Bu şehrin adıyla ilgili dört lügat vardır: Bağdat, Bağdaz, Bağdan ve Mağdan.
Bağdat kelimesi Acemce bir kelime olup "bağ" ve "dad" kelimelerinin bileşiminden meydana gelmiştir. Bağ kelimesinin bahçe ve bostan anlamına geldiği, dad kelimesinin de bir adamın adı olduğu söylenmiştir. Bağ kelimesinin bir put adı veya şeytan adı olduğu, dad kelimesinin de bağış, yani putun bağışı anlamına geldiğini söyleyenler de vardır. Bu nedenle Abdullah b. Mübarek ile Asmaî ve diğerleri, bu şehire Bağdat adını vermeyi hoş görmemişler, ancak Medinetü's-Selam denilmesini uygun bulmuşlardır. Şehrin kurucusu Ebu Cafer el-Mansur da bu şehire Medinetü'sSelam adını vermiştir. Çünkü Dicle nehrine Vadi's-Selam deniliyordu. Medinetü's-Selam adı da buradan esinlenerek Bağdat şehrine verilmiştir. Bazıları da bu şehire Zevra adım takmışlardır.
Hatib Bağdadî, Cerir b. Abdullah'tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
«Dicle ile Dücyel arasında, Kutrıbel ile Serat arasında bir şehir kurulacaktır ki, yeryüzünün hazineleri toplanıp oraya götürülecektir. O şehrin hükümdarları zorbadır. Demir kazığın yumuşak toprağa gü-mülüp kaybolmasından daha hızlı bir şekilde bu şehir yere batacaktır.»
İmam Ahmed b. Hanbel ile Yahya bu hadisin aslının olmadığını söylemişlerdir. Hatib Bağdadî de bu hadisin bütün rivayet yollannm illetli olduğunu ifade etmiştir.
Eski kitaplarda anlatıldığına göre bu şehrin kurucusu, Miklas ile, "Danikler sahibi" anlamına gelen Züddevanik'tir. Cimri olduğundan ötürü ona Züddevanik adı verilmişti.

