Bu senede Me'mun Irak'a ulaştı. Tus şehrine uğrayıp orada mola verdi. Babasının mezarı yanında, safer ayının birkaç gününü geçirdi.
Bu ayın sonunda, bir gün Ali b. Musa er-Rıza, üzüm yerken ansızın öldü. Me'mun, cenaze namazını kıldırıp babası Harun Reşid'in bitişiğine defnetti. Görünüşte onun için çok üzüldü. Hasan b. Sehl'e mektup yazarak başsağlığı diledi ve ne kadar çok üzüldüğünü anlattı. Abbasilere de mektup yazarak şöyle dedi: «Benden sonraki dönem için Ali b. Musa er-Rıza'yı veliaht tayin ettiğimden ötürü bana kızmıştınız. İşte şimdi o vefat etti. Tekrar emrimi dinlemeye ve bana itaat etmeye dönün.»
Abbasiler de ona, bayağı bir kimseye yazılacak şekilde, en ağır cevapları içeren bir mektup yazıp gönderdiler.
Bu senede bazı asiler, Hasan b. Sehl'e saldırdılar. Onu zincire vurup bir eve hapsettiler. Emirler, bu durumu bir mektupla Me'mun'a bildirdiler. O da gönderdiği cevabi mektupta: «Şu mektubumun ardı sıra hemen yanınıza geliyorum.» dedi.
Daha sonra İbrahim ile Bağdatlılar arasında, çok savaşlar cereyan etti. Bağdatlılar kendisine karşı protesto hareketleri yaptılar ve
öfke duydular.
Bu yüzden Bağdat'ta, birçok fasıklar ve yağmacılar ortaya çıktı, fitne ateşleri alevlendi. İşler iyiden iyiye kötüleşti. Halk cuma günü, cuma namazını değil de öğle namazını kıldılar. Hutbe okumaksızm Müezzinler onlara imamlık ettiler ve dörder rekat Öğle namazım kıldılar. İş cidden zorlaştı, insanlar kendi aralarında İbrahim'in taraf-
tarlan ve Me'mun'un taraftarları olmak üzere ikiye ayrıldılar. Daha sonra Me'mun'un taraftarları, İbrahim'in taraftarlarına galip oldular.

