El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Cafer B.Yahya

Cafer b. Yahya b. Halid b. Bermek, Ebü'1-Fadl el-Bermekî. Vezirdi babası da vezirdi. Harun Reşid onu Şam'a ve diğer beldelere tayin etti. Havran'da Kays ve Yemenliler arasında aşiret davası başlayıp fitne koptuğu zaman, …

Cafer b. Yahya b. Halid b. Bermek, Ebü'1-Fadl el-Bermekî. Vezirdi babası da vezirdi. Harun Reşid onu Şam'a ve diğer beldelere tayin etti. Havran'da Kays ve Yemenliler arasında aşiret davası başlayıp fitne koptuğu zaman, Harun Reşid onu Şam'a göndermişti. Bu, İslâm ülkesinde Kayslılarla Yemenliler arasında çıkan ilk fitne ateşi olmuştu. Bu ateş, cahiliyet zamanında söndürülmüştü. Fakat bu iki kabile, bu sırada bu ateşi yeniden eşip alevlendirdi. Cafer, ordusuyla Şam'a geldiğinde fitne ateşini söndürdü. Sevinç ve ferah ortaya çıktı. Bu konuda güzel şiirler söylendi. İbn Asakir, Cafer b. Yahya'nın biyografisini kendi tarihinde anlatırken bu şiirlerden birini Örnek olarak göstermiştir:

"Şam'da fitne ateşi tutuşturuldu.

İşte şu Şam'ın zamanıdır, ateşi küllenecektir.

Bermek ailesinin denizinin dalgası koşup,

Buraya geldiğinde fitne ateşinin alevleri ve kıvılcımları söndürüldü.

Mü'minlerin emiri Harun, bu fitne ateşine Cafer'i görevlendirdi ki söndürsün.

işte onun sayesinde fitne çatlakları onarıldı ve fitne yok edildi.

O, iyilik ve takvası ümid edilen hükümdardır.

Hücumlarına karşı kılıçlar direnemez."

Bu, uzun bir kasidedir.

Cafer b. Yahya; fesahat, belagat, zeka ve aşırı bir cömertlik sahi-toydi. Babası onu, Kadı Ebu Yusuf

un yanına vermişti. Onun yanında *ıkıh Öğrendi. Böylece Harun Reşid'in gözüne girdi. Bir gece

Harun ^id' huzurunda binden fazla imza attı. Bu imzaladığı hükümler-

iri fıkha aykırı değildi.

Cafer b. Yahya; babasından, katip Abdülhamid'ten, Abdülmelik rvan'dan, vahiy katibi Zeyd b.

Sabit'ten hadisler rivayet etmiş-

Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

«Bismillahirrahmanirrahim ibaresini yazdığın zaman bundaki si ni iyice beyan et.»

Amr b. Bahr el-Cahiz, Cafer b. Yahya'nın Harun Reşid'e şöyle dediğini rivayet etmiştir: '

«Ey mü'minlerin emiri, babam Yahya bana şöyle demişti: "Dünya sana yönelse de fakir fukaraya

ver. Dünya sana sırt çevirse de fakir fukaraya ver. Çünkü dünya kalıcı değildir."

Babam bana şu şiiri de okumuştu:

"Dünya sana yöneldiği zaman cimrilik yapma. Aşırı harcamalar ve israflar dünyalığı eksiltmez.

Dünya senden yüz çevirse de daha fazla cömert olman gerekir. O senden yüz çevirip gittiğinde

hamdedersen, verdiğin malların yeri dolar."»

Hatib Bağdadî dedi ki: Cafer, kadri yüce kimselerden ve emri geçerli emirlerdendi. Mertebesi

yüksekti. Harun Reşid'in yanında o kadar yüksek payelere ermişti ki, onun dengi yoktu,

yüksekliğinde or-taksızdı. Müsamahakardı, güler yüzlüydü. Cömertliğine, bağışının fazlalığına

gelince bunu anlatmaya gerek görmüyoruz. Çünkü bu alanda da çok tanınmış ve meşhur bir

kimseydi. Fesahat ve belagatta namlı insanlardandı.

