El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebu'l-Abbas Es-Seffah'ın Müstakil Olarak Halife Olması, Otoritesini Yerleştirmesi Ve Halka Güzel Bir Yönetim Sergilemesi

Önceki kısımlarda da anlatıldığı gibi Seffah'a rebiyülahır ayının 12'sinde cuma günü Kûfe'de halifelik bey'atı yapıldı. Zayıf bir rivayette anlatıldığına göre hicretin 132. senesinin başında ona bey'at yapılmıştır. Sonra …

Önceki kısımlarda da anlatıldığı gibi Seffah'a rebiyülahır ayının 12'sinde cuma günü Kûfe'de halifelik bey'atı yapıldı. Zayıf bir rivayette anlatıldığına göre hicretin 132. senesinin başında ona bey'at yapılmıştır. Sonra Seffah, askerlerini Mervan'm üzerine gönderdi, Mer-van'ı memleketten sürüp uzaklaştırdı. Onu takibe devam ettiler, peşinden ayrılmadılar. Nihayet onu Mısır'a bağlı Suğd beldesinin Bü-vaysir mıntıkasında bu senenin zilhicce ayının sonlarında öldürdüler. İşte o zaman Seffah, müstakil olarak halife oldu. Endülüs hariç; Irak,Horasan, Hicaz, Şam ve Mısır diyarına tamamen hakim oldu. Yalnız hükmü Endülüs'e ulaşamadı. Orayı otoritesinin hududuna dahil edemedi. Çünkü bazı Emeviler Endülüs'e gidip orayı istila etmişler, ha-, jmiyetlerine geçirmişlerdi. Bununla ilgili açıklamalar ileride verilecektir.

Bu senede bazı gruplar Seffah'a isyan ettiler, isyancılar arasında

Kjnnesrinliler de vardı. Bunlar, amcası Abdullah b. Ali aracılığı ile Seffah'a bey'at etmişlerdi. Seffah, valileri Meczee b. Kevser b. Züfer b. Haris el-Kilabî'yi başlarında vali olarak bıraktıktan sonra ona isyan ettiler. Vali Meczee, Mervan'm adamlarından ve komutanlarındandı. Seffah'm halifeliğini tanımadı. Beyaz elbiseler giyindi. Kinnesrinlileri de böyle yapmaya teşvik etti. Onlar da bu hususta ona muvafakat ettiler. Bu sırada Seffah, Hire'de bulunuyordu. Abdullah b. Ali de Belka ile meşgul idi. Orada Habib b. Mürre el-Mizzî ve yandaşları olan Belka, Beseniye ve Havran halkıyla savaşıyordu. Onlar Seffah'ın halifeliğini tanımıyorlardı.

Seffah, Kinnesrin halkının yaptıklarını duyunca Habib b. Mürre ile barış yaptı ve Kinnesrin üzerine yürüdü. Şam'a uğradı. Ailesi ve eşyaları oradaydı. Ebu Ganim Abdülhamid b. Rib'i el-Kinanî'yi, yanına 4.000 asker verip vekil bıraktı. Sonra Humus'a vardı. Oraya vardığı sırada Şamlılar, Seffah'm halifeliğini tanımadılar, beyaz elbiseler giyinerek Osman b. Abdü'1-Alâ b. Süraka adındaki bir adamın liderliğinde ayaklandılar. Seffah tarafından tayin edilen naib Ebu Ganim'i ve askerlerinden bir kısmını öldürdüler, Abdullah b. Ali'nin eşyalarını ve mallarım yağmaladılar. Ancak ailesine ilişmediler. Abdullah b. Ali'nin işi gerçekten zorlaşmıştı. Çünkü Kinnesrinliler Humuslularla haberleşmiş, işi büyütmüş ve Ebu Muhammed es-Süfyam'nin liderliğinde bir araya gelmişlerdi. Ebu Muhammed es-Süfyanî'nin asıl adı Ebu Muhammed b. Abdullah b. Yezid b. Muaviye b. Ebu Süfyan'dır. Onun halifeliğine bey'at ettiler. Ebu Muhammed b. Abdullah'ın etra-finda 40.000 kadar asker toplandı.

