Alâ b. Abdurrahman, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah •a-V.) şöyle buyurmuştur:
"Âs oğulları kırk adama varınca, bunlar Allah'ın dinine fesat karıştırırlar. Allah'ın kullarını köle edinirler. Allah'ın malını da kendi aralarında elden ele dolaşan bir nesne haline getirirler."
İbn Lehi'a, îbn Vehb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben, Mua-viye'nin yanında iken Mervan b. Hakem oraya geldi ve muhtaçlığım dile getirerek şöyle dedi: "İhtiyacımı gider. Ben on çocuğun babasıyım. On kişinin kardeşiyim. On kişinin de amcasıyım."
Mervan çıkıp giderken Muaviye, yanıbaşında tahtında oturmakta olan İbn Abbas'a şöyle dedi:
- Sen, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu biliyor musun: "Hakemoğullannm sayısı otuz erkeğe varınca onlar Allah'ın malını kendi aralarında elden ele dolaşan bir nesne haline getirirler. Allah'ın kullarını köle eder ve Allah'ın kitabına da şüphe ve fesat karıştırırlar. Sayıları 497 kişiye ulaşınca da helakleri, çiğnenmiş bir hurmadan daha çabuk olur."
- Allah için evet, ben bunu duymuşum.
Mervan dönüp gittikten sonra Muaviye, İbn Abbas'a şöyle sordu:
- Ey İbn Abbas, Allah aşkına söyle. Sen Rasûlullah (s.a.v.)'ın böyle dediğini ve bunlar hakkında ayrıca "dört zorbanın babası" ifadesi kullandığını da biliyor musun?
- Allah için evet.
Ebu Davud et-Tayalisî, Yusuf b. Mazin er-Rasibî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Adamın biri Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'e karşı dikilerek şöyle dedi: "Ey mü'minlerin yüzünü karartan adam,"
Hz. Hüseyin de ona şu karşılığı verdi:
"Allah sana rahmet etsin. Ey adam, beni kınama. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), Ümeyye oğullarının kendi minberi üzerinde peşpeşe hutbe irad ettiklerini rüyasında görmüş ve bundan rahatsız olmuştu. Sonra Cennet'te bir nehir olan Kevser'le ilgili sûre nazil olmuştu. Ardından Kadir sûresi nazil olmuştu. Şöyle ki: "Doğrusu biz, Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirimsizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır." İşte bu 1.000 ay, Emevile-rin hakimiyet süresini gösterir."
Ravi diyor ki: Biz bunu hesapladık ve onların hakimiyet süresinin bu ayette belirtilenden ne fazla ne de eksik olmadığını tesbit ettik. Bu da bizim için delil olarak yeter.»
Tirmizî, bu hadisi Mahmud b. Gaylan tariki ile Ebu Davud et-Tayaîisî'den rivayet etmiş, sonra da: "Bu garib bir hadistir. Biz bunu sadece Kasım b. Fadl'ın naklettiği hadis olarak bilmekteyiz. O da sika bir ravidir." demiştir.
Ben de tefsirimde bu hadisin münkerliğinden detaylı olarak bahgjjndir. Ancak İbn Zübeyr'in dönemini çıkaracak olursak, o za-Se n Emevilerin hakimiyet süresinin 1.000 ay olduğu bu hadise göre 111 bul edilebilir. Çünkü Muaviye'ye müstakil halife olarak hicretin kinci senesinde bey'at edilmişti ki, hicretin kırkıncı senesi "Cema-senesi" olarak adlandırılır. O senede Hz. Ali'nin öldürülmesinden a,, ay sonra Hz. Hasan, hilafeti Muaviye'ye teslim etmiş ve böylece Müslümanlar arasında ittifak sağlanmıştı. Daha sonra hilafet, hicre-. 132. senesine kadar Emevilerin elinde kalmıştı. Hicretin kırkıncı nesinden 132. senesine kadar geçen süre doksaniki sene eder. İbn 7übeyr'in halifeliği bundan çıkarılırsa geriye seksenüç sene kalır.
Fakat bu, yukarıda anlatılan hadise zıt düşmektedir. Bu hadis, peygamber (s.a.v.) Efendimiz'e merfu olarak ulaşmamıştır ve onun Enıevi hilafetini 1.000 ay olarak tefsir ettiği bilinmemektedir. Bu ancak bazı ravilerin ifadesidir. Biz bunu tefsirimizde uzun uzadıya an-latmışızdır. Bu konudaki deliller de önceki sayfalarda izah edilmişti. Doğrusunu Allah bilir.
Ali b. el-Medinî, Said b. Müseyyeb'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Ümeyye oğullarının minberime çıktıklarını gördüm. Bu benim çok ağrıma gitti ve sonra da Kadir sûresi nazil oldu." Bunda zayıflık ve mürsellik vardır.