İbn Asakir'in rivayetine göre; Abbas b. Muhammed'in hacibi Mühezzeb, sıkıntıya maruz kalmış,

borçlanmış. Alacaklıları onu sıkıştırmışlar ve borcunu ödemesini istemişler. Yanında da 1.000.000

dinar değerinde mücevherlerle süslü bir zembil varmış. Bu zembili alıp Cafer'e götürmüş, durumunu

arzetmiş. Alacaklıların kendisini sıkıştırdıklarını ve bu zembilden başka bir malı bulunmadığını

söylemiş. Cafer b. Yahya da ona: "Bu zembili 1.000.000 dinara senden satın aldım." demiş. Parayı

vermiş ve zembili ondan teslim almıştı. Bu hadise geceleyin cereyan etmişti. Sonra 1.000.000 dinarı

Mühezzeb'in evine götürmesi için bir adama vermiş, Mühezzeb'i ise gece sohbetine alıkoyup

yanında oturtmuştu. Mühezzeb evine döndüğünde zembilin kendisinden önce evine gittiğini

görmüştü.

Sabah olunca da teşekkür için Cafer'in evine dönmüş. Onu kardeşi Fadl ile birlikte Harun Reşid'in

yanma girmek üzere izin almak için kapıda beklerlerken görmüştü. Cafer ona şöyle demişti: "Duru-

munu kardeşim Fadl'a anlattım, o da sana 1.000.000 dinar verilmesini görevlilere emretti. Öyle sanıyorum ki bu para senden önce evine gidecektir. Senin durumunu halifeye de anlatacağım." Böyle dedikten sonra Cafer ve kardeşi Fadl, halife Harun'un huzuruna girdiler. M*1 hezzeb'in durumunu ve borç altında ezildiğini anlattılar. Bunun üze Harun Reşid ona 300.000 dinar verilmesini emretti.

Cafer, bir gece arkadaşlarıyla sohbet halindeyken domuzlan böceği geldi ve meclisteki arkadaşlarından birinin elbisesine tırmanarak üzerine çıktı. Cafer, domuzlan böceğini alıp attı ve: "İnsanlar derler İd: Bir kimsenin üzerine domuzlan böceği çıkarsa ona bir miktar para ulaşacaktır." dedi ve o adama 1.000 dinar verilmesini emretti. Sonra domuzlan böceği tekrar gelip aynı adamın üzerine tırmanınca Cafer aynı adama 1.000 dinar daha verilmesini emretti.

Cafer b. Yahya, bir defasında Harun Reşid'le hacca gitmişti; Medine'de iken arkadaşlarından birine: "Burada son derece güzel, sevimli ve sevişmesini iyi bilen bir cariye satın almak istiyorum." dedi. Arkadaşı da araştırdı. Onun istediği evsafta bir cariye buldu. Efendisi -Cafer'in gelip görmesi şartıyla- cariye için çok yüksek bir meblağ istedi. Neticede Cafer, cariyenin bulunduğu eve gitti, görünce çok beğendi. Cariye ona bir şarkı okuyunca daha da beğendi. Bundan sonra efendisi, Cafer'le pazarlığa girişti. Cafer ona şöyle dedi: "Bir miktar para getirdik. Kabul ediyorsan alalım, yoksa daha da artıralım." Efendisi dönüp cariyeye şöyle dedi: "Şimdiye kadar yanımda her türlü nimete sahiptin ve yanımda zevk ve safa içindeydin. Ama durumum kötüleşti, sıkıntıya düştüm. Seni şu melike satmak istiyorum ki bundan sonra da eski günlerin gibi rahat yaşantını sürdüresin." Cariye, efendisine şu cevabı verdi: "Allah'a yemin ederim ki ey efendim, senin benden elde ettiğin şeyi ben senden elde etmiş olsaydım seni dünyaya ve dünya malına satmazdım. Hani bana vermiş olduğun söz? Beni satmayacaktın ve satış bedelimi yemeyecektin."

