Bu senenin cemaziyelevvel ya da cemaziyelahir ayında Humuslu-lar yine valileri Muhammed b. Abdeveyh'e saldırdılar. Onu öldürmek istediler. Humuslu Hristiyanlar da bu hususta Müslüman halka destek verdiler. Vali, bu durumu bir mektupla halifeye bildirdi. Halife de ona yazdığı cevabi mektubunda asilere karşı direnmesini emretti. Ayrıca Dımışk valisine bir mektup yazarak, kendi askerlerinden bir kısmını Humus valisine takviye olarak göndermesini emretti. Humus valisine yazdığı mektubunda; Humuslulardan şer ve fesatlarıyla meşhur olmuş üç kişinin ölünceye kadar kırbaçlatılmasın^ sonra şehrin kapılarında asılmalarını, yirmi Humuslunun da üçyüzer kırbaç vurularak cezalandırılmalarım ve zincirlere vurularak Samarra'ya gönderilmelerini, Humus'taki bütün Hıristiyanların da sürgün edilmelerini, Büyük Cami bitişiğindeki büyük kiliselerinin yıkılıp camiye katılmasını emretti. Valiye, 50.000 dirhem, kendisine destek veren komutanlara da kıymetli armağanlar verilmesini emretti. Vali, halifenin bu husustaki emirlerini yerine getirdi.
Bu senede halife Mütevekkil Alallah, Bağdat eşrafından. İsa b. Cafer b. Muhammed b. Asım adında birine, Öldürücü darbeler vurulmasını emretti. Adam, 1.000 kırbaç yiyince can verdi. Bunun sebebi de şuydu: Onyedi kişi, Bağdat'ın doğu yakasının kadısı nezdinde şahitlik yaparak İsa b. Cafer'in; Hz. Ebu Bekir, Ömer, Aişe ve Hafsa'ya sövdüğünü söylediler. İsa'nın durumu halifeye arzedildiğinde halife, Bağdat valisi Muhammed b. Abdullah b. Tahir b. Hüseyin'e mektup yazarak İsa b. Cafer'e halkın huzurunda sövme haddinin tatbik edilmesini, sonra ölünceye kadar onun kırbaçlatılmasını, öldükten sonra cenaze namazı kılınmaksızm Dicle nehrine atılmasını emretti ki, inat ve ilhad ehli kafirler bu durumu görüp kötülüklerinden ve küfürlerinden caysınlar. Vali de halifenin bu emrini İsa b. Cafer'e tatbik etti. Allah İsa'yı kahretsin ve ona lanet etsin. Böyle biri eğer Hz. Aişe'ye iftirada bulunmuşsa kafir olur. Bu hususta icma vardır. Fakat Peygamber Efendimizin diğer zevcelerine iftirada bulunmuşsa kafir olup olmadığı hususunda iki kavil ileri sürülmüştür. Sahih kavle göre yine kafirdir. Çünkü iftira ettiği hatunlar, Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevceleridir ki, Allah onlardan razı olsun.
İbn Cerir dedi ki: «Bu senenin cemaziyelahir ayının birinci gecesi olan perşembe gecesinde Bağdat'ta, yıldızların sağa sola kaydıkları görüldü.»
Yine bu senenin ağustos ayında Bağdat'ta şiddetli şekilde sağanak yağmurları yağdı.
Bu senede birçok hayvan, özellikle sığırlar öldü.
Bu senede Bizanslılar, Ayn-ı Zerde'ye hücum edip oradaki Zutları esir aldılar. Kadınlarını, çocuklarını ve bineklerini ele geçirdiler.
Bu senede Tarsus'ta, kadi'l-kudat Cafer b. Abdülvahid'in huzurunda, halifenin bu konudaki iznine dayanılarak Müslümanlar ile Bizanslılar arasında esir değişimi yapıldı. Halife bu iş için İbn Ebi'şŞe-varib'i görevlendirmişti. Bizanslılar'ın elinde 785 erkek ve 125 kadın esir vardı. İmparatorun mel'un annesi Tedvire, elinde bulunan ve sayıları 20.000'i bulan Müslüman esirlere Hristiyanlık dinini teklif etmiş, kabul etmeyen Müslüman esirleri öldüreceğini söylemişti. Bunlardan 12.000'ini öldürdü. Bir kısmı da Hristiyanlık dinini kabul etti. Geride, kadın erkek olarak 900 kadar Müslüman esir kalmıştı.
Bu senede Becceliler, Mısır'daki Müslümanlara hücum ettiler. Bu güne kadar Becceliler Müslümanlara saldırmamışlardı. Çünkü iki taraf arasında ateşkes antlaşması vardı. Fakat bu sene antlaşmayı bozdular ve muhalefetlerini açığa vurdular.
Becceliler, Mağrib ülkesindeki Sudanlılardan bir gruptular. No-beliler, Şenunlular, Zağrirliler, Yeksumlular da böyleydiler. Bunların ülkelerinde altın madenleri ve mücevher yatakları vardı. Bunlar, her sene Mısır'a bu madenlerden bir miktar verirlerdi. Fakat halife Mütevekkil başa geçince bunlar, vermekle yükümlü oldukları altın ve mücevherleri birkaç sene müddetle ödemediler. Mısır valisi ve Kavse-re adıyla tanınan aynı zamanda Hadi'nin azatlısı olan Yakup b. İbrahim el-Bazgisî, bu durumu halife Mutevekkü'e bir mektupla bildirdi.
