Bu senenin safer ayında Nasr b. Şebes, Bağdat'a girdi. Onu Abdullah b. Tahir göndermişti. Hiçbir askerle karşılaşmadı. Yalnız başına şehire girdi ve Ebu Cafer sarayına yerleşti. Sonra başka bir yere intikal etti.
Bu senede Me'mun, İbrahim b. Mehdi'ye bey'at etmiş olan önde gelen şahsiyetlerden bir topluluğu ele geçirdi. Onlara işkence yaptı ve müebbet hapse mahkum etti.
Bu senenin rebiyülahir ayının 13'ünde pazar gecesi İbrahim b. Mehdi, altı yıl ve birkaç aylık süreden beri gizlenmekte olduğu evden, kadın kılığına bürünerek kaçtı, Yanına iki hatunu aldı. Gece vakti Bağdat sokaklarından birinden geçerken bekçinin biri onları yakalayıp: «Gecenin bu saatinde nereden geliyor ve nereye gidiyorsunuz?» diye sordu. Sonra onları tutuklamak isteyince İbrahim elindeki yakut yüzüğü ona verdi. Bekçi, yüzüğe bakınca durumlarından şüphelendi ve: «Bu yüzük, şanı yüce bir adamın olmalıdır.» dedi. Onları alıp gece nöbetçi amirine götürdü. Nöbetçi amiri, yüzlerini açmalarını emredince İbrahim açmak istemedi. Ancak zorla açtıklarında, İbrahim olduğunu gördüler ve onu köprü mıntıkasının amirine teslim ettiler. O da onu bir üst amire gönderip Me'mun'un sarayına yetiştirdi.
İbrahim hilafet sarayında; halk kendisini bu şekilde görsün ve nasıl yakalandığını anlasınlar diye peçesi başında, çarşafi da üstünde olarak bekletildi. Me'mun, İbrahim'in bir süre nöbetçi nezaretinde tutulmasını emretti. Sonra onu serbest bıraktı ve ondan razı oldu. Şunu da belirtelim ki, İbrahim yüzünden zindana atılan bir grup insan, gardiyanları öldürmek teşebbüsünde bulunduklarından ötürü sorgulandılar ve bunlardan dördü idam edildi.
Anlatıldığına göre İbrahim, kardeşi oğlu Me'mun'un huzuruna girdiğinde halife Me'mun kendisini bu yaptıklarından Ötürü azarlamıştı. İbrahim ise ondan merhamet dilemiş, kendisini açındırarak şöyle demişti:
- Ey mü'minlerin emin, eğer beni cezalandıracak olursan bu senin hakkınoV, ama affedecek olursan bu da senin lutfun olur.
- Aksine seni affedeceğim, ey İbrahim! Çünkü muktedir olmak, tedbir almayı gereksiz hale getirir. Pişman olmak da tevbe etmek de-
mektir. Bu ikisinin arasında, Aziz ve Celil olan Allah'ın affı vardır ki, o da senin istediğinden çok daha büyük şeydir.
Me'mun'un bu sözü üzerine İbrahim tekbir alarak, Aziz ve Celil olan Allah'a bir şükran ifadesi olarak secdeye kapandı.
İbrahim b. Mehdi, kardeşi oğlu Me'mun'a çok tesirli ve abartılı ifadeler içeren bir kaside okuyarak övgüde bulunmuş, Me'mun onun bu övgüsünü dinleyince şöyle cevap vermişti: Ben, Hz. Yusuf un kendi kardeşlerine söylediği şu sözü söylüyorum: «Bugün siz azarlanacak değilsiniz. Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametli si dır.»
İbn Asakir'in anlattığına göre halife Me'mun, amcası İbrahim'i affedince, onu zengin kılacak kadar malın kendisine verilmesini emretmişti. İbrahim de: «Ben malı terkettim.» demiş; Me'mun, illa da almasını emredince o, bir değneği alıp kucağına koymuş ve şöyle demişti:
«Bu durum, bir sevinç durumu ve makamıdır. Evleri barkları harap olasıca düşmanlarım, yalanlar uydurarak beni halife katında jur-nallediler. Emirim de beni cezalandırdı.»
Sonra sözünü şu şiiri okuyarak devam ettirdi:
«Dünyadan gider oldum. Gözlerimi kaybettim.
Zaman beni eğip büktü. Gözlerimi de benden alıp götürdü. . Eğer ben ağlayacak olursam kıymetli bir şahsiyete ağlarını.
Eğer onu tahkir edecek olursam, kinimden ötürü tahkir etmiş olurum.
Ben her ne kadar gözlerime kötülük yaptıysam da,
Ben Rabbime kesin olarak inanıyorum ve ona hüsn-ü zan besliyorum.
Nefsime düşmanlık ettim ama o beni affetti.
Affederek bize lütuf üstüne lutufta bulundu.»
Me'mun ona: «Gerçekten güzel söyledin.» dedi. İbrahim, kucağındaki değneği attı ve bu söylediklerinden ötürü korkup ayağa fırlayarak yerinden kalktı.
Me'mun ise: «Sakin ol, yerinde otur. Sana hoş geldin, safalar getirdin, diyorum. Bu sözlerim korkmana sebep olmamalıdır. Allah'a yemin ederim ki, halifeliğim süresince korkacak hiçbir şeyle karşılaşmayacaksın.» dedi. Amcası İbrahim'e 10.000 dinar verilmesini emretti ve ona bir kaftan giydirdi. Sonra da elinden alınan bütün malları-nı*ı, çiftliklerinin, evlerinin kendisine iade edilmesini emretti. Böylece ibrahim, halife Me'mun'un yanından, saygı görmüş ve ağırlanmış olarak çıktı.