Cariyenin bu dokunaklı ifadeleri karşısında efendisi, Cafer'e ve arkadaşlarına: "Şahid olun, bu cariye Allah rızası için artık hürdür ve ben onu zevce edindim." dedi. Onun bu cevabı karşısında Cafer ve arkadaşları kalkıp gittiler. Arkadaşları, bu malları alıp geri götürmesini hammala emrettiler. Fakat Cafer: "Hayır, vallahi bu paralar ve inallar benimle birlikte gelmeyecektir." dedi. Sonra da cariyenin efendisine şöyle dedi: "Bu paraları ve malları sana verdim. Götür, bunları ailene harca." Böyle dedikten sonra paraları ve malları o evde bırakıp gitti.

Yine de Cafer, kardeşi Fadl'a göre biraz cimriydi. Şu da var ki , ondan daha zengindi. İbn Asakir'in rivayetine göre Cafer öldürüldüğü zaman bir çömleğinde 1.000 dinar bulmuşlardı. Bu dinarlardan her biri 100 dinar ağır İlgındaydı. Dinarlardan herbirinin üzerinde de Cafer yazılıydı.

"Hükümdar evinin darphanesinde vurulan san dinarlar. Üzerlerinde Cafer adı parıldar.

Her biri yüz dinardan daha ağırdır. Birini bir yoksula verirsen zengin olur."

Ahnıed b. Mualla er-Raviye dedi ki: Latife'nin cariyesi Anan, Cafer'e bir mektup yazarak, babası Yahya'yı Harun Reşid'in yanına göndermesini ve Harun Reşid'ten, kendisini satın alması için tavsiyede bulunmasını istemişti. Ayrıca, Cafer hakkında yazmış olduğu şu beyitleri de mektubuna eklemişti:

"Ey cahilliğinden ötürü beni kınayan, kınamadan geri durma.

Kişi aşkin sıcaklığına dayanır.

Ben bu heva şarabını katıksız içtiğimde su katmam için bana ısrarda bulunma.

Çünkü su karıştırılarak içilen heva şarabı insanı sarhoş eder.

Aşk beni kuşattı, arkamda aşk denizi vardır.

Önümde ise aşk denizleri vardır.

Aşk bayrakları üzerimde, altımda, çevremde, her tarafımda dalgalanırlar.

Çevremde aşk askerleri vardır.

Aşkım dolayısıyla beni kınayanlar beni az da kınasalar çok da kı-nasalar aynıdır.

Sen ey hayırların Cafer'i,

Bermek ailesinin en seçkinisin.

Vasfeden kimseler sendeki faziletleri vasfetmeye muktedir olamazlar.

Kendi amaçları için mal biriktiren kimse başarılı olamaz. Cafer'in amaçları daha çoktur.

Hükümdarlığın dibacesi onun yüzünde okunur.

Onun ellerinde sağanak şeklinde yağan cömertlik suları vardır.

Ellerinden üzerimize sürekli olarak çil çil altınlar yağmur gibi yağdılar.

Eğer elini büyük bir kayaya sürse,

O kayadan parlak yeşil yapraklar çıkar.

Yiğit adam, bağışta bulunmaya, malım savurmaya karşı sabırlı olamazsa,

O yiğit, şerefini tamamlayamaz.

Hükümdarlık tacı onun üzerinde iftiharla titreşir.

Minberler onun ayakları altında sarsılır ve güzelleşir.

Dolunay ortaya çıktığında onu andırır.

Yüzündeki parlaklık çiçek gibi ışık saçar.

Allah'a yemin ederim ki bilemiyorum, karanlıkların dolunayı nu onun yüzündedir, yoksa onun yüzü daha mı nurludur?

Ziyaretçilerin senden cömertlik yağmurunu bekler. Sen de ziyaretçilerine müjdeler verirsin."