Abdullah b. Ali, bunların üzerine yürüdü. Merci Ahrem'de karşı karşıya geldiler. Abdullah b. Ali'nin askerleri, Ebu Muhammed es-küfyanî'nin Ebü'1-Verd komutasındaki öncü birliği ile şiddetlice saftılar. Abdüssamed'i hezimete uğrattılar. İki taraftan da binlerce asker öldürüldü. Abdullah b. Ali, Hamid b. Kahtabe ile Ebu Muham-ed es-Süfyanî'nin ordusu üzerine doğru ilerledi. Aralarında şiddetli \ Aşmalar oldu. Abdullah b. Ali'nin askerleri kaçmaya başladılar. JV-^ kendisi ve Hamid b. Kahtabe, yerlerinde sebat ettiler. Nihayet u 1-Verd'in askerleri hezimete uğradılar. Ebü'l-Verd'in kendisi ise le • . arınc*an ve ailesinden oluşan 500 süvari ile sebat etti. Askerin hepsi öldürüldüler. Ebu Muhammed es-Süfyanî ve beraberindeki birkaç adam kaçtılar, Tedmür'e gittiler. Abdullah b. Ali, Kinnes-rin halkına eman verince onlar da tekrar siyah elbiseler giyinerek Seffah'a bey'at ettiler ve itaata döndüler.

Sonra Abdullah b. Ali, Şam'a döndü. Kendisinin yokluğunda Şamlıların yaptıklarını haber almıştı. Şam'a yaklaşınca Şamlılar dağıldılar, iki taraf arasında savaş vuku bulmadı. Abdullah b. Ali Şamlılara eman verdi. Onlar da tekrar itaat altına girdiler.

Ebu Muhammed es-Süfyanî'ye gelince; o kayıplara karıştı. Köşe bucak kaçtı. Nihayet Hicaz'a ulaştı. Ebu Cafer el-Mansur'un oradaki valisi onunla savaştı ve onu Öldürüp başını kesti. Kesik başını ve esir aldığı iki oğlunu halife Mansur'a gönderdi. Mansur, iki oğlunu serbest bıraktı.

Anlatıldığına göre Süfyanî olayı, hicretin 132. senesinin zilhicce ayının son günü olan sah gününde cereyan etmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Seffah'a başkaldıranlardan ve onun halifeliğini tanımayanlardan bir başka grup Cezire halkı idi. Bunlar, Kinnesrinlilerin ayaklandıklarını ve Seffah'ın halifeliğini tanımadıklarını duyunca, onlara uydular. Beyaz elbiseler giyinerek, Seffah tarafından atanmış olan Harran valisi Musa b. Ka'b'ın üzerine hücum ettiler. Musa b. Ka'b'ın yanında 3.000 asker vardı. Harran şehrinde kendini koruma altına aldı. Kaleye sığındı. Bunlar onu iki ay süreyle kuşatma altında tuttular. Sonra Seffah, kardeşi Ebu Cafer el-Mansur'u Vasıfta bulunan ve İbn Hü-beyre'yi kuşatma altında tutan askerleriyle birlikte Harran üzerine gönderdi.

Ebu Cafer, Harran'a giderken Karkisya'ya uğradı. Karkisyalıla-rın da beyazlar giyindiklerini ve şehrin kapılarını onlara karşı kilitlediklerini gördü. Buradan geçip Rakka'ya uğradı. Rakka'da Bekkar b. Müslim adında bir vali vardı. Rakkalılar da aynı şekilde isyan etmişlerdi. Buradan da İshak b. Müslim komutasındaki Hacir kasabasına uğradı, onlar da isyan etmişlerdi. İshak b. Müslim'in beraberindeki isyancıların bir kısmı Cezire halkı idi. İshak buradan kalkıp Urfa'ya gitti. Musa b. Ka'b, beraberindeki Harranlı askerlerle şehir dışına çıktı. Mansur onu karşıladı ve askerleri arasına kattı. Bekkar b. Müslim, Urfa'da bulunan kardeşi İshak b. Müslim'in yanma gitti. İshak onu, Dara ve Mardin'deki Rebia topluluğu üzerine gönderdi. Re-bialıların reisleri Haruri olup Büreyke adında birisiydi. Dara ve Mardinliler birleşip tek grup haline geldiler. Ebu Cafer onların üzerine yürüdü. İki taraf şiddetlice savaştılar. Büreyke, bu savaşta öldürüldü. Bekkar ise Urfa'da bulunan kardeşi İshak'm yanma kaçtı. O da kendisini Urfa'da vekil bırakarak askerlerinin büyük bir kısmı ile yoluna devam etti. Samsat'a gidip ordugah kurdu. Ordugahın etrafına

hendek kazdırdı.

