İbn Cerir dedi ki: Bu senede Haricî Ebu Hamza, Kadid mıntıkasından Medine'ye geldi. Hac mevsiminin ilk günlerinde, Kureyş kabilesinden Medine'de bulunan çok sayıda adamı öldürdü. Sonra şehre girdi. Medine valisi Abdülvahid b. Süleyman kaçtı. Haricî Ebu Hamza, halktan birçok kimseyi öldürdü. Bu hadise, bu senenin safer ayının 19. gününde cereyan etti. Bundan sonra Ebu Hamza, Rasûlullah (s.a.v.)'m minberine çıkarak Medinelileri azarlayıp kınadı ve şöyle hi-tab etti:
«Ey Medineliler! Şaşının (Hişam b. Abdülmelik'in) zamanına yetiştim. O zaman da yanınıza gelmiştim. Ürünleriniz afete uğramıştı da ona, sizden haraç almaması için mektup yazmıştınız. O da bunu kabul etmişti. Zenginin zenginliği, fakirin de fakirliği arttı. Ona "Allah hayrını versin." demiştiniz. Allah ona hayır vermesin!..» Hutbesini, uzun bir konuşma ile sona erdirmişti.
Medine'de üç ay ikamet etti. Yani safer ayının kalan kısmını ve rebiyülewel ayı ile rebiyülahir ayının tamamını ve cemaziyelevvel ayının da birkaç gününü orada geçirmişti. Vakidî ile diğerleri böyle
demişlerdir.
Medainî'nin rivayetine göre Haricî Ebu Hamza, bir gün Rasûlul-
iah (s.a.v.)'ın minberine çıkıp şöyle demişti:
«Ey Medineliler! Biliyorsunuz ki biz, ülkemizden şımarıklık ve aŞkınlık yapmak için ya da ateşe girmemize neden olacak bir iktidar e devleti elde edebilmek gayesi ile çıkıp buralara gelmiş değiliz. Biz ^f^teketimizden şu amaçla çıkıp geldik: Hakkın kandillerinin sönuruldüğünü, hakkı söyleyenin güçsüzleştirildiğini, adaletle hükme-
emn öldürüldüğünü gördük. Bu nedenle bütün genişliğine rağmen ryüzü bize dar geldi. İnsanları Rahman'a itaata, Kur'ân'm hükmüne uymaya davet eden bir davetçiyi işittik. Biz Allah'ın davetçisine icabet ettik. "Allah'a çağıran Muhammed'e uymayan kimse bilsin ki, Allah'ı yeryüzünde âciz bırakamaz." (ei-Ahkâf, 32.)
Biz çeşitli kabilelerden toplanarak buraya geldik. Askerlerimiz bir deveye hem kendilerini hem eşyalarını yüklerler. Yorganlarını iğreti olarak birbirlerinden alıp kullanırlar. Sayılan azdır. Yeryüzünde güçsüzdürler. Ama Cenâb-ı Allah bizi barındırdı. Bize kendi yardımı ile zafer nasip edip bizleri güçlendirdi. Allah'ın bahşettiği nimet sayesinde bizler kardeş olduk. Sonra Kadid mevkiinde adamlarınızla karşılaştık. Onları Rahman'a itaata ve Kur'ân'm hükmüne uymaya çağırdık. Onlar ise bizleri şeytana itaate ve Mervan oğullarının hükmüne uymaya çağırdılar. Allah'ın hayatına yemin ederim ki, sapıklıkla doğru yol birbirinden ayrılmış ve belli olmuştur. Sonra sendelemeye başladılar. Şeytan onlara üstün geldi. Kanlarını coşturdu. Vehim ve şüphelerinin doğru olduğuna onları inandırdı. Allah'ın dininin yardımcıları grup grup ve askeri birlikler halinde keskin ve parlak kılıçlarla geldiler. Bizim değirmenimiz döndü. Onların değirmeni ise her sapığın şüpheleneceği şekilde döndü.
Ey Medineriler! Eğer Mervan ve ailesine yardım ederseniz Allah kendi katından bir azapla veya bizim vasıtamızla kökünüzü kazır. Mü'minlerin kalbine de şifa verir. Ey Medineliler! İlkleriniz en hayırlı ilklerdi. Sonlarınız ise en kötü sonlar oldular.
Ey Medineliler! İnsanlar bizdendir. Biz de insanlardanız. Ancak putperestler, ortak koşanlar veya kitab ehlinden olan kâfirler, yahut zalim devlet başkanları bizden değildir. Bizim onlarla alakamız yoktur.
Ey Medineliler! Bir kimse Cenâb-ı Allah'ın insana gücünden fazla bir yükü yüklediğini veya kendisine vermeyeceği şeyi istediğini iddia ederse o, Allah'ın düşmanıdır. Ben de böyleleri ile savaşırım.
Ey Medineliler! Allah, kitabında kuvvetli-zayıf herkes için sekiz hisse farz kılmadı mı? Hissesi olmayan dokuzuncu kişi geldi, Rabbine Karşı Duyuklenerek ve savaşarak hissesi olmayan şeyi aldı. avald £d?neUler! Duydum ki, adamlarımı az, tecrübesiz, çıplak Rasûlulf h( msanlar olarak görüyormuşsunuz. Yazıklar olsun size!
lah'ayemm HaV')inaShabl da genenİ yetme de1 miydiler? AI" tülüklerd nm ' 0Iuar gençliklerine rağmen olgun, gözlerim kö-
Canlarım Ali fj11"611' katıla gitmede ayakları ağır olan kimselerdi, kendilerin 1 y°luna vakfettiler. Ölümlü nefislerini Allah'a satarak ™p ma..1 TSÜzleştirdiler- Bütün varlıklarını harcayarak üzerleErin£^? *f«*ler koydurdular. Gecelerinin namazlarım, gündüzlerinin orucu ile bir Kur anın cüzlerim okumak için Kuran üzerine egıldüer. Sırtları böylece kamburlaştı. Korku ayetlerine gelEklerinde Cehennem korkusu ile hıçkırarak ağladılar. Şevk ayetleri-vardıklarında da Cennet arzusu ile hıçkırarak ağladılar. Kılıçların kınlarından sıyrılıp çekildiğini, mızrakların dikildiğini, kargıların heri fe atılmak üzere elde tutulduğunu, askeri birliklerin ölüm naraları ttı&ını görüp duyduklarında Allah'ın Kur'ân'ındaki tehditleri karşında askeri birliklerin naralarını önemsemez oldular, hiçe saydılar. Askeri birliklerin naralarından korkarak Allah'ın tehditlerini ve va-adlerini hiçe saymadılar. Onlara ne mutlu! Onlar için güzel son var-
Hır
Allah korkusuyla gece yarılarında yaş akıtan ve uzun süre ağlayan nice göz vardır ki, şimdi kuşların gagasıyla oyulmuştur! Allah yolunda düşmanlarla uzun müddet cihad eden nice el var ki, onlar da simdi eklemlerinden kopup çürümüştür. Evet, bu ellerin sahipleri Allah'a taat için bu ellere uzun müddet dayanmışlardı. Ben bu sözümü söylüyorum ve kusurlarımdan ötürü Allah'tan mağfiret diliyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır.»
Medainî, Harun'un dedesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Haricî Ebu Hamza, Medinelilere iyi davrandı, Medineliler de ona yöneldiler. Nihayet itaat edip sözlerini dinlemeye başladılar. O da şöyle dedi: "Zina yapan kafirdir, hırsızlık yapan kafirdir." Böyle deyince Medineliler ona kızdılar ve onu sevmekten vazgeçtiler. Medine'de ikamete devam etti.»
Nihayet Mervan el-Himar, Beni Sa'd kabilesinden biri olan Abdülmelik b, Muhammed b. Atiyye'yi, 4.000 Şamlı süvari ile birlikte Medine'ye gönderdi. Mervan, bu 4.000 Şamlı süvariyi kendi ordusundan seçmişti. Askerlerden herbirine yüzer dinar, birer arap atı, yük taşımak için de birer katır vermişti. Abdülmelik b. Muhammed'e, Haricî Ebu Hamza ile savaşmasını, onunla savaşmadan geri dönmemesini, Yemen'de de olsa gidip onu yakalamasını, San'a valisi Abdullah b. Yahya ile de savaşmasını emretmişti.
Abdülmelik b. Muhammed b. Atiyye yola koyuldu. Nihayet Vâdi'l-
Kurâ'ya varınca, Haricî Ebu Hamza orada kendisiyle karşılaştı. Ebu
Hamza, Mervan'la savaşmak niyetiyle Şam'a doğru gitmekteydi. İki
taraf geceleyin Vâdi'l-Kurâ'da savaştılar. Ebu Hamza, İbn Atiyye'ye
Şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana ey İbn Atiyye! Cenâb-ı Allah, geceyi
^mlenme vakti kılmıştır. Savaşmayı yarına ertele." İbn Atiyye, bu
e«Jıfi kabul etmedi, savaşı durdurmadı. Onlarla savaşmaya devam
"• Nihayet Ebu Hamza'nm askerlerini kırıp geçirdi. Onlar da dö-
nuP kaçtılar. Kılıç artıkları Medine'ye döndü. Medineliler, Ebu Ham-
nın kılıç artığı adamlarına saldırdılar ve çoklarını Öldürdüler. Böy-„e İbn Atiyye, Medine'ye girdi. Ebu Hamza'nın askerleri bozguna fanuslardı. Anlatıldığına göre İbn Atiyye, Medine'de bir ay süreyle ikamet etti. Sonra orada yerine birini vekil bıraktı. Mekke'ye de bir vekil tayin ettikten sonra Yenıen'e gitti. San'a valisi Abdullah b. Yahya ona karşı çıktı. İki taraf savaştılar. İbn Atiyye, San'a valisini öldürdü. Başını koparıp Mervan'a gönderdi. Mervan ona mektup göndererek bu senede, (hicretin 130. senesinde) insanlara haccettirmesini ve acilen Mekke'ye gitmesini emretti.
Bunun üzerine İbn Atiyye, ordusunu San'a'da bırakarak oniki süvari ile San'a'dan hareket edip Mekke yoluna koyuldu. Yanında, içinde 40.000 dinar bulunan bir heybe vardı. Yolda mola verdiğinde o bölgenin eşrafından Cümane'nin oğulları diye bilinen iki emir yanına geldiler. Emirler onlara: "Yazıklar olsun size! Yoksa siz hırsız mısınız?" dediler. İbn Atiyye ise: "Ben İbn Atiyye'yim. İşte mü'minlerin emirinin bana gönderdiği mektup da şu! Mektubunda beni hac emin olarak tayin etmiş. Hac mevsimine yetişmek için acele gitmekteyiz." dediyse de Cümane'nin oğulları: "Bu uydurma bir mektuptur!" dediler. Sonra üzerlerine hücum ettiler ve İbn Atiyye ile arkadaşlarını öldürdüler. İçlerinden bir tek kişi dahi kurtulamadı. Cümane'nin oğulları, bunların yanlarındaki parayı aldılar.
Ebu Ma'şer dedi ki: Bu senede Muhammed b. Abdülmelik b. Mervan insanlara haccettirdi. Kendisine Medine, Mekke ve Taif valiliği verilmişti. Irak valisi İbn Hübeyre, Horasan valisi de Nasr b. Seyyar idi. Yalnız Ebu Müslim el-Horasanî, Horasan'ın birçok şehir, kasaba ve köylerini istila etmiş; Nasr b. Seyyar da İbn Hübeyre'ye haber salarak 10.000 askeri takviye olarak kendisine göndermesini istemişti. Ayrıca Mervan'a da mektup yazarak yardım istemişti. Mervan, İbn Hübeyre'ye bir mektup göndererek istediği yardımı yola çıkardığını bildirmişti.
Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Şuayb b. Hab-hab, Abdülaziz b. Suhayb, Abdülaziz b. Refi', Ka'b b. Alkame ve Muhammed b. Münkedir de bulunmaktadır. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