Cariye, bu beyitlerin altına kendi ihtiyacını da yazmıştı. Bu mek-hu alır almaz Cafer, babasının yanına gitti. Onu Harun Reşid'in nına gönderdi. Babası da Harun Reşid'e, cariye Anan'ı satın alma-^ m tavsiye etti. Ama Harun: "Vallahi, onu satın almam." dedi.

Sairler, cariye Anan hakkında çok şiirler söylemişlerdi. Böylece durumu herkes tarafından öğrenilmiş oldu. Şöhrete kavuştu. Şair Ebu Nüvas, Anan hakkında şöyle demişti:

"Cariye Anan'ı ancak zinakar kadının oğlu. Ya da ne olduğu belirsiz kaltabanlar satın alır."

Sümame b. Eşres dedi ki: Bir gece Cafer b. Yahya b. Halid'le aynı, odada yattım. Bir ara panik içinde ağlayarak uykudan uyandı. Kendisine: "Neyin var, ne oldu?" diye sorunca şu cevabı verdi: Yaşlı bir adam gelip şu kapının iki tarafından tuttu ve şöyle dedi:

"Sanki Hacun ile Safa tepesi arasında hiçbir dost ve arkadaş yok. Ve Mekke şehrinde gece sohbeti yapan kimseler yok."

Ben de kendisine şu cevabı verdim:

"Hayır, senin dediğin gibi değil. Biz Mekke halkı idik, ama gecelerin geçmesi ve çok sayıdaki dedeler bizi helak ettiler."

Sümame dedi ki: Ertesi gece olunca Harun Reşid, Cafer'i öldürttü. Başım köprünün yanında bir sütunun başına dikti. Sonra kendisi çıkıp o sütun üzerindeki kesik başa baktı. Biraz düşündü sonra şu şiiri okumaya başladı:

"Zaman daha önce sana verdiği borcu şimdi senden tahsil etti. Sade ve rahat yaşantım bulandırdı.

Gururlanma. Çünkü zaman, birleştirdiği şeyleri mutlaka ayıracaktır."

Ben de Cafer'in kesik başına bakıp şöyle dedim: "Bugün her ne ar bir ibret haline gelmişsen de daha önce cömertlik ve âlicenâb-a zirvede idin." Ben böyle deyince Harun Reşid bana baktı. Tıpkı cuina geçecek bir deve gibiydi. Sonra şu şiiri okudu:

"Âlemin Cafer'de gördüğü ve beğendiği faaliyet ve icraatlar bizini sayemizde gerçekleşmiştir.

Eğer bizler olmasaydık Cafer'in babasının ve bütün Bermekiler'in icraatları gerçekleşemezdi."

Böyle dedikten sonra atının yüzünü başka tarafa yöneltti ve oradan ayrılıp gitti.

Cafer b. Yahya, hicri 187. senenin safer ayının başında cumartesi gecesinde öldürüldü. Öldürüldüğünde otuzyedi yaşındaydı. Onyedi sene müddetle vezirlik yaptı.

Cafer'in annesi Abbade, bir kurban bayramı gününde ısınabilmek için insanlardan bir koyun postu istedi. Kendilerinden bu postu dilendiği kimseler, ona daha önce sahip olduğu nimetleri sordular. O da şu cevabı verdi: "Bir zamanlar böyle bir bayram gününde ben sabaha vardığımda etrafımda 400 cariye vardı ve oğlum Cafer, bana asi olmuş, diyordum."

Hatib Bağdadî'nin rivayetine göre Süfyan b. Uyeyne, Cafer b. Yahya'nın Harun Reşid tarafından öldürüldüğünü ve diğer Bermekiler'in musibete uğradıklarını duyduklarında kıbleye yönelerek şöyle demiş: "Allah'ım, Cafer benim dünyadaki ihtiyaçlarımı gidermişti. Sen de onun ahiretteki ihtiyaçlarını gider."