ir. Eğer Cenâb-ı Allah, iblisten kendisine sığınmamı bana emret- olmasaydı, asla iblisten Allah'a sığınmazdım. Eğer iblis bana gö- olursa yüzüne sadece bir tokat vururum.
Hırsız, bir harabeye duvarı delerek girmez. Çünkü o, harabeye dilediği yerden girme gücüne sahiptir. Hırsız ancak sağlam evlere duvar delerek girer. İblis de aynı şekilde, sağlam olan kalplere bir yolunu bulup girmeye, o kalbi bulunduğu kürsüden indirmeye ve ondaki en kıymetli şeyi (imanı) yağmalamaya çalışır.
Kul ihlaslı olursa, vesveseler ve rüyalar kendisinden kesilir. (Buradaki rüyadan kasıt hamamcı olmaktır.)
Yirmi sene müddetle hamamcı olmadım. Bir gece tavan arasına girdim. Yatsı namazını cemaatla kılamamıştun. İşte o gece hamamcı oldum.
Allah'ın öyle kulları vardır ki, Cennetler ve oralardaki nimetler kendilerini meşgul etmez. Böyleleri dünya ile hiç meşgul olurlar mı?
Dünya, Allah katında bir sinek kanadından daha az kıymetlidir. Böyle olunca dünyadaki zahidliğin ne Önemi olur? Zahidlik ancak Cennetler ve iri, siyah gözlü huriler için olabilir. O kadar ileri derecede zahid olmalısın ki, Cenâb-ı Allah, senin kalbinde kendinden başkasını görmemelidir.»
Cüneyd dedi ki: Ebu Süleyman ed-Daranî'den bir söz rivayet edildi. Ben onun bu sözünü çok beğendim: «Kendi nefsiyle meşgul olan kimse, insanların ayıplarını göremez. Rabbi ile meşgul olan kimse ise, hem kendi nefsini, hem de insanları unutur.» Ebu Süleyman şöyle demişti:
«Cömertliğin en hayırlısı, ihtiyaca muvafık olanıdır. Dünyayı, dilencilikten kurtulmak ve insanlara muhtaç olmamak için helal yolla elde etmek isteyen kimse, kıyamet gününde yüzü dolunay gibi parlak bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar.
Ama bir kimse de övünmek ve servet yığmak amacıyla dünyayı helal yolla elde etmek isterse, kıyamet gününde Rabbinin huzuruna vardığında Rabbi ona çok gazab eder.»
Bu manada merfu hadisler de rivayet edilmiştir. Ebu Süleyman şöyle demişti:
«Bazı kimseler zenginliği, malda ve mal biriktirmekte aradılar. Fakat bu zanlarında yanıldılar. Bilesiniz ki, zenginlik ancak kanaattedir. Bazı kimseler rahatlığı çoklukta aradılar. Aslında rahatlık sadece azlıktadır. Üstünlüğü halkta aradılar. Aslında üstünlük sadece takvadadır. Lüksü ve refahı, ince ve yumuşak elbiselerde, lezzetli yiyeceklerde, rahat ve yüksek evlerde aradılar. Aslında bunlar İslâm -da, imanda, salih amelde, afiyette, Allah'ın zikrinde ve kişinin kendini muhafaza etmesindedir.
Geceleri namaz kılmak olmasaydı, dünyada kalmayı istemezdim. Dünyayı ağaç dikmek, nehir yatakları kazıp sular akıtmak için değil» aksine öğle sıcakları oruçlu geçirmek ve geçleri namaz kılmak için seviyorum.
Taat ehli kimseler, oyun ve eğlence sahiplerinin oyun ve eğlencede aldıkları lezzetten daha fazlasını geceleyin ibadet ederken bulurlar.
Çoğu kez sevinç ve ferah, gece yarısında benimle karşılaşır. Çoğu
kez kalbimin gece yansında sevinip güldüğünü görürüm.
Kalbin öyle zamanları olur ki, o zamanlarda sevinç ve neşeden
ötürü raksa gelir.»
Ben derim ki: Eğer cennetlikler bu halde iseler, demek ki onlar
çok hoş ve rahat bir yaşantı içindedirler.
