El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebu Müslim El-Horasanî'nin Öldürülmesi

Ebu Müslim el-Horasanî, bu senede hac vazifesini ifa ettikten sonra kafilenin bir konak ilerisine gitti. Yolda iken Seffah'ın ölüm haberi kendisine geldi. O da Ebu Cafer el-Mansur'a bir mektup yazarak kardeşi Seffah'ın …

Ebu Müslim el-Horasanî, bu senede hac vazifesini ifa ettikten sonra kafilenin bir konak ilerisine gitti. Yolda iken Seffah'ın ölüm haberi kendisine geldi. O da Ebu Cafer el-Mansur'a bir mektup yazarak kardeşi Seffah'ın ölümü nedeniyle başsağlığı diledi. Ama onu, halifeliğe geçmesinden ötürü tebrik etmedi ve yanma da gitmedi. Ebu Cafer el-Mansur, bundan dolayı öfkelendi. Halifelik makamına geçtikten sonra onun hakkından gelmeyi kafasına koydu. Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise, Ebu Cafer el-Mansur'un kendisi kafileden bir konak ileriye doğru gitmiş ve kardeşi Seffah'ın ölüm haberi ulaştığında Ebu Müslim el-Horasanî'ye mektup yazarak bir an evvel yanına gelmesini istemişti. Nitekim biz bunu önceki sayfalarda da anlatmıştık.

Yukarıdaki rivayete dönelim. Ebu Müslim el-Horasanî, Ebu Cafer'e yazdığı mektupta başsağlığı dilemiş ve onu halifeliğe geçişinden ötürü tebrik etmemişti. Bunun üzerine Ebu Cafer el-Mansur, Ebu Eyyüb'a: «Ebu Müslim'e sert bir mektup yaz.» dedi. Bu mektup Ebu Müslim'e ulaşınca tutumundan vazgeçti ve Ebu Cafer el-Mansur'u halifeliğe geçişinden ötürü kutladı. Komutanlardan biri Ebu Cafer el-Mansur'a dedi ki: «Sakın ola ki, Ebu Müslim'le bir araya gelme. Çün-*.ü onun maiyetinde kendisine muhalefet etmeyen askerleri vardır-nlann üzerinde otoritesi vardır. Ona itaat hususunda çok hırslıdır*" r- Senin ise beraberinde kimse yoktur.» kb Cafer el-Mansur, kendisine bu tavsiyede bulunan komutam"

uydu.

sonra Ebu Müslim, Ebu Cafer el-Mansur'a bey'at etti. Nite-

fe ?Unu önceki kısımlarda da anlatmıştık. Bey'attan sonra Ebu Ca-G "Mansur, onu amcası Abdullah'ın üzerine gönderdi. O da gidip lh' mağlub etti.

Bu esnada Hasan b. Kahtabe, Ebu Cafer el-Mansur'un mektupça suna haber göndererek, Ebu Müslim'in, Ebu Cafer el-Mansur'u saymadığını ihbar etti. Güya Ebu Cafer'in mektubu geldiğinde Ebu Müslim, mektubu okurken dudaklarını büker ve mektubu Ebu Nasr'a verir, sonra ikisi alaylı bir şekilde gülerlermiş. Ebu Eyyüb da: «Ebu Müslim'in, bizim yanımızda bundan daha açık ve daha büyük suçlan vardır.» dedi.

Ebu Cafer el-Mansur, Abdullah'ın ordugahındaki mal ve kıymetli mücevherlerle diğer eşyalardan ganimet olarak ele geçirilenleri sayıp teslim alması için Ebü'l-Hasib Yaktin'i savaş alanına gönderdiğinde Ebu Müslim buna kızmış ve bu nedenle Ebu Cafer el-Mansur'a söverek Ebü'lHasib'in üzerine yürümüştü. Kendisine, Ebü'l-Hasib'in Mansur tarafandan gönderilen bir elçi olduğu söylendiğinde Ebu Müslim ona ilişmemiş ve geri dönmüştü.

