Musa b. Muhammed el-Mehdi b. Abdullah el-Mansur b. Muham-med b. Ali b. Abdullah b. Abbas Ebu Muhammed el-Hadi. Hicri 169. senenin muharrem ayında halifeliğe geçti. Hicri 170. senenin rebiyü-level ya da rebiyülahir ayının ortasında yirmiüç veya yirmidört veya yirmialtı yaşında vefat etti. Sahih kavle göre yirmiüç yaşında vefat etmiştir. Anlatıldığına göre ondan önce hiçbir kimse bu yaşta halife olmamıştır. Yakışıklı, uzun boylu, beyaz tenli, güçlü, kuvvetli bir kimseydi. Üzerinde iki zırh bulunduğu halde yerden sıçrayarak bineğine binerdi. Babası ona "Reyhanetî (Fesleğenim)" adını vermişti.
İsa b. De'b dedi ki: «Bir gün halife Hadi'nin yanındaydım. Ona, içinde iki cariyenin kesik başı bulunan bir leğen getirdiler. O cariyelerden daha güzel suretli insan görmemiştim. Saçları gibi güzel saçlar da görmemiştim. Saçları arasında inci ve.mücevherler vardı. On-
Tbn kesir
ların kokusu kadar hoş koku hissetmemiştim. Halife bize dedi ki:
- Bu kesik başların sahipleri ne yapmış biliyor musunuz?
- Hayır.
-Bunlardan birinin diğerinin üstüne çıkarak fuhuş yaptıkları bana anlatıldı. Bunları gözetlemesi için bir hizmetçimi görevlendirdim Hizmetçi bunları gözetledi, sonra yanıma gelerek: "İkisi şu anda fuhuş yapıyorlar." dedi. Ben gittim, ikisinin aynı yatakta fuhuş yaptıklarını gördüm. Boyunlarının vurulmasını emrettim.
Böyle dedikten sonra leğendeki kesik başların huzurdan çıkarılıp götürülmesini emretti. Sonra sanki hiçbirşey olmamış gibi eski konuşmasını sürdürdü.»
Şehamet sahibi ve hükümdarlık işlerinden anlayan, tecrübeli âlicenâb ve cömert bir kimseydi.
Söylediği güzel sözlerden biri şu idi: "Suçlunun cezasını çabuk vermek ve hataları affetmek gibi, hükümdarlığın güzelce yürütülmesine vesile olan başka hiçbir şey yoktur. Bu sayede hükümdarın tahtına göz koyamazlar."
Bir gün bir adama gazapîandı, adam kendisini bağışlamasını istedi, bağışladı ve adamdan hoşnud oldu. Bunun üzerine adam ondan Özür dilemeye başladı. Hadi ona şöyle dedi: "Senden hoşnud oluşum, özür dileme yükünden seni kurtardı."
Hadi, oğlu vefat eden bir adama başsağlığı dilerken şöyle demişti: 'Sevin... Çünkü oğlun senin için bir düşman ve fitne idi. Üzül... Çünkü o senin için bir rahmet ve dua idi."
Zübeyr b. Bekkar'm rivayetine göre Mervan b. Ebi Hafsa, Hadi'ye şöyle bir kaside okumuştu:
"Bir gün Hadi'nin bağışı ve cezası birbirine karıştı. Kimse bilemez ki, bu ikisinden hangisi daha iyidir."
Hadi, bu kasideyi okuyan Mervan'a sordu:
- Söyle bakalım; sana peşin 30.000 dirhem vermemizi mi, yoksa divanda dolaşacak ve sonra verilecek 100.000 dirhem vermemizi mı istersin?
- Ey mü'minlerin emiri, bundan daha güzel birşey var, onu yapmak istemez misin?
- Neymiş o şey?
- 30.000 dirhemin peşin ve divanda dolaşıp sonra verilecek olan 100.000 dirhemin topluca bana verilmesi.
- Bundan daha güzel birşey var: Bu paraların tümünü sana peşin olarak vereceğim.
Böyle dedikten sonra 130.000 dirhemin peşin olarak verilmesini grevlilere emretti.
Hatib Bağdadî, Muttalib b. Ukkaşe el-Müzenî'nin şöyle dediğini
rivayet etmiştir:
«Hadi'nin huzuruna, Kureyşlilere söven ve Rasûlullah (s.a.v.)'m hatırasına saygısızlık eden bir adama karşı şahitler getirdik. Hadi, h'zim için bir meclis kurdu. Zamanının fakihlerini ve kapısında hazır bulunan fakihleri çağırdı, suçluyu da getirtti. Bizleri de huzura çağırdı Biz o adamın Kureyşlilere sövdüğünü ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın hatırasına saygısızlık ettiğini ifade ettik. Bunun üzerine Hadi'nin yüzünün rengi değişti, sonra başım önüne eğdi. Bir süre sonra başını kaldırıp şöyle dedi: «Babam Mehdi, Abdullah b. Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bir kimse Kureyşlilere hakarette bulunursa Allah onu hakir kılar. Sen ey Allah'ın düşmanı! Kureyşlilere eziyet etmekle yetinmedin, Rasûlullah'ın hatırasına da saygısızlık ettin, öyle mi?!» Böyle dedikten sonra görevlilere: "Şunun boynunu vurunî" diye emir verdi. Biz orada iken adamın boynu vuruldu.»
Hadi, hicri 170. senenin rebiyülevvel ayında vefat etti. Cenaze namazını kardeşi Harun kıldırdı. Bağdat'ın doğusunda İsabad'da kendi yaptırdığı ve Beyaz Köşk adını verdiği yere defnedildi. Yedisi erkek, ikisi kız olmak üzere dokuz çocuğu vardı. Erkekler şunlardır: Cafer, Abbas, Abdullah, İshak, İsmail, Süleyman ve a'mâ Musa. Bu, babasının vefatından sonra doğmuş ve babasının adını almıştır, Hadi'nin kızları da şunlardır: Ümmü İsa, Me'mun bununla evlenmiştir. Ümmü Abbas, buna "Tevbe" lakabı takılmıştı.