Ahmed b. Ebt'l-Havarî dedi ki: Ebu Süleyman'ın şöyle dediğini
işittim:
«Bir ara ben secde halinde iken uykuya daldım. Uykuda iken bir
huri ayağıyla bana- vurup şöyle dedi:
— Sevgilim! Gözlerin uyuyor, Allah ise uyanık duruyor, teheccüd namazı kılanlara bakıyor. Uykunun lezzetini, yüce Allah ile müna-catta bulunmanın lezzetine tercih eden gözün vay haline! Kalk, boşalma vakti geldi. Sevgililer birbirlerine kavuşuyorlar. Bu uyku da neyin nesi? Sevgilim, gözümün nuru! Gözlerin uykuya dalmış, bense şu kadar zamandan beri {ferde gerisinde beslenip seni bekliyorum?
Ben panik içinde yerimden fırladım. Hurinin beni azarlayıp kınamasından Ötürü utanç içinde terlemiştim. Onun sözlerinin ve konuşmasının tatlılığı hâlâ kulaklarımda ve kalbimdedir.»
Ahmed b. Ebil-Havarî dedi ki: Ebu Süleyman'ın yanma gittim, ağlıyordu, kendiline sordum;
- Neyin var? *
- Dün gece ummakta iken azarlandım.
- Kim seni azarladı?
- Dün mihral»ia.da uyumakta iken güzellikte dünyada eşi bulunmaya bir cariye yaihma geldi. Elinde bir kağıt vardı bana şöyle dedi:
- Uyuyor musun ey ihtiyar?
- Gözlerini uyku bürüyen kimse elbette ki uyur.
- Hayır, Cennet'i isteyen kimse uyumaz. Sen okur yazar mısın?
-Evet.
Ben, evet dedikten sonra elindeki kağıdı aldım, baktım. Üzerinde şunlar yazılıydı: ,
«Dünyevi lezi^fti&r, seni Cennet odalarında iyi huylu güzel kadınlarla rahatça yaşkpiktan' alıkoydu. Cennet'te ölüiftsuz bir Şekilde ebedi yaşayacaksın. Orada güzel kadınlarla lüks ve refah içinde olacaksın. Uykudan
Geceleyin teheccüd namazı kılmak ve Kur'ân okumak, uykudan daha hayırlıdır.»
Ebu Süleyman dedi ki: «Sizden biri kalbinde beş dirhemlik şehvet varken üç dirhem değerinde bir aba giymekten utanmaz mı?
Bir kimsenin kalbinde dünya arzuları ve şehvetleri varken insanlara zahidlik görünümünü sergilemesi caiz olmaz. Eğer kalbinde arzu ve şehvetlerden hiçbir şey kalmazsa, işte o zaman aba giyerek zahidlik görünümünü insanlara sergilemesi caiz olur. Çünkü aba giymek zahidlerin alametlerinden biridir. Bir kimsenin kendini ve za-hidliğini insanlardan gizlemek için iki beyaz elbise giymesi, zahidliği-ni aba giymekten daha çok korur.
Bir sofinin yün elbiseler içinde şıklığa özen gösterdiğini görürsen, bil ki o sofi değildir. Bu ümmetin hayırlıları, pamuklu elbise giyenlerdir ki, onlar da Ebu Bekir es-Sıddık ile arkadaşlarıdır.»
Ebu Süleyman'dan başka biri dedi ki: «Fakirin ışığını elbisesinde görürsen, elini onun kurtuluşundan yıka ve ümidini kes.»
Ebu Süleyman dedi ki: «Kardeş odur ki; konuşmadan önce görüntüsüyle sana öğüt verir. Ben Irak'taki arkadaşlarımdan birine baktığımda, onun görüntüsünden bir ay yararlanırım. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Ey kulum! Sen benden utandığın sürece ben senin ayıplarını insanlara unuttururum. Bütün yeryüzüne senin günahlarım unuttururum. Levh-i Mahfuz'daki hatalarını silerim ve kıyamet gününde seni hesaba çekmem."»
İmam Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: «Ebu Süleyman ed-Dara-nî'ye sabrı sordum, o: "Vallahi, sen sevdiğin şeylerden mahrum kalırken sabredemiyorsun. Hoşlanmadığın şeylerle karşılaştığında nasıl sabredeceksin?" diye cevap verdi.