Ebu Cafer gelip Bekkar'ı, Urfa'da kuşatma altına aldı. İki taraf arasında savaşlar cereyan etti.

Seffah, amcası Abdullah b. Ali'ye mektup yazarak Samsat'a gitmesini istedi. İshak b. Müslim'in etrafında 60.000 Cezireli toplanmıştı. Abdullah b. Ali, üzerlerine yürüdü. Ebu Cafer el-Mansur onunla birleşti. İshak onlara mektup yazıp eman istedi. Onlar da halife Sef-fah'm izni üzerine ona eman verdiler.

Seffah, kardeşi Ebu Cafer el-Mansur'u Cezire, Azerbaycan ve Er-meniye valiliklerine atadı. Kardeşinden sonra kendisine halifelik geçinceye kadar Ebu Cafer el-Mansur, bu yörelerin valiliklerini sürdürdü.

Anlatıldığına göre İshak b. Müslim el-Ukaylî, Mervan'ın öldürüldüğünü kesin olarak anladıktan sonra eman istemişti. Bu da, kuşatma altında yedi ay geçirmesinden sonra olmuştu. O, Ebu Cafer elMansur'un dostu idi. Bunun için ona eman verildi.

Bu senede Ebu Cafer el-Mansur, kardeşi Seffah'ın emri üzerine, Ebu Seleme'nin Öldürülmesi konusundaki görüşünü almak için Ebu Müslim el-Horasanî'nin yanma gitti. Çünkü Ebu Seleme, Ebu Müslim el-Horasanî'nin komutanı idi. Ebu Seleme, hilafeti Abbasilerin elinden almak düşüncesinde idi. Ebu Cafer el-Mansur, Ebu Müslim'den, bu fikri Ebu Seleme'ye kendisinin aşılayıp aşılamadığını öğrenecekti. Seffah bu emri verirken yanındakiler sustular. Bunun üzerine Seffah şöyle dedi: "Eğer Ebu Seleme'ye bu fikri Ebu Müslim el-Horasanî aşılamışsa ve Allah bizi korumadığı takdirde bu bizim için büyük bir bela olacaktır!"

Ebu Cafer diyor ki: Kardeşim Seffah bana dedi ki: "Senin bu husustaki görüşün nedir? Ebu Müslim el-Horasanî'ye senden daha yakın bir kimse yoktur. Git, onun bu konuda neler bildiğini öğren. Eğer Ebu Seleme'ye bu fikri o aşılamışsa hakkından geliriz. Ama o aşıla-mamışsa rahatlarız."

Ebu Cafer dedi ki: «Ben Ebu Müslim el-Horasanî'ye, korkulu korkulu gittim. Rey şehrine vardığımda Ebu Müslim'in Rey valisine gönderdiği mektuptan haberim oldu. Beni bir an evvel yanma gitmeye teşvik ediyordu. Korkum daha da arttı. Nişabur'a vardığımda yine bir an evvel yanma ulaşmam için Nişabur valisine bir mektup gönderişti. Mektubunda bir an dahi gecikmeden yanma gitmemi istiyordu Ve benim bulunduğum mıntıkada Haricilerin bulunduğunu söylüyor-*juİşte bu ifade beni biraz rahatlattı. Merv'e iki fersah yaklaştığım-tl kendisi bir grup insanla beni karşılamaya gelmişti. Beni görür atından indi, elimi öptü. Ben de tekrar atına binmesini söyle.

Merv şehrine girdiğimizde onun evine konuk oldum. Üç gün kaldım. Niçin geldiğimi sormadı. Dördüncü günde geliş sebebimi sordu Ben de durumu anlattım. "Ebu Seleme mi böyle yapmış? Ben onUn hakkından gelirim. Siz hiç yorulmayın." cevabını verdi. Merrar b Enes ed-Dabbî'yi çağırıp ona şöyle dedi: "Hemen Kûfe'ye git. Ebu Se-leme'yi nerede görürsen hemen boynunu vur. Bu, imamın görüşü.

dür."»