Halife Mütevekkil, buna çok öfkelendi ve durum hakkında ümera ile müşavere yaptı. Komutanlardan biri şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri! Becceliler deve sahibi ve çölde yaşayan kimselerdir. Ülkeleri de bizden çok uzakta ve susuz bir yerdir. Oraya gidecek askerlerin orada kalabilmeleri için beraberlerinde yiyecek ve su götürmeleri zorunludur." Adamın bu sözleri, halifeyi oraya asker sevketmekten vaz-geçirdi. Daha sonra halife, Beccelilerin Said taraflarına hücum ettiklerini duydu. Mısırlılar, çoluk çocuklarına bunların zarar vermelerinden korktular. Bunun üzerine halife Mütevekkil, oraya göndermek üzere Muhammed b. Abdullah el-Kummî'ye bir askeri birlik hazırladı. Onu, Beccelilerin diyarına komşu olan mıntıkaların valiliğine atadı. Sonra Mısır'da görevli valilere mektuplar yazarak Muhammed b. Abdullah'ın ihtiyaç duyduğu yiyecek ve diğer şeylerin temin edilmesini emretti.
Yapılan hazırlıklar tamamlandıktan sonra Muhammed b. Abdullah el-Kummî, 20.000 süvari ve piyadeyle Becce ülkesine girdi. Erzakını da beraberindeki yedi gemiyle oraya götürdü. Muhammed b. Abdullah, orada bulunan Müslüman askerlere, kendisinin Becce ülkesinin ortalarına ulaşması anında yanına gelmelerini emretti. Sonra ül-kelerine girdi. Maden yataklarının yanından geçti. O esnada askerleri, Muhammed b. Abdullah'mkinden kat kat fazla olan Becce hükümdarı Ali Baba, putperest askerleriyle birlikte Muhammed'in karşısına çıktı.
Hükümdar Ali Baba, erzakları tükensin sonra da Müslümanları elleriyle yakalasın diye oyaladı. Müslümanların erzakları tükenince, Sudanlılar onlara galip gelecekleri umuduna kapıldılar, ama kendisine hamdolsun- yüce Allah, erzak gemilerinin o esnada Müslümanlara ulaşmasını müyesser kıldı. Gemilerde gıda maddeleri, hurma ve zeytinyağı ile diğer ihtiyaç maddeleri vardı. Komutan Muhammed b. Abdullah, bu erzakı askerlere paylaştırıp ihtiyaçlarını karşıladı.
Bunun üzerine Sudanlılar, Müslümanların açlıktan öleceklerine olan ümitlerini yitirdiler. Artık Müslümanlarla savaşma hazırlığına başladılar. Binek develeri, hecin cinsindendi. Az tüylü ve çok koşan cins develere biniyorlardı. Bunlar bir ses duyunca veya birşey görünce hemen kaçarlardı. Savaş günü olunca Müslümanların komutanı, yanlarındaki bütün çanların, atların boyunlarına takılmasını emretti. Savaş başlayınca Müslümanlar hep birlikte saldırıya geçtiler. Atlarının boyunları ndaki çanların sesini duyan develer kaçmaya başladılar. Sağa sola kaçıştılar. Müslümanlarda onları kovalamaya ve dilediklerini öldürmeye başladılar. Hiç kimse onlara karşı koyamıyordu. Müslümanların öldürdüğü müşrik askerlerin sayısını ancak yüce Allah bilir.
Sabah olunca Müslümanlar piyade olarak toplandılar. Muhammed b. Abdullah el-Kummî, düşmanı tahmin etmedikleri bir yerden kıstırıp hücuma geçti ve geride kalanlarının hepsini de öldürdü. Hükümdarları eman diledi. Üzerindeki herşeyi Müslümanlara verdi. Yakalanıp esir olarak halifeye götürüldü.
Bu savaş, bu senenin ilk savaşıydı. Halife, bu savaşın komutam Muhammed b. Abdillah elKummî'yi, o mıntıkaların valiliğine tayin etti. Hamd ve minnet Allah'a'dır.
İbn Cerir dedi ki: Bu senenin cemaziyelahir ayında Kavsere adıyla bilinen Yakub b. İbrahim vefat etti.
Ben derim ki: Bu adam, halife Mütevekkil tarafından atanan Mısır valisi idi.
Bu senede Abdullah b. Mahr b. Davud insanlara haccettirdi.
Mekke yolunun emniyet ve idaresinden, aynı zamanda hac mevsimindeki işlerin yürütülmesinden sorumlu Cafer b. Dinar da bu senede hacca gitti.
İbn Cerir, bu senede muhaddislerden herhangi birinin vefat ettiğini söylememiştir.
Bu senede meşhur şahsiyetlerden İmam Ahmed b. Hanbel, Cebbare b. Muğassil el-Hammanî, Ebu Sevbe el-Halebî, İsa b. Hammad Seccade ve Yakup b. Humeyd b. Kasib de vefat ettiler.