Bir gün onun yanında iken sabırsız davrandım. Bana şöyle dedi: "Sen kıyamet gününde bundan Ötürü sorguya çekileceksin. Eğer daha önce işlediğin bir günahtan ötürü bu şekvada bulunuyorsan, sana ne mutlu. Ama elden kaçırdığın bir dünyalık veya şehvetten ötürü ise, vay senin haline."»
Ebu Süleyman ed-Daranî şöyle demişti: «Dönen kişi, aslında hedefe ulaşmadan yolda iken dönen kişidir. Eğer bunlar Allah'a ulaşmış olsalardı geri dönmezlerdi.
Asile^, Allah katında değersiz olduklarından Ötürü Allah'a isyan ederler, üğer bunlar Allah katında değerli kimseler olsalardı, Cenâb-ı Allah bunların isyan etmelerine engel çıkarırdı.
Kendilerinde âlicenâbhk, yumuşak huylulük, ilim, hikmet, şev-kat, merhamet, lütuf, müsamaha, ihsan, iyilikseverlik, affedicilik ve yumuşaklık bulunan kimseler; kıyamet günü Rahman'm meclisinde
oturacak kimselerdir.»
"Mihenü'l-Meşayih" adlı kitapta Ebu Abdirrahman es-Sülemî'nin anlattığına göre Ebu Süleyman edDaranî, Şam'dan kovulmuş ve Şamlılar onun hakkında: «O, güya melekleri görüp onlarla konuşuyormuş iddiasında bulunuyor!» demişlerdi. O da Şam'dan ayrılarak "sınır kasabalarından birine gidip yerleşmişti. Onun gidişinden sonra Şamlılardan biri rüyasında, Ebu Süleyman kendilerine dönmemesi halinde bütün Şamlıların helak olacaklarını görmüştü. Bunun üzerine Şamlılar onu aramaya gittiler. Yalvarıp yakardılar, boyun eğdiler. Nihayet onu Şam'a geri getirdiler.
Ebu Süleyman ed-Daranî'nin vefat tarihiyle ilgili çeşitli kaviller ileri sürülmüştür. Kimine göre hicretin 204. senesinde, kimine göre , 205. senesinde, kimine göre 215. senesinde, kimine göre 235. senesinde vefat etmiştir. Bu kavillerden hangisinin doğru olduğunu ancak
Allah bilir.
Mervan et-Tanrarî, Ebu Süleyman ed-Daranî'nin vefat ettiği gün: «Onun vefatı nedeniyle bütün ehl-i İslâm musibete uğradı.» demiştir. Ben derim ki: Ebu Süleyman ed-Daranî, Dariya kasabasının kıble tarafına defnedildi. Mezarı orada herkes tarafından bilinmektedir., Üzerine bir de bina yapılmıştır. Mezarının kıble tarafında, emir Na-hidüddin Ömer en-Nahrevanî'nin yaptırmış olduğu bir mescid vardır. Nahidüddin, onun yanında ikamet eden kimseler için belirli bir geliri f. bulunan bir vakıf kurmuştu. Zamanımızda, onun mezarını da yenile-| mistir. İbn Asakir'in, Ebu Süleyman'ın defni konusuna değindiğini hiç görmedim. Bu, onun için yadırganacak bir durumdur.
İbn Asakir'in rivayetine göre Ahmed b. Ebi'l-Havarî şöyle.demiştir: «Vefatından sonra Ebu Süleyman'ı rüyada görmeyi çok arzuluyordum. Ancak bir sene sonra onu rüyada görebildim. Kendisine şöyle
sordum:
- Ey üstad, Allah sana nasıl muamele etti?
- Ey Ahmed! Bir gün, Babü's-Sagir'den içeri girdim. Bir ihtiyarın yükünü gördüm. Yükünden bir çöp aldım. Bilemiyorum, o çöple dişimi mi temizledim, yoksa attım mı? İşte ölümümden şimdiye kadar
onun hesabım vermekteyim.»
Ebu Süleyman ed-Daranî'nin oğlu Süleyman, babasının vefatından iki sene kadar sonra vefat etti. Allah ikisine de rahmet etsin.

