El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebü'l-Abbas Es-Seffah'ın Halifeliği

Kûfeliler, İmam İbrahim b. Muhammed'in ölüm haberini duyduklarda Ebu Seleme el-Hallal, hilafeti Hz. Ali'nin ailesine nakletmek ■gtedi. Diğer nakipler ve komutanlar onu alt ettiler, Ebü'l-Abbas esSeffah'ı getirdiler. Ona …

Kûfeliler, İmam İbrahim b. Muhammed'in ölüm haberini duyduklarda Ebu Seleme el-Hallal, hilafeti Hz. Ali'nin ailesine nakletmek ■gtedi. Diğer nakipler ve komutanlar onu alt ettiler, Ebü'l-Abbas esSeffah'ı getirdiler. Ona hilafet selamını verdiler. Bu hadise Kûfe'de

cereyan etti.

Kendisine hilafet bey'atı yapıldığı zaman Ebü'l-Abbas es-Seffah yirmialtı yaşındaydı. Ona ilk hilafet selamını veren kimse, Ebu Seleme el-Hallal oldu. Bu hadise hicretin 132. senesinin rebiyülahir ayının 13'ünde cuma gecesi vuku buldu.

Cuma namazı vakti olduğunda Seffah, alaca bir beygire binerek namaza gitti. Etrafında silahlı muhafızları vardı. Hükümet konağına girdikten sonra Ulu Cami'ye gitti, cemaata namaz kıldırdı. Sonra minbere çıktı. Halk ona bey'at etti. Minberin üst basamağında bey'atı kabul etti. Amcası Davud b. Ali de ondan üç basamak aşağıdaydı. Seffah bir konuşma yaptı. İlk olarak şöyle dedi:

«İslâmiyet'i kendisi için bir din olarak seçen, İslâm'ı yüceltip şereflendiren ve tazim eden, onu bizler için bir din olarak seçen, onu bizimle teyid eden, bizleri Müslüman kılan, bizleri İslâm'ı barındırıp himaye ve müdafaa ediciler yapan, takva kelimesine bağlı kılan ve takvaya en layık kimseler yapan, bizleri Rasûlullah (s.a.v.)'ın akrabalığı gibi bir rütbe ile özel kılan, bizleri ve Müslümanları yüksek bir mevkiye yerleştiren, böylece İslâm ehline okunan bir kitab indiren Allah'a hamdolsun. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

'Ey Peygamberin ev halkı! Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sızı tertemiz yapmak ister." (eiAhzâb, 33.)

Ey Muhammed! De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden başka bir ücret istemem." (eşşûrâ, 23.)

Önce en yakın hısımlarını uyar." (eş-Şuarâ, 214.) •

Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygam-v 5*ne irdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar

ida kalmışlar içindir." (ei-Haşr, 7.) bilH- ?Z VG ^e^ °*an ^lah, bizim fazilet ve üstünlüğümüzü onlara mes- Onlar üzerindeki hakkımızı ve onların bize dostluk göster- ??rekfrğini vacip kıldı. Bize ikram olsun ve bizim için ayırıcı bir

K-- Vas^ °lsun diye bize bol miktarda fey' ve ganimet verdi. Al-uyük lütuf sahibidir. Sapık sebeîler iddia ediyorlar ki; bizden

Ve başkaları riyaset, siyaset ve hilafete daha layık imişler! Yüzleri çirkin olsun.

Ey insanlar! Cenâb-ı Allah, bizim vasıtamızla insanları sapıklıklarından sonra hidayete eriştirdi. Onlara cahilliklerinden sonra yardım etti. Mahvolmalarından sonra onları kurtardı. Hakkı bizimle açığa çıkardı. Batılı bizimle yok etti. Onlardaki fesadı bizimle düzeltip ıslah etti. Alçakları bizim vasıtamızla yüceltti. Noksanlığı tamamladı. Dağınıklığı toparladı. Nihayet insanlar daha önce birbirleriyle düşman oldukları halde birbirlerine şefkat göstermeye, birbirlerine iyilik yapmaya, dünyevi hususta yardımlaşmaya başladılar. Ahirette birbirleriyle karşılıklı divanlar üzerinde oturan kardeşler oldular.

Cenâb-ı Allah, bu lütfunu bize Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla bahşetti. Muhammed (s.a.v.)'i vefat ettirip kendi yanına aldıktan sno-ra da bu işi ashabı yürüttü. Onların idareleri kendi aralarında meşveret iledir. SahabeL c ümmetlerin miraslarına sahip oldular. Bu miraslarda adaletli davrandılar ve yerli yerince koydular, mirası hak sahiplerine verdiler. Kendileri bundan hiç pay almadan aç kaldılar. Sonra Harboğullarıyla Mervaniler bu mirasa atıldılar. Bunu kendileri için alıp götürdüler, kendi aralarında paylaştılar. Haksızlık yaptılar. Başkalarını bırakıp kendilerine öncelik tamdılar. Hak sahiplerine zulmettiler. Cenâb-ı Allah da bir süre onlara mühlet tamdı. "Böylece bizi öfkelendirince onlardan öc aldık." (ez-Zuhmf, 55.)

Sonra onların ellerindekini alıp bize teslim etti. Cenâb-ı Allah hakkımızı bize iade etti. Ümmetimizin işlerini bizim vasıtamızla yoluna koydu. İdareyi bize verdi. Yeryüzünde müstaz'af kılınmışlara bizim vasıtamızla yardım etti. Bu İslâmiyet işini bizimle açtığı gibi bu işi yine bizimle yoluna koyup düzeltti. Size hayır gelen yerden zulüm gelmeyeceğini ümid ediyorum. Size salahın geldiği yerden fesadın gelmeyeceğine inanıyorum. Ey Ehl-i beyt! Bizim başarımız ancak Allah'ın yardımıyladır.

Ey Küfe halkı, siz bizim sevgimizin odağısınız. Dostluğumuzun menzilisiniz. Sizler bizim vasıtamızla insanların en mutluları olacaksınız ve insanlar arasında en çok size kıymet vereceğiz. Bağışlarınıza ve aylıklarınıza yüzer dirhem ilave yaptım. Hazır olun. Ben çok kan dökücüyüm ve mahvedici bir intikamcıyım.»

Ebü'l-Abbas es-Seffah, hastaydı. Hastalığı daha da arttı. Minbere oturdu. Bu sefer amcası Davud minberde ayağa kalktı ve şöyle hitab etti:

«Hamd Allah'a mahsustur. Düşmanlarımızı mahvedip mirasımız1 bize geri veren Allah'a hamdolsun.

Ey insanlar! Şu anda dünyanın karanlıkları sıyrıldı. Üzerindeki örtü açıldı. Gök ve yer parladı. Hilafet güneşi ufkunda doğdu. Hak

verini buldu. Şefkat ve merhamet ehli olan ve sizin üzerinizde tiril tiril titreyen Peygamberimizin ailesine döndü.

Ey insanlar! Allah'a yemin ederim ki, bizler gümüş, yakut ve altın biriktirmek, nehir kazıp köşkler inşa etmek, altın ve gümüş toplamak gayesi ile bu işe soyunmadık. Biz, hakkımızın elimizden alınmaca kızarak amcazadelerimiz adına öfkelenerek Emevilerin size kötü muamele etmelerine, sizleri alçaltmalarına, ganimet ve sadakaları si-vermeyip kendilerine tahsis etmelerine dayanamayarak bu işe giriştik. Allah'ın indirdiği hükümlerle size hükmetmek, Allah'ın kitabıyla muamelede bulunmak, özel genel herkese Rasûlullah'm yönetimini uygulamak hususunda size Allah'ın Rasûlünün ve Abbas'm zimmeti ile taahhütte bulunuyoruz.

Emevilerin ve Mervanîlerin kökü kazınsın! Onlar dünyayı ahire-te, fani diyarı kalıcı diyara tercih ettiler. Günah işlediler. Halka zulmettiler. Haramları irtikâb ettiler. Cürüm işlediler. Yönetimlerindeki kullara zulmettiler. Ülkede onların yönetim tarzı, günahları alabildi-ince işlemekten ve yükleri ağırlaştırmaktan zevk almaktı. Günahlar alanında alabildiğince ilerlediler. Taşkınlık meydanında at koşturdular. Cenâb-ı Allah'ın kendilerine süre tanıdığının farkına varamadılar. Allah'ın kendilerini yakalayıp azaba sürükleyeceğini göremeyip kör oldular. Allah'ın tuzak kuruşundan emin oldular. Oysa kendileri uykudayken, geceleyin Allah'ın azabı üzerlerine geldi. Efsane oldular, paramparça hale geldiler. Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

Allah, Mervanileri alçalttı, şeytan onları aldattı. Allah düşmanları, atlarının yularını salıverdiler ve atları, bu yuların genişliği sebebiyle ayaklarına takılan iplerden ötürü tökezlediler. Allah düşmanları, kendilerine hiç kimsenin hakim olamayacağını mı sandılar? Bunlar, taraftarlarım çağırdılar, askerlerini topladılar, ordularıyla vurdular. Önlerinde, arkalarında, sağlarında, sollarında, üstlerinde, alt-arında Allah'ın tuzak, azap ye intikamını buldular. Bu ilahi azap on-arın batılını öldürdü, sapıklığım yok etti. Başlarına felaket indirdi, unahları kendilerini çepeçevre kuşattı ve hakkımızı bize iade etti ve bıze yardımcı olup bizi barındırdı.

&y insanlar! Mü'minlerin emiri -Allah ona büyük bir zaferi nasib ji ..n" CUnıa namazından sonra tekrar minbere çıkacaktır. O, cuma ile nin J Onufrnasma başka sözleri katmak istemedi. Ayrıca hastalığı-enıi • et*> konuşmasını tamamlamasına engel oldu. Mü'minlerin Çe *^e afiyet vermesi için Allah'a yalvarın. O'na dua edin. Çünkü sat c v"1 ^' Rahnıan'm düşmanı, şeytanın halifesi, yeryüzünde fej aran ve as*a ıslahatta bulunmayan alçaklara tabi olan Mer-Venne; Allah'a tevekkül eden, iyi kimselere uyan, yeryüzünde

fesattan sonra hidayet işaretlerine ve takva yollarına tabi olan, hayırlı kimselerin yolunda yürüyen Mütevekkil'i halife olarak verdi.»

İnsanlar, halife Ebü'l-Abbas es-Seffah'a dua ettiler. Dualarından ötürü adeta bir gürültü meydana geldi.

Bundan sonra Seffah'ın amcası Davud, sözünü şöyle sürdürdü:

«Ey Kûfelüer, bilesiniz ki, Rasûlullah (s.a.v.)'tan sonra bu minberinize Hz. Ali'den ve şu andaki halifeniz Seffah'tan başka bir halife çıkmış değildir. Şunu da bilin ki, bu hilafet işi bizde kalacak, bizde devam edecek ve nihayet bizim tarafımızdan Meryem oğlu İsa (a.s.)'a teslim edilecektir. O zamana kadar hilafet bizim ailemizin dışına çıfc. mayacaktır. Bize verdiği mihnetlerden ve bizi tercih edişinden ötürü âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.»

Bundan sonra Ebü'l-Abbas es-Seffah ile amcası Davud minberden indiler. Hükümet konağına gittiler. Ondan sonra halk gidip ikindiye kadar ona bey'at etti. İkindiden sonra da gece oluncaya kadar bey'at devam etti.

Sonra Ebü'l-Abbas es-Seffah hükümet konağından çıktı. Küfe dışında ordugah kurdu. Kûfe'de yerine amcası Davud'u vekil bıraktı. Diğer amcası Abdullah b. Ali'yi, Ebu Avn b. Ebi Yezid'e; kardeşi oğlu İsa b. Musa'yı da Hasan b. Kahtabe'ye gönderdi. O zaman Hasan b. Kahtabe, Vasıfta bulunuyor ve İbn Hübeyre'yi kuşatma altında tutuyordu.

Seffah, Yahya b. Cafer b. Temmam b.< Abbasi da Hamid b. Kahta-be'nin bulunduğu Medain'e gönderdi Ebu Yakzan Osman b. Urve b. Muhammed b. Ammar b. Yasir'i, Ahvaz'da bulunan Bessam b. İbrahim b. Bessam'a gönderdi. Seleme b., Amr b. Osman'ı, Malik b. Tav-vaf a gönderdi. Seffah ise, Küfe dışındaki ordugahında birkaç ay kaldıktan sonra yola koyuldu. Haşimilerin elinde bulunan Medine'ye giderek hükümet konağına yerleşti. Hilafetin Seffah'a yani Abbasilere değil de Ali. b. Ebi Talib oğullarına daha layık olduğu düşüncesine kapılan Ebu Seleme el-Hallal'ı da protesto etti. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.