Ebu Bekir b. Ebi Hayseme, Said b. Müseyyeb'in şu ayet-i kerimeyi tefsir ederken şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Sana gösterdiğimiz rüya ile sadece insanları denedik." (ei-îsrâ, eo.)
Rasûlullah (s.a.v.), rüyasında bazı Emevilerin kendisinin minberine çıktıklarım görmüş ve bundan rahatsız olmuştu. Sonra bazı kimseler: "Ya Rasûlallah, bu, dünyalıktır. Onlara verilecektir. Ama kısa bir süre sonra ellerinden çıkıp gidecektir." deyince biraz rahatladı.
Ebu Cafer er-Razî, Rebî'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), İsra gecesinde bazı Emevilerin minberine çı-
insanlara hutbe irad ettiklerini görünce bundan rahatsız oldu.
âb-ı Allah da bunun üzerine şu ayet-i kerimeyi inzal buyurdu:
mem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindir (el-Enbiyâ, 111.) .»
Malik b. Dinar, Ebu Cevza'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: k ij<^emin euerim ki, Cenâb-ı Allah kendilerinden öncekileri aziz aıgî gibi Emevilerin hakimiyetini de aziz kılıp güçlendirecektir. . nra onların hakimiyetlerini -öncekilerin hakimiyetlerini alçalttığı 1 . ~ a*Çaltacaktır." Böyle dedikten sonra: "İnsanlar arasında şu gün-, bazen lehe, bazen aleyhe döndürüp dururuz." (Âi-iimrân, uo.) ayet-i Kerımesini okudu.»
n Ebi'd-Dünya, Emevilerden bahsedilirken Said b. Müseyyeb'in
Ebu Bekir b. Süleyman b. Ebi Hayseme'ye şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Emevilerin mahvolması, kendi aralarında kaynaklanan fitneden dolayı olacaktır." Kendisine bunun nasıl olacağını sorduklarında şöyle cevap vermişti: "Halifeleri ölecek, şerlileri kalacak ve onlar da kendi aralarında rekabete girişeceklerdir. Sonra insanlar onlara karşı toplanıp birleşecek ve onları mahvedeceklerdir."
Yakub b. Süfyan, Ebu Hüreyre'den şöyle rivayet etti:
«Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: "Rüyamda Hakem oğullarının veya Ebü'l-As oğullarının maymunlar gibi minberime sıçradıklarını gördüm." Rasûlullah (s.a.v.)'m bu rüyayı görmesinden sonra vefatına dek güldüğünü hiç kimse görmedi.»
Ebu Muhammed Abdullah b. Abdurrahman ed-Darimî, sahabelerden Amr b. Mürre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hakem b. Ebi'l-Âs, Rasûlullah (s.a.v.)'la görüşmek için kapısına gelip izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.), onun sesini tamdı ve yanındakilere şu buyruğu verdi:
"İçeri girmesine izin verin. Allah'ın laneti onun ve sulbünden çıkacak kimselerin üzerine dökülecektir. Fakat onun sulbünden çıkacak olan müminler bu lanetin dışında kalacaktır ki, onların sayısı da azdır. Diğerleri dünyada yükselecek, ahirette ise alçalacaklardır. Onlar hile ve desise erbabıdırlar. Dünyada kendilerine birşeyler verilecektir, ama ahirette nasipleri yoktur."»
Ebu Bekir Hatib el-Bağdadî, Sevban'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), başını Ümmü Habibe binti Ebi Süfyan'ın dizi üzerine koyup uyumaktaydı. Bir ara haykırarak uyandı. Sonra gülümsedi. Kendisine sordular: "Ya Rasûlallah, önce haykırdığını, sonra gülümsediğini gördük. Bunun sebebi nedir?" Buyurdu ki: "Ümeyye oğullarının sıra ile minberime çıktıklarını gördüm. Bu benim hoşuma gitmedi. Sonra Abbasi oğullarının sıra ile minberime çıktıklarını gördüm. Bu, benim hoşuma gitti."»
Yakub b. Süfyan, Utbe b. Ebi Muayt'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«İbn Abbas, Muaviye'nin yanma geldi. Ben de orada hazır bulundum. Muaviye, ona güzel armağanlar verdi, sonra şöyle dedi:
- Ey Abbas'ın babası, sizin devletiniz olacak mı?
- Ey müminlerin emiri, beni bu soruyu cevaplamaktan affet.
- Olmaz, mutlaka cevap vereceksin.
- Evet olacaktır, ey mü'minlerin emiri.
- Peki yardımcılarınız kimler olacaktır?
- Horasanlılar bize yardımcı olacaklar ve Haşimiler ile Emeviler rasmda savaş ve intikam kavgaları olacaktır.» 3 Minhal b. Amr, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Bizden Seffah, Mansur ve Mehdi olmak üzere üç Ehl-i beyt mensubu halife olacaktır."
İbn Ebi Hayseme, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Cenâb-ı Allah'ın, İslâmiyet'i bizim ilklerimizle başlattığı gibi bu . • yine bizlerle sonuçlandıracağını ümid ediyorum."
Beyhakî, Ebu Said'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Zamanın inkıtaa uğraması ve fitnelerin zuhuru esnasında Ehl-i Beyt'imden Seffah denen bir adam ortaya çıkaracaktır ve o, malı azar azar verecektir."
Abdürrezzak, Sevban'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şu Harre'nizin yanında üç kişi savaşacaklardır. Üçü de halife oğludur ama hiçbiri hilafete geçmeyecektir. Sonra bayraklar Horasan tarafından gelecek ve bayrağı getirenler, misli görülmemiş bir şekilde sizlerle savaşacaklardır."
Ravi diyor ki: Bu arada Rasûlullah (s.a.v.), başka bir şeyden bahsetti ve o şeyi kastederek sözünü şöyle sürdürdü: "Eğer böyle olursa siz kar üzerinde sürünerek de olsanız ona gidin. Çünkü o, Allah'ın halifesi Mehdi'dir."
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Horasan'dan siyah bayraklar çıkıp gelecek ve bunlar Kudüs'e di-kilinceye kadar hiçbir şey bunları geri çeviremiyecektir."
Beyhakî de bunu "Delâil" adlı eserinde Raşid b. Sa'd el-Mısrî'den nakletmiştir ki Raşid, zayıf ravilerdendir.
Beyhakî, Ka'bul-Ahbar'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Abbasoğullarının siyah bayrakları ortaya çıkacak ve bunlar gelip Şam'a konacaklardır. Cenâb-ı Allah bunların eliyle her zorbayı ve kendilerine düşman olan herkesi öldürtecektir."
İbrahim b. Hüseyin'in, Ebu Hüreyre'den rivayet ettiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), Abbas (r.a.)'a şöyle demiştir: "Peygamberlik sizde olacaktır. Hükümdarlık sizde olacaktır."
Abdullah b. Ahmed, Hz. Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ben bir gece Rasûlullah (s.a.v.)'m yanındaydım. Bana şöyle dedi:
- Bak bakalım hele, gökte birşey görebiliyor musun? -Evet. .
- Ne görüyorsun?
- Süreyya yıldızını görüyorum.
— İşte bu ümmete senin soyundan bu yıldız sayısınca insanlar hükümdar olacaktır.»
İbn Adiy, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'a uğradım. Yanında Cebrail vardı, ama ben Cebrail'i Dihye el-Kelbî sanıyordum. Cebrail, Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle dedi: "Elbiseler kirlendi ve kendisinden sonra Abbas'm oğulları siyah elbiseler giyeceklerdir."»
Bu hadis münkerdir. Gerçi Abbasoğullarının siyah giysiler giymeleri bir nevi sembolleri olmuştu, ama onlar bu sembolü, Rasûlullah (s.a.v.)'m fetih gününde Mekke'ye girişi esnasında başına siyah sarık takmasından almışlardı. Evet, onlar bu siyah sarığı örnek alarak siyah giysiler giymeyi sembol haline getirdiler. Bayramlarda, cumalarda ve toplantılarda siyah giysiler giyerlerdi. Askerleri de mutlaka siyah giysiler giyinmek mecburiyetinde idiler. Hil'at giyen Abbasi komutanları da başlarına siyah fes geçirirlerdi.
Aynı şekilde Abdullah b. Ali de Şam'a girişi esnasında siyah giysiler giyinmişti. Kadınlar ve çocuklar, onun bu siyah giysiler giyinmesini hayretle karşılamışlardı. O, Keysan kapısından Şam'a girmiş ve cuma gününde halka hutbe irad edip namazlarını kıldırmıştı.
İbn Asakir, Horasanlılardan birinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Abdullah b. Ali, cuma günü halka namaz kıldırırken benim yanımda da bir adam namaz kılıyordu. O adanı şöyle dedi: "Allahu Ek-ber. Ey Allah'ım, sen noksanlıklardan münezzehsin, yücesin. Sana hamdediyorum. İsmin mübarektir. Gayretin yücedir. Senden başka ilah yoktur. Ey insanlar! Şu Abdullah b. Ali'ye bakın hele, yüzü ne kadar çirkin, giysisi de ne kadar rezilane."»
İşte bugüne kadar Abbasiler, cuma ve bayram günlerinde insanlara hutbe irad ederlerken siyah giysiler giyerler.

