El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Garip Bir Hikaye

îbn Cevzî'nin, "el-Muntazam" adındaki eserinde anlattığına göre; Me'mun, bir adamın her gün Bermekiler'in mezarlığına gittiğini ve orada Bermekiler için ağlayıp figan ettiğini duymuştu. Bunu duyar duymaz o adamı bulup …

îbn Cevzî'nin, "el-Muntazam" adındaki eserinde anlattığına göre; Me'mun, bir adamın her gün Bermekiler'in mezarlığına gittiğini ve orada Bermekiler için ağlayıp figan ettiğini duymuştu. Bunu duyar duymaz o adamı bulup getirmeleri için görevlileri harekete geçirmiş, görevliler de gidip onu getirmişlerdi. Adam, halife Me'mun'un huzuruna gelirken yaşamaktan ümidini kesmişti. Halife Me'mun ona şöyle dedi:

- Yazıklar olsun ^ana! Böyle yapmana sebep nedir?

- Ey mü'minlerî;; emiri, Bermekiier bana çok iyilikte bulundular.

- Sana yaptıkla;; iyilik neydi?

- Ben, Şamlı Münzir b. Muğire yim.. Daha önce Şam'da büyük bir servet sahibiydim. Bolluk içinde yaşıyordum, ama servetimi kaybettim. Evimi satmak mecburiyetinde kaldın)., hiçbir şeyim kalmadı. Arkadaşlarımdan biri Bağdat'ta bulunan Berm'ekHer'İD yanına gitmemi tavsiye etti. Ben de eve döndüir:.-Çoluk çocuğumu toplayıp Bağdat yoluna koyuldum. Yanımda yirn^dep fazld kudın balrmavordu. Bağdat'a varınca onları terkedilmiş bir menide bıraktım. Sonra namazımı kılayım diye cemaat olan bh menide yöneldim

övle bir cemaatla karşılaştım ki, onlardan daha güzel yüzlü kimse nemiştim. Yanlarında oturdum. Çoluk çocuğuma azık isteye-için cemaata ne söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Ama di-

inek ç kmekten utandığım için birşey söyleyemiyordum.

Ben o halde iken bir hizmetçi camiye geldi. Cemaatı düğüne da-+ etti. Hepsi kalktılar. Ben de onlarla birlikte kalktım. Mescid dışı-Ve çıkıp yola koyulduk. Büyük bir eve vardık. O evde vezir Yahya b. ttalid oturmakta imiş. Cemaat onun çevresine oturdu. Vezir Yahya, Aişe'yi amcası oğluna nikahladı. Misk ve anber saçıldı. Sonra hizmetçiler davetlilerden herbirine, içinde 1.000 dinar bulunan birer mimüş tepsi getirip sundular. Ayrıca misk saçan birer şişe de verdiler Davetliler bu armağanları alıp kalktılar. Ama ben orada oturma-devam ettim. Hizmetçilerin önüme bıraktıkları altınlarla dolu gümüş tepsi de duruyordu. Bana göre büyük birşey olduğu için o armağanı almaktan çekmiyordum. Mecliste bulunanlardan biri: "Alıp git-sene." dedi. Elimi tepsiye uzatıp aldım, içindeki altınları cebime boşalttım. Tepsiyi de koltuğumun altına koyup kalktım. Ama benden geri alacaklarından korkuyordum. Sağa sola bakmaya başladım.

Vezir Yahya da bana bakıyormuş, ama beni gözüyle süzdüğünün farkında değildim. Kapı ağzındaki perdenin yanına vardığımda görevlilere emir verdi, beni tekrar içeri döndürdüler. Artık o paraların benden alınacağına kesinlikle inandım ve paradan ümidimi kestim.

Yanma döndüğümde vezir Yahya bana: "Neyin var, niçin korkuyorsun?" diye sordu. Ben de durumumu kendisine anlattım, ağladı. Sonra çocuklarına: "Şunu yanınıza alın." dedi. Bir hizmetçi yanıma geldi. Elimdeki gümüş tepsiyi ve altınları aldı. Yanlarında on gün kaldım, her gün bir oğlunun yanında kaldım. Ama bu süre zarfında hep çoluk çoctiğumu düşünüyordum. Ama oradan ayrılıp çoluk çocuğumun yanına gidemiyordum.

On günlük süre dolunes bir hizmetçi yanıma gelip: "Çoluk çocuğunun yanına gitmeyecek misin?" diye sordu. Ben de: "Evet, vallahi gitmek istiyorum." diye cevap \ erdim. Hizmetçi önümde, ben arkada yürümeye başladık. Ama ne gümüş tepsiyi, ne altınları bana vermedi. Kendi kendine, "Keşkö bu olup bitenler, gümüş tepsiyle altın parala-ni1 litüdtû ahnm«ıfiindan önce gerçekleşmiş olsaydı. Keşke çoluk ço-Lügiun bu durumu görselerdi." diye söylenmeye başladım.

Bizuietçi enden gidiyor, ben de onu takip ediyordum. Öyle bir eve P3s& ki, cnun kadar güzel bir ev görmemiştim. İçeriye girdiğimde çok gocuğumun akınlar \e ipekler içinde debelendiklerini gördüm, ^r Yühy*, adamlarıyla evime İÖ0.000 dirhem ve 10.000 dinar gön-t erni'^ti. içinde bulundukları o güzelim evin mülkiyetini bize ait kı- iiiSi* i.'p itfi kıymetli köyün mülkiyetini bize bahşettiğine dair bir senet de göndermişti.

Ben Bermekiler'in sayesinde çok güzel bir hayat sürdüm. Am onlar bu musibete uğradıktan sonra Amr b. Mes'ade o iki köyü ben den aldı ve o köylerin haracını Ödemekle beni yükümlü kıldı. Her zaman yoksulluğa düştümse Bermekiler'in evlerine ve mezarların uğrayıp üzerlerine ağladım.

Adamın böyle demesi üzerine halife Me'mun, iki köyün kendisin iade edilmesini emretti. Yaşlı adam hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı Me'mun ona sordu:

- Neyin var? Sana yine ikramda bulunmadık mı?

- Evet ama, bu da Bermekiler'in bereketi sayesinde oldu.

- Haydi benim dostum oldun. Onlara olan dostluğunu da devam ettir. Vefakarlık mübarek bir huydur. Ahde vefa ve dostluğu devam ettirmek iman alametlerindendir.

Bu senede vefat edenler arasında meşhur şahsiyetlerden Fudayl b. İyaz da bulunmaktadır.