Harun Reşid, bir başka hizmetçisine emir vererek bu şiiri okuyan bedevinin arkadaşına da yanındaki altınları vermesini emretti. Hiz-6tçinin yanında 200 dinar vardı, bu 200 dinarı, o şiiri okuyanın yanı*ıdakine verdi.
Ebu Ubeyd dedi ki: «Bu darbımeselin aslı şudur: Bir gün Muaviye b. Ebi Süfyan'a altın kaseler hediye edilmişti. O, bu kaseleri meclisinde bulunan arkadaşlarına dağıttı. Yanında da Ka'ka' b. Amr vardı Ka'ka' b. Anır'ın bitişiğinde de bir bedevi vardı. Bu kaselerden o bedeviye pay düşmedi. Bedevi, utandığından ötürü başını önüne eğdi Ka'ka1 ise payına düşen altın kaseyi o bedeviye verdi. Bedevi de yerinden kalkıp giderken:
"Ben Ka'ka' b. Amr'ın yanında oturan kişiydim. Ka'ka'm yanında oturan kişi nasipsiz kalmaz."
mealindeki bu şiiri okudu.»
Harun Reşid, bir gün karısı Zübeyde'nin yanından çıkarken gülüyordu. Kendisine niçin güldüğünü sorduklarına şu cevabı verdi:
«Bugün şu kadının yanına gittim, yanında az bir miktar kaldıktan sonra uyudum. Uyanır uyanmaz, bir kaba boşaltılan altın seslerini duydum. "Şu 300.000 dinar Mısır'dan geldi." diyorlardı. Zübeyde de: "Ey amca oğlu, bu altınları bana hibe et." dedi. Ben de: "Senin olsun." dedim. Daha sonra yanından çıkarken bana bağırarak: "Senden ne hayır gördüm ki?" dedi.»
Harun Reşid, bir defasında Mufaddal ed-Dabbî'ye şöyle dedi:
- Kurt hakkında söylenen söz ne güzeldir. Şu yüzük senin olsun, bunun alış fiyatı 1.600 dinardır.
Harun Reşid böyle dedikten sonra Mufaddal şu şiiri okudu:

