Beşşar, arkadaşına: «Bundan daha cesaretli birini görmedim.» dedi. Nihayet Ebü'l-Atahiye, kasidesinin şu kısmına geldi:
«Halifelik teslim olup ona geldi, eteklerini yerden sürüdü. Halifelik ancak ona yaraşır. O da ancak halifeliğe yaraşır.
Eğer ondan başkası halifeliğe yönelseydi, Yer şiddetle sarsılırdı.
Eğer kalplerin banileri ona itaat etmezlerse, Cenâb-ı Allah onun amellerini kabul etmez.»
Beşşar, yanıbaşmda oturmakta olan arkadaşına: «Bakın hele; halife, minderinden uçtu mu uçmadı mı?» diye sordu. Arkadaşı da: «Allah'a yemin ederim ki, o gün şairlerden Ebü'l-Atahiye dışında hiçbirine ödül verilmedi.» dedi.
İbn Hallikan dedi ki: «Ebü'l-Atahiye ile Ebu Nüvas bir araya geldiler. İkisi de aynı tabakadaki şairlerdendi. Ebü'l-Atahiye, Ebu Nu-vas'a şöyle sordu:
- Günde ne kadar şiir yazabiliyorsun?
- Bir ya da iki beyit.
- Ama ben günde 100-200 beyit yazabiliyorum.
- Demek ki, sen de şu sözünde anlattığın gibi çalışıyorsun:
"Ey Utbe, bana ve sana ne olmuş ki? Ben kim, sen kim? Keşke seni görmemiş olsaydım."
Eğer ben de böyle çalışmış olsaydım, günde 1.000-2.000 beyit yazardım. Ama ben şu aşağıdaki sözümde anlattığım gibi çalışıyorum:
"Erkek kılığındaki ateşlinin elinden ah!..
Onun iki seveni vardır: Biri homoseksüel biri zinakar!.
Eğer sen de benim gibi yapmak isteseydin, zaman seni aciz bırakırdı."»
İbn Hallikan dedi ki: «Ebü'l-Atahiye'nin güzel ve letafetli şiirlerinden biri de şudur:
"Sana öyle meftun oldum ki, aşırı aşkımdan ötürü;
Yanımdaki kişi bana yaklaştığında, elbisemdeki aşk kokusunu hissedebiliyor."»
Ebü'l-Atahiye, hicretin 130. senesinde doğmuştu. Hicretin 211-(veya 213.) senesinin cemaziyelahir ayının üçüncü pazartesi günü vefat etti. Bağdat'taki mezarı taşına şu beytin yazılmasını vasiyet etti: «Bir hayat ki, sonu ölüm oluyor;
O hayat insanı çabucak kederlendirir.»