Merrar, bu emir üzerine Haşimilerin hakimiyetindeki Kûfe'ye git.

ti. Ebu Seleme, geceleyin Seffah'ın meclisinde bulunuyor, sohbete katılıyordu. Meclisten çıkar çıkmaz Merrar onu öldürdü. Ebu Selerne'yi Haricîlerin öldürdüğü şayiası yayıldı. Şehir kapıları kilitlendi. Sonra da cenaze namazını halifenin kardeşi Yahya b. Hamd b. Ali kıldırdı ve Ebu Seleme, Haşimiyye'ye defnedildi. Ona "Âl-i Muhammed'in veziri" deniliyordu. Ebu Müslim'e ise "Âl-i Muhammed'in emiri" deniliyordu. Şair bu hususta şöyle demiştir:

"Bu vezir, âl-i Muhammed'in veziri olduğu halde helak oldu, Sonra onlara buğz eden de vezir oldu." Anlatıldığına göre Ebu Cafer, Ebu Seleme'nin öldürülmesinden sonra otuz kişilik bir heyetle Ebu Müslim el-Horasanî'nin yanına gitmiştir. Heyetinde Haccac b. Ertat, İshak b. Fadl el-Haşimî ve eşraftan, sadattan bazı kimseler de vardı.

Ebu Cafer, Horasan dönüşünde kardeşine şöyle demişti: "Ebu Müslim el-Horasanî hayatta bulunduğu müddetçe sen halife olamazsın. Tek çaren onu öldürmendir." Çünkü askerlerin Ebu Müslim'e tam itaat ettiklerini görmüştü. Seffah da kardeşi Ebu Cafer'e: "Bunu kimselere söyleme ve gizli tut." demiş, o da susmuştu.

Sonra Seffah, kardeşi Ebu Cafer'i Vasıfta bulunan İbn Hübeyre ile savaşmaya gönderdi. Ebu Cafer, yolda Hasan b. Kahtabe'yi de yanma aldı. Kuşatma altına aldıkları zaman İbn Hübeyre, Muhammed b. Abdullah b. Hasan'a mektup yazarak kendisinin halifeliğine bey'at edilmesini istedi. Ancak Muhammed b. Abdullah, cevabını geciktirdi-Bunun üzerine İbn Hübeyre, Ebu Cafer'le barış yapmaya yöneldi-Ebu Cafer de barış yapması için kardeşi Seffah'tan talepte bulundu. Seffah ona bu izni verdi. Bunun üzerine Ebu Cafer, İbn Hübeyre ite barış yapabileceğine dair bir mektup yazıp gönderdi.

İbn Hübeyre, bu mektubu alınca kırk gün süreyle etrafındaki âlimlerle müşavere yaptı. Sonra Yezid b. Ömer b. Hübeyre, 1.300 Bu-haralı askerle birlikte Ebu Cafer'in yanına geldi. Ebu Cafer'in otağına yaklaşınca atıyla beraber otağa girmek istedi. Ancak hacib Selam ona: "Ey Halid'in babası! Atından in." dedi. O da atından indi. Otağı*1 etrafında Horasanlı 10.000 asker vardı. Otağa girmesine izin verildi-

"Sadece ben mi yoksa maiyetimdeki adamlarla mı gireceğim?" diye gorunca kendisine: "Hayır, sadece sen gireceksin." denildi. O da içeri gjrdi- Kendisine yastık verildi. Yastık üzerine oturdu. Ebu Cafer, bir saat kadar onunla konuştu. Sonra İbn Hübeyre oradan çıkıp gitti. £fcu Cafer gözleriyle onu takip ediyordu. Sonra ertesi gün ve bir son-faki gün peşpeşe-gelmeye başladı. İkinci gelişinde 500 süvari ve 300 piyade askerle geldi. Bu durumu Ebu Cafer'e şikayet ettiler. Ebu Cafer de, hacibine: "Ona söyle de sadece maiyetindeki adamlarla gelsin." <jedi. İbn Hübeyre de otuz kişi ile otağa geldi. Hacib ona: "Seni böbürlenil' gibi görüyorum." deyince: "Yürüyerek yanınıza gelmemi emret-geniz» yürüyerek gelirim." karşılığını verdi. Sonra üç kişiyle beraber

gelmeye başladı.