Ebü'l-Hasib, döndüğünde olup bitenleri ve Ebu Müslim'in kendisini öldürmeye kasdettiğini haber verdi. Ebu Cafer el-Mansur da öfkelendi ve Ebu Müslim'in Horasan'a gitmesinden endişelendi. Orayı ele geçirmesinin zorlaşacağından, çeşitli nahoş hadiselerjn meydana gelmesinden korktu. Bunun üzerine kendisine yazdığı bir mektubu Ebü'l-Hasib'le gönderdi. Mektubunda şöyle diyordu: «Seni Şam'a ve Mısır'a vali olarak atadım. Şam ve Mısır, Horasan'dan daha iyidir. Dilediğin kimseleri senin adına"oraları idare etmesi için Mısır'a gönder ve kendin Şam'da ikamet et ki mu minlerin emirine daha yakın olasın. Seninle görüşmek istediği zaman yakınında bulunaşın.»

Ebu Müslim bu duruma öfkelenip şöyle dedi: «Horasan valiliği elimde bulunduğu halde şimdi o beni Şam'a ve Mısır'a vali olarak tayin ediyor. Şu halde ben Horasan'a gideceğim. Şam'a ve Mısır'a ise vekiller tayin edeceğim.» Bu kararım bir mektupla Mansur'a bildirdi. Mansur, bundan çok huzursuz oldu. Ebu Müslim ise, Horasan'a gitmek üzere Şam'dan ayrıldı. O, Ebu Cafer el-Mansur'a muhalefete karar vermişti. Mansur da Enbar'dan çıkıp Medain'e gitti. Ebu Müslim'e bir mektup yazarak Medain'e gelmesini emretti. Zap'ta bulunan Ebu Müslim ise ona bir mektup yazarak Horasan'a girmeye niyetli olduğunu bildirdi ve şöyle dedi:

«Cenâb-ı Allah, mü'minlerin emirinin bütün düşmanlarının hakkından geldi. Bize Sasani hanedanının hükümdarlarından rivayet olunduğuna göre, vezirlerin en tehlikeli olduğu dönemler, savaşın olmadığı sakin dönemlerdir! Bu sebeple biz sana yakın olmaktan kaçınıyoruz. Vefalı davrandığın sürece de sana vefa göstermeye özen gösteriyoruz. Daha selametti olması bakımından uzaktan emirlerini dinleyip itaat etmeye gayret gösteriyoruz. Eğer bunlar seni hoşnut eder-

se, bil ki senin en iyi kölelerin biziz. Buna karşılık yalnız nefsinin arzusuna uyarak bizi kötü görür ve yüz çevirirsen, ben de sana sağlam biçimde vermiş olduğum ahdimi bozarım. Çünkü kendimi alçaltmak-tan ve harekete uğramaktan korumaya kararlıyım.»

Bu mektup, Ebu Cafer el-Mansur'un eline geçince o da Ebu Müslim'e şöyle bir mektup gönderdi:

«Mektubunu anladım. Senin özelliklerin, suçlarının çokluğu nedeniyle devletin düzen ve güvenini bozmak isteyen, hükümdarlarına karşı sahtekarlık yapan vezirlerin sıfatlarına uymuyor. Onların rahatı, toplumda dirlik ve düzenin bozulmasıdır. Sen niçin kendini onlarla bir tuttun? Sen, yapmakta olduğun işin zorluklarına rağmen itaat edilen ve sözü dinlenilen birisin. Bununla birlikte her sözünün dinlenmesi ve her konuda sana itaat edilmesi gibi bir şart da yoktur. Mü'minlerin emiri, eğer kulak verip dinlersen, rahatlaman için sana İsa b. Musa ile mektup gönderiyor. Allah'tan dilerim ki, seni şeytandan ve onun aldatmasından uzak tutsun. Şeytan, senin niyetini bozacak olursa, şu anda açmış olduğun kapıdan daha yakın ve sağlam bir

kapı bulamazsın.»

Anlatıldığına göre Ebu Müslim de Ebu Cafer el-Mansur'a şu cevabi mektubu göndermişti:

«Yüce Allah'ın kullarına emri gereği, bana delil olacak tam bir ilim sahibi, aynı zamanda Rasûlullah (s.a.v.)'a akraba olan birini imam edindim. Şimdi o, Allah'ın kullarının emrine verdiği az bir şeye tamahlamp Kelamullah'ı değiştirerek beni Kur'ân'ı bilmemekle suçluyor. Aynen gurura kapılan kimse gibi oldu. Mazeret kabul etmeyip tökezlemeyi bağışlamayacak şekilde kılıcımı çekip acımayı bırakmamı bana emretti. Sizin saltanatınızı güçlendirmek için bunları yaptım. Sonuçta Allah, bilmediğiniz kimseleri size tanıttı. Sonra Allah, benim kalbime tevbe etme fikrini attı. Eğer Allah beni affederse, bu onun bilinen ve kendisine nisbet edilen büyüklüğünden dolayıdır. Ama beni cezalandırırsa, bu da benim önceden kendi ellerimle işlediğim ameller nedeniyledir. Çünkü Allah, kullarına karşı asla zulmedi-

ci değildir.»

Ebu Cafer el-Mansur da ona Cerir b. Yezid b. Cerir b. Abdullah el-Becelî'yi bir grup komutanla birlikte gönderdi.

Cerir, zamanında eşine az rastlanılan kimselerdendi. Giderken Cafer ona şu emri verdi: «Ebu Müslim'le, bir insanla ne kadar yumuşak konuşulabiliyorsa derecede yumuşak konuş. İyi davran ve °na bildir ki, ben kendisini yücelttim. Ona hiçbir kimsenin yapmadığı yılıği yaptım. Eğer düzelir ve istediğim gibi olursa, onu severim. Şr ıslah olmaz ve dönmezse, o zaman ona şunu söyle: Mü'minlerin ^ sana diyor ki: "Eğer düşman olarak ayrılır, bana gelmezsen ve işlerine benden başkalarını vekil tayin edersen, Abbasilerden olmayayım ve Muhammed'in Ehl-i Beyt'inden uzak olayım ki, peşine bizzat ben düşerim. Ya seni öldürürüm ya da bu uğurda canımı feda ederim." Bu sözleri ona, bize dönmesinden ümidini kesmedikçe sakın söylemeyesin. Tabii ki onun bize dönmesi daha güzeldir.»

Ebu Cafer el-Mansur'un komutanlar heyeti Hulvan'da Ebu Müslim'in yanma gittiklerinde onu, halifeye dirsek çevirmesinden, ona muhalif olmasından ötürü kınadılar ve tekrar itaata dönmeye teşvik ettiler. O da bu konuyu komutanlarıyla görüştü, fikirlerini sordu. Hepsi onu, halifeye itaata dönmekten menettiler. Rey şehrinde kalmasını tavsiye ettiler. Orada kalacak olursa Horasan'ın da kendi hakimiyeti altında bulunacağını, askerlerinin itaat altında olduklarını söylediler. Eğer halife tekrar ona karşı eski tutumuna dönüp kendini düzeltirse ne âlâ. Aksi takdirde kendisinin askerleriyle beraber güçlü konumda olacağını ve halifeyle savaşabileceğini ifade ettiler. Bunun üzerine Ebu Müslim de, Ebu Cafer el-Mansur'un komutanlar heyetine haber salip şöyle dedi: «Adamınızın yanma dönün. Ben onun yanına gelecek değilim.»

Heyetteki komutanlar onun itaata dönmesinden ümidlerini kesince, Ebu Cafer el-Mansur'un, söylemelerini emrettiği şeyi kendisine söylediler. Ebu Müslim bu sözleri duyunca cidden kızıp öfkelendi ve: «Hemen şimdi yanımdan kalkıp gidin.» dedi.

Ebu Müslim, Horasan'da Ebu Davud İbrahim b. Halid'i vekil bırakmıştı. Ebu Cafer el-Mansur, Ebu Müslim'in orada bulunmadığı ve suçlandığı esnada Ebu Davud'a mektup yazarak, «Orada bulunduğu sürece Horasan valiliği senindir. Ben seni oraya tayin ettim. Ebu Müslim'i azlettim.» dedi. Bu mektubu alan Ebu Davud da, halifeye sırt çevirişi ve itaat etmeyişi haberini aldığı için Ebu Müslim'e bir mektup yazarak şöyle dedi: «Bİ2im, Rasûlullah (s.a.v.)'ın Ehl-i Beyt'inden olan halifelere itaati terketmemiz yakışık almaz. Sen, onun emrini dinleyip itaati altına girerek halifene dön, vesselam.»

Bu sözler, Ebu Müslim'i çok kırdı, korkuttu. Bunun üzerine, komutanlara şöyle dedi: «Ben, güvendiğim adamlardan biri olan Ebu İs-hak'ı halifeye gönderecek ve durumu onun vasıtasıyla öğreneceğim.» Böyle dedikten sonra Ebu İshak'ı, Ebu Cafer el-Mansur'a gönderdi. Ebu Cafer elMansur, Ebu İshak'a ikramda bulundu ve -Ebu Müslim'i isyanından vazgeçirecek olursa- kendisini Irak valiliğine atayacağım vaad etti. Ebu İshak dönünce Ebu Müslim ona: «Ne haber?» diye sordu. Ebu İshak: «Onların sana saygı gösterdiklerini ve kıymetini bilip seni takdir ettiklerini gördüm.» diye cevap verdi. Bu cevap Ebu Müslim'i aldattı ve halifenin yanma gitmeye karar verdi. Sonra Ney-zek adındaki bir komutana daha fikrini sordu. Neyzek, onu halifenin nına gitmekten menettiyse de o, gitmeye kesin olarak karar verdi. xfeyzek, onun kesin kararlı olduğunu görünce şairin şu sözlerini okudu:

«Kaderin hükmü karşısında insanlar çerisizdir.

Kader, kavimlerin çarelerini bile hükümsüz bırakmıştır.»

Ardından: «Madem ki gideceksin, bari benden şu tek öğüdü dinle:, Huzuruna girdiğin zaman Ebu Cafer el-Mansur'u derhal öldür. Sonra da dilediğin kimseye bey'at et. Çünkü halk sana karşı gelmez.» dedi.

Ebu Müslim, yanma gelmekte olduğunu Ebu Cafer el-Mansur'a

bir mektupla bildirdi.

Ebu Cafer el-Mansur'un mektuplarını yazan Ebu Eyyüb dedi ki: «Mansur'un yanına girdim. Kıldan dokunmuş bir çadırda oturmaktaydı. İkindi namazını kılmıştı. Önünde bir mektup vardı. Mektubu bana uzattığında, Ebu Müslim'in, gelmekte olduğunu bildiren mektubu olduğunu anladım. Sonra Mansur bana şöyle dedi: «Vallahi onu görür görmez öldüreceğim!» Ben de: "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râ-ciun." dedim. O geceyi uykusuz geçirdim, uyuyamadım. Hep bu olayı düşündüm ve kendi kendime şöyle dedim: Eğer Ebu Müslim korkarak huzura girerse belki halifeye kötülüğü dokunur. Halifeye kötülüğü dokunmasın diye onun güven ve eman içinde huzura girmesinde

fayda vardır.

Sabah olunca komutanlardan birini çağırdım ve onu şöyle dedim:

- Kesker şehrine vali olmak ister misin? Çünkü orası geçen sene

bol ürün verdi.

- Kim beni oraya tayin ettirecek?

- Ebu Müslim'e git, onu yolda karşıla ve seni o şehre vali olarak tayin etmesini iste. Çünkü mü'minlerin emin onu vekili olarak görevlendirecek ve kendisi rahatına bakacak, onu her hususta yetkili kılacaktır.

Bu arada ben, Mansur'dan izin istedim. O komutanın Ebu Müslim'i karşılamaya gitmesini teklif ettim. Mansur da bu teklifimi kabul edip o adama, gitmesi için izin verdi ve ona: «Ebu Müslim'e selam söyle ve onu özlediğimizi bildir.» dedi.

0 adam da -ki, o, Seleme b. Fülan idi- Ebu Müslim'i karşılamaya

1 Karşılaştıklarında, halifenin onu özlediğini bildirdi. Ebu Müs- e bu habere sevindi ve rahatladı. Aslında bu sözler onu aldatmak için söylenmişti.

. Ebu Müslim bu sözleri duyar duymaz, ölümüne hızlı adımlarla etmeye başladı. Medain'e yaklaştığında halife, komutan ve emirlere °nu karşılamalarını emretti, Ebu Müslim, akşama doğru Mansur'un yanına girdi. Ebu Eyyüb, Mansur'a, onu öldürme işini ertesi gün ak şama kadar ertelemesini tavsiye etmiş, Mansur da bu tavsiyeyi kabul etmişti. Ebu Müslim, akşam vakti Mansur'un yanma girdiğinde Mahsur ona saygı ve ikramda bulundu. Sonra kendisine: «Git dinlen ve hamama gir. Yarın yanıma gel.» dedi. O da Mansur'un yanından çıkıp gitti. Giderken onu görenler, kendisine selam veriyorlardı.

Ertesi gün olunca halife, komutanlardan birini yanına çağırdı ve ona şöyle dedi:

- Benim için kendini ne kadar belaya atarsın?

- Yemin ederim ki ey mü'minlerin emiri, eğer intihar etmemi em-retsen bile intihar ederim.

- Ebu Müslim'i öldürmeni sana emredecek olursam bunu yapar mısın?

Adam bir süre sustu . Sonra Ebu Eyyüb ona şöyle dedi:

- Neyin var, niçin konuşmuyorsun?

Adam alçak bir sesle: «Onu Öldürürüm.» dedi.

Bundan sonra Mansur, muhafızların Önde gelenlerinden dört kişiyi seçti ve onları Ebu Müslim'i öldürmeye teşvik etti. Sonra da onlara şöyle dedi: «Revakların gerisinde durun. Elimi çırptığım zaman çıkın ve onu öldürün.»

Sonra Mansur, Ebu Müslim'e peşpeşe haberciler gönderdi. Ebu Müslim de geldi. Hilafet evine vardı. Mütebessim bir çehre ile halifenin huzuruna girdi. Huzura girdiğinde Mansur, önceden işlediği suçlardan ötürü birer birer hesap sorup kınadı. O da bütün yaptıklarından ötürü özür diledi. Sonra şöyle dedi:

- Ey mü'minlerin emiri, artık benden hoşnut olacağını ünıid ediyorum.

- Ama vallahi, bütün bunlar sana olan Öfkemi daha da arttırdı.

Böyle dedikten sonra Mansur ellerini çırptı ve Osman ile arkadaşları ortaya çıktılar, Ebu Müslim'e kılıç darbeleri indirmeye başladılar. Nihayet onu öldürüp bir abaya sardılar. Sonra Mansur onun Dicle'ye atılmasını emretti. Bu, Mansur'la Ebu Müslim'in son karşılaşması oldu.

Ebu Müslim, hicri 137. senenin şaban ayının bitimine dört gün kala çarşamba günü öldürüldü.

Mansur, onu sorguya çekerek şöyle azarlamıştı:

- Defalarca bana yazdığın mektuplarında önce kendi adını yazıyordun. Halanı Emine ile evlenmek istediğini söyledin. Sülayt b. Ab" dullah b. Abbas'ın oğlu olduğunu iddia ettin, daha başka suçlar da işledin.

- Ey mü'minlerin emiri, bana böyle söyleme. Ben herkesin bildıg1 gibi sizin emrinizde çalıştım.

_ Yazıklar olsun sana! Bu işi siyahi bir cariye de yapsaydı Allah muvaffak kılardı. Çünkü o bizim

gayretimiz ve himayemiz al-00 da kalacaktı. Vallahi seni öldüreceğim. tın _ gy mü'minlerin emiri,

beni düşmanlarına sakla, onlarla savaşa-

y1 '_ genden daha büyük düşmanım mı var?

Böyle dedikten sonra onu öldürmeleri için görevlilere emir verdi. Mitekim bunu önceki sayfalarda

da anlatmıştık.

Ebu Müslim öldürüldükten sonra komutanlardan biri Ebu Cafer l-Mansur'a; «Ey mü'minlerin emiri,

işte şimdi halife oldun.» demişti. Anlatıldığına göre o esnada Ebu Cafer el-Mansur da şöyle bir şiir

okumuştu:

«Değneğini attı ve uzaklığı araya tam olarak girip, yerleşti. Tıpkı yolcunun seferden dönerken

gözünün aydın oluşu gibi.»

İbn Hallikan'm anlattığına göre Ebu Cafer el-Mansur, Ebu Müslim'i öldürmek istediği zaman ne

yapacağını bilemeyip şaşırdı. Bu hususta herhangi bir kimsenin görüşüne başvurmak mı gerekir,

yoksa bu iş şayi olmasın diye kendi başına karar mı versin, diye düşündü. Sonra samimi

dostlarından birine fikir sordu. O daşöyle dedi: Ey mü'minlerin emiri, yüce Allah buyuruyor ki:

«Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de bozulurdu.» (ei-Enbiyâ, 22.)

Dostunun bu tavsiyesi üzerine Ebu Cafer el-Mansur: «Ben bu sırrı dinleyen ve dinlediğini hıfzeden

bir ulağa bıraktım.» dedi. Sonra da Ebu Müslim'i öldürmeye kesin karar verdi.