardır, orada hem din hem de dünya için gezinti yerleri vardır.
Oranın kokusunu teneffüs etmek için dallar arasına girdiğinde Hasta kişi şifa bulup canlanır.»
Bu şiiri okuduğu için Zübeyde, Mansur'a 1.000 dinar Ödül verdi. Hatib Bağdadî dedi ki: Tahir b. Muzaffer b. Tahir el-Hazin'in kitabında, kendi elyazısıyla yazdığı şu şiiri okudum:
«Cenâb-ı Allah, Kerh ile Huld ve köprü arasında bulunan Bağdat şehrinin Savbu'l-Gadiyat mahallesine rahmet sularını içirsin.
Orası güzel bir şehirdir. Ahalisi şehirlerde yaşadıklarından bu yana oradan başka hiçbir şehirde göremeyecekleri Özel nimetlere kavuşmuşlardır, şöyle ki:
Mutedil bir hava, sağlık, su.
Öyle bir su ki, tadı şaraptan daha lezzetlidir.
Oranın Dicle ırmağının iki kıyısı vardır ki> bizler için düzenlenmiş gibidir.
Her tarafında bir taç ve birer köşk var.
Dicle'yi bir misk kokusu gibi görürsün, sulan gümüş gibi parlaktır.
Çakıl taneleri de inci ve yakutları andırır.»
Hatib Bağdadî, bu konuda çok şiirler nakletmiştir. Biz burada yetecek kadarını andık.
Bağdat şehrinin kuruluşu hicretin 146. senesinde tamamlandı. 148. senesinde tamamlandığına dair zayıf bir rivayet de vardır. Anlatıldığına göre şehrin hendeği ve surları, hicretin 147. senesinde tamamlanmıştır. Mansur, şehri genişletmeye, binalarını güzelleştirmeye devam etti. Son olarak da Huld Sarayı'nı inşa ettirdi. Orada ebe-diyyen yaşayacağını zannetti, ya da asla yıkılmayacağını düşündü. Ne var ki, sarayın yapımı tamamlandığında kendisi vefat etti. İleride de açıklanacağı gibi Bağdat şehri defalarca tahrib edilmiştir.
İbn Cerir dedi ki: Bu senede halife Mansur, Selem b. Kuteybeyı Basra, valiliğinden azletti, yerine Muhammed b. Süleyman b. Ahy1 vali olarak tayin etti. Bunun sebebi de şuydu: Mansur, Selem'e mektup yazarak İbrahim b. Abdullah b. Hasan'a sattıkları evleri yıkma31" m emretmiş, ancak o bu emri ağırdan alıp işi geciktirmişti. Bu nedenle Mansur da amcası Muhammed b. Süleyman'ı oraya gönderimi' Muhammed de orada fesat çıkarmış, çok evleri yıkmıştı.
Halife Mansur bu sene, Medine valisi Abdullah b. er-Rebi'i azlet.
. yerine Cafer b. Süleyman'ı tayin etmişti. Mekke valisi Sırri .
Abdullah'ı da görevden almış, yerine Abdüssamed b. Ali'yi tayin et.
Bu senede Abdülvehhab b. İbrahim b. Muhammed b. Ali, insanlara haccettirdi.
Yine bu senede Cafer b. Hanzala el-Behranî, Anadolu gazvesine
Bu senede meşhur şahsiyetlerden Eş'as b. Abdülmelik, Hişam b. Said el-Kelbî, Hişam b. Urve ve bir kavle göre de Yezid b. Ebi Ubeyd vefat ettiler.