İbn Hübeyre bir gün Ebu Cafer'le konuşurken Ebu Cafer söz arasında ona: "Ey adam!" dedi. Sonra dili sürçtüğü için böyle söylediğini İfade ederek özür diledi. îbn Hübeyre de özürünü kabul etti.

Seffah; Ebu Müslim el-Horasanî1 ye mektup yazarak İbn Hübeyre ile barış hususundaki fikrini sordu.* Ebu Müslim, onu, îbn Hübeyre ile barış yapmaktan menetti. Seffah, Ebu Müslim'in fikrim almadan hiçBir işte kesin kararım vermezdi. Ebu Cafer, İbn Hübeyre ile barış antlaşması yapınca Seffah bundan memnun olmadı ve bu işi takdir etmedi, Ebu Cafer'e mektup yazarak îbn Hübeyre'yi öldürmesini Emretti. Ebu Cafer ona defalarca itirazda bulunduysa da itirazının faydası olmadı. Nihayet Seffah'm, "Onu mutlaka öldüreceksin. Başka çaresi yok." mealindeki mektubu geldi. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâ-hil aliyyil azîm. Eman veriliyor, ondan sonra eman hiçe sayılıyor. Bu nasıl iştir? Zorbalar işte böyle yaparlar.

Çaresiz kalan Ebu Cafer, bir grup Horasanlıyı İbn Hübeyre'nin üzerine gönderdi. Bunlar, onun bulunduğu yere girdiler. îbn Hübeyre'nin yanında oğlu Davud da vardı. Kucağında küçük bir çocuk, çevresinde ise köleleri ve hacibi vardı. Oğlu onu savundu, fakat öldürüldü. Kölelerinden bazısı da öldürüldü. Nihayet İbn Hübeyre'yi ele ge-Çİrdiler. Çocuk kucağından yere düştü, kendisi de secde halinde yere kapandı. Secdede iken öldürüldü. İnsanlar paniğe kapıldılar. Ebu Cafer, yüksek sesle bağırarak herkesin güvende olduğunu bildirdi. Sadece Abdülmelik b. Bişr, Halid b. Seleme elMahzumî ve Ömer b. ^err'in güvende olmayacaklarını söyledi. Bunun üzerine insanlar sa-kinleştüer. Sonra da onların bir kısmına eman verildi, bir kısmı ise

Öldürüldü.

Bu senede Ebu Müslim el-Horasanî, Muhammed b. Eş'as'ı Fars'a gönderdi. Orada bulunan Ebu Seleme el-Hallal'm kölelerini yakala-^P Öldürmesini emretti. O da bu emri yerine getirdi.

Seffah, kardeşi Yahya b. Muhammedi Musul vilayetine ve bağlı mıntıkaların valiliğine atadı. Amcası Davud'u ise Mekke, Medine, Yemen ve Yemame valiliklerine atadı ve Küfe valiliğinden aldı. Küfe valiliğine İsa b. Musa'yı, Küfe kadılığına da İbn Ebi Leyla'yı tayin etti Basra valiliğine Süfyan b. Muaviye el-Mühellebî'yi, Basra kadılığma da Haccac b. Ertat'ı tayin etti. Sind valiliğine Mansur b. Cumhur'u Fars valiliğine Muhammed b Eş'as'ı, Ermeniye ile Azerbaycan ve Cezire valiliklerine de Ebu Cafer el-Mansur'u, Şam ve bağlı mıntıkaların valiliğine Seffah'ın amcası Abdullah b. Ali'yi, Mısır valiliğine Ebu Avn Abdülmelik b. Yezid'i, Horasan ve bağlı mıntıkaların valiliğine Ebu Müslim el-Horasanî'yi, haraç dairesinin başkanlığına Halid b. Bermek'i tayin etti.

Bu senede insanlara Davud b. Ali haccettirdi.

Hicretin Yüzotuzikinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